PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk Birliği


Mühendis
01-29-2008, 00:02
Anasayfamızda da bulunan Atatürk'ün "Türk Birliğine inanıyorum, onu görüyorum" sözü hangi konuşmada geçiyor? Konuşmayı buraya aktarabilimiyiz?

Türk'ÇE
01-29-2008, 01:07
Hangi konuşmada yer aldığını şahsen bilmiyorum ama tüm sözleri toplandığında bu yönde bir düşüncesi olduğunu tespit etmek bağnaz, kör bir düşünce olarak görülemez. Türk, yalnızca Türkiyede yaşayanlar için söylenmiş bir şey değil ki, en basitinden " Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözünü de buraya bağlayabiliriz.

İsmet Bozdağ'ın "Atatürk'ün Avrasya devleti" adlı kitabından alıntı sunuyorum dilerim biraz daha anlaşılır bilgiler sunmuş oluruz;


"....1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet'in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı'nda yabancı diplomatlara yemek veriyor, davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağılırlar, Atatürk yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker'i kastederek "Bizimkiler nerede ?" diye sorar, Tevfik Rüştü Aras (Atatürk'ün dışişleri bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.

Hep beraber Ziraat Bankası'nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar, "Yaşa Gazi Paşam" şeklinde tezahürat yapar. Atatürk halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularına sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar;

-Gazi paşam ! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler. fakat, yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulur ve işler... Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir, iyi işlemesini sağlamaya mecburuz ! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler haline dönüşmüştür. iyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler.

Ama bir de Milletlerin babadan-oğula sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız ! Yahut benim bundan haberim yok ! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri ?

Atatürk bu soruya şöyle cevap verir;

-Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır !

Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; Millet tarafından yaşanır ! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla herşeyi görüyorsak, Ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve herşeyi ona göre yaparız... Ben Devlet Başkanıyım ! Sorumluluklarım vardır ! Bu sorumluluklarım altında konuşamam ! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.

Sonra Atatürk halkın Cumhuriyet bayramını tekrar kutlar ve Dr. Zeki’yi yanına alarak Genel Müdür’ün odasına çıkar. Atatürk’ün arkasında duvarda bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki’ye :

-Benim arkamdaki haritayı görüyor musun ?
-Evet Paşam.
-O haritada Türkiye’nin üstüne abanmış bir blok var, Onu da görüyor musun ?
-Evet, görüyorum Paşa Hazretleri
-Hah. İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, Ben Konuşamam !

Düşün bir kere.. Osmanlı imparatorluğu ne oldu ? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu ? Daha dün bunlar vardılar.. Dünyaya hükmediyorlardı ! Avrupa’yı ürküten Almanya’dan bugün ne kaldı ?.. Demek hiçbir şey sür-git değildir ! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az birşey kalacaktır. Devletler ve Milletler, bu idrakin içine olmalıdırlar.

Bugün Sovyetler Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var ! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir ! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu Milletler, avuçlarından sıyrılabilirler.. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir !.

İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir !

Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız !

“Hazır olmak” yalnız o günü susup beklemek değildir, “hazırlanmak lazımdır”. Milletler, buna nasıl hazırlanırlar ? Manevi köprülerini sağlam tutarak ! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür ! Bugün biz , bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz!. Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi ? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur !. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim, onlara yaklaşmamız gerekli...

Tarih bağı kurmamız lazım.. Folklor bağı kurmamız lazım .. Dil bağı kurmamız lazım..
Bunları kim yapacak ?
Elbette Biz..
Nasıl yapacağız ?.
İşte görüyorsunuz , “Dil Encümenleri” , “Tarih Encümenleri” kuruluyor
Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda, tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli.. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya’dan başlattık ! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli..

İşte bunu sağlamak için de “Türkiyat Enstitüsü”nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz ! Ama bunlar, açıktan yapılmaz ! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, Devletlerin ve Milletlerin derin düşünceleridir.

İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; “Paşanın işi yok ! Dil ile Tarih ile uğraşmaya başladı” diyorlarmış. Yağma yok !. Benim işim başımdan aşkın. Ben bugün çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye’sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum.

Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir.

Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız !
Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız.
Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum.. Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap ! İdealler konuşulmaz, yaşanır !
İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum !

Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman, taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.

*Olay İhsan Sabri Çağlayangil’den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Hikmey Bayur tarafından doğrulanmıştır. "

Mühendis
01-29-2008, 13:46
Hangi konuşmada yer aldığını şahsen bilmiyorum ama tüm sözleri toplandığında bu yönde bir düşüncesi olduğunu tespit etmek bağnaz, kör bir düşünce olarak görülemez. Türk, yalnızca Türkiyede yaşayanlar için söylenmiş bir şey değil ki, en basitinden " Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözünü de buraya bağlayabiliriz.


Sorumdan bunu çıkartıysanız sorumu sormamış kabul edin. Verdiğin alıntı için teşekkür ederim.

