Tekil İleti gösterimi
Eski 03-02-2009, 13:53   #10
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KELOĞLAN HİKAYELERİ

KEL OĞLANIN DÜŞÜ


Padişahın, biricik kızı Güldane, ağır bir hastalık geçirmişti. Günden güne zayıflıyordu. Hekimbaşını bir gün huzuruna çağırdı. "Hekimbaşı ! Nedir bu kızımın hastalığı? Nasıl bir illettir ki, gül gibi kızım yataklara düştü ? Tez çaresini bulasın, yoksa Cellat’a emir verir başını vurdururum !" der. Hekimbaşı, ezilerek, büzülerek; " Ulu Padişahım, emir veriniz, bir de Frenk doktorlarına gösterelim Güldane kızımızı der. Padişah, Hekimbaşının bu isteğine karşı çıkmaz ancak, Frenk doktorları da padişahın gül yüzlü kızının derdine çare olamaz. Padişah, günden güne eriyen kızının yanına gider. " Yavrum, bugün nasılsın bakalım? Frenk doktorun , iksiri iyi geldi mi ? "diye sorar. Kız; "Babacığım; Biliyorum, beni çok seviyorsun ancak, beni yalnızca rüyamda gördüğüm bir delikanlı iyileştirebilir. O delikanlı, halktan biri, onu çok seviyorum! "Padişah, tellal çıkartır, ülkenin dört bir yanına. Tellal, tokmağı boynunda asılı davula vurarak "Ey Ahali ! Duyduk duymadık demeyin ! Ulu Padişahımızın emridir, gül yüzlü kızı, Güldane Hanım, amansız bir derde yakalanmıştır, kim kızı iyi ederse, iyi eden delikanlı mükafatla onurlandırılacaktır... "Kel Oğlan, annesine, "Ana be ! Şu padişahın kızını iyi edersem, padişah kızını bana verir mi? Der. Annesi, güler, "Kel oğlum Keleş oğlum, sen kim padişahın kızını iyi etmek kim ? Sen tembel bir baş belasısın! Ormandan, doğru dürüst kışlık yakacağımızı bile getirmeye üşeniyorsun. Kızı bırak ta, şu merkebi ahırdan çıkar, nacağı, ipi al, bin hayvana, ormana git, odun kes, şu ananın sırtı ısınsın !" der. Kel Oğlan, eşeği ahırdan çıkarır, nacağı, ipi alır, heybenin gözüne koyar, heybeyi de hayvanın sırtına atar, kendisi de binerek türkü söyleyerek ormanın yolunu tutar. Köyün çeşmesinden geçerken, köy kızları gülüşerek, "Keloğlan ! Hangimizi istersin ? Kadriye’ yi mi ? Zeynep'i mi ? Havayı mı ?" der.
Keloğlan; “Hiçbirinizi istemem. Ben padişahın güzel kızı Güldaneyi alacağım” deyince, oradakiler kıs kıs gülmeye başlar.
Keloğlan; "Bacılar, benimle eğlenmeyin, ormandan kışlık yakacak odun getirmezsem, anam beni eve koymaz, şimdi avara etmeyin de işime bakayım " der.
" Anan, nasıl bir kadın ki, senin gibi bir yiğidi eve koymaz !"diye gülüşürler.
"Anamı siz bilmezsiniz, eline oklavayı aldı mı, nereme gelirse, orama vurur !" der.
"Aman, Keloğlan üzülme ! Git yoluna, Allah kolaylık versin sana, inşallah padişahın kızını alırsın !" der kızlar.
Keloğlan, " deh oğlum !" diye eşeğini sürer. Az gider, uz gider, dere tepe düz gider,taşlardan, kayalardan, bıtırak dikenlerinden, Güneşin sıcağından, güç bela ormana varan Keloğlan, ormanda bir ağaca sırtını verir, vermez, esnemeye başlar, "Yahu ! Bana ne oldu der. Göz kapakları ağırlaşır, başı düşer, horlamaya başlar. Başıboş kalan eşek orada durmaz ve gider. Keloğlan, rüyasında, kendisini yeşillikler içinde bir yerde bulur. Ortada fıskiyeli bir havuz, ağaçlarda kuşlar, ilerde akan bir dere, etrafında dönen pembe tüller içinde bir birinden güzel kızlar, Kendisi de, altından yapılma bir tahta oturmuş, iki yanında güzel cariyeler, yelpaze ile serinletiyorlar, kızlardan birisi de yüzünü gözünü öpüyor. Öpen kız da padişahın kızıymış meğer. Padişahın kızının öpücüklerinin heyecanıyla, Keloğlan uzandığı yerde biten otları koparmıştı. Ne kadar uyudu bilinmez ama, uyandığında, eşeği ortalıklarda yoktu ve avucunda hiç bilmediği bir tutam ot tutuyordu. Kısa bir şaşkınlıktan sonra “vardır bunda da bir hikmet” diyerek, yolmuş olduğu otları cebine tıkıştırdı, sonrada elleri boş olarak kös kös evine yollandı.
Annesi; Kel Oğlum Keleş oğlum, hani merkep nerede? Diye sordu.
Keloğlanda yalandan bol ne var ki! Başladı ağlamaya .
Anası; Kel oğlum keleş oğlum, şimdi niye ağlıyorsun? Dedi.
Keloğlan; Ah ana ! Kurtlar, merkebi gözümün önünde afiyetle yediler dedi.
Anası; Gayrı yapılacak bir şey yok o zaman, ağlaman boşunadır dedi.
Keloğlan yalanlarını süsleyerek; Hiç boşuna olur mu ana? O kurt sürüsünü bir görebilseydin hele! Her birisi keçi, koyun, geyik, karaca, bizim eşek de dahil, o güzelim etleri orta yere sermişler, bir yiyorlar, bir yiyorlar sorma gitsin! O kurtlardan bir tanesi de çıkıp, beni buyur etmiyor iyi mi! İşte içime oturan tarafı bu ana, ben bunun için gözyaşı dökerim.
Yaşlı kadın, Keloğlanın bu anlatımına aklı ermez ve başını iki yana sallar. Gülsün mü ağlasın mı bir türlü karar veremez ve; O kurtlarda akıl olsaydı, hepsini bırakır seni yerlerdi der.
Keloğlan hiç istifini bozmadan;
Niye ki ana! Ben eşek değilim ki! Der.
Anası; Öyle bir eşeksi ki, dünyaya bir eşin daha gelmedi der.
Keloğlan: Ana, ana; sen daha oğlunu tanıyamamışsın. Ben istesem gider, padişahın kızını bilem alırım der.
Anası, Keloğlanın bu sözlerine katıla katıla güler ve; Sen daha bir eşeğe sahip olamadın, nasıl alacaksın padişahın kızını a benim kel oğlum der.
Keloğlan; sabah yola çıkıp sana padişahın kızını gelin getireceğim, sen şimdiden hazırlığını yapadur bakalım der.


Devam edecek
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56