Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Giyim Kuşam

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 06-22-2008, 12:47   #11
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Bilezik:

Bilezik, bilezük, bilerzük hakkında: Bilezik deyişi, bilek ile ilgilidir. Kökü ve ekleri de türkçedir. Bilezik sözü, Uygur çağından itibaren yazılı Türk kaynaklarında, tek ve geniş bir söylem olarak karşımıza çıkmaktadır. Altay Türk kültürünün doğusundaki bir kolu sayılan Moğol kavimlerinde bu Türk sözü, bilisük, bilizük, bilicek şeklinde görülür. Sibirya içlerindeki Buryatlarda ise, bislak, bisalak, bihelek gibi, bazı değişmelere uğrar. Yüzük anlayışında söylenmek yolu ile, sibiryada da yayılır.

Batıdaki Bulgar (Bulgur) Türklerinde kendini bilezik, bilezük şeklinde gösterir. Macar dilinde ise bilincs gibi, artık dağılmış bir şekle kadar ulaşır. Yine "yüzük" anlamına gelen sırpça belenzuke, arnavutça belendzike, eski sloven dillerindeki beloçug, rumca beloçug sözleri de, türkçe bilezik sözünün, Avrupada yayılmış şekilleridir. Avrupa dillerine bu deyişlerin hepsi de, türkçeden girmiştir. Bunda, hiç kimsenin şüphesi yoktur.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 13:02   #12
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Bilezik takmak:

Yukarıda görüldüğü gibi, sadece bir bilezik sözü bile, Türk kültür tarihinin gelişmesini, açık bilgilerle bizlerin önüne serebilmektedir. Bilezik deyişi, Uygurlar ile Selçuk çağının başlarında derlenmiş olan sözlerde karşımıza, bilezük şeklinde çıkmaktadır. Bu şekil, Harezmşahlar çağında da devam etmektedir. Örneğin: Bu çağa ait kaynaklarda, "bilezük saldı elikige", yani "eline bilezik taktı" gibi sözleri bol bol görmekteyiz. Selçuk çağında ise, "bilezik takmak" veya "bilezik sahibi olmak" gibi dilekler, bilezüklenmek sözü ile karşılanırdı. Bilezikler, yapıldıkları maddenin çeşitlerine göre de bölümlere ayrılırlardı. Harezmşahlar çağında görülen tunç bilezük, yani "tunç bilezik" den de bunu anlıyoruz. Bilezik sözü, eski ve yeni Anadoluda da devam eder. Yeni türkçede ise, bilezik şekline girer. Mısırdaki Memlük ve Kıpçak Türklerinde de bu söz, bilezük şeklinde söylenmiş ve yazılmıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 13:07   #13
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Bilekbağı, bilekçek:

"Bilezik" ile ilgili diğer yan söylemler: Aslında bilezik sözünü açıkladıktan sonra, geriye pek fazla bir şey kalmamaktadır. Bununla beraber, bilek-bağı gibi yan deyişler, bugün Anadoluda olduğu kadar, Harezmşahlar çağında da görülmektedir. Bilekçe veya bilekçek sözleri, Anadoluda "kelepçe" anlayışında kullanılıyordu. Aynı deyiş ve anlayışa, Çağatay Türklerinde de rastlıyoruz.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 13:23   #14
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Kolbağı, kolçak:

Kolçak, kol-bağı gibi bilezikleri ise bizim tanıdığımız anlamdaki bilezikten, ayırmak gerekir. Aslında farsça ve Osmanlıcadaki pazuvend sözü, hem bilezik ve hem de kolbağı anlamına geliyordu. Fakat asıl farsçada bilezik karşılığı olan söylemler, evrencin ve berencin gibi sözlerdi. Bununla beraber Harezmşahlar çağında, bilezik karşılığı olarak kullanılan kol-bağı ve berçuk gibi sözlere de rastlamıyor değiliz. Aynı kaynaklarda bilezik sözünün yanına, arapçadan gelen halka sözü de ekleniyordu. Bazı Moğol kavimleri ise, bilezik için doğrudan doğruya türkçe bağ sözünden alınmış bag veya bagalçak sözünü kullanıyorlardı. Ortaasya Türk kavimlerinde, biraz daha değişik anlayışla söylenen, pakalçak, pagançak gibi bilezikleri görmüyor değiliz.

Bukağı, Türklerde hayvanların ayağına vurulan, madenden yapılmış bir bağdır. Türkler, bilezik ile hayvan bukağısını, birbirinden açık olarak ayırmışlardı. Moğollar ise bugün bile, bogo, bugu, bukun gibi deyişleri, kadın bilezikleri için kullanmağa devam etmektedirler. Macar diline geçmiş olan bu yan deyim, beko şeklinde, yalnızca bukağı için kullanılmıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 13:36   #15
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

YÜZÜKLER:

Yüzük veya üzük, Türk kültürünün çağlar boyunca hiç değişmemiş bir ana kültür sözüdür. Bunu, yüksük sözünden ayırmak gereklidir. Aslında yüksük de, parmağa takılır ve terzi yüksüğü anlamına gelirdi ama, yinede aralarında bir ayrılık vardı. Türklerde, yüksüğe, yüksek de denirdi. Yüksüğe Anadolu ve Ortaasya Türklerinde, müşterek olarak oymak adı da verildiğini biliyoruz.

