Tekil İleti gösterimi
Eski 01-10-2009, 19:38   #9
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KELOĞLAN HİKAYELERİ

KELOĞLAN İLE PADİŞAH


Metel metel mengi çatal. İki sıçan kıç atar. Bindim uzun boynuna, çıktım Halep yoluna. Halep yolu sarp Pazar içinde maymun gezer. Maymun beni korkuttu. Kulağımı sarkıttı.

Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş, çok söylemesi günah imiş, az söylemesi sevap imiş, söz gümüş olunca, sükut altın oluvermiş. Diyarın birinde bir Keloğlan ve bir de bunun anası varmış. Keloğlan ve anası eski bir evde otururlarmış. Bir gün anası gelerek Keloğlan’a demiş ki:

-Al oğlum, babadan kalan altınları bozdur da bir usta getir ki şu evi başımıza yıkılmadan yeniden yaptıralım.

Keloğlan altınları almış, yolda giderken bir topluluğun kedinin birisini dövdüklerine şahit olmuş. Hemen ortaya atılarak:

-Alın şu altını da onu dövmeyi bırakın, demiş.

Altını vererek kediyi kurtarmış ve sonra da kediyle beraber yoluna devam etmiş. Bir süre gittikten sonra bir de bakmış ki, üç-beş kişi bir köpeği sopalıyorlar. Yine hemen müdahale etmiş:

-Durun ne yapıyorsunuz, alın şu altını da o hayvanı dövmeyi bırakın, demiş.

Böylece köpeği de kurtarmış ve yanında hem köpek, hemde kedi olduğu halde yoluna devam etmiş. Tam . şehre yaklaştığı sırada yine bir kalabalıkla karşılaşmış. Bu seferde oduncular bir meşe kesmiş ve içinden çıkan büyük yılanı öldürmeye çalışıyorlarmış. Yine Keloğlan dayanamamış ve:

-Şu bir altını alında o yılanı serbest bırakın, demiş.

Bu şekilde yılanı da kurtarmış.

Yılan Keloğlana:

-Hey âdemoğlu ben yılanlar padişahının oğluyum. Babamla kızıştık ve buraya saklandım. Lakin yerimi buldular, gel beraber tekrar babama gidelim, demiş. Keloğlan ve yılan birlikte padişah yılanın huzuruna çıkmışlar. Şehzade yılan, olanları babasına anlatınca padişah yılan buna sevinmiş ve Keloğlanı mükafatlandırmaya karar vermiş. Keloğlana seslenerek:

-Dile benden ne dilersen, âdemoğlu, demiş. Tam bu sırada padişahın oğlu şehzade yılan Keloğlan’a fısıldayıp, dilinin altındaki mühürü istemesini söylemiş. Keloğlan da:

-Mühürünüzü istiyorum, deyince Padişah yılan:

-Benim en kıymetli hazinemi istiyorsun ama oğlumu kurtardığın için yine de vereceğim, demiş. Sonrada bu mühüre ne emrederse onun yerine geleceğini söylemiş ve mühürü Keloğlan’a vermiş. Keloğlan mühürü, kediyi ve köpeği alıp evine gelmiş. Oğlunun boş geldiğini gören anası Keloğlanı, adamakıllı azarlamış. Ertesi gün Keloğlan anasına:

-Ana bana git padişahın küçük kızını iste, demiş. Anası olmaz oğlum, koskoca padişah kızını sana verir mi? demişse de Keloğlan’ın ısrarı üzerine çaresiz gitmiş ve padişahtan küçük kızını Keloğlan’a istemiş. Padişah da:

-Vereyim vermesine de, benim sarayımın karşısına aynı güzellikte bir saray yaptırırsan kızımı veririm, demiş. Anası gelip olanları Keloğlan’a anlatmış. Keloğlan gülerek:

-Ne üzülüyorsun ana, beş dakikalık iş, demiş. Hemen mühürden bir saray yapmasını istemiş ve koskocaman bir saray ortaya çıkmış. Ertesi sabah padişah uyandığında sarayı görünce çok şaşırmış ve çaresiz olarak kızını Keloğlan’a vermeye mecbur kalmış.

Keloğlan yeni sarayında mühürü en güzel köşeye koymuş. Bir gün Keloğlan evde yokken, bu mührün varlılığından haberdar olan birisi boncukçu kılığında gelmiş ve Keloğlan’ın karısına inci, boncuk satmak istemiş. Hiç parası olmadığını söyleyen geline, evde bulunan ne varsa getir, alırım deyince gelin de gitmiş mühürü getirmiş ve satıcıya vermiş. Uyanık adam mühürü aldığı gibi gölün karşı tarafına geçince, Keloğlan’ın sarayı olduğu yerde yığılıp kalıvermiş. Padişah da kızını Keloğlan’dan geriye almış. Akşam kedi ve köpekle eve gelen Keloğlan olanları duyduğundan üzüntüden renkten renge girmiş. Bu sırada kedi ortaya atılarak:

-Mühürü ben bulurum, ama gölü geçemem, demiş.

Köpek de:

-Ben gölü yüzerek geçebilirim, sen de sırtıma oturursun, sen de geçmiş olursun, demiş. Kedi köpeğin sırtına binmiş ve karşıya geçmişler. Adamın evinin önüne varınca, köpek kapıda beklemiş, kedi bir fare yakalayıp kuyruğuna acı biber sürmüş. Daha sonra içeri girmiş ve mühürü çalan adam uyurken farenin kuyyruğunu adamın burnuna sokmuş. Böylece adam hapşırmış ve dilinin altındaki mühür dışarı fırlamış. Kedi hemen mühürü kapmış ve köpeğe binmiş. Tam gölün ortasına geldiklerinde kedi mühürü ağzından düşürmüş ve onu bir balık yutmuş. Bu sefer de iş köpeğe düşmüş. Keloğlan ve köpek balık pazarına gidmişler. Köpek tek tek balıkları koklayarak mühürün hangi balığın karnında olduğunu Keloğlan’a göstermiş. Keloğlan da hemen o balığı satın almış ve beraberce eve gelmişler.

Mühürü tekrar eline geçirince Keloğlan tekrar sarayına ve karısına kavuşmuş, yeniden kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenmiş. Kedi, köpek, Keloğlan, karısı ve anası hep beraber mutluluk içinde yaşamışlar.

İyilik yap denize at derler ya! Akıllı Keloğlan da, iyilikle akılı buluşturmuş bir kere!


__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56