Türk'ÇE
01-29-2008, 14:52
Hangi konuşmada yer aldığını şahsen bilmiyorum ama tüm sözleri toplandığında bu yönde bir düşüncesi olduğunu tespit etmek bağnaz, kör bir düşünce olarak görülemez. Türk, yalnızca Türkiyede yaşayanlar için söylenmiş bir şey değil ki, en basitinden " Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözünü de buraya bağlayabiliriz.


Sorumdan bunu çıkartıysanız sorumu sormamış kabul edin. Verdiğin alıntı için teşekkür ederim.


Anlayamadım, kısmen sözelciyim ya hani... Sorunu yanlış mı yanıtadımda böyle bir imâ oldu? Açık olursan...

Mühendis
01-29-2008, 15:50
Atatürk'ün "Türk Birliğine inanıyorum, onu görüyorum" sözünün geçtiği konuşmayı hem merak ettiğimden hemde o konuşmasına ihtiyacım olduğum için, elinde olanlardan birisi ekler ümidiyle soru olarak yazdım. Hiç bir düşünce,ideoloji vs ifade de etmedim. Alttaki gibi bir anlam ima ettiğimi mi ya da böyle düşündüğümümü sandınız?


..olduğunu tespit etmek bağnaz, kör bir düşünce olarak görülemez.

Neyse, Soruyu sormamış kabul edelim.Tartışmaya girmeye hiç gerek yok. Sorumun cevabını kendim bulayım en iyisi.

Türk'ÇE
01-29-2008, 16:01
Atatürk'ün "Türk Birliğine inanıyorum, onu görüyorum" sözünün geçtiği konuşmayı hem merak ettiğimden hemde o konuşmasına ihtiyacım olduğum için, elinde olanlardan birisi ekler ümidiyle soru olarak yazdım. Hiç bir düşünce,ideoloji vs ifade de etmedim. Alttaki gibi bir anlam ima ettiğimi mi ya da böyle düşündüğümümü sandınız?


..olduğunu tespit etmek bağnaz, kör bir düşünce olarak görülemez.

Neyse, Soruyu sormamış kabul edelim.Tartışmaya girmeye hiç gerek yok. Sorumun cevabını kendim bulayım en iyisi.





Açıkcası bu düşünce ile yazmamıştım(siz öyle sanmış olursunuz), soru sorduğunuzda, haliyle yalnız siz sorunun yanıtını ve kendisini okumuyorsunuz üyelerimiz dışındanda kişiler bakınıyor bu sebeple "Yarası olan gocunsun" diyelim tabi size demiyorum yine, genelleme...

Mühendis
01-29-2008, 16:07
Sorulan soruların biliniyorsa sadece cevaplarını yazmak herkes için yeterli olacağı görüşündeyim.

Türk'ÇE
01-29-2008, 16:44
Değerli kandaşlarım; bu metin üzerinde çok tartışmalar yaşanıyordu, bunun uydurma olduğunu iddia edenler de vardı. İsmet Bozdağ'ın Kitabındaki yazı ise nerde, ne zaman dediğini belirttiği için daha net bir bilgi olarak düşündüm...Ama savunurum bunu; Atatürk'ün tüm sözlerinin içerisinde bu Türk birliği isteği yatıyor, yalnız durumların çok karışık olmasından bu söz tam olarak"Türk birliğini istiyorum" gibi çıkmamış olabilir. Bazan sözler dışında birşeyler de hissetirebiliriz, Nüktelerle vurgulayabiliriz....Mustafa Kemâl buna gerek duymamış herşey ayan beyan anlaşılıyor.. Bir de Ceviz kabuğu izlencesinde de sanırım bu konu ele alınmıştı ve sözlerin doğruluğu yönünde ortak netice çıkmıştı..

ATATÜRK DİYOR Kİ:
‘‘Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.

Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların (soydaş Türk kardeşlerimizin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli’’

‘‘Türk Birliği'nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. TÜRK Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını TÜRK Birliği ile açacak. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. TÜRK'lüğün varlığı bu köhne áleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. Hayatta yegane varlığım ve servetim TÜRK olarak doğmamdır’’

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mühendis
01-29-2008, 16:51
Teşekkür ettim.

Mühendis
01-29-2008, 16:58
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle
öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır.
Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde
kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının
tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu
bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni
ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek."


Böylesi vardı bende. Ama ne zaman ne için söylendiğini bilmiyorum.

Türk'ÇE
01-29-2008, 17:18
İsmet Bozdağ bu konuda yardımcı oluyor az çok..
Net bir bilgi bulursam iletirim...Teşekküre gerek yok, yanlış anlaşılmasın, ön yargılı olduğum düşünülmesin yeter.
Sevgi ve saygılarımla...

giray han
02-18-2008, 03:08
Atatürk, bu sözleri yabancı bir gazeteci ile yaptığı söyleşisinde söylemiştir.