Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türkçü Toplumcu Görüş > Tepkilerimiz

Tepkilerimiz Ağ üzerinden ya da somut olarak gösterdiğimiz yasal tepkiler eşgüdüm otağı.

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 08-28-2007, 13:12   #1
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor

Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor



Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun ve altı akademisyence hazırlanan anayasa taslağının ayrıntıları netleşiyor.


Taslak metinde Anayasa’nın 42’nci maddesinden “Atatürk ilke ve inkılaplarına göre eğitim” esasının kaldırıldığı ortaya çıktı. Akşam gazetesi'nin haberine göre, maddenin Kürtçe eğitimin seçmeli ders olarak okutulmasını ve yükseköğretimde türbanın kullanılmasını sağlayacak şekilde düzenleneceği biliniyordu.

LAİKLİK YALNIZ KALDI

Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetiminde yapılır” maddesi, “Eğitim ve öğretim, laik ve demokratik ilkelere uygun olarak, çağdaş bilim esaslarına göre yapılır” şeklinde değiştiriliyor. Böylece, eğitimde sadece laiklik ilkesi dikkate alınıyor.

Anayasa’da türban yasak değil ki zaten

AKP’nin Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındaki 10 kişilik Sivil Anayasa Komisyonu, taslağı görüşmeye başladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Sivil Anayasa ile ilgili basına açıklama yaptı. Fırat şöyle konuştu: “Meclis’ten hangi oyla çıkarsa çıksın, halk oylamasına sunulacak. Nihai taslak toplumun katkısıyla ortaya çıkacak. Yapılacak katkılardan sonra Türkiye modern bir Anayasa’ya sahip olacaktır. Yeni Anayasa taslağı 1982 Anayasası’na göre daha özgürlükçü. Yargının bağımsızlığı ve hızı artacak. Bir hafta içinde çalışmalarımızı tamamlarız, daha sonra taslağı hazırlayan bilim adamlarını çağıracağız. En geç ay sonunda metin ortaya çıkacaktır. Anayasa’da türban yasağı yok. Bu nedenle ‘Yeni Anayasayı türban yasağını kaldırmak için hazırlıyorlar’ gibi bir yorumu doğru bulmuyorum. Bu konunun türban meselesine indirgenmesi çok yanlış. Türbanın yasaklanmasıyla ilgili üniversitelerde bir yönetmelik bulunuyor. Yoksa Anayasa’da yer almıyor.”

Yüce Divan’a temyiz

Tasarıya göre, TBMM Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Yüce Divan’da yargılanabilecek. Yüce Divan’ın Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay üyeleri arasından seçilecek 10 kişiden oluşması öngörülüyor. Başkanlığını da Yargıtay Başkanı’nın yapması düşünülüyor. Yüce Divan kararlarına temyiz yolu açılırken, incelemeyi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın geriye kalan üyelerinin yapması öneriliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/egitim/an...d=171&a=505529
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 08-28-2007, 13:19   #2
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor

AKP Kürt-İslam devleti istiyor
Hüseyin Çelik Türklükten neden rahatsız
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik “Herkes Türküm andı içmemeli.” diyerek kendi emrindeki okullarda “Türküm, Doğruyum...” biçimindeki andın söylenmesine karşı çıkmış. Gerekçesini kendi ağzından dinleyelim: “Öğrenci Türk değilse Türküm demesi yalan. Arkasından doğruyum diyor. Bir önceki yalanından dolayı ikincisi de yalan oluyor.”
Buradaki imayı anlamamak mümkün mü?
Türk devletinin kuruluş temeli, ırka dayalı olmayan bir Türk milliyetçiliği, yani Atatürk ilkeleri. Ama Hüseyin Çelik’e göre bu, vatandaşı yalancı olmaya zorlayan bir dayatma.
Yine Hüseyin Çelik’in atadığı Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Şaban Şimşek’in “yazışmalarda Türk milleti ve Türk devleti gibi ifadeler kullanmayalım. Çünkü Türkiye bir mozaiktir” demecini de aklımızda tutalım.
Hüseyin Çelik’in Türklük alerjisinin nedenini anlamak için iki şeye bakmak gerek. Bir; Hüseyin Çelik kimdir? O’nu AKP’ye getiren siyasal serüvende neler var?
İki; AKP ne türden bir İslamcı partidir? Bunu da kurucu Genel Başkanı Tayyip’in kendi ağzından ifade ettiği idelojisinden, önde gelen isimlerinin yaşam öyküsünden ve şimdiki faaliyetlerinden anlayabiliriz.
Said-i Kürdi aşığı Milli Eğitim Bakanı
Önce Hüseyin Çelik’le başlayalım. Van milletvekili Hüseyin Çelik Said-i Kürdi’nin takipçilerinden, Yeni Asya ve Zaman gazetesinin yazarlarından. Bakın Said-i Kürdi’den nasıl bahsediyor:
“Eğer Cumhuriyetin başında Bediüzzaman dinlenseydi, bugün ülkenin durumu hiç de bu durumda olmazdı. Maneviyattan yoksun olarak yetiştirilen Doğuluların Kürtçü, Batılıların da Türkçü olmamalarını beklemek iyimserlik olur.”
Burada Kürtçülüğü eleştiriyor görünen Çelik bir zamanlar Med Zehra Grubunun da başkanı. Med Zehra Nurcuların Kürt İslamcı kanadı. Said-i Kürdi’nin de büyük düşü olan Kürt İslam devletini kurmayı amaçlıyor. Bu grup Hizbullah içinde çalışıyor. Ancak birden olanlar oluyor ve Hizbullah ile Zehracıların arası açılıyor. İşte gazetelerde dehşetle okuduğumuz domuzbağı haberleri, örgütiçi infazlar burdan kaynaklanıyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in bir çok arkadaşı bu infazlar sırasında Hizbullah tarafından bir örgüt içi hesaplaşmada öldürülüyor.
AKP iktidarının çıkardığı “Eve dönüş” yasasıyla salınanların büyük kısmının Hizbullahçı olduğunu hatırlayın. Yine Hüseyin Çelik’in kitabında AKP kurucusu Av. M. Ali Bulut’un Hizbullah’ı aklayan sözlerine yer verdiğini ve Bulut’un Hizbullah terör örgütü sanıklarının Ankara 2 No’lu DGM’de görülen davalarında savunmalarını üstlendiğini de bir kenara yazın.
Nurcu Bakana göre Atatürk yedi düveli yenmemiş
Devam edelim; infazlardan sonra Hüseyin Çelik kurtuluyor ve hemen Fethullah’a sığınıyor. Bundan sonra o bir Fethullah’çıdır. Fethullah’ın okullarının reklam kampanyalarına çıkar, Fethullah’ın DGM’deki yargılaması başladığında ilk karşı çıkanlardan biri olur.
Hüseyin Çelik yalnız Türklüğe değil Atatürk ilkelerine de karşıdır. O’na göre 10 Kasım anmaları “ilkel kabilelerin tapınmaları”na benzemektedir, saygı duruşunda bulunmak ise “yatırdan bir şey istemek” gibidir. Türkiye’de Atatürk’ün manevi kişiliği “ancak kanunlarla korunabilmektedir.” Yoksa halkın sevgisi samimi değildir. Çelik Türk milletinin verdiği Kurtuluş Savaşı’na bile inanmamaktadır:
“Milli mücadelede Atatürk yedi düveli denize döktü diye körpe beyinlere telkinde bulunursanız... İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanların hiç de ordularla, silah zoruyla çıkarılmadıklarını öğrendikleri zaman milli mücadele şaibe altında kalmaz mı?”
Milli Eğitim Bakanı’nın nasıl birisi olduğu az çok ortaya çıktı. Bir seneden beri yaptığı icraatı da hep birlikte izliyoruz. YÖK’e ve üniversitelere düşmanlık, türban, İmam Hatip kışkırtması ve kadrolaşma. Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir “imamlaşma” yaşandığını bilmeyen kalmadı ama bir “Kürtleşme” yaşandığını da söylemek gerek. Bakanlık yazışmalarından Türk sözcüğünü kaldırmak isteyen müsteşar Şaban Şimşek’i de aynı Hüseyin Çelik atamadı mı?
Türk kimliğini hedef alan Türkiyeli tartışmasının açık bir demagoji olduğu ortada. Türk kimliğini ortadan kaldırmak isteyenler yerine Türkiyeliliği değil bölücü etnik kimlikleri koyuyorlar. Bunun ardında ise tam anlamıyla ırkçı niyetler var. Bu kadronun hakim olduğu bakanlıklarda adeta Türklere yönelik bir etnik temizlik yaşanıyor.
Abdülkadir Aksu’nun İçişleri Bakanlığı süresince Vali atamalarında kendi etnik kökeninden gelen insanları vali yapmak için ne kadar titiz (!) davrandığı biliniyor.
Dengir Mir Mehmet Fırat’ın Mersin’deki nüfus yapısını Türkler aleyhine değiştirmek için oynadığı oyunlar gazetelerde alenen yazılıp çiziliyor.
Hilafet Ordusu hortladı
