Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Yazılar ve Ağbetik

Yazılar ve Ağbetik Başkalarına ait makale veya ağbetik paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 02-08-2008, 02:08   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,840
Varsayılan DİN DİLİYLE SAHNELENEN POLİTİK OYUN!

Savaş esnasında düşmana karşı hile, aldatma tatbik edilmesi hariç tutulursa, Hz. Peygamber’in hiçbir ayrım yapmadan herkes karşısında uyguladığı ilke, adalet ve ahlakiliktir. İma ve zımnen dahi olsa verilen sözün tutulması Hz. Peygamber’in bütün hayatı boyunca tatbik ettiği bir davranış kodudur. Oysa daha sonraki dönemde politik oyun, hayatın bir parçası olur ve bu oyunun dilinde din; iş bitirme ve çıkar elde etme mantığına uyarlanır. Ayrışmanın ve çatışmanın aracı yapılır... Yaşanan olaylar hepimizce malum.
Daha dün başörtüsü İslam açısından teferruattır diyen birisi, şimdi kalkıp şöyle demektedir: “Tesettür, İslam’ın beş şartı arasında yer almaz. Fakat Kur’ân’ın açık emridir. Tesettür meselesinin bazıları tarafından politize edilerek ayağa düşürülmek istendiğine esefle şahit oluyoruz. Ne yazık ki bazı kesimlerde çok ciddi bir din düşmanlığı var. Bunlar, her fırsattan istifade ediyorlar.” Bu iki ifade, ülkemizde dini düşüncenin düştüğü düzeyin ve din diliyle “devleti ele geçirme amacında olan dış mahreçli dini grupların” izledikleri politikanın ne kadar kıvrak olduğunu gösterir. Dün tefurruat olan-aslî olamayan bugün emir oluyor. Böyle bir yaklaşım, İslam’ı ve onun temel kaynağı Kur’ân’ı eğlenceye almaktır. Aynı kişi bununla yetinmiyor, ikinci oyunun zeminini oluşturmak için şöyle diyor: “Bu karar, laikliği yıkmaz, cumhuriyete ve demokrasiye de hiçbir zarar vermez. Tam tersine, bunları güçlendirir.” Bu ifade “cumhuriyetten ve demokrasiden yana bir duruşa” gönderme yapıyor, değil mi? Peki, soruyorum: Yukarıdaki tablo esas alınırsa, birkaç yıl sonra “İslam; cumhuriyeti ve demokrasiyi reddeder, bu halk bunun kaldırılmasını istiyor, bunlara karşı cihat edelim” demeyeceğini nereden bilelim?
Aslında din üzerinden politik oyun sahnelemek yeni bir şey değildir. Böyle bir anlayışı bize hatırlatan birçok olay var. Hz. Ali halife olunca, Muğire b. Şube ona gelir ve şöyle bir teklifte bulunur: “Muaviye ve arkadaşları dünya ehlidirler. Eğer onları yerlerinde bırakırsan onlar, hilafete kim gelirse gelsin buna aldırmayarak görevlerini sürdürmeye çalışırlar. Onları görevlerinden azledecek olursan bu kez, hilafet işi şuraya başvurulmadan gerçekleştirilmiştir ve o bizim akrabamızı öldürdü, deyip insanları senin aleyhine kışkırtmaya çalışırlar. Bu aşamadan sonra Şam ve Irak senin aleyhine geçer...” Hz. Ali “Ben dünya işlerim yürüsün diye dinime zarar verecek şekilde dalkavukluk yapamam” , diyerek teklifi reddeder. Daha sonra aynı şahıs gelip bu kez; “Ben sana geçen gün bazı tasviyelerde bulunmuştum ve sen bana muhalefet etmiştin. Sonra düşündüm ve kanaate vardım ki senin onlardan istediklerini azletmen ve yerlerine güvendiğin adamları tayin etmen daha iyi olacaktır. Onların yerine tayin edeceğin kişiler onlardan daha hayırlı olacaktır.” Birbirinden farklı iki öneride bulunan bu kişi olaylar ateşlenince şöyle der: Ben, Ali’ye nasihat ettim, nasihatimi kabul etmedi. Arkasından onu aldattım. (İbn Esir: 3/ 87-88) İşte sözün ve eylemin düştüğü politika budur. İş yürütme sanatı olarak tarif edilen bu politikanın içinde yer alan kişilerin iktidar uğruna dil değiştirmeleri, dikkatimizi başörtüsüne değil, bunun arkasındaki amaca yoğunlaştırmamızı tembihlemektedir. Bu oyunu iyi izleyin!
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_...hp?hityaz=2489

Nadim Macit
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 13:32.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56