Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Basın-Yayın Güncel Konular > Türk Dünyasından Haberler

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 04-14-2010, 16:21   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan KKTC Seçimlerine Doğru

KKTC Seçimlerine Doğru-1


Tüm baskılara rağmen 15 Kasım 1983 tarihini doğum günü ilan eden Kıbrıs Türkü, pazar günü, ‘teslimiyet ya da bağımsızlık’ kararını verecek
KKTC kuruluşundan bu yana emperyalist batı dünyası tarafından görmezden gelinmek istenen, ancak buna rağmen Akdeniz’de Türk’ün bağımsızlık sembolü olmuş, sömürüye inat bir Türk Devleti olarak tarihteki yerini almıştır. Batı’nın Türkiye’ye baskı aracı olarak kullanmak istediği KKTC dik duruşuyla aslında her geçen gün tarih sayfasına yeni bir Barış harekatı Zaferi yazmaktadır. 1974 yılının Temmuz ayında tatile çıkan Ayşe tüm baskılara rağmen dimağı tertemiz olarak dünyada kendi bağımsız duruşuyla yürüyerek 15 Kasım 1983 tarihini doğum günü ilan etti. Bugün ise 27 yaşına geldi. KKTC bugüne kadar izolasyonlar, baskılar, yıldırmaları da sayarsak sayısız komployu atlattı. Her şeye rağmen ayakta kalmayı başaran Kıbrıs Türk’ünün bağımsızlık sembolü ve var oluş gerekçesi KKTC özellikle son yıllarda yine emperyalist batının hedef tahtası haline geldi. Belki de hiç bir dönemde bu kadar çok baskı ile karşılaşmamıştı. KKTC kendi içinde ve dışında onlarca baskıyla uğraşmak zorunda kaldı. Bağımsız iradesini kullanarak kendi yöneticilerini seçme hakkını kullanmak isteyen Kıbrıs Türk’ü batının sinsi oyunları karşısında bugün hala var oluş mücadelesini sürdürüyor.
KKTC’nin önemli sınavı
İşte bugün gelinen noktada 18 Nisan 2010 tarihinde yapılacak seçimler bir kez daha KKTC’nin en önemli sınavı olarak karşımıza çıkmakta. Kıbrıs Türk’ü belki ya tamam ya devam denilmeyecek ama, bu seçimlerde bundan sonra sayısız çıkmazla kesilen görüşmeler yumağına son şeklini verecek. Yapılan büyük diplomasi hatalarına rağmen, kendi özgür iradesini sandığa yansıtarak dünyaya bir kez daha “Ben özgürüm, gerisi kimseyi ilgilendirmez” mesajını ya verecek, ya verecek. Aynı 1983 yılının 15 Kasım’ın da olduğu gibi. 15 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi self-determinasyon hakkını kullanarak oy birliği ile aldığı kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmişti. Bu seçimler de Kıbrıs Türk’ünün bağımsız iradesiyle iki bağımsız devletli Kıbrıs adası kararının verileceği seçim olacak. Yıllardır bu tezi savunanlar için büyük bir fırsat olan bu seçimler sonucunda ya bu ilan edilecek, ya da Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin şemsiyesinin altında bir sığıntı olarak, Avrupa kapılarında dolanarak, Türk’e köpek kulübesinin kapısını çok görenlerden merhamet dilenilecek.
Kıbrıslılık Açılımına Hayır
Aslında adada çoktandır yapılmak istenen bir açılım da yok değil. O da Kıbrıs’lılık açılımı. Bu yapay sıfatla hedef alınan her zaman olduğu gibi “Türklük” Türk kelimesinden her zaman nefret eden ve onu bir cani gibi göstererek tarih yazmak isteyen batı emperyalizmine karşı bağımsız kalabilmenin tek yolu bu bilinci ortadan kaldırmaktan geçiyor. Türkiye’yi bir azınlık cennetine dönüştürerek, Türkiye Cumhuriyeti’ne ömür biçen batı felsefesinin aslında Kıbrıs adasında yapmak istediği bundan farklı değil.
Türk kimliğine karşı
Her fırsatta Türkiye’nin kendi bölgesinde elini kolunu bağlamak isteyen stratejik ortaklar, gündüz havai fişek patlatacak kadar bize kendini sevdiren batılı dostların Türkiye’nin adada varlığını istemediğini her fırsatta söylemelerine rağmen, kazan-kazancıların sırtını döndüğü projeler Türkiye’yi aynı zamanda Türk kimliğini ortadan kaldırma noktasına getirmeye başlıyor. Kıbrıslılık açılımı da bundan farklı değil. Türk iradesini bozuk bir şemsiye altında bir acente anlayışıyla Rum Kesimi’ne ekleyip kendi içinde eritmek isteyen batı her türlü çözümünde ortaya Kıbrıs’lılık felsefesini koymakta. Bıkmak usanmak bilmeden sürdürülen çözüm görüşmelerinde batının kendi çözüm merkezi Birleşmiş Milletler cenderesinin hedef tahtasına konan da adadaki Türk varlığı.