Boşuna söylemiyoruz, bunlar bir Hilafet rejimi kurmak istiyorlar. Hilafet rejimi ise şeriatla sınırlandırılamaz. Amaç Türk milletini parçalamak, yok etmek ve emperyalist Batıya teslim etmektir. Kuvayı Milliyecilerin Kurtuluş Savaşı’nda karşılarında buldukları Hilafet Ordusu tam da böyle bir güçtü. Zaten Atatürk’ün gayrımeşru saydığı Osmanlı’nın Hilafet rejimi de mütarake döneminde üç kurum etrafında örgütlenmedi mi? İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Teali-i İslam Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti. Bunların üyeleri daha sonra Yunan Ordusunun yedek kuvveti olarak Hilafet Ordusu’nu kurmadılar mı?
Cumhuriyet’ten sonra Atatürk bunları 150’likler listesine koyup kapı dışarı etmedi mi, kapı dışarı edemedikleri Şeyh Sait, Derviş Mehmet gibiler gibi ayaklanmadılar mı, ayaklananları Atatürk İstiklal Mahkemelerinde astırmadı mı?
AKP iktidarı Atatürk’ün yıktıklarının hortlamış halidir. Onda biraz İngiliz muhipliği, biraz Kürt Tealicilik, biraz da Tealii İslamcılık vardır. Ancak soyda süreklilik esastır.
Gözünüz “Türkiyeli” görsün!
Dengir Mir Mehmet Fırat’ın Kürt İslamcı Şeyh Sait’in torunu olduğunu herhalde bilmeyen kalmamıştır.
Tayyip’in Başdanışmanı olan Cüneyt Zapsu da aynı soydan. Bakın Tayyip bilmem kaç senedir kimden akıl alıyormuş: Cüneyt Zapsu’nun dedesi Abdürrahim Zapsu Kürt-Talebe Hevi Cemiyetinin 18. Kurucu üyesi. Kürdistan Teali Cemiyeti’nin 51. üyesi. “Kürdistan’da Kürtlerden başka hiçbir millet yoktur” sözüyle ünlü. Dikkat edin, “Kürdistanlı” değil “Kürt”!
Cüneyt Zapsu’nun sahibi olduğu şirketin yöneticilerinden biri Kürt Teali Cemiyeti’nin Başkanı Seyit Abdülkadir’in torunu, Cemiyetin ikinci başkanının torunu ise aynı şirkette üretim müdürü.
Bakın ve gözünüz “Türkiyeli” görsün. PKK’nın önde gelen adamlarından Yaşar Kaya Başbakanın başdanışmanını anlatıyor: “Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisinin düzenleyicisi ve sözcüsü, bebekliği dahil elimizde büyümüş Cüneyt Zapsu. Zapsu soyadına bizim okurlar pek yabancı değil. Musa Anter’in kayınpederi, Said-i Kürdi’nin dostu, Abdürrahim Zapsu’nun torunu. Laleli’deki evinde en son kiracı bendim. Cüneyt dedesinin yazdığı koskoca “Memae Alan” destanı ile Kürtçe şiirlerinden seçeceği bir dosyayı Tayyip’e hediye etse, ben çok memnun olacağım.”
Rezalete bakar mısınız, PKK’nın önde gelen adamlarından biri Cüneyt diye hitap ettiği başdanışmanı araya sokarak Başbakanı “kafalamaya” çalışıyor. Tayyip de dünden razı. Bakmayın siz Türkiyeli diye bağrınıp ırkçılığa karşı çıktığına. Tayyip’in yanından hiç ayırmadığı üç danışmanı da nedense “Türkiyeli” falan değil “Kürt”. Ömer Çelik, Egemen Bağış ve Cüneyt Zapsu.
Tayyip Erdoğan:
“Kürtler isterlerse ayrılabilirler”
Tayyip’in güvenilir Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen de tam Tayyip’in istediği türden bir “Türkiyeli”. “Türk adı ile anılmaktan haya duyarım” diyor.
Görüyor musunuz demagojinin altından neler çıktığını. Irkçılığa karşı çıkmak adına Türkiyeliliği savunanların bütün uygulamaları ırkçı uygulamalar. Biz bunlara itiraz edip “insanların kökenine bakılmasın, Türkiye’de yaşayan herkes anayasaya göre Türktür, gerisini kurcalamayın” dediğimizde “yok efendim, Türk ırkından olmayanlara Türk denmez Türkiyeli denir” diyenler meğer ne kadar da ırk meraklısıymışlar. Baksanıza kendi Bakanlıklarına ve Belediyelerine hiç Türk sokmayacak kadar titizler.
Peki bunların arkasında hangi ideoloji var bilmek ister misiniz? O’nu da Tayyip Erdoğan anlatsın:
“Resmi ideoloji ırkçı bir kişilik taşıyor, bu yapısıyla da milli bütünlüğü koruması mümkün değildir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır. Türkiye, Türkiye’de yaşayan herkesindir. ... Ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içerisinde kalmak istemezlerse onun kararını yine halk verecektir. Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler. Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şeyler yapılabilir. Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse, böyle bağımsız bir yapıyı kurma kudretleri varsa kurarlar... Ümmetin içinde zaten Hıristiyanın Yahudinin olması söz konusu değil. Ama bu ümmet, Hıristiyanla da, Yahudi’yle de kendi hukuk kurallarını belirleyerek yaşayabilir.”
Zaten bizim “Türkiyeliler!”in en iyi becerdiği şey en koyu şeriatçı olup da “Hristiyan”la ve “Yahudi”yle en iyi dost olmak değil mi? O 27 etnik kimliği yaratanlar da, kullananlar da onlar değil mi?
Türk vatanı anlamına gelen Türkiye sözcüğünü kullanıp “Türkiye Türklerin değildir” gibi komik laflarla Tayyip’in neyi amaçladığını pekala biliyoruz. Merak ettiğimiz şey şu; “Türkiye”li Tayyip memleketine gittiğinde taraftarları kendisini neden herkes gibi “Türkiye seninle gurur duyuyor”diye değil de “Potamya seninle gurur duyuyor” diye karşılar? Bilen varsa anlatsın da biz de öğrenelim!

