Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı

Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/index.php)
-   Gelenek Görenek Töre (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/forumdisplay.php?f=105)
-   -   Türk evi (http://www.turkcutoplumcu.org/fikirmeydani/showthread.php?t=9486)

kobali 11-27-2015 15:20

Türk evi
 
"Ev" denince, aklımıza bir çok şeyler gelmelidir. Ev gerçi, dört duvarlı, üzeri kapalı ve dış etkilerden ve tehlikelerden bizleri koruyan bir meskendir. Fakat evimizin çevresindeki bahçemiz ile derecikler ve küçük tepecikler de, bize ev kavramını anımsatır. Ev denince, evimizden dışarıya doğru uzanan, konu komşumuz ve mahallemiz ile obamız da onun içine girer. Eski Türklerde "yurt" sözü, yalnızca ev ve çadır anlamına gelirdi. Başka anlayışla ise yurt sözü genişlemiş, hayvanlarımızı otlattığımız otlakları içine almış ve bazan da, kendi devletimizin veya imparatorluğumuzun sınırlarına kadar uzanmıştır.

kobali 11-27-2015 15:55

Cevap: Türk evi
 
"Ev" sözümüzün kökleri üzerinde

EV VE BARK

Türklerin ev kavramını yabancılardan aldığı gerçekliği vardır. Türklerin ev sözünün başlangıçta çadır ile ilgili olduğu bilinir.

Ev sözü, eski türçede "eb" şeklinde söylenirdi. Selçuk çağının başlarında artık bu söz, ev şekline girmiştir. Fakat Göktürk çağında bile "eblenmek" sözü, henüz daha "evlenmek" anlamına geliyordu. Selçuk çağının başlarında, ev sözünün hem çadır hem de duvarlı ev anlayışına geldiğini görmekteyiz. Bu çağda derlenmiş sözlerde ""bedhizlig ev", yani "süslü ev" deyişlerinin geçmiş olması. Türklerin süsleme isteklerini de göstermektedir. Fakat bu süslü evler, süslü çadıtlar da oluyorlardı. Uygur harfleriyle yazılmış Oğuz Destanına gelince, "bedük ev", yani "büyüyk ev" deyişi, artık tam anlamı ile, büyük bina ve saray anlayışına söylenmeğe başlamıştı. Bu vesikada şöyle deniyordu:"Bu öynüng dagamı aldundın erdi. Dunglukları dakı kümüşdün, kalıkları demürdin, kapuluk erdi, açkıç yok erdi" "Bu evin duvarları altından idi, Pencereleri gümüşten, çatısı demirden idi. Kapısı vardı. Fakat anahtarı yok idi."
Bu vesikadan da anlaşılmaktadır ki, bu çağda yapı ile ilgili deyişler, artık türkçede yerleşmiş ve kökleşmiş olarak, günlük bir konuşma dili ile anlatılmaya başlanmıştır.

Dede Korkut da, "Dünlügi altun ban avüm" deyişi ile artık, yarı çadır ve yarı evi anlatır olmuştu. Yine Dede Korkut'da görülen, "Kırk evlü kul ile" sözü ise, "kırk hane" manasını anlatır gibi olmuştur.

kobali 11-27-2015 16:15

Cevap: Türk evi
 
"Bark" sözü ev anlamına:

Külteginin taşlarala yapılıp süslenen mezar odası ile tapınağına, Göktürk yazıtlarında "bark" dendiğini görüyoruz. Selçuk çağında ise bu deyiş artık "ev bark" şeklinde, birleşmiş olarak görülmeğe başlamıştı. Bu deyiş, yalnız evi değil; "mal ve mülk" anlayışını da, içinde toplanmıştı. Topkapı sarayındaki Oğuz destanı parçasında ise bu deyiş, "Evin barkın oda uran Oğuz", yani "evini barkını ateşe vuran, veren Oğuz" şeklinde devam etmişti. Daha önce Uygurlar'da da bark sözü hem mal ve hem de "saray" gibi yapılar için kullanılmıştı. Brahman abecesi ile yazılmış bazı belgelerde ise, bu sözün "park" şeklinde yazıldığı görülmüştür. Bugünkü Kuzey Altaylardaki Türk kavimlerinde de bu düşünce düzeni devam etmekte ve ev sözü ile mal mülk anlayışı, hala birbirine karıştırılarak düşünülmektedir.

kobali 11-27-2015 16:21

Cevap: Türk evi
 
"Ev" ile ilgili diğer deyişler

"Turug" sözü de, en eski türkçede ev anlamında kullanılan deyişlerden biridir. Fakat bu sözün, "konak" veya "konaklanacak yer" anlamına gelebileceği de bilirtilmektedir.

"Manistan" deyişi Uygur çağında, eski İran dillerinden türkçeye girmiş bir sözdür. Çağatay ağızlarında görülen "ket" sözü de böyledir. Türkçede "kana" şekline girmiş, farsça "hane" sözünü de, bu eski Soğd ve Tacik etkileri arasında görebiliriz.

kobali 11-27-2015 16:36

Cevap: Türk evi
 
"Ev kadını" ve ev

Eski Türklerde ev kadınları, yalnızca ev işleri ile değil; hayvanları sağma ve sütlerini hazırlama gibi vazifeleri de yüklemişlerdi. Buna rağmen Selçuk çağının başlarında "evlük", yani "evlik, evli" denince, akla yalnızca ev kadını gelirdi. Evlig sözü de, bundan ayrı olarak, "evi olan, ev sahibi olan kişi" anlayışında kullanılıyordu. Bu nedenle bizim bugün kullandığımız evli deyişimizin de, eskiden beri hem "evlenmiş" ve hemde "ev sahibi" gibi, iki anlayışı bulunduğunu unutmamamız gerekmektedir. Kuzeydeki Türk ağızlarında ise, üü kişi, yan, "ev kişisi" sözü, doğrudan doğruya "kadın" anlayışına kullanılıyordu.

kobali 11-27-2015 21:11

Cevap: Türk evi
 
TÜRK EVLERİNİN DIŞ BÖLÜMLERİ

1-Duvarlar: Öyle anlaşılıyor ki duvar karşılığı olarak kullanılan en eski Türk deyişi, "tam" yani "dam" sözü idi. Tam yalnızca ev duvarı değil; aynı zamanda, kaleyi ve bahçeyi çeviren duvar anlamına da geliyordu. Bunun için nHarezmşahlar çağında "bag tamı", yani "bahçe duvarı" denmek yoluyla duvarlar da birbirlerinden ayrılmış oluyorlardı. Selçuk çağının başlarında da, üzerinde burçlar bulunan "kale surları" için, belirtme yoluyla, "ükeklig tam" deniyordu. Dam sözü, Oğuz destanında "tagam" şeklinde karşımıza çıkıyordu. Daha eskiden, yani Uygur çağında da "tam" yine duvar anlamına geliyordu. Tamlıg sözü ise, "duvarlı ev" anlayışında kullanılan yaygın bir sözdür.

Uygur çağında "duvarcı" için ise "titigçi" denildiği görülür. Aslında titig, eski türkçede "çamur" anlayışına kullanılan bir söz idi. Türkler, ocak yapmak için kullanılan çamura da titig derlerdi. Titig sözü ölmemiş ve sonradan da yaşamıştır. Uygur çağında mimarlık çok ilerlemişti. Bu sebeple titig deyişi, zaman zaman, "duvarcı alçısı" anlayışına da kullanılmıştır.