“Yes be annem” sığlığı
“Yes be annem”cilerin ve kazan-kazancıların gözünü kör eden Annan Planı hatasından Türk tarafını Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin haksız ve bir o kadar da kör olan Türk düşmanlığı önledi. Diplomaside pek de başarılı olamayan Rumlar, Türk tarafı evet diyecek inadıyla Annan Planı’na hayır deyince aslında Türk tarafını kurtardıklarının farkında olmadılar. Oldularsa bile bu sefer Bizans oyunu yapamadılar. Aslında Rum tarafı için değişen bir şey yoktu. Çözümü kilitlemek adına yaptıkları bu tercih, Kıbrıs Türk’ünün de elini rahatlattı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hariç. Maalesef gözünü çözüm hırsı bürüyen Talat, hesapsızca “Yes be annem” sığlığına düştü. Bugün de aynı sığlığın devam etmesi için batıdan destek görmeye devam ediyor. Mehmet Ali Talat’la yola devam etmek batının, başta da Bizans ve Makarios anlayışının devamı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın işine geliyor. Adada çözüm adına çözümsüzlük üreten bu anlayış, elbette bağımsız bir Türk iradesi de istemiyor. Oysa ki çözüm bağımsız iradelerin varlığından geçiyor.
Kazan - Kazan’ın AB körlüğü
Adayı kendi malı gibi gören Yunanistan nasıl ki bölgede Türkiye’den rahatsızsa adada da Türk iradesinden rahatsız. Aslında “Yes be Annem” in tamamlayıcısı felsefeyi Rum tarafı çoktan üretti: “Kalos Türkos, Nekros Türkos”, yani “En iyi Türk ölü Türk’tür” Kıbrıs’ı EOKA’nın insafına terk etmek isteyenlere Denktaş’ın uyarıları yetmeyince elbette batı hiç vakit kaybetmeden devreye girdi. Bugün seçimler yine Kazan-Kazan’ın AB körlüğü gölgesinde geçecek.
Denktaş her zaman haklı çıkıyor
Aslında sayısız çıkmaz görüşmenin ardında yatan mantık da bu. KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın tezlerinin unutulup unutulmadığını da Kıbrıs Türk’ü gösterecek. Denktaş sayısız görüşmelere katılmış deneyimli bir siyasetçi, diplomat ve devlet adamı olarak Rum Yönetimi’ni iyi tanıdığı için Talat döneminde yapılan hatalara karşı uyarılarda bulunduğu, hatta tavır aldığı için gerek Türkiye’de, gerekse KKTC’de günah keçisi, barış karşıtı olarak ilan edilmek istenmişti. Bunun sonucunda gelinen noktada pek çok diplomatın ve uluslar arası uzmanın ifadelerine yansıdığı gibi Denktaş yine haklı çıktı. Dayatmalar karşısında dik durulması gerektiğini her fırsatta adeta haykıran Denktaş’ın bu feryadına Kıbrıs Türk’ünün katılıp katılmadığı da oylanacak bir anlamda. Tüm bu açılardan bakıldığında bu seçim bir noktadan sonra keskin bir viraj olarak da tanımlanabilir. Bugün içinden geçtiğimiz süreç içerisinde aslında Kıbrıs Türk’ü kabul etmek gerekir ki seçimlerin sonucu ne olursa olsun kendinden emin bir tavırla yoluna devam edecek.
Kısır görüşme döngüsü
Ancak bu yoldan sonuç alınabilmesi için artık Talat döneminde başlayan kısır görüşme döngüsünden çıkılması ve Kıbrıs Türk’ünün tezlerinin açıkça masaya konulması için bu seçimde çıkacak sonuç çok önemli. Bunu bilenler tercihlerin buna göre yapılması konusunda önemli uyarılarda bulunuyorlar ve seçimler sona erene kadar da uyarılarına devam edecekler. Annan Planı ile kazan-kazan anlayışının iflas ettiğinin anlaşıldığı bir noktada bağımsızlık iradesinin sağlamlaştırılarak yola devam edilmesi bugün gelinen noktada uzmanlara göre önem kazanıyor. Futbol maçlarında bile uygulanmayan bir strateji olan kazan-kazan taktiğini diplomasiye uyarlamak isteyen zihniyetin Arap milliyetçiliği bataklığında debelendiği şu günlerde Türkiye’nin de kendisine gelmesi açısından önem taşıyan bu seçimler, dünyaya verilecek mesaj açısından olduğu kadar, Kıbrıs Türk’ünün bağımsız hareket etme kararlılığının birlik noktasına geldiğini ifade etmesi açısından da mühim. Bu seçim sürecinde sorgulanması gereken en önemli olayın “Yes be Annem” sığlığı ve arabeskiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni çıkmaza sürükleyen yavru kazan-kazancıların yüzüne tokat gibi patlayan Annan Planı olduğunu da unutmamak gerekiyor.


