Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı

Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/index.php)
-   Türkiye'den Haberler (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/forumdisplay.php?f=76)
-   -   ADD Rize Şube Başkanı ile Gündem Üzerine Röportaj (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/showthread.php?t=9349)

KEMALİST 08-13-2011 23:21

ADD Rize Şube Başkanı ile Gündem Üzerine Röportaj
 
Ülke gündemi sürekli hareketli geçiyor. Biz de Kemalist Gençlik olarak ADD Rize Şube Başkanı Sayın Ömer Toprak ile gündem ve Rize’nin yerel sorunlarıyla ilgili röportaj yaptık.
-Kemalist Gençlik: Yaş toplantıları öncesinde kuvvet komutanları ve Genelkurmay başkanının istifaları yaşandı. Yandaş basın bunu “daha karpuz kesecektik” diye belirtti. Ancak Yaş toplantıları sonunda bu zafer çığlıkları durdu orta yol bulundu gibi daha yumuşak söylemler kullanıldı. Silivri ve Hasdal’daki komutanların atamaları yapıldı. Sizce kazanan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mi oldu AKP mi?
-Ömer Toprak: Olaya TSK-AKP açısından bakamayız. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) açısından bakmalıyız. BOP kapsamı içerisinde bölünecek ülkeler arasında Türkiye’de yer alıyor. Türkiye’ deki siyasal gelişmeleri bu kapsam içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Tabi ki Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün garantisi Türk ordusudur. Ayrıca TSK Türk milletinin en çok güvendiği kurumların başında geliyor. Bunu BOP memurları da biliyor. Bunları bu kapsam içinde değerlendirmek gerekiyor. Hasdal, Silivri gibi olaylar Osmanlının son dönemlerinde de görülüyor. O zamanlarda Bekirağa Bölüğü, Malta Sürgünleri olayları yaşanmıştı. O zamanlarda yine yandaş gazeteciler alınacak komutanları hedef gösteriyorlardı. Türkiye’nin en büyük direnç noktası olan TSK’ne saldırılması gerekiyor. Türk milletinin kafası bulanıktır. Bu bulanıklığın gitmesi gereklidir. İlker başbuğ asimetrik psikolojik savaş var demişti doğrudur ama buna karşıda aynı ölçüde karşı koymak gerekir. TSK Türk milletinin bağrından çıkmıştır, Türk milletinin de TSK ya sahip çıkması gereklidir
-K.G.: Her gün şehit haberleri geliyor buna karşılık hükümetin programında emniyet özel harekatı yeniden aktif kullanmayı düşünüyor. Bunlara paralel olarak profesyonel ordu tartışmaları da söz konusu. Sizce TSK terörle mücadelede başarılı olamadı mı da profesyonel ordu isteniyor?
-Ö.T.: Türk ordusu terörle mücadelede önemli başarılara imza attı . Hatta 2000li yıllarda neredeyse 0 terör noktasına gelinmişti. Ama hükümetler TSK’nin arkasında durmadılar. Topyekun bir mücadeledir terörle mücadele. TSK Türk hükümetlerinin alacağı kararla sınır ötesi harekat yapıyor. Profesyonel orduya gelince; Biz ordu-millet geleneğinden geliyoruz. Türk ordusu Türk milletinin her şeyidir özüdür. TSK üzerine kurulan yeni stratejiler bu misyonundan uzaklaştırmamalıdır. Profesyonel ordu demek parayla asker çalıştırmak demektir. İngilizlerdeki burkalar gibi mi olacak? Ne kadar para o kadar savunma mı olacak yoksa parayı veren için güvenlik mi üretilecek? Bizde her şey gönüllülük esasına dayanır. Profesyonel ordu milletimizin geleneklerine terstir. Ordu millet denklemini çözmeye yönelik bir anlayış olarak değerlendiriyorum. Vatan sevgisinin parayla karşılığı olmaz. Anadolu’da çocuklarımızın doğduklarında kulağına ezan okunur ve el üstünde havaya kaldırılarak ya şehit ya gazi denilir . Niye çünkü o çocuk asker olunca Türk milletinin namusunu koruyacak. Türk ordusunu bunlardan ayırırsanız Türk ordusu olmaktan uzaklaşır. Biz parasız vatan savunması yapıyoruz.
-K.G.: Bir de gündem de yeni anayasa tartışmaları var.