Anadolunun bazı yerlerinde ise dam sözü, tam şeklinde söylenir ve yalnızca ev anlamında kullanılır. Türklerin tam sözü, yer yer Moğol dillerine de geçmiştir. Duvar sözü ise türkçede, ancak 14. yy görülmeğe başlamıştır.

kobali 11-27-2015 21:27

Cevap: Türk evi
 
2-Duvar temeli:

Selçuk çağının başlarında duvar temeline, "tam ulı" derlerdi. Aslında "duvar temeli" anlayışını karşılayan ana deyiş, "ul" sözü idi. Fakat unutmayalım ki temel sözünün aslı da, "taban ve dip" anlayışlarından geliyordu. Nitekim "ayakkabı ökçesi" anlayışına kullanılan ve bu kökten türemiş olan "uldang" sözünün, Anadoluda hala görülmekte olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle eski Türkler, dipsiz ve sonsuz derinlikler için ise, "ulsuz" derlerdi. Bu deyişi de Anadolunun bazı yörelerinde bugün de rastlanmaktadır.

kobali 11-27-2015 21:50

Cevap: Türk evi
 
3-Dam ve çatı:

Eski türkçedeki "tam" sözü, hem duvar ve hem de dam ve çatı karşılığı olarak kullanılıyordu. Örneğin Harezmşahlar çağında şunları görebiliyoruz: "Berketti tamnı", yani "damını berkiştirdi, sağlamlaştırdı". "Bütkermek tiledi tamnı", "damını veya duvarını bitirmek istedi". "Biyik kıldı tamnı", "duvarını veya damını büyük kıldı, yani yaptı".

Bu sözler, herhalde hem duvar ve hem de dam için kullanılmışlardı. Aynı kaynaktaki "tamdın bir kesek", yani "duvardan bir parça veya kerpiç" sözü ise, yalnızca duvar için söylenmiş bir deyiş olmalıydı. Yine aynı kaynakta, "tam arasında koyar yıgaç", yani "duvar arasına konan ağaç" ile " tamdagı kuş evi", yani "damdaki kuş yuvası" sözlerini de görüyoruz.

"Örtmen" sözü de Selçuk çağında, "dam ve çatı" anlayışını karşılayan önemli sözlerden biriydi. Anadoluda görülen örtme sözü de, eski türk değerlerini taşıyan ayrı bir deyiştir. Yalnız, Anadoluda "sundurma" anlayışına gelen yasak sözünü, bunlardan ayırmak gereklidir.

kobali 11-28-2015 13:48

Cevap: Türk evi
 
4-Sıva ve sıvacılık:

Sıvamak sözü, ilk Türk kaynaklarından itibaren, "suvamak" şeklinde görülmeye başlar. Selçuk çağının başlarında suvalmak, "çamur ve buna benzer şeylerle sıvanmak"; suvaşmak sözü de, Çamur ve buna benzer şeylerle sıvamak işinde, yardım etmek ve yarışmak" anlayışlarına geliyordu. Harezmşahlar çağına gelince, sıvama aleti olan mala için suaguç, sıvaguç, gibi güzel türkçe deyişler kullanılıyordu. Bu söz Ortaasya ağızlarında şıbamak, şıbakçı gibi şekillere de girmişti. Bilinen gerçek, Türk kültür deyişlerinin en iyi saklanan yerin Anadolu olduğudur.

kobali 11-28-2015 14:00

Cevap: Türk evi
 
5-Çatı, duvar saçağı ve dam oluğu:

Çatı ile duvarın olduğu gibi, her bir şeyin bir saçağı vardı. Selçuk çağında, mendil ve elbise saçağına da, saçu denirdi. Bu deyiş Harezmşahlar çağında saçak şeklinde görülür ve ev saçağı için de söylenilirdi. Aynı söz Moğolcada çaçak olarak görülüyordu. Mısır Memluklarında saçak sözü zaman zaman "dam oluğu anlamında da kullanılıyordu. Bilindiği üzere eski türkçedeki oluk veya oğluk sözü, yaygın olarak, su hendeği ve oluğu anlayışında kullanılırdı. Bu deyişe Babürnamede de rastlanmaktadır.

Ahmet Vefik Paşa ise "dam deresi oluğu" gibi, çok güzel bir karşılık bulmuştur. Savak, çortun, çörten gibi deyişler ise, Türklere dışarıdan girmiş sözlerdir.


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 00:19.

vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56