Yüzük, Selçuk çağının başlarında derlenen sözler arasında, yine yüzük şekli ile görülür. Anadolunun bazı yerlerinde ise, üzük şekline girer. Harezmşahlar çağında yazılmış bazı metinlerde, bazen yüzük ve bazılarında ise, üzük yazılış ve söylenişi ile, hatta karışık olarak rastlanır. Yüzük, çeşitli Türk kavimlerinde çok ufak değişikliklere uğramış olarak da, karşımıza çıkar.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 18:11   #16
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Yüzük ve yüzük parmağı:

Şimdi olduğu gibi, eski türklerde de parmakların değeri, türlü inanışlara göre değişiyordu. Öyle anlaşılıyor ki eski Türkler yüzüğü, bugün de yaptığımız gibi, serçe parmağın yanındaki parmağa takıyorlardı. Bunun için de, Uygur çağındaki kaynaklarda "yüzük parmağı", atsız erngek adı ile adlandırılıyordu. Doğal olarak burada, parmakların üzerinde ayrı ayrı durulmayacak. Selçuk çağının başlarında derlenen bilgiler arasında yüzük parmağına, çıçamuk adı verildiği görülüyor. Uygurlar ise bu sözü daha çok, küçük parmak için kullanırlardı. Selçuk çağındaki Türklere gelince, onlar serçe parmağını, yüzük parmağından ayırmışlar ve serçe parmağa, çıçalak adını vermişlerdi. Ortaçağ Mısır Türklerinde ise serçe parmağa, çiçlek ve çeçe adı verilirdi. Bu deyimlerin doğal olarak, ayrı ayrı yerleri ve anlamları vardı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 18:19   #17
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Kaşlı ve kaşsız yüzük:

Kazılarda elde edilen buluntulardan, yüzüklerin şekil ve tipleri hakkında geniş bilgiler elde edebiliyoruz. Türk Kültür Tarihi Kitabımız, yüzüğün tarihçesini yalnızca, yazılı kaynaklara göre belirtmeğe yönelmiştir. "Kaşlı yüzük", öyle anlaşılıyor ki eski Türklerde de vardı. Çünkü Harezmşahlar çağında, "kaşsız üzük" deyişi geçmekte idi. Aynı kaynaklarda, kümüş yüzük sözüne de rastlamaktayız. Bu deyişin moğolca karşılığında da, yine üzük sözünün konduğu görülmektedir. Dede Korkut kitabında da altun yüzük sözüne sık sık rastlamaktayız.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 18:25   #18
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Halka yüzük:

Yüzüğün sade ve "halka" şeklinde olanları da vardı. Anlaşıldığına göre Selçuk çağının başlarında, altın yüzük halkalarına, altın bakan adı veriliyordu. Bu deyim, bağ kökünden gelen bakan sözü, halka anlamına gelirdi. Moğol ağızlarında ise, Türklerden etkilenerek yüzüğe, bilisüg, biliçug adını vermişlerdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 18:46   #19
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

"Nişan" ve "Gerdek" yüzüğü:

Nişan armağanı ve yüzük vermek, Türklerin çok eski çağlardan beri yaptıkları yaygın bir adetleri ve inanışları idi. Hun çağına ait Çin kaynaklarında bile elimizde, bu adet ile ilgili bilgiler vardır. Dede Korkut kitabında da bununla ilgili pek çok değerli bilgiler bulabiliyoruz. Bunlardan birini örnek olarak verelim: "(Beğrek) barmağından altın yüzigi çıkardı, kızun barmağına geçürdi, ortamuzda bu nışan olsun, Han kızı didi".

Yine aynı kaynakta, "Altın yüzükde çok nışan vardur" sözünün ise, herhalde başka anlamları olmalı idi. Görüşümüze göre, "güveyinin yüzüğüne ok atma" yarışını, "nışan yüzüğü takma" töreninden ayırmak gereklidir. Yüzüğe ok atma töreni artık, düğünün gerdek safhası idi. Bu tören için yine Dede Korkuttan bir örnek verelim: "Meger güyegünün yüzügine nışan atarlarıdı. Beğrek, ok ile yüzügi urdı, paraladı" Eski Türk kültüründe ve edebiyatında bunu destekleyebilecek pek çoktur. Bu gün, Anadoluda yaptığımız "nişan törenleri" yalnızca isim olarak kalmıştır, törendeki yüzüğe nişan alma geleneği ortadan kalkmıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-22-2008, 19:02   #20
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: KOLYE, BİLEZİK VE YÜZÜKLER

Uğurlu ve sihirli yüzükler:

Dünya edebiyatında, uğur getiren ve güç getiren sihirli yüzük motifleri çok yaygındır. Bu gibi yüzük takınmalara, bizim eski edebiyatımızda da ratlıyoruz. Bu inanışların Türklerde dışarıdan gelmiş etkiler olup olmadığını, burada açık olarak ortaya çıkarmak için, fazla imkanımız yoktur. Bu konuda yalnızca Dede Korkut kitabından bir örnek vermekle yetineceğiz:

Tepe-gözün peri anası, Tepegözün parmağına bir yüzük geçiriyor ve şöyle diyor: "Ok batmasın, tenini kılıç kesmesin". Altay destanlarında, buna benzer pek çok örnekler vardır.

Prof.Dr. Bahaettin Ögel
Türk Kültür Tarihi
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 00:13.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56