Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-29-2009, 12:35   #31
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Anadoludaki başaklama ve başakçılar:

Anadoludaki başaklama ve başakçılar sözü, hiç şüphe yok ki, Türk kavimleri ve Türk kültürü içinde, en iyi belirlenmiş ve yerini bulmuş bir deyiştir. Doğal plarak bu başaklama işi, yalnızca buğday tarlalarında değil, bağ ve bostan bozumu ile meyvalar toplandıktan sonra, bahçelerde de yapılıyordu. Bu gibi artıkları toplama işlerinin, başakla ilgisi bulunmamasına rağmen, Türkler bu eski deyişi geniş tutuyor ve bunların hepsine birden, başaklama diyorlardı. Hatta eski Arapça- Türkçe Osmanlı sözlüklerinde, hurma artıklarına bile, başak ve bunları derleyenlere de, başakçı denmiştir. XIV. yüzyılda söylenmiş olan şu şiirde de şöyle deniyordu.

"Ziyana verür harman issi işin,
Ki başakçıya karşu salar başın".

Buradaki harman issi, "harman sahibi" demektir. Bu arada özel olarak tutulmuş veya ortakçı başakçılar da düşünülebilir. Fakat yaygın olarak, Anadoluda başakçılar, köyün fakirleridir.

Anadolu halk ağızlarında ise bu işe, başaklamak, başak etmek, başak toplamak, başşak atlamak, başşak yapmak gibi deyişler kullanılır. Derleme sözlüğünde bunun örnekleri pek çoktur. İran edebiyatında ise, bu başakçıların artıkları toplama yolu ile meydana getirdikleri harmana, "yoksul harmanı", yani hermeni geda denir. Öyle anlaşılıyor ki, eski İrandaki başakçılar, dilenciler idi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 12:58   #32
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

TÜRKLERDE HARMAN VE HARMANCILIK:

1. Anadoluda harman:

Bizim harman sözümüz, farsça hermen, hırmen deyimlerinden gelmiştir. Hatta Ak-Kerman, Kara-Kerman gibi, Karadeniz kuzey ve batısındaki büyük şehirlerin adlarının da, Ak-Harman, Kara-Harman sözlerinden, türkçeleşme yoluyla meydana geldiğini söyleyen dil bilimciler vardır. Bizce bu anlayış doğru değildir. Kırgız Türkleri de, harman sözünü farsçadan alarak, kırman şeklinde söylemişlerdir. Bu demek değildir ki, Türkler başlangıçtan beri harman denen şeyi bilmiyorlardı da, bunu sonradan İranlılardan öğrenmişlerdi! Böyle bir şey, kesinlikle düşünülmemelidir. Bu konu incelendikçe türkçe değişlerin özelliklerini de anlamış olacağız.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 13:06   #33
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Türklerde harman ile ilgili bilgiler, Uygurlarla başlar:

Bu, Ortaasya Türklerinin Uygur Türklerinden önce, harmanı tanımadıklarını göstermez. Daha önceki çağlara ait yazılı kaynaklarımız olmadığı için, böyle bir giriş eğilişi gösteriyoruz. Yoksa bir deyimi belirli bir çağda, birdenbire ortaya çıkmaz. Bunun uzun bir geçmişi ve köklerinin bulunması lazımdır.

Uygur Türkleri harmana, "Ürtkün" adını verirdi. Bu deyiş, Uygurların "tarla kiralama", "işçi tutma", "ortak tutma" gibi işlere başlamadan önce, yaptıkları senet ve mukavelelerin içinde geçer. Bu deyimler, köklü ve "güdümlü bir Türk ziraatçiliğinin", bize kadar gelmiş olan eski anılarıdır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 13:30   #34
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

3. Batı Türklerinde harman:

Türklerde "ziraat geleneği" doğal olarak Uygurlar ile de bitmiyordu. Selçuk çağının başlangıçlarında, Uygurların harman için kullandığı deyiş, örtkün şeklinde yine devam ediyordu. Kaşgarlı Mahmud, bu deyişi açıklarken, "samanı ayrılmış harman" şeklinde, bir belirme yapar. Fakat başka yerlerde verilen atasözleri ile şiirlerde ise, örtkün sözünün, başka anlayışlara da kullanıldığı görülmüştür. Bu sebeple, Besim Atalay da bunun farkına varmış ve diğer anlamlarını da özetleyerek, şu şekilde verilmiştir:

1. Harman
2 Samanı ayrılmış harman, çeç
3. Harman zamanı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 13:37   #35
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Harman dövmek:

"Sundulaç işi ermes, örtkün tepmek", "Harman dövmek, çayır kuşunun işi değildir". Bu söz, kuvvetli kişilerin yaptıkları işleri yapmak isteyen; fakat güçleri yetmeyen zayıf kişiler için kullanılır. Bu atasözü, harmandan ve ziraatçilerden çıkmıştır. Fakat sonradan esas anlayışını kaybederek, bütün Türk illerine yayılmıştır. Bu da, "Türk ziraat geleneği" nin, ne kadar eski ve etkili bir yaşam olduğunu belirten bir belgedir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2009, 19:27   #36
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

5. Harman zamanı, "harman ayı":

"Sapan zamanı kavga olursa, harmanda gürültü olmaz" şeklinde, Kaşgarlı Mahmud tarfından verilen çok eski bir atasözünü, yukarıda açıklamağa çalışmıştık. Bu atasözündeki örtkünde deyişi de, "harman zamanı" anlayışında kullanılmıştır. Yine Türk ziraatçilerinden çıkan bu atasözü, Selçuk çağının başlarında, esas anlayışını kaybetmiş ve başka öğütler için kullanılmağa başlamıştı.

