Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Giyim Kuşam

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-20-2007, 21:59   #1
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Türkler ve giyecek kültürü.


Hayvancı ve savaşçı Türklerin elbiselerinin diğer kavimlerden değişik olması:

Bu gün olduğu gibi dün de, pamuk ya da pirinç tarlasında çalışanlarla, at üzerinde hayvan güden kişi veya kavimlerin elbiseleri aynı olmazdı. Evde ya da dükkanda oturanların ise, daha değişik giyinmeleri yine doğal görülmeliydi. Bu sebeple giyim tarihini incelerken, bu gibi değişik şartları gözönünden uzak tutmamak, bir ilim metodu gereğidir.
Çin'de tarlada giyilen elbiseler biraz daha değişik olarak, şehirlerde de görülebiliyordu. Değişiklik daha çok, kullanılan malzeme ve kumaşta kendini gösteriyordu. Bölge ayrılıklarına rağmen "Çin elbisesi" denince, hayalimizde şekil ve biçim bakımından ortak bir tip canlandırabiliriz.
Hayvancı Türkler ise, daha değişik şartlar içinde yaşıyorlardı. Türkler için, çalılara, taşlara ve soğuğa karşı dayanabilen elbiseler gerekliydi. Türkler, Çinliler, ve Araplarda olduğu gibi, " ata entari ile binemezlerdi". Bu sebeple atın sürtünme ve bacaklarda yara açma gibi tehlikelerden korunmak için, "kalın pantolon ve çizme" giyinme zorundaydılar. Çin'de "ipekli kumaşlar", binlerce yıl kullanılmış ve adeta Çin edebiyatı ile danslarında, sembol olmuşlardı. Hayvancı Türklerin, yiyeceklerini ve silahlarını asabilmeleri için, kalın "deri kemer" lere ihtiyacı, "kalın palto ve kürklerin" kullanılmasını da gerektiriyordu. Soğuğa ve rüzgara karşı, "kulaklıklı ve enselikli şapkaları" giymek de işin ve iklimin bir gereğiydi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 22:16   #2
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.

Türk elbiselerinin kumaş ve malzemelerinin ayrı olması:

Giyim tarihini incelediğimizde, her şeyden önce elbise yapmak için gerekli malzemenin, o memlekette bol miktarda bulunup bulunmadığını da araştırmak gereğini duyarız. Çinde ipek ve pamuk gibi lifler, giyim eşyalarının ana malzemesini teşkil ediyordu. Giyimde, ayrıca "dinden gelen tesirler" de vardı. Örneğin Budist memleketlerde, "deri elbise ve ayakkabı" aramak, ilmi metoda olduğu kadar, akla da aykırıdır. Budistler, bunu bir "barbarlık" sayarlardı. Yalnızca Budizmde değil; eski Çinde de böyle idi. Bunun yanında "Hayvancı Türklerde" ise, ipek ve pamuk elbiseleri yerli bir giyim olarak kabul etmek de, aynı şekilde yanlıştır. Türk elbiselerinin esasını, yün, deri ve kürk meydana getirirdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 22:29   #3
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.


Saray ve şehirde giyilen elbiseleri bütün bir kavim için geçerli saymak, yanlış bir metoddur:

Son zamanlarda saray minyatürlerine ve seyyahların çizdikleri resimlere bakılarak, "Türk giyim tarihi" hakkında bazı yazılar yazıldığı görülmektedir. Bu da, yanlış bir anlayıştır. Saraylar ve özellikle başkentler, her zaman için dış tesirlere açık bölgelerdir. Bu sebeple minyatürlere çizilen giyimleri, Anadolu Türk giyiminin bir örneği olarak ele almak, bizi yalnızca yanlış yola götürür. Aslında Anadolu köylüsü,
"muhafazakar" kalmıştır. İstanbul ise daima değişmiş ve dış modayı izlemiştir. Burada konumuz daha çok Anadolu giyiminin Ortaasya kökenini araştırmak olacaktır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 22:51   #4
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.


ÜST GİYİMLER

KAFTAN:

Türk kavimlerinde kaftan:

Kaftan sözünün aslının farsça olduğu söylenir. Fakat Ahmet Vefik Paşa'ya göre farsça " haftan" sözünün aslı, türkçe "kaptan" dan gelmiştir. Kaftan İranda giyilen bir nevi, pamuklu bir savaş elbisesidir. İçine, ham ipek de konurdu. Asım Efendiye göre bu giyim, Türkistanda "kalmaki" ve Anadoluda da "çukal" denilen, zırhın karşılığıdır. Kaftan, Çağatay lehçesinde ise "kaptan" olarak söylenir. Diğer Ortaasya lehçelerinde bu söz böyle görülmez. Daha çok Anadolu, Kırım ve Karaim Türklerinde yaygındır. Bu söz Memlük Türk lehçesinde de, "kaptan" şeklinde görülür. Kaftanın; ince ve kaba cins olarak varlığını, araştırmalardan öğreniyoruz. Kaftan sözünün Ortaasya lehçelerinde bulunmamasına rağmen, Kaşgarlı Mahmudun kaftandan söz açması da üzerinde durulacak önemli bir noktadır. Bu kaynaktan öğrendiğimize göre kaftanın, "kolları ve ilikleri" de vardı. Ayrıca," ol kaftan kurşadı" örneğinden ise, kaftanın bir kuşagının bulunduğunu da öğreniyoruz.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 23:05   #5
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.


