Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 06-17-2008, 22:26   #1
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

A. Yön bilgisi ve yön tayini:

Yeryüzündeki en geri kavimler bile, bazı usullerle yönlerini tayin etmişlerdir. Doğal olarak bu konuda, her kavmin kendine göre bazı alışkanlıkları vardı. Türklerde yönleme konusunda esas olan nirengi, güneş ve güneşin doğduğu yan idi. Bu sebeple, Türkler dünyayı yönlerken, önce yüzlerini doğuya döner ve kendilerinin, sağ, sol ve arkalarına göre, yönlerin adlarını söylerlerdi. Önem sırasına göre, en başta doğu gelirdi. Ondan sonra güney, daha sonra batı ve en sonra da, kuzey söylenirdi. Göktürk yazıtlarında da, dünyadaki kavimler sayılırken, ilk önce doğudaki Çinden başlanırdı. Ondan sonra, güneydeki Tibet sayılırdı. Batıdaki Avar (Apar), Bizans, Rum (Apurum) gibi, kavim ve bölge adları söylendikten sonra da, kuzeydeki Kırgız v.s. gibi kavimler geçilirdi.

Büyük devlet kurmuş olan Türklerin, görüş ve bilgi sahaları çok daha genişti. Bizden önceki yüzyıllarda Sibiryaya seyahat etmiş olan bilginlerin yazdıkları gibi, Sibiryadaki Türk kavimlerinin bilgi ve görgü sahaları çok daha dardı. Buzlarla kaplı tundralarda ve etrafını çeviren geniş ormanlar içinde yaşayan bu insanların dünya ile, hemen hemen hiç bir ilgileri kalmamıştı. Onların bilgisi, avlandıkları sahanın dışına çıkmıyordu.Bu kavimler, atlı Türkler ve Moğollar gibi ne büyük bir devlet kurabilmiş ve ne de, yüksek kültüre sahip milletlerle temasa gelebilmişti. Ortaasyadan Kuzey Sibiryaya vaktiyle göç yolu ile giden Yakut Türkleri, bu geri Sibirya kavimleri arasında, zengin dilleri ve geniş kültürleriyle, adeta bir Türk kültür adacığı gibi durmuşlardı. Buna rağmen onlar da, eski yurtları hakkında pek çok şeyleri unutmuşlardı. Eski efsaneleri ile türlü inanışları, hep bu yeni yurtlarına uydurmuş ve düşünceleri de yeni vatanlarının özelliklerini gösterir olmuştur.

Göktürk çağında, yani M.S.VIII. asrın birinci yarısında, Türklerin dünya hakkındaki bilgi ve görüşleri, artık genişlemiş ve milletlerarası bir görüş haline gelmişti. Çünkü onlar, Çin denizinden Kırım yarımadasının batılarına ve Sibiryadan da, Tibete kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuşlardı. Türkler, Akhun devletinin yıkılması ile İran kültürünün en verimli yerlerinin ellerine geçirmişlerdi. Keşmire kadar uzanarak, Hint kültürü ile ilgi kurmayı da başarmışlardı. Bununlada kalmamışlar ve aldıkları bölgeleri, güdümlü bir Türkleştirmeğe tabi tutmuşlardı.

Dünya milletlerinin düşünce tarihini, her milletin dünya ve gök hakkındaki bilgisi ile, o milletin tarihinin büyüklüğü yapar. Tarih, düşünce tarihinin meydana gelişinde, her zaman için en önemli rolü oynamıştır. Bu sebeple Türk düşüncesi incelenirken, Türk kavimlerinin dünya hakkındaki bilgi ve görüşleri ile, yeryüzündeki hareket kabiliyetleri, hiç bir zaman göz önünden uzak tutulmamalıdır. Yerleşik ve kendi köyünden başka bir yeri görmemiş bir kavim ile, bir kaç haftada yüzlerce kilometrelik saha içinde dolaşabilen atlı savaşçıların inançları arasında, herhalde büyük bir ayrılık olsa gerektir. Ziraatçi bir köylü, yönlerinin yalnızca kendi köyüne göre tayin ederdi. Geniş sahalarda hiç durmadan dolaşan bir at besleyicisi ise, yön tayini işinde, herhalde çok daha değişik ve çeşitli usuller kullanıyordu. Elbette ki konar göçer bir halk topluluğunun, yönler hakkındaki bilgi ve görgüsü, oturak köylülerden çok daha fazla olmalıydı.

Sibiryanın tundralarında yaşayan kavimlerin bir çoğu, Türk kültürü ile müşterek olan bir çok eski inançları muhafaza etmişti. Büyük devletler kurarak yüksek bir insan topluluğu seviyesine erişmiş olan Türklerin anlaşılamayan bir çok eski adet ve inanışları, henüz Ortaçağı yaşayan Ortaasya ve Sibiryadaki Türklerin inançları ile mukayese edildiği taktirde, Türk düşünce düzeninin daha açık bir hal aldığı kolaylıkla görülebilir. Bir çok yeni kültürle temasa giren ve İslamiyetin çok derin ve geniş tesirleri altında kalan Batı Türkleri, en eski Türk düşünce düzeninin bir çok halkasını kaybetmiş Ortaasya ve Sibiryadaki bir çok kavim ise, bu düşünce zincirini henüz tam olarak muhafaza eder. Adet ve inanışların benzerliğine rağmen, Batı Türklerinin düşünce düzeni ile Ortaasya ve Sibiryadaki geri Türk kavimlerinin düşünce düzenleri arasında, büyük farklar vardır. Bu ayrılığın en büyük sebebi de bilgi ve görgünün, azlık veya çokluğundan ileri geliyordu.

Göktürk yazıları ile Oğuz destanına bakalım: Türk dünyasının sınırları genişlemiş ve adeta bütün yer yüzünü içine ve Türklerin hakimiyetine alır olmuştu. Türk boyları, gök ve yerin en büyük varlıklarının sembolü ve adeta birer oğlu haline gelmiştir. Türk devletinin sınırları da, dünyanın yönleri ile sınırlanmıştı. Halbuki Kırgızların Manas Destanı öyle midir? Manas destanında ise, Hokend şehri ile İli nehirleri arasına sıkışmış, küçük bir dünya vardır. Bazen bu küçük dünya bile, küçülür ve küçülür de, yalnızca Talas vadisinden ibaret kalır. Göktürk yazıtları ile Oğuz destanındaki, dünyayı hakimiyet altına almayı kendilerine ideal edinmiş Türk hükümdarlarını, Manas destanında bulmak çok güçtür. Karşımızda, yalnızca talan ve yağmadan söz açan, sıkışınca da Talasın kaynağındaki yurduna kaçan, kolayca korkan, kolay ölebilen ve büyük ıstıraplar çeken insanoğlu, Manastan başka bir kimse (yerde) yoktur.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2008, 14:51   #2
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti



Türler ve Doğu:

Güneşin doğduğu taraf olan doğu, Türklerin en fazla önem taşıyan ve kutlu bir yönü idi. Çinliler ise, daha çok güneşin gezindiği bölge olan güneye önem verirlerdi. Çinliler dünyayı yönlemek istedikleri zaman, yüzlerini güneye dönerlerdi. Batıya sağ ve doğuya sol derlerdi. Bu inanış, Hun devletinden bir çok Ortaasya ve hatta İslam-Türk devletine kadar yayılmıştır. Türkler ise, Çinlilerin aksine, dünyayı yönlemek istedikleri zaman, yüzlerini doğuya dönerdi. Bu sebeple, Göktürkler doğuya, ileri (ilgerü) derlerdi. Yani "ileriye doğru, sonsuzluğa" kadar demekti: İl-e-ri <Eski türkçe İl-ge-rü'den geliyordu. "Re, ra, rü, ri" ekleri, eski türkçede yön gösteren eklerdi. Bu ekler, yanlız yönler için değil; zaman için de kullanılırdı. Örneğin: Sonra sözcüğü bunlardan biridir. Daha sonraki çağlarda, doğuya ön, yani eski türkçe öng sözünden türeyen öngdin de denmiştir. Çin kaynakları, Hunların ve Göktürklerin doğuyu kutlu tuttuğunu ve bu yöne selam verildiğini yazar. Moğollarda da bu adet mevcuttur. Çingiz-Han'ın da sıkıştıkça kutsal bir dağ olan Burkan- Kaldun dağına çıkıp güneşe selam verdiği biliniyor. Esasen bizim doğuya "Gün doğusu" ve eski Türklerin "Kün togsık" demelerinin sebebi de, bununla ilgili olsa gerek.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-07-2009, 20:56   #3
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

Gündoğusu:

Gündoğusu, Türklerin törelerinde ve ibadetlerinde büyük bir rol oynamıştı. Bu sebeple sabah, Türkler için önemli ve kutlu bir çağ olmuştu. Oğuz Destanında da bütün önemli işler, tan ağarırken başlardı.

Yakut Türklerinin, "atları güneşin doğduğu tarafa koşturarak Tanrıya sunmaları", Türk mitolojisinin heyecan verici bir törenidir. Çünkü doğu, onların en kutlu yönüydü. Altay Şamanlarının oturduğu "çadırların kapıları da, her zaman doğuya çevrili" kalırdı. Özellikle akşam ve gece törenleri başlarken bile, tören çadırlarının kapısının doğuya çevrilmesinin sebepleri, açıklanamamış bir inançtır. Bilindiği üzere, Altay dağlarında bulunan mezarlardaki "ölülerin başları ve yüzleri de özellikle doğuya çevrilirdi". Yine Yakut Türklerine göre, " gerçek cennet, güneşin doğduğu tarafta idi. Onlara göre bu bölgede sonsuz ve güneşli bir çayır uzanıyor ve ortasında da Hayat ağacı yükseliyordu. Bu Hayat ağacının kökünde ise, bütün varlıklara can veren Tanrı bulunuyordu."

Altay Yaratılış desdtanında da, doğuya büyük bir önem verilmiştir. Bu efsaneye göre, Tanrı Ademe, ağacın yalnızca doğuya bakan dallarından meyva yemeğe izin vermişti.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2010, 22:57   #4
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

Aslen Proto-Moğol kavimlerinden olan, fakat çok kuvvetli bir Türk etkisi altında uzun zaman yaşamış olan Kitanlar, M.S. 932 den sonra Çinin kuzeyinde Hıtay (liao) adlı büyük bir imparatorluk kurmuştu. Türkler gibi uzun zaman büyük devlet hayatı yaşamamış ve yüksek bir topluluk seviyesine erişememiş olan bu Moğol kabilelerinin kurduğu Hıtay devletinde, bol miktarda kabile ananelerine rastlamak mümkündür. Kitanlar, "her bahane ile yüzlerini doğuya dönerlerdi. İmparatorun otağının kapısı da her zaman için doğuya çevriliyordu. Doğuda yer alan devlet erkanı ile kabilelerin hepsi, asil ve devlet içinde büyük ve imtiyaza sahip olan kimselerdi. Hıtay devleti, doğudaki bu asillere, bir devlet teşkilatı deyişi olarak "Dokuz çadır" halkı adını verirdi. Dokuz çadırlı olma imtiyazı, yalnızca bunlara verilmişti." Dokuz sayısı Türklerde ve Moğollarda kutsal bir rakam olarak kabul görmüştür. Güney çindeki Sung Sülalesinden gelen elçiler de, bunu teyid etmişlerdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2010, 23:42   #5
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

TÜRKLER VE BATI

Batı, Eski Türklerce "Gün batısı" sözü ile anlatılmıştır. Yine eski Türkler yüzlerini güneşe dönerek, dünyayı yönlerlerdi. O zaman da batı, onların arkalarında kalırdı. Türklerde arkayı belirten esas söz, "arka(ar-ka)" idi. Fakat Göktürkler, arkalarındaki yön, yani batı için iki ayrı söz kullanırdı. Bunlardan birisi, bizim bugün de kullandığımız "Geri, geriye" sözüdür. İkincisi de, "Kuyruk sokumu" anlamına gelen başka bir söz idi.

Gün batısı deyişi, hemen hemen bütün Türkler arasında batı için kullanılan tek sözdür. Uygurca Oğuz Destanı, Batı için "kün baduşı"diyordu. Doğal olarak bu ayrılık, lehçe farklılıklarından başka şey değildi. Kırgızlar ise; batıya yalnızca Batısı, yani "batış" demekle, sözü kısaltırdı. Başlıca iki yön arasındaki ara yönleri ifade etmek için de, tıpkı bizim kullandığımız deyişleri kullanırlardı. Örneğin "güney-batı" için "Tüştük- Batış" denirdi. Tüştük, Kırgızlarda güneyi gösteren bir deyimdi.

Göktürk yazıtları ile diğer eski Türk belgelerinde, batı için, kirü, kerü deyişinin kullanıldığını da görüyoruz. Bu söz, bugünkü Türkçemizde kullandığımız, geri sözünden başka bir şey değildi. Türklerin, dört yönü tayin ederken yüzlerini doğuya döndüklerini yazmıştık. Bu duruma göre "geri" sözü, doğal olarak batı olacaktı. Bu deyiş aynı anlamda Moğolcada da görülür. Moğolcadaki görü sözü, dağların gölgeli yamaçları için denirdi. Geri sözünün köklerinin, "Ke-rü, ki-rü" şeklinde olması kuvvetle muhtemeldir. Sonraki "-rü" eki, Türkçede yön gösteren bir ek idi.

Göktürk yazıtları, yine batıdan söz açarken,"Kurıgaru, kün togsıkda", yani "Geride, gün doğusunda" derdi. Karıgaru sözünün kuyruk anlamına geldiği Radlofda da belirtilmişti.

Büyük Hun Devleti zamanında yüz, güneye dönülürdü. Bu sebeple batı sağda kalır ve sağ kol olurdu. Şunu unutmamamız gerektir ki: Hun devletini oluşturan, güçlü ve esas Hun kitleleri idi. Bu güçlü komutanlar ile pirensler de, batı tarafında idi. " Hun hükümdarı, senenin belirli aylarında batıya dönüp Ay'a kurban verirdi" Eski Türk inançlarına göre, doğu, yani sol kol, daha önemli sayılırdı. "Çingiz Han çağında da yüz, güneşe dönülürdü" Bu nedenle batı, sağ kol sayılırdı. Büyük Hun devletinde veliaht, sol tarafta bulunurdu. Çingiz devletinde ise, sağ kol daha önemli idi. Sağ kolda Boroğul Noyan, sol kolda ise Mukali vardı. Boroğul Noyan, Mukaliden derece bakımından daha büyüktü. "Moğol çadırında ise, çadırın batı tarafında kadınlar yatardı."

Büyük Hun Devletinde, doğuda veliahtın bulunması, sol kolun devlet teşkilatı içinde en önemli taraf olduğunu gösteren bir delil sayılmazdı. Göktürk çağında da, doğudaki Moğol kabilelerini güçlü bir pirens, "Küçük Kagan" ünvanıyla idare ederdi. Bu demek değildi ki, bu bölgeler Göktürk devletinin en önemli kesimlerini teşkil ediyordu. Esas Türk kitleleri, devletin ortasında ve batısında idi.

Bunlardan başka, Türk kültüründe Batı ile ilgili pek çok inanış da vardır. Büyük Hun devletinde, "İmparatorun başkanlık ettiği törenlerde, doğudan sonra batıya da saygı gösterilirdi. Toba devletinde de aynı törenler yapılırdı. Tobalar Kuzey-Batıya daha çok önem verirlerdi." Batıya doğru yapılan törenlerin ay kültü ile ilgili olmaları kuvvetle ihtimaldi. Altay Şamanizminde de, "su için yapılan sunuşlar yine batıya yapılırdı." Büyük Hun devletinde ve ondan sonra kurulan bir çok Türk devletinde devletin batısı "Sağyan" sayılırdı. Bu inanış hala, Ortaasya Kırgızlarında da kaybolmamıştır. Kırgızlar zaman zaman batı için, Sağ cak, yani "sağ yan" deyişini kullanırlar.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2011, 15:55   #6
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