Örtkün, harman sözünü Türk dilinin kök ve ekleri ile açıklama ve etimolojisini yapma işini, belki biraz erken buluyoruz. Türkçede -ört- kökünden geldiği, bir gerçek gibi görünmektedir. Ört- kökünden, örtmen, yani ev ve örtülmüş deyişinin çıkması gibi. Bu söz, Kuzey Altay Türklerinde ise, ürtün şeklinde görülür. Eylül ayına da, ürtün ay, "harman ayı" derlerdi. Kıpçak ve Mısırdaki Memlük devletinin Türklerinde ise, bu söz "ırdın" şekline girmiştir. Kuzey Sibiryadaki Tobol Türklerindeki ırtın ile, yine harman karşılığı olarak söylenen, Kazan Türklerinin "ındır" sözlerini de, yararlı bulduk.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2009, 19:38   #37
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

6. Harman yeri:

Anadoluda bazı yerlerde "Harman yeri" anlamına kullanılan bir ındır deyişine de rastlıyoruz. Bu deyiş, harman için kullanılan, kuzeydeki Kazan lehçesine göre bir sözdür. Anadoluda harman yerine bazan ındır ve bazan da "dönek yeri" adı verilir. Bu örneğimizde de açık olarak görülüyor ki, Anadoluda en eski ve ender deyişleri bulmak her zaman mümkündür.

Harman deyiminin Türkçeye farsçadan ne zaman geldiği kesin olarak bilinemiyor. Eldeki en eski örnek Harezmşahlar çağına aittir. Zamahşarinin Mukaddimet ül-Edeb adlı çok dille yazılmış sözlüğünde, şöyle bir cümle buluyoruz: "Harman salur yer". Bu cümlenin anlamı, "Harman salınan yer" dir. Bu örnek de gösteriyor ki, başlangıçta Türkler harman sözünü, "Harman yeri" için değil, harmandaki sap veya saman yığını için kullanıyordu. Yahut da bu, doğrudan doğruya bir harman yapma işiydi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2009, 19:43   #38
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

HARMAN YIĞINI:

"Çeç" deyişi, Türkçeye farsçadan girmiş bir sözdür. Bu deyişin türkçeye ne zaman girdiğini de bilemiyoruz. Çeç sözünün, farsçada iki anlayışı vardır: 1. Harman yabası. 2. Büyük harman kalburu. Bu farsça söz türkçede ise, eski anlamlarını kaybederek, yeni bir anlam kazanmıştır. Türkçede çeç sözünün, anlayışları farklıdır. Bu deyişleri ele alalım.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2009, 19:50   #39
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

1. Tokurcun:

Tokurcun sap veya demet yığını. Anadolunun bir çok yerinde dokurcun şeklinde geçen bu deyiş, "çeşitli sayılardaki ekin demetlerinden yapılmış yığın" anlamına gelir. Görülüyor ki bu, tam bir harman yığını değildir. Daha çok, demetlerin taşınması için tarlada yapılan yığınlardır. Ne de olsa, ister tarlada, isterse harmanda olsun, bu yine de demet yığını demektir. Ahmet Vefik Paşa, "Nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur" şeklinde bir atasözü de vermektedir. Yalnız eski Anadolu metinlerinde, bir oyun için söylenen dokurcun sözünü, bizim buradaki harman ile ilgili anlayışından ayırmak gerekir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-30-2009, 20:09   #40
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Savrularak samanından ayrılmış tahıl yığını:

Çeç sözü, eski Anadolu metinlerinde, yaygın olarak bu anlamda kullanılır. Sultan Veled divanında şöyle deniyor:

"Sen güneşsin, gök tahtın eş paşa,
Çayır u çimen, nurundan oldu çeç".

Asım Efendide de, farsça "çaç, çaş" sözlerini açıklarken, "Harmanda kesmikten ve samandan temizlenmiş hububat yığınına denir ki, türkçede çeç ve arapçada da subre derler", şeklinde fikrini belirtir.

Çeç etmek, Anadoluda Ermenek bölgesinde, "samanından ayrılmış taneleri, kalburdan geçirdikten sonra, yığmak" anlamına kullanılır. Derleme sözlüğünün çeç maddesinde de, bununla ilgili pek çok bilgi bulunur. Ufak değişikliklere rağmen, verilen anlamların hepsi de, müşterek bir noktada birleşir. Bu konuda eldeki bilgiler bu kadardır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Türklerde Kımız kobali Türk Mutfağı 12 04-10-2009 17:22
Türklerde Peynir. kobali Türk Mutfağı 1 04-09-2009 11:26
Türklerde Yelpaze kobali Giyim Kuşam 1 04-06-2009 15:06
Türklerde ayna kobali Giyim Kuşam 6 01-05-2009 17:03


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 22:05.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56