Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Serbest Kürsü

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 03-02-2008, 02:24   #1
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,177
Varsayılan KAL'de Neler oluyor?

Sayın Kamuoyu, Merhaba,
Yazıma geçmeden önce sizlere biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Ben kurtuluş savaşında Gazi Paşa’nın yanında çarpışmış ve ailesinden bir şehit ve bir gazi vermiş bir aileden geliyorum. Çocukken rahmetli dedemin cephedeyken yaşadıklarını anlatmasıyla büyüdüm. Ta o günlerden beri evimizin başköşesinde durur Gazi Paşa’nın resmi ve Türk Bayrağı. Zaman geçti, büyüklerimizi bir bir kaybettik, tıpkı Gazi Paşa’nın kadrolarının ebediyete intikal edişi gibi. Yıllar içinde etraf çakallar, leş yiyicilerle doldu. Riya, yalan, ümmetçilik en dip köşelere kadar sinsice yayıldı ve o mukaddes mirası rehin aldı.
Bunların hepsini herkes gayet iyi biliyor, tekrar aynı şeyleri anlatarak sizi sıkmayacağım. Bu yazıyı kaleme alış sebebim sesimi biraz olsun duyurabilmek, sizlerin biraz olsun başka bir konuya dikkatini çekebilmek. Konu memuriyetim gereği bulunduğum ilçe Karacabey’in güzide okulu Anadolu Lisesi ve öğrencilerin maruz kaldığı durum.
Üç yıldır bu okulun velisiyim, kızımın evde anlattıklarını başlangıçta münferit bir olay, idareciler gereken tedbirleri alırlar diye düşünürken aradan geçen zaman içinde bunun hiçte münferit olmadığını, aksine sistemli ve örgütlü olduğunu, idarecilerin çoğunun tedbir almak yerine yardım ve yataklık ettiğini gördüm. Gazi Paşa’nın bir okulunda devrimlerinin nasıl ayaklar altına alındığını, öğrencilerin nasıl yanıltıldığına ve nasıl fetullah hocaya yönlendirildiğine şahit oldum.
Olaylar, ilk olarak okulun edebiyat öğretmeni F.B.nin, sınavlarda kasıtlı olarak zor soru sorması, öğrencilerin büyük çoğunluğunun zayıf almasını sağlaması ve hemen akabinde de öğrencileri zayıf verme ile korkutarak, ancak bir ilahi ezberleyip derste okumaları kaydıyla geçireceğini söylemesiyle başladı. Baştan hem öğrenciler hem de veliler tarafından pek önemsenmeyen bu olayın ciddi olduğunu öğretmen F.B.nin ısrarcı tutumu sonucu anladık. Velilerin tepki göstermesi üzerine söz konusu öğretmen geri adım attı ve bu uygulamadan vazgeçmek zorunda kaldı.
Bu olaydan bir süre, sonra bulunduğu her ortamda hem davranışlarıyla hem de sözleriyle fetullah hocanın cemaatinden olduğunu saklamaktan çekinmeyen matematik öğretmeni S.O. nun okul harici zamanlarda farklı sınıflardan erkek öğrencileri sohbet ve çay içme gibi bahanelerle evine davet etmesiyle devam etti. Tabi çoğu veli bunun şimdilik farkında değil, ancak zaman zaman yakından tanıdığım velilerin benzer durumları kendilerinin de öğrencilerinden duydukları ve bazı öğrencilerin artık cemaate ait ışık evlerine gitmeye de başladıklarını söylüyor. Üzücü, gerçekten çok üzücü.
Tüm bu vahim gelişmeleri büyük endişelerle izlerken bu sene başında olaylar artık iyice rayından çıktı. Bir süredir okulda öğrencileri örgütlemeye çalışan cemaat üyesi öğretmenlerin çabaları sonuç vermeye başladı. Cemaatin davetlerine iştirak eden öğrenciler özellikle de erkek öğrenciler örgütlenmeye, okul koridorlarında gruplar halinde gezmeye, çıkarlarına ters düşen diğer öğrencileri hem tehdit etmeye hem de fiziki güç kullanarak hırpalamaya başladı. Olaylar bizden, yani cemaatten, olanlar ve olmayanlar boyutuna geldi. Bu durum, Ekim ayı içerisinde, okul içinde süren tartışmanın dışarıya taşınmasıyla patlak verdi. 29 Ekim gecesi Karacabey Belediyesince tertiplenen fener alayı ve Cumhuriyet yürüyüşünden dönen Anadolu Lisesi öğrencileri sokak ortasında, cemaat üyesi oldukları alenen bilinen çok kalabalık bir öğrenci grubu tarafından ağır bir şekilde darp edildi. Haince tertiplenen bu linç girişimi çevreden gelenlerin olaya müdahale etmesiyle şans eseri daha vahim boyutlara varması önlendi. Olay sonrasında yürütülen soruşturmadan duyduğumuz ve mağdur öğrencilerden dinlediğimiz kadarıyla her şey göz göre göre gelmişti. Bu durumun evveliyatında aldıkları tehditleri okul müdür muavinleri M.A. ve S.Ş.ye (ki her ikisi de AKP döneminde göreve getirilmiş Eğitim-Bir Sen üyesi öğretmenlerdir) ileten öğrenciler idareden gereken desteği görememişler, aksine muavin M.A.dan “Ne olacak sizi azıcık dövüversinler” şeklinde bir cevap almışlardı. Yine sonradan öğrendiğimize göre olayın altında yatan sebep; bir süreliğine cemaatin davetlerine katılan ancak daha sonra arkadaşlarının sağduyulu telkinleriyle cemaatten ayrılan bir öğrenciye karşı aldıkları tavır olduğu, biz adam vermeyiz, verirsek de sağlam vermeyiz niyetiyle tezgâhlanmış olduğu ortaya çıktı.
Yine sonradan öğrendiğimize göre, söz konusu darp girişiminin mağduru olan öğrencilerden bazıları, cemaatin fanatik boyutta bir diğer savunucusu olan edebiyat öğretmeni Ö.K. tarafından sudan bir bahanelerle dayakla cezalandırıldı. Buradan anlaşılıyor ki toplum önünde küçük düşen ve tepkiyle karşılaşan hoca efendinin öğretmenleri ne yazık ki olayı içlerine sindiremediler ve bunu bir gurur meselesi yaparak mutlak galibiyete dönüştürmek, son GÜLEN iyi güler, devir bizim devrimiz, bizim borumuz öter mantığıyla hareket ettiklerini bir kez daha gözler önüne serdiler.
Yine kendi öğrencimden duyduğuma göre cemaat üyesi öğrencilerin teneffüslerde mp4 çalarlarla fetullah hoca efendinin vaazlarını dinledikleri ve yeni mürit çekmek için arkadaşlarına dinlettikleri adeta kanımı dondurdu.
Olayın bu cephesinin dışında birde okul personeli cephesi var. Zaman içerisinde veli toplantıları bahanesiyle gidip gelmeler esnasında tanıştığımız, gerçekten Gazi Paşa’nın öğretmenleri olan, öğrencilere Cumhuriyet Devrimleri anlatmak ve benimsetebilmek için tüm güçleriyle çaba gösteren personelde, söz konusu iki müdür muavini (S.Ş. ve M.A.) ve cemaat üyesi diğer öğretmenler tarafından baskı altına alınmaya, fazla görev vererek bunaltılmaya, yine kendi yandaşlarınca okulun e-posta kutusuna isimsiz yada mahlalı epostalar atarak öğretmenleri töhmet altında bırakmaya çalıştıklarını çok sık olarak duyduk.
Yine geçtiğimiz yaz duyduk ki okul tarih öğretmeni B.D. 22 Temmuz seçim günü kendi özel arabasıyla İhlas Haber Ajansı muhabirlerini haber yapmaları için köylere dağıtıyor ve gün bitiminde de topluyor. Sorarım size bir kamu görevlisi hangi sıfatla bunu yapabilir? O öğretmen özel servis sahibi midir ki böyle bir davranışı yapma hakkını kendinde buluyor? Çocuklarımızı emanet ettiğimiz böyle bir öğretmenden derste ne öğretmesini bekleyebiliriz ki? Neyi anlatacak, Mustafa Kemal’i mi? Cumhuriyet’i mi? Yoksa devrimlerin bu millete kazandırdıklarını mı?
Yine kızımın arkadaşlarından duyduğuma göre “not” bu öğretmenleri elinde silah, özellikle sözlü değerlendirmelerde kendi sempatizanı öğrenciler yada başına türban takan öğrencilