Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Basın-Yayın Güncel Konular > Türk Dünyasından Haberler

 
 
Seçenekler Tarz
Prev önceki İleti   sonraki İleti Next
Eski 04-14-2010, 16:21   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,835
Varsayılan KKTC Seçimlerine Doğru

KKTC Seçimlerine Doğru-1


Tüm baskılara rağmen 15 Kasım 1983 tarihini doğum günü ilan eden Kıbrıs Türkü, pazar günü, ‘teslimiyet ya da bağımsızlık’ kararını verecek
KKTC kuruluşundan bu yana emperyalist batı dünyası tarafından görmezden gelinmek istenen, ancak buna rağmen Akdeniz’de Türk’ün bağımsızlık sembolü olmuş, sömürüye inat bir Türk Devleti olarak tarihteki yerini almıştır. Batı’nın Türkiye’ye baskı aracı olarak kullanmak istediği KKTC dik duruşuyla aslında her geçen gün tarih sayfasına yeni bir Barış harekatı Zaferi yazmaktadır. 1974 yılının Temmuz ayında tatile çıkan Ayşe tüm baskılara rağmen dimağı tertemiz olarak dünyada kendi bağımsız duruşuyla yürüyerek 15 Kasım 1983 tarihini doğum günü ilan etti. Bugün ise 27 yaşına geldi. KKTC bugüne kadar izolasyonlar, baskılar, yıldırmaları da sayarsak sayısız komployu atlattı. Her şeye rağmen ayakta kalmayı başaran Kıbrıs Türk’ünün bağımsızlık sembolü ve var oluş gerekçesi KKTC özellikle son yıllarda yine emperyalist batının hedef tahtası haline geldi. Belki de hiç bir dönemde bu kadar çok baskı ile karşılaşmamıştı. KKTC kendi içinde ve dışında onlarca baskıyla uğraşmak zorunda kaldı. Bağımsız iradesini kullanarak kendi yöneticilerini seçme hakkını kullanmak isteyen Kıbrıs Türk’ü batının sinsi oyunları karşısında bugün hala var oluş mücadelesini sürdürüyor.
KKTC’nin önemli sınavı
İşte bugün gelinen noktada 18 Nisan 2010 tarihinde yapılacak seçimler bir kez daha KKTC’nin en önemli sınavı olarak karşımıza çıkmakta. Kıbrıs Türk’ü belki ya tamam ya devam denilmeyecek ama, bu seçimlerde bundan sonra sayısız çıkmazla kesilen görüşmeler yumağına son şeklini verecek. Yapılan büyük diplomasi hatalarına rağmen, kendi özgür iradesini sandığa yansıtarak dünyaya bir kez daha “Ben özgürüm, gerisi kimseyi ilgilendirmez” mesajını ya verecek, ya verecek. Aynı 1983 yılının 15 Kasım’ın da olduğu gibi. 15 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi self-determinasyon hakkını kullanarak oy birliği ile aldığı kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmişti. Bu seçimler de Kıbrıs Türk’ünün bağımsız iradesiyle iki bağımsız devletli Kıbrıs adası kararının verileceği seçim olacak. Yıllardır bu tezi savunanlar için büyük bir fırsat olan bu seçimler sonucunda ya bu ilan edilecek, ya da Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin şemsiyesinin altında bir sığıntı olarak, Avrupa kapılarında dolanarak, Türk’e köpek kulübesinin kapısını çok görenlerden merhamet dilenilecek.
Kıbrıslılık Açılımına Hayır
Aslında adada çoktandır yapılmak istenen bir açılım da yok değil. O da Kıbrıs’lılık açılımı. Bu yapay sıfatla hedef alınan her zaman olduğu gibi “Türklük” Türk kelimesinden her zaman nefret eden ve onu bir cani gibi göstererek tarih yazmak isteyen batı emperyalizmine karşı bağımsız kalabilmenin tek yolu bu bilinci ortadan kaldırmaktan geçiyor. Türkiye’yi bir azınlık cennetine dönüştürerek, Türkiye Cumhuriyeti’ne ömür biçen batı felsefesinin aslında Kıbrıs adasında yapmak istediği bundan farklı değil.
Türk kimliğine karşı
Her fırsatta Türkiye’nin kendi bölgesinde elini kolunu bağlamak isteyen stratejik ortaklar, gündüz havai fişek patlatacak kadar bize kendini sevdiren batılı dostların Türkiye’nin adada varlığını istemediğini her fırsatta söylemelerine rağmen, kazan-kazancıların sırtını döndüğü projeler Türkiye’yi aynı zamanda Türk kimliğini ortadan kaldırma noktasına getirmeye başlıyor. Kıbrıslılık açılımı da bundan farklı değil. Türk iradesini bozuk bir şemsiye altında bir acente anlayışıyla Rum Kesimi’ne ekleyip kendi içinde eritmek isteyen batı her türlü çözümünde ortaya Kıbrıs’lılık felsefesini koymakta. Bıkmak usanmak bilmeden sürdürülen çözüm görüşmelerinde batının kendi çözüm merkezi Birleşmiş Milletler cenderesinin hedef tahtasına konan da adadaki Türk varlığı.
“Yes be annem” sığlığı
“Yes be annem”cilerin ve kazan-kazancıların gözünü kör eden Annan Planı hatasından Türk tarafını Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin haksız ve bir o kadar da kör olan Türk düşmanlığı önledi. Diplomaside pek de başarılı olamayan Rumlar, Türk tarafı evet diyecek inadıyla Annan Planı’na hayır deyince aslında Türk tarafını kurtardıklarının farkında olmadılar. Oldularsa bile bu sefer Bizans oyunu yapamadılar. Aslında Rum tarafı için değişen bir şey yoktu. Çözümü kilitlemek adına yaptıkları bu tercih, Kıbrıs Türk’ünün de elini rahatlattı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hariç. Maalesef gözünü çözüm hırsı bürüyen Talat, hesapsızca “Yes be annem” sığlığına düştü. Bugün de aynı sığlığın devam etmesi için batıdan destek görmeye devam ediyor. Mehmet Ali Talat’la yola devam etmek batının, başta da Bizans ve Makarios anlayışının devamı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın işine geliyor. Adada çözüm adına çözümsüzlük üreten bu anlayış, elbette bağımsız bir Türk iradesi de istemiyor. Oysa ki çözüm bağımsız iradelerin varlığından geçiyor.
Kazan - Kazan’ın AB körlüğü
Adayı kendi malı gibi gören Yunanistan nasıl ki bölgede Türkiye’den rahatsızsa adada da Türk iradesinden rahatsız. Aslında “Yes be Annem” in tamamlayıcısı felsefeyi Rum tarafı çoktan üretti: “Kalos Türkos, Nekros Türkos”, yani “En iyi Türk ölü Türk’tür” Kıbrıs’ı EOKA’nın insafına terk etmek isteyenlere Denktaş’ın uyarıları yetmeyince elbette batı hiç vakit kaybetmeden devreye girdi. Bugün seçimler yine Kazan-Kazan’ın AB körlüğü gölgesinde geçecek.
Denktaş her zaman haklı çıkıyor
Aslında sayısız çıkmaz görüşmenin ardında yatan mantık da bu. KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın tezlerinin unutulup unutulmadığını da Kıbrıs Türk’ü gösterecek. Denktaş sayısız görüşmelere katılmış deneyimli bir siyasetçi, diplomat ve devlet adamı olarak Rum Yönetimi’ni iyi tanıdığı için Talat döneminde yapılan hatalara karşı uyarılarda bulunduğu, hatta tavır aldığı için gerek Türkiye’de, gerekse KKTC’de günah keçisi, barış karşıtı olarak ilan edilmek istenmişti. Bunun sonucunda gelinen noktada pek çok diplomatın ve uluslar arası uzmanın ifadelerine yansıdığı gibi Denktaş yine haklı çıktı. Dayatmalar karşısında dik durulması gerektiğini her fırsatta adeta haykıran Denktaş’ın bu feryadına Kıbrıs Türk’ünün katılıp katılmadığı da oylanacak bir anlamda. Tüm bu açılardan bakıldığında bu seçim bir noktadan sonra keskin bir viraj olarak da tanımlanabilir. Bugün içinden geçtiğimiz süreç içerisinde aslında Kıbrıs Türk’ü kabul etmek gerekir ki seçimlerin sonucu ne olursa olsun kendinden emin bir tavırla yoluna devam edecek.
Kısır görüşme döngüsü
Ancak bu yoldan sonuç alınabilmesi için artık Talat döneminde başlayan kısır görüşme döngüsünden çıkılması ve Kıbrıs Türk’ünün tezlerinin açıkça masaya konulması için bu seçimde çıkacak sonuç çok önemli. Bunu bilenler tercihlerin buna göre yapılması konusunda önemli uyarılarda bulunuyorlar ve seçimler sona erene kadar da uyarılarına devam edecekler. Annan Planı ile kazan-kazan anlayışının iflas ettiğinin anlaşıldığı bir noktada bağımsızlık iradesinin sağlamlaştırılarak yola devam edilmesi bugün gelinen noktada uzmanlara göre önem kazanıyor. Futbol maçlarında bile uygulanmayan bir strateji olan kazan-kazan taktiğini diplomasiye uyarlamak isteyen zihniyetin Arap milliyetçiliği bataklığında debelendiği şu günlerde Türkiye’nin de kendisine gelmesi açısından önem taşıyan bu seçimler, dünyaya verilecek mesaj açısından olduğu kadar, Kıbrıs Türk’ünün bağımsız hareket etme kararlılığının birlik noktasına geldiğini ifade etmesi açısından da mühim. Bu seçim sürecinde sorgulanması gereken en önemli olayın “Yes be Annem” sığlığı ve arabeskiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni çıkmaza sürükleyen yavru kazan-kazancıların yüzüne tokat gibi patlayan Annan Planı olduğunu da unutmamak gerekiyor.


http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=33961
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 

Etiketler
kıbrıs 2010 seçimi

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
KKTC’de kirli oyun KEMALİST Türkiye'den Haberler 1 04-09-2009 15:28
Seçimler Ve Görüşmeler (KKTC) Türk'ÇE Yazılar ve Ağbetik 0 02-12-2009 14:00
KKTC 25. Yaşını Coşkuyla Kutladı İlker Türkiye'den Haberler 0 11-16-2008 13:48
KKTC 25 Yaşında İlker Türk Dünyasından Haberler 1 11-15-2008 22:49
Çın - Doğru söz. Doğru / gerçek. Oğuz Yabgu Sözcük Türetme Alanı 0 11-18-2007 00:02


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 06:14.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56