Resmi ve mutlu gün kaftanları:

Doğal olarak kaftan sözünün karşıladığı giyim şekilleri, her çağa göre değişiyordu. Dede Korkutta , mutlu bir günde giyilen "kırmızı kaftan" dan söz açıldığı gibi, gelinin güveye hediye olarak verdiği, "ergenlik kırmızı kaftan" dan da bahsedilmekteydi. "Ardu yırtıklu", yani yırtmaçlı kaftanı da, yine burada görüyoruz. Türklerin koyu kırmızı kaftanlarından, Arap seyyahları da söz etmektedirler. Eski Anadolu metinlerinde ise, böyle resmi günlerde giyilen ağır elbiselere, kişilik kaftan veya kişilik kaftanı gibi adlar veriliyordu.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 23:14   #6
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.


Kaftan ve cübbe:

Kaftan ile cübbe, sözleri ise, Türkler Müslüman olduktan sonra artık birbirine karıştırılmışlardı. Cübbe sözünün önem kazanmasına rağmen, yine de kaftan sözünden vazgeçilmemişti. En eski bir Anadolu metninde, hükümdarlık alametleri ise şöyle sıralanıyordu: "Geydügi cübbe ve kaftan ve kur kuşak" Fatihin elbisesi ile ilgili eski bir yazıda ise, "cübbenin kaftan üzerine giyinildiği" görülür. Buna rağmen kaftan ve cübbe söylemleri bu gün bile birbirine karıştırılmaktadır. Asla aynı şeyler değillerdir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-20-2007, 23:26   #7
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.


Kaftan kumaşları:

Kaftanın dokunduğu malzemeye gelince, bu da her çağa göre değişirdi. Ahmet Vefik Paşaya göre kaftanlar, bir nevi " astarsız cübbeler" idiler. Öyle anlaşılıyor ki, astarlı kaftanlara daha çok, "kapama" adı veriliyordu. Bunların içi de yaygın olarak pamukla dolduruluyordu. Ortaasya Türkleri ise, "yünden yapılmış köle ve hizmetçilerin giydiği" kaftanlara, "çekrek kapa" derlerdi. Kapama ile kapa sözü arasında ne gibi bir ilgi olduğunu tam bilemiyoruz. Kaba şeklinde söylenen elbise adlarının çoğunun, arapçadan geldiğini de unutmamamız gerekir.
"Kemsel" veya "Kemsal" sözleri de, Kırgızların kalın pamuk astarlı kaftanları için söylenilen bir tabirdir. Sözün söylenişi, bize yabancı bir kökü hatırlatır. Bu, Kırgızların "çapan" dedikleri kaftanlardan ayrı idi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-10-2008, 17:38   #8
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.

ÇAPAN, ŞAPAN, ÇAPKIT:

Türklerin bu üst giyimi, herhalde üzerinde en çok durulması gereken, bir elbise olmalıdır. Erzurum ve İçel de, yaygın olarak ceketlere, çapan derler. Kerkük Türkleri ise bu sözü, yalnızca kaput bezi için kullanırlardı. Aslında ise eski Türkler, yalnızca üst giyim ve kaftanlara bu adı verirlerdi. Çoğu zaman bu elbise, çapan, çapkıt şeklinde, iki söz ile adlandırılırdı.

İslamiyetten sonra ise bu, Buharalıların giydiği uzun cübbe veya kaftanlar için söylenen bir söz olmağa başlamıştı. Sözcüklerde, "kırmızı çapan" veya "Çapan, eski Yemen kaftanıdır, hırka anlamındadır", gibi açıklamalar da vardır. Görülüyor ki aynı söz, hem palto, hem ceket ve hem de hırka için kullanılıyordu. Aslında kısa alt giyim, yani ceket ve hırkalar, eski Türklerde cekrek, çekrek sözleri ile karşılanırdı. Bu, bir Uygur sözüdür. Küçük hırkaya ise, cengşü adı verirlerdi. Çapan sözü; Moğollarda da dahil eski Türklerce kullanılırdı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-10-2008, 17:59   #9
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.

ÇEKMEN:

Çekmen sözü Anadoluda, Örneğin Görele bölgesinde, yün ve kıldan yapılmış çoban abaları için kullanılan bir sözdür. Aslında çekmen sözünün türkçe kök ve ekleri de bellidir. Vücuda sıkı bir şekilde sarılan bu uzun elbiseye, Kazan'da çikmen, ve Çuvaşlarda ise, sekman adı verilirdi. Anadoluda bu söz değişerek, çapkan veya cepken olarak söylenmeye başlamıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-10-2008, 18:06   #10
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,320
Varsayılan Ynt: Türkler ve giyecek kültürü.

DIŞ DON VE İÇLİK:

Türkler bu sözü söylemek yolu ile, aslında içe ve dışa giyilen elbiseleri birbirlrinden ayırmak istemişlerdi. İçlik sözü, Türklerin çok eski bir giyim sözüdür. Dışa giyilen elbiseler için ise, Harezmşahlar çağında bile, taşkı ton, yani dış elbise, dışa giyilen don denilirdi. Anadoluda bu söze üstlük denmektedir.

Kaftan, aba, palto, ceket, hırka hakkında, Anadoluda yaşayan o kadar çok söz vardır ki bunların hepsinin üzerinde durulması, başlı başına bir araştırma konusudur.

Prf Dr.Bahaeddin Ögel
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 12:03.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56