Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Yazılar ve Ağbetik

Yazılar ve Ağbetik Başkalarına ait makale veya ağbetik paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 09-19-2007, 03:38   #1
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,177
Varsayılan Basin Yoluyla Hizlandirilan Tehlikeli Gelişme

BASIN YOLUYLA HIZLANDIRILAN TEHLİKELİ GELİŞME



Çok okunan gazetelerin bazı köşe yazarları toplum üzerinde psikolojik yönlendirme yapmaya çalışıyorlar. Türk düşmanları Türklere ve Türklüğe karşı çift taraflı atağa geçtiler. Orhan Pamuk, Taner Akçam, Elif Şafak gibi yalnızca kimliklerinde Türk yazan ve bu kimliklerinden dolayı ABD ile AB ülkelerinin yüz verdiği, aydın geçinen kişilerin direk olarak Türklüğe, Türklere saldırılarıdır. Bu gibi kişilerin bir anlamda Türklere karşı kullanılmak üzere, kaleyi içten yıkmak amacıyla Türkiye Cumhuriyeti pasaportları satın alınıyor. Diğer taraftan Türklük karşıtı faaliyetler içinde olan kişileri masum göstermek amacıyla onlarla röportaj yapıyor ve acıklı(!) hikayelerine köşe yazılarında yer veriyorlar. Özellikle bugün iki köşe yazarının yazılarını okuyunca sahnedeki oyunun hızlandırıldığını gördüm.

Kürtleri, rumları, ermenileri masum ve sempatik gösteren diziler şu sırada çok moda. Hangi kanalı açsanız karşınıza bu tür diziler çıkıyor. Türk milletini kendi özünden uzaklaştırarak kendine yapılan ihanetleri unutturmaya çalışıyorlar. Amaç "ermeniler, kürtler, rumlar, bilimum azınlıklar çok masumlar, iyiler" imajı yaratmak ve onlar lehine geliştirilen bu önyargı sayesinde Türklere bile Türk karşıtı konuşmalar yaptırmak.

Ünlü bir köşe yazarı, kürtçe konuştuğu için bir yedeksubaydan tokat yediğini iddia eden bir kürdü masum gösterme çabası içinde... PKK militanı olan bu kürt başka bir ülkeye iltica etmiş ama köşe yazarı "sürgün edildi" ifadesini kullanmış. Türk askerine kurşun sıkan bu teröristin hayatını, okuyan herkesi neredeyse ağlatacak kadar dramatik bir şekilde yazmış; PKK'ya katılmasının suçunu da örtülü bir şekilde yedeksubaya yıkmış. Yakında Abdullah Öcalan'ın da ne kadar masum(!) olduğunu anlatan yazılar görürsek hiç şaşırmayalım.

Ünlü bir bayan köşe yazarı da Türk diplomatları şehit eden ermeni ASALA terör örgütünün kurucusunu neredeyse bir hayır kurumunun başkanı gibi tanıtan bir yazı yazmış. Timsah gözyaşlarıyla süslenmiş bu yazıda yapılan duygu sömürüsüne pes doğrusu. Sanki bir terör örgütünün elebaşısından değil de iyilik timsali bir kişiden bahsediyor. "Soykırım demezsem yüzümü aynada göremem" diyen alçağın sözlerini bile sevimli hâle getirerek, Türklerin ermenileri soykırıma uğramış mazlum bir millet gibi görmelerini sağlamaya çalışıyor. Bayan köşe yazarına göre ermeniler o kadar masum ve hassaslarmış ki, yalnızca çektikleri acıların anlaşılmasını istiyorlarmış. İnsanların kafasına önce "yazık, ermeniler çok acı çekmiş, acılarını paylaşalım" düşüncesini sokacaklar, ondan sonra "koskoca Türk Devleti ermenilere çektikleri acılar karşılığında üç beş kuruş verse ne olur?" şeklinde düşünülmesini sağlayacaklar, en sonunda da "bu topraklar hepimize yeter, birazını onlara versek ne çıkar?" fikrine alıştırarak süreci tamamlayacaklar. Kürtler için aynı süreç yaşanmıyor mu? Önce "ana dil konuşma hakkı" dediler, sonra "ana dilde öğrenim" demeye başladılar, şimdi de utanmadan federasyondan bahsediyorlar.