Alıntı: Türk Solu Dergisi / Güneş Aras
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 08-28-2007, 17:00   #3
ASLIM
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor

İçimden geçenleri -gereği gibi paylaşamama endişesi ile- dökmüyorum buraya... Elinize sağlık...
  Alıntı ile Cevapla
Eski 08-29-2007, 14:44   #4
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan Atatürk ilkeleri eğitimden çıkarılıyor

Esenlikler,
Hâl böyle iken bizlere büyük görevler düşmektedir.
90-95 yılları arasında ilk okul döneminde sanırım hayat bilgisi dersinde Atatürkçülük diye bir ders görürdük.95 den sonra bu dersi bir daha göremedik.
Milli güvenlik adı altında bir ders daha çıktı ama o'nu da ne yazık ki göremedik, yalnız ismi vardı.Sanırım şimdilerde bu tür dersler hiç kalmadı.Bizler bilhassa Atatürkçülük dersi ve ders dışında da öğretmenlerimizin o yüce Atatürk'ü anlatımıyla Atatürk sevgisini kazandık.Temelimiz sağlam oluştu...
Günümüzde ise Atatürk ile ilgili ders olmasından ziyade,Atatürk ile ilgili bilgide verilmediği belli ki, günümüze genç Atatürk düşmanları yetişti ve onlarda devamındaki yeni nesilleri yetiştirme çabasında...
Bu durumda herşeyden önce okullarda öğretmenlerimize çok büyük işler düşüyor;Mustafa Kemâl'i 5 dakika dâhi olsa anlatmalı, ilkelerini yaşatmalı,o'nu anlamasını sağlamalı,sevdirmeli.Madem ağaç yaş iken eğiliyor...

Bizlerede elbet görevler düşmekte;toplumda uyarıcı nitelikte olmalıyız,çevremize aktarmalıyız bu bilinci...

"... Ey Türk istikbâlinin evlâdı! İşte, bu ahvâl ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur"
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 05:33.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56