TÜRKLERDE GÜNEY:

Göktürk yazıtlarında güney için, "gün ortası" anlamına gelen "kün ortası" denirdi. Gün ortası sözünün Türkçedeki esas anlamı, öğle, yani "günün ortası" demektir. Böyle bir zaman birimi ile, yön belirtme, nasıl mümkün olmuştu? Eski Türkçede yönelme, yani (elativ) eki, "re,-ra" idi Bir de bunun başına bir -g ( eski Türkçe-ka) hali katılırdı. Bu sebeple, "ge-rü,-ga-ru" şeklinde, yeni bir ek elde edilirdi. Kün ortasıngaru= (Kün ortasın-ga-ru) dendiği zaman, "gün ortasına doğru" anlamı çıkardı. Bu sözü "öğleye doğru" gibi, garip bir anlayışla anlatmak, elbette doğru olmaz. Öyle anlaşılıyor ki, bunu yüksek bir anlayışla açıklamak, en doğru yoldur. Güneş doğduktan sonra bir yarım daire çizer ondan sonra batar. Güneş bu yarım dfairenin ortasına geldiği zaman, vakit öğle çağına gelmiş demekti. Ama aynı zamanda, güneş de tam bu sırada, güneyde duruyor ve güneyi gösteriyordu.. Eski Türkler, biraz daha derin düşünmüş ve güney yönünü bu yolla anlatmışlardır. Eski Türkçede "BERİ" sözü de, güney anlamına gelirdi. Bu söz bugünkü Türkçemizdeki "beri, öteberi" deki, beri sözünün kendisidir. Eski Türkçede bu söz, "sağ taraf" anlamına gelirdi. Türklere göre doğu, yani güneşin doğduğu taraf kutluydu. Türkler yüzlerini doğuya dönerek sönlerini belirlerdi. Yüzümüzü doğuya dönünce sağ tarafımız güney oluyordu. Bunun için de eski Türkler, güneye "sağ" demişlerdir.

Eski Türkler, yön veya tarafa, yıngğak, yangğak derlerdi. Eski Uygur yazıları ile yazılmış vesikalar ise, güneye, "Kün ortu yıngğak" derdi. Bugünkü Türkçedeki "orta" sözü, eskiden "ortu" şeklinde söylenirdi. Tüekçe "ordu" sözümüz de buradan gelmiştir. Eski Türklerde orduyu temsil eden bölge, orta yerde bulunan, ordu karargahı ile Tuğlar ve hükümdar otağı idi. Bunun için de, asker topluluğuna, yani orduya, komutanın çadırı ve onun devlet sembolleri ile ad verilirdi.

Güneşin bulunduğu taraf güneydir. Güneye bakan yerler de, her zaman için güneş görürdü. Bunun için de Türkler, bazan güneye, güneşe veya güneşin gördüğü yerlere göre yönelmişlerdir.

Güney gözü, Anadolu köylerinde, çok yaygın ve en çok kullanılan deyişlerden biridir. Türkçemizde güney sözünün iki anlamı vardır:

1) Güney, yani, güneşin bulunduğu yön demektir.
2) Güneş gören, güneşin ışıklarının her zaman üzerinden eksilmediği bölge veya yamaçlar demekti.
Çinliler de yönlemeyi, bu şekilde yaparlardı.

İnsanlar yönlenmeyi, daima iki düşünce ile yapmıştır.
1- Dünyanın yönlerine göre: Bu bir nevi modern yönlemedir. Göktürklerin güneyi yönlemeleri, bu türden bir anlayışla yapılmıştır.
2- İnsanların kendilerine göre yönlemeleri: Bu da bir nevi insanın kendisini esas alma yoluyla bir yönleme yapmasıdır (ego centric). Bu nedenle, insanlar bir bölgeye güney diyebilirdi; ama o bölge, tam güney olmayabilirdi. Bu yer, yalnızca sürekli olarak güneş aldığından, oraya öyle denilmişti. Örneğin kuzeydeki bir dağın güney yamaçlarına da güney denilirdi. Bu nedenle, güney sözünün bu iki ayrı anlayışını, birbirinden ayırmak gerekir.

Ortaasyada "güney" yerine, "künggöy" de derler. Kırgızların kullandığı bu sözün, Anadoludaki güney sözüyle ilgisi şüphelidir. Güneş gören dağların güney yamaçları, genel olarak karsızdır. Böyle güneşli tarflar, yolcu ve kervanlara bir nevi pusula gibi, yol da gösterebilirdi. Bunun için "güneylemek" demek, dağların güney yamaçlarını tutarak, yoluna devam etmek de demekti. Bu yolla yolcuların, yollarını şaşırma ihtimali de azalmış olurdu.

Anadoluda, İslamiyetle, güney için, "Kıble" deyişi girmiştir. Türkler bunu kendi ses uyumlarına uydurarak, "Kıbla" da demiştir. Eski araştırmalara göre güney tarafı için kullanılan "Durak" sözünü de görüyoruz. Bu sözünde , kıbleye durmak anlayışından, islamiyetle Anadoluya girmiş bir deyiş olması ihtimaldir.

Ortaasya Türklerinin, güney için en çok kullandıkları deyiş "Tüş, Tüşlük, Tüştük" sözleridir. Bu sözlerin esas anlayışları "öğle" demektir. Güney için bir çok Türkler, yalnızca "Tüş" dedikleri gibi, çoğu yerlerde de, "Tüş yanı, tüş yeri" derlerdi. Altay dağlarının insan geçmez doruklarındaki Türklerden bazıları ise, bunu daha kısaltmış, "Gün yanı" veya "Gün doğduğu yan" gibi, daha kısa ve akla yakın bir hale sokmuşlardı.

Güneş tam batıda batmadığını gören Kırgız Türkleri, "Tüştük-batış" sözünü Güney-Batı; "Tüştük çıgış, çıkış" sözünü ise, güney-doğu için kullanmışlardır.

Devamı var
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2011, 16:26   #7
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde yön bilgisi ve seyahat vakti

Yakut Türkleri, iyce bilemediğimiz bir çağda, güneyden kuzeye göçmek zorunda bırakılmış ve Sibiryanın Kuzey buz denizine yakın tundralarda yoksul bir hayat yaşamağa mecbur edilmişti. Bu nedenle, Yakut Türklerinin kalbini, güneydeki eski yurtlarının hasreti, hiç kaybolmayan ve eksilmeyen bir şekilde dağlayıp durmuştur. Onlara göre, "en kutlu yön, şüphesiz ki Doğu idi. Fakat bunun yanında güneyin de eksilmeyen büyük bir önemi vardı. Örneğin çadırlarda otururken, çadırın "töre", yani "şeref yeri" güneyde idi".

Çadırların kapılarının, doğuya veya güneye çevrilmeleri arasında, pek az bir fark olsa gerektir. Çadırlarının kapılarını güneye açanlar da, sırf güneşi iyi görme amacıyla bunu yapıyorlardı. Örneğin "Çuvaşlar evlerinin kapılarını, güneşe daha iyi ibadet edebilmek için güneye çeviriyorlardı" Yine Fin-U-gor kavimlerinden, Votyak ve Çeremisler de evlerinin kapılarını, ya doğuya veyahut da güneye çevirirlerdi. Onlar bunu yaparken, her iki yöneliş arasında da, bir fark gözetmezlerdi. Özellikle soğuk ülkelerde, evlerin kapılarını güneye çevirmek, esasen vazgeçilmez bir ihtiyaçtı. Yine Fin-Ugor kavimlerinden Mordvinler, "eskiden kapılarını doğuya çevirirlerdi. Bu adet yavaş yavaş kaybolmuş ve zamanla kapılar güneye dönmüştü". Çingiz Han ve oğullarının otağ kapıları da, ya doğuya; ya da güneye çevrilirdi. "Bundan da anlaşılıyor ki Türkler, başlangıçta kapılarını hep doğuya çevirirlerdi. Fakat zamanla güney de, doğunun bir kardeş yönü olarak kabul edilmiş ve aralarındaki fark ortadan kaldırılmıştı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 20:49.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56