http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=33961
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 04-14-2010, 16:22   #2
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan Cevap: KKTC Seçimlerine Doğru

Şuanda yapılan sormacalarda Derviş Eroğlu %57'lere ulaştı. Umarım seçim günü %60'a ulaşarak bir seferde koltuğa oturacaktır.
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 04-15-2010, 17:35   #3
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan Cevap: KKTC Seçimlerine Doğru

KKTC Seçimlerine Doğru-2

KKTC’yi Rumlara yamama tezgahı...

Diplomasi havucuyla KKTC üzerine kurulan tezgah ve bunun devamında oylatılan Annan Planı elimizde patlayan el bombasına dönüştü
Kıbrıs Türk’ünü adada yok etme planları çok eskiye dayansa da içinden geçtiğimiz süreçte bunun en önemli göstergesi olarak Annan Planı önem kazanıyor. Bunun devamında ortaya çıkan diplomatik görüşme süreçleri ana fikir olarak sürekli bu plan üzerinden yapıldı. Sonuçta bunu Türk tarafı kabul etti, Güney Kıbrıs Rum Kesimi kabul etmedi. Türkiye’nin diplomasideki derinlik aklıevvelleri bunu sürekli olarak diplomatik bir koz olarak masaya sürseler de, diplomasi havucunun kozu ancak toprak altında kalacağındandır ki, bu bir türlü hayata geçmedi. Bu havuç sürekli olarak geri tepti. Bir anlamda derinlik planları elimizde patlayan el bombasına dönüştü. Kıbrıs Türk’ünün bağımsızlığında ve aynı zamanda adada Türk varlığında gedik açmak isteyen planı kısaca bir hatırlayalım.
Kıbrıs neden önemli
Aslında çözüm tartışmalarının temelinde Kıbrıs’ın önemi yatıyor. Her ne kadar adada Türk varlığının nedeni sadece stratejik önemle açıklanamazsa da dünyanın gözü niye bu adada ve aynı zamanda neden tartışma yarattığının anlamı bu noktada yatıyor. Akdeniz’in 3. büyük adası olan Kıbrıs, tarih boyunca Doğu Akdeniz’i kontrol eden en önemli nokta oldu. Ada, Türkiye’ye 65, Suriye’ye 112, İsrail’e 267, Lübnan’a 162, Mısır’a 418, Yunanistan’a 965 kilometre uzaklıkta. Dolayısıyla bölgede yapılacak herhangi bir operasyonda, Kıbrıs çok önemli bir atlama taşı konumunda. İşte bu nedenle ada üzerinde uluslararası güçler sürekli olarak hak iddia etmekte ve büyük stratejik oyunların piyonu olarak kullanılmak istenmekte. Yunanistan ise Türklerin ve Rumların yaşadığı bu adayı Megali İdea felsefesinin içerisinde bir Yunan adası olarak görmek istiyor. Bu nedenle sürekli olarak aynı tezi kullanarak adada çözüm arayışlarını kilitleyen Rum tarafı, Annan Planına da Türkiye’nin iyi niyet olarak adlandırılan stratejik hatalarına rağmen karşı çıkıyor. Annan Planına bu açıdan bakıldığında elbette bir çok parametrenin gözönüne alınarak hazırlanmış bir plan olduğu anlaşılmakta. Ancak Planın en önemli etkisi adadaki Türk varlığına oluyor. Bu plan üzerinde ısrar ederek diplomatik bir koridor açmak isteyen Türkiye’deki mevcut yönetim, genel politika içerisinde aslında adaya bir türlü yeni bir konum yüklemekte zorlanıyor.
Ekonomik yük