Üzüldüğüm nokta, oyun bu kadar açık oynanırken bilinçli Türklerden yeterince tepki gelmiyor. Neredeyse hiç tepki gelmediğini gören bu güruh meydanı boş bularak istediği gibi at oynatıyor. Önce müzikle başladılar, şaklabanlık ve dizilerle devam ettiler; baktılar ki hiç itiraz gelmiyor, yol bomboş, son darbeyi vurmak ve Türk gençlerinin beyinlerini tamamen yıkamak, kendi özüne düşman yapmak, kendi özünü barbar göstermek suretiyle kendi özünden kaçırmak için kolları sıvadılar. "Onlar haklı biz kötüyüz" düşüncesiyle bilinçaltı yıkanan, yalanlarla doldurulan Türk gençleri ne yazık ki özünden uzaklaşır oldu. Bu konuda bir şeyler yapılmazsa geç kalınabilir. Bu çok önemli bir konu, neredeyse hayati bir öneme sahip. Bir an önce bu konu üzerinde durularak ne gibi önlemler alınabileceği, nasıl karşı atağa geçilerek bu çalışmaların çürütüleceği düşünülmelidir. Düşman mert değil, ne yazık ki namertin de namerti. İçeriden ve dışarıdan, her taraftan saldırıyor. Bir taraftan azınlıklar aracılığıyla saldırırken, diğer taraftan da din tacirlerini kullanarak, irticacı olarak karşımıza çıkıyor. Ulu Önder Atatürk'ün devrimlerini yerle bir etmek istercesine eğitim sistemini ele geçirdi. Yaptığı irticacı örgütlenme, kadrolaşma yetmezmiş gibi daha fazlasıyla uğraşıyor. Doymak bilmiyor irticacı kursağı. Okulları medreselere çevirmek, milli eğitimi dini eğitime dönüştürmek için akla bile gelmeyen tüm yöntemleri uyguluyor. Saldırı bir iki koldan gelse savurmak kolay ama her taraftan saldırı geliyor. Milleti kendi yolsuzluklarına, sahtekarlıklarına ortak etmeye çalışıyorlar ki, millet sesini çıkartmasın. Bir anlamda onları parayla, hırsla, ünvanla, din sömürüsüyle satın alıyorlar.

Bu saldırılar ahtapot gibi tüm vücudumuzu sarmadan bir şeyler yapılmalı. Milleti uyandırma çalışmaları hızlandırılmalı. Şu anda ne yazık ki bağışıklık sistemi düşen hastanın tüm olumsuzluklardan etkilenmesi gibi, Türk milletinin de bağışıklık sistemi düşmüştür. Yoksa bu kadar hakaretin, iftiranın karşısında sessiz kalmaz, anında tepki verirdi. Acilen bağışıklık sistemimizi geliştirmeliyiz. Türk toplumu bir tarafta irticanın tuzağına düşerken, diğer taraftan da dış düşmanların hazırladıkları tuzaklara kapılıyor. Anlayamadıkları bir nokta ise, iç ve dış tuzaklar aslında aynı kaynaktan besleniyor.

Önümüzde iki seçenek var; ya acilen bu saldırıları püskürtecek önlemler konusunda çalışma başlatmak ve acilen uygulamaya koymak, ya da ..... ikinci seçeneği düşünmemek gerekir. Çünkü ikincisi seçenek değil ölmek, yok olmaktır. Tek seçeneğimiz var, bu saldırıları püskürtmek. Bireysel tepkiler göstereceğimiz gibi, toplu olarak da meydanın boş olmadığını onlara göstermek zorundayız. Köe yazılarının altında e-posta adresleri var, bu hain yazarlara e-postalar gönderilebilir. Ne kadar çok e.posta gönderilirse o kadar gücümüzün farkına varırlar. Ortak çalışmalar yapılarak, Türk milletine bunların oyunlarının daha açık ve belgeli olarak nasıl anlatılacağı tespit edilebilir ve hemen uygulamaya geçilir. Fazla zamanımız yok, faaliyetlerin acilen uygulamaya konması gerekir. Beyinler tamamen yıkandıktan sonra çalışmaya başlamanın anlamı kalmaz.

Küntike


21 Kasım 2006
http://www.nihalatsiz.org/basin_yolu...li_gelisme.htm
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 05:34.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56