Ö.T.: Anayasa tartışmaları hangi ihtiyaçtan çıkıyor? Türk milletinin ihtiyacından dolayı mı yoksa BOP’un telkinleriyle mi çıkıyor? BOP da özerklik isteyenler tarafından talep var. Anayasa tartışmalarında öne çıkan maddeler anayasanın değiştirilmez maddeleri. Onlar olursa yeni anayasa olmaz deniyor. Halbuki yeni anayasa tartışmaları yoksulluğa mı çözüm bulacak, Türkiye’nin güvenliğine mi çözüm bulacak? Çay üreticisinin, tütün üreticisinin, işçilerin, memurların yaşam düzeylerinde rahatlama mı olacak? 12 Eylül anayasası deniyor. Zaten 3te 2 si değiştirilmiş. Ama değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesi gündeme getiriliyor. Atatürkçülük çıkartılmak isteniyor. Türkiye ye karşı hasmane beklentileri olanların beklentileri olarak görüyorum. O yüzden buna karşıyım. Yeni anayasa tartışmaları metin olarak ortaya çıkınca da niye karşı çıktığımızı da daha net ortaya koyacağız.
-K.G.: Rize’nin sorunlarına indiğimizde Çaykur’ un satılması yıllardır gündemde. Çaykur da Tek Gıda-İş ve Öz Gıda-İş sendikaları arasında bir mücadele var. Görüşleriniz?
Ö.T.: Çaykur’da Tek Gıda-İş uzun yıllardır yetkili sendikadır. Hak-iş yetkili olmak için bir mücadeleye girişti. Ama bu mücadeleyi kaybetti. Yaklaşık 9000 işçi Tek Gıda-İş’ in, yaklaşık 4000 işçi de Öz Gıda-İş’in üyesi oldu. Yetki tespiti yapılırken Öz Gıda-İş’den yana yapıldı. Süreç yargıya taşındı yargıda iş biraz uzuyor uzayınca da işçi mağdur oluyor. Aslında tespit etmek zor değil ama yandaş sendika olunca bu iş biraz uzuyor. Üretici açısından da kontenjan, kota, tavan fiyatın belirlenmesi ve uygulanması sıkıntısı, kaçak çay sorunu var. Yılda 50bin ton kaçak giriyor. 50bin ton çay kaçak girince 300bin ton yaş çay üreticiden alınmamış oluyor. Ülkemizin milli gelirinden çalınıyor. Buna karşı bir önlem alınamıyor. Taban fiyat zaten alın terinin karşılığı olarak tespit edilemiyor. Üstelik belirlenen taban fiyatının altında çay alımı yapılıyor. Özel çay İşletmelerimiz taban fiyat altında fiyat açıklaması yapıyor. Cep telefonlarına mesaj gönderiyor, el ilanları dağıtıyor, çay alım merkezlerinde broşür dağıtıyor. 10-15 yıl öncesinin fiyatlarıyla çay alımı yapılıyor. Hani enflasyon farkı, hani emeğin farkı? Kitle örgütleri de bunu dillendirmiyor.
-K.G.: Özellikle Rize’de çok uygulanan Hidroelektirik Santrali (HES) uygulaması var. Özellikle Derelerin Kardeşliği Platformu tarafından bir mücadele başlatıldı. En son İkizdere Vadisindeki HES durduruldu.
-Ö.T.: Aynı dere üzerinde 20 HES projesi yapılıyor. Neredeyse suyu kaynağından alıp denize öyle bırakıyorlar. HES’ler temiz enerji santrallerinden birisi ama binlerce yıldır hayat o derelerin etrafında başlamış. Şimdi birileri geldi o suları aldılar. HES projeleri enerjide önemli bir ihtiyacı karşılamıyor. HESlerle birlikte suyun kulanım hakkı ve su kaynaklarının kontrolü de devralınıyor. Bu işin arkasında derelerin HESlerle önce kontrolü daha sonra bu dağların yaylaların kontrolünü de mi alacak diye korkular var. Kaldı ki alternatif enerjiler de var. Bunlar düşünülmeden derelere HES kurulması bu vadilerin de kapatılması anlamına geliyor. Dünyanın ender yaylaları HESlerle yıpratılmaya çalışıyor. Derelerin kardeşliği platformunun bu mücadelesinin saygıdeğer olduğuna inanıyorum . Ama biraz yalnız kaldılar. Siyasetçilerimiz bu konuda duyarlı olmuyorlar.
-K.G.: Son söz olarak Kemalist Gençlik okurlarına söylemek istedikleriniz?
-Ö.T.: Anladığım kadarıyla Kemalist Gençlik’in okurları da genç. Mustafa Kemal “Bütün ümidim gençliktedir.” der. Ben de ümidi gençlikte görüyorum. Mustafa Kemal’in açtığı yolda yürüyecek her yaştan gence ihtiyaç var. Hele bugün daha da fazla ihtiyaç var. Türk gençleri vatanına sahip çıksın diyorum.

http://kemalistgenclik.com/2011/08/1...-roportajimiz/


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 12:13.

vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56