PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Laiklik Nedir?


Akçura
07-06-2007, 00:32
Laik kelimesi dilimize Fransızca’dan geçmiştir. Kelimenin aslı Yunanca olup, Laikos sıfatından türetilmiştir. “Yunanca’da çok görülen bir ekin ilavesi ile, Laos, ismi üzerine kurulmuştur. Laos, halk, kalabalık, kitle Laikos’ta ‘halka’ kalabalığa kitleye ait demektir”.

Bilindiği gibi Katolik dünyası insanları ikiye ayırmıştı. Bunlardan birinci kısım (ClergeÖKlerje) de denilen; hayattan uzak yaşayan, manastırlara kapanıp kendisini tanrıya adayan ve hiyerarşik bir sıraya tabi olan ruhban sınıfı ve bu sınıfın dışında kalan Laik dediğimiz halk sınıfıdır.

Bu açıklamalardan sonra Laiklik kısaca ruhani olamayan demektir diyebiliriz. Bir başka deyişle Laikliğin karşıtı din değil, ruhban sınıfıdır. Yani Laik bir kimse dindar da olabilir, dine inanmayan da.

Laik anlayış devletler tarafından uygulamaya konunca siyasi ve hukuki nitelik kazanmıştır. Meseleye bu açıdan bakıldığında tanımını şöyle yapmak mümkündür.

“Otoritenin ve hukukun kaynağı olarak ilahi bir kaynak ve otorite tanımamak, devlet otoritesini dini unsurlardan ve tesirlerden uzak tutmaktır”

Laik Düşüncenin Ortaya çıkışı

İlk çağlardan beri, Eski Mısırdan, Hitit, Frikya, Eski Yunan’a kadar siyasi otoriteyi elinde bulunduranlar, iktidarlarının kaynağını ilahi güçlere dayandırmışlardır. Yönetici-Tanrı benzetmesinin hakim olduğu bu düşünce tarzı, ortaçağa gelince tanrıya ve ona yaklaştırılan güçlere iman ön plana çıkmıştır. Bu tümdengelim anlayıştan en çok kilise istifade etmiş ve böylece hakimiyetini her sahaya yaymıştır.

Kilise ortaçağa Tanrı ile insanlar arasında aracı rolü üstlenmiş, istediği kişilere para karşılığı cennetin anahtarlarını satmış, bazı insanları dinden aforoz etmiş, dinsiz olarak nitelendirilen kişileri meydanlarda yakmıştır. Yine Katolik kilisesi 1573 yılında Sen Bertelmi gecesi denilen gecede onbinlerce protestanın katline öncülük etmiştir.

İşte bu sırada papaların tahakkümünden kurtulmak isteyen insanlığın ortaya attığı daha iyiye, güzele gitmeyi hedefleyen Röne-sans ve Reform hareketleri doğmuştur. Almanyada Martin Luther’in ortaya attığı Protestanlık, Fransa’da Calven’in öncülüğünü yaptığı hareketler Katolik kilisesinin zulmune karşı savaş açtı.

Avrupa’da yüzyıllarca insanlara din adına yapılan zulümler, insanın özgür düşünmesini engelleyememiştir. Neticede 1789 yılında Fransa’da, tarihin en önemli olaylarından biri sayılan 17 Maddelik İnsan Hakları Beyannamesi kabul edilmiştir. Bu beyannamenin 10. maddesi Laikliğin esası sayılmakta ve şu ibareleri ihtiva etmektedir.

“Hiç kimse kanunlarla belirlenmiş, kamu düzenini bozmadıkça dini düşünce ve inançlarından dolayı kınanamaz”

İşte Laikliğin getirdiği hür düşünceyi, Avrupa bilimsel sahalara yaymış, teknolojik gelişmesini sağlamış, tabiata hakim olmuş, bu sayede diğer toplumlara üstünlüğünü kabul ettirmiştir.