Ada ekonomik olarak yük gibi görülmek istenirken yapılan hata adadaki Türk varlığına darbe vuracak kadar etkiliyken tek bir nokta üzerinde yoğunlaşılarak adadaki yönetimin siyasi yapısının değiştirilmek istenmesi de KKTC’de ve Türkiye’de karşıt fikirlerin çarpışmasına yol açıyor. Bu nedenle her iki ülkede de Denktaş’ın fikirleri bir mücadele alanı haline getirilmek isteniyor. Denktaş bir tartışma konusunun öznesi yapılarak yıpratılmak istendiği gibi, Türkiye’nin anlamsız gündemi de bir şekilde adaya bulaştırılarak, Türkiye’nin net olarak ortaya koyması gereken haklı tezi kafalarda bulanıklık yaratılmak suretiyle tartışmaya açık bir konu haline getiriliyor. Bu tez adeta zihin kontrolü politikalarının kurbanı edilerek, pazarlık konusu yapılabilir bir zeminde çürütülmek isteniyor. Yapılan basit derinlik hesaplarının altında yatan çıkar ilişkileri Türkiye’yi her geçen gün adanın gündeminin dışına attığı gibi, Kıbrıs barış gücünde bulunan Türk askerini de işgalci duruma getirmek niyetinde. Dünyada Soros destekli hiçbir operasyona katılmayarak, “yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini Cumhuriyetin kuruluş felsefinden buyana kabul eden Türk Ordusu’nun varlığı, işgalci olarak gösterilmek istenerek TSK’ya uluslararası alanda da itibar kaybettirilmenin bile hesapları yapılıyor.
Türkiye’nin bütünlüğü
İşte tam böyle bir ortamda yapılacak KKTC seçimlerinin Türk tarafının kendi içinde bütünlüğü açısından da anlam kazanıyor. Seçimler öncesinde demokrasi adına yayın kuruluşlarının taraf olmasının doğru olduğu ilkesi dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de artık görmezden gelinse de Kıbrıs gibi Türkiye’nin uluslararası arenada en haklı davasında bunun böyle olmayacağı şimdiden anlaşılmışa benziyor. Bu nedenle yapılacak seçimler KKTC’nin geleceğini olduğu kadar, Türk halkını da yakından ilgilendiriyor. KKTC ve Türkiye’nin bütünlüğünün ispatlanacağı bu seçimlerde Milli davanın haklılığı nedeniyle Türk’ün adadaki varlığını savunanlarla, Yes Be Annemciler ile Kazan-kazancılar bu seçimlerde adeta göğüs göğüse bir cephe savaşı vermek durumuna geldi. Bu nedenle çok dikkatli tercihlerin yapılması gereken bu seçimlerde Türk tarafı adeta kendi varlığını oylar hale gelmiştir. Keskin bir virajın tam ortasında yönünü belirlemek isteyen özgür iradenin tercihi buna ipotek koyacaktır ya da Annan Planı ile başlayan süreçte batının iradesi kabul edilerek milli duruş ve Türklük hiçe sayılacaktır. Uluslararası matematik ve strateji hesapları bir yana Türk tarafı için seçimlerin anlamı bu kadar önem taşımaktadır.
Annan Planı
dayatılarak
kabul ettirildi
2004’te son şekli verilen Annan Planı, Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası’nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini öneren BM planıdır. Adını, planı ortaya atan Kofi Annan’dan alıyor. Plan, Kıbrıs Adası’nın İngiliz üsleri bölgesi haricinde kalan kısımlarının bağımsız ve federal nitelikte bir devlet olacak şekilde birleştirilmesini öngörüyor. Nisan 2004’te Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta yapılan referandumlar ile oylamaya sunulan plan, Türk tarafından yüzde 65 kabul gördü. Rum tarafı ise planı yüzde 76’lık oranla reddetti.
AKP’nin bakışı farklı
AKP hükümetinin Kıbrıs meselesine bakışını 2004’te dönemin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan kısa ve öz biçimde özetlemişti: “Kıbrıs’ın Türkiye’ye maliyeti yaklaşık bir katrilyon lirayı buluyor.” Başbakan Tayyip Erdoğan da 2008 Mart ayında BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve AB ülkelerine gönderdiği mektupta, Annan Planı’nın Kıbrıs’ta yeni görüşmelerde temel alınmasını istedi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’ye göre çözüm, öncelikle Kıbrıslı Türklere çok büyük avantajlar sağlayacak. Ayrıca Türkiye-Yunanistan ve Kıbrıs’ın AB çerçevesinde yapacağı işbirliği ve ortak vizyonu, herkesin vizyonu olacak. Aslında bunların doğru olmadığını Denktaş, dile getirmişti. Ancak buna rağmen dayatmalar sonucu belirledi.
Direnişi kırmak için Denktaş’ı hedef aldılar
KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yıllardır batıya karşı direnmesiyle batının hedefi durumuna geldi. Şimdi hedef daha da büyüdü. Mücahit Denktaş’ın bağımsızlık sesini susturamayanların bu seferki hedefleri daha büyük. Türk varlığını ortadan kaldırmak. İşte bunun içinde Kıbrıslılık açılımı yapılmakta. Bu açılımın altında bugünkü KKTC yönetiminin de ısrarla savunmaya çalıştığı birlikte yaşama isteği var. İlk bakışta söylem güzel. Birlikte yaşama isteği. Ada daha önce iki milletin birlikte yaşama arzusundan dolayı ne kadar Türk kanı döküldüğüne şahit olduğu için buna temkinle yaklaşıyor. Mehmet Ali Talat ve ekibi batıya daha ılımlı görünmek adına orta bir yol izlemeye çalışsa da mülk davalarında bile bunun tam tersi sonucun çıkmasından dolayı bir noktadan sonra bu söylemin varlığı altında ezilmeye başladı. Sonuç itibariyle ortak bir Kıbrıslılık kimliği oluşturmak, adada bu üst kimlik adı altında iki milleti bir arada yaşatmak Akdeniz’i kan gölüne çevirmekle eş değer olarak algılanıyor.
Havuç tavizler
Bunu bazı havuç tavizler vermek suretiyle Türk tarafına kabul ettirmek isteyen batı anlayışı seçimler yaklaştığında görüldü ki Talat karşısında farklı bir adayın olmasına bile tahammül edemedi. Türk tarafında yapılacak seçimlerde şimdiden tavrını açıkça ortaya koydu. Hatta AB değil, ABD bile yine okyanus ötesinden göreve hazır olduğunu duyurdu. Türkiye ve KKTC 18 Nisan’da yapılacak seçimler öncesinde AB ve ABD tarafından başta sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısı olmak üzere bir çok diplomatik oyunla cendereye alınmak istiyor. Bu cenderenin kırılması ise ancak Kıbrıs Türk’ünün bağımsız iradeyle yola devam etme kararı almasıyla mümkün görünüyor. Adayı bir haçlı yönetimine ve
denetimine almak isteyen, aynı zamanda Akdeniz’i bir Hıristiyan gölüne çevirmek isteyen Haçlı zihniyetine karşı stratejik derinlik yaratmanın ötesinde bağımsızlık derinliği oluşturmak gerektiği de bugün açıkça ortaya çıkmaktadır. KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti adada ilk darbeyi aslında Annan Planı’nda yiyecekti. Rumların aymazlığı şimdilik bunun önüne geçti. Eğer Türk tarafının iki bağımsız devletten oluşan Kıbrıs adası tezi bu seçimlerde tescillenemezse o zaman Türk varlığının durumu daha da zorlaşacaktır. Bu seçimler Annan Planı ile kirlenen bağımsızlık anlayışının temizlenmesi için de bir fırsat olarak karşımıza çıkmaktadır.


http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=33998
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 04-15-2010, 20:17   #4
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: KKTC Seçimlerine Doğru

Umarım hainlerin sonu olur bu seçim.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kıbrıs 2010 seçimi

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
KKTC’de kirli oyun KEMALİST Türkiye'den Haberler 1 04-09-2009 15:28
Seçimler Ve Görüşmeler (KKTC) Türk'ÇE Yazılar ve Ağbetik 0 02-12-2009 14:00
KKTC 25. Yaşını Coşkuyla Kutladı İlker Türkiye'den Haberler 0 11-16-2008 13:48
KKTC 25 Yaşında İlker Türk Dünyasından Haberler 1 11-15-2008 22:49
Çın - Doğru söz. Doğru / gerçek. Oğuz Yabgu Sözcük Türetme Alanı 0 11-18-2007 00:02


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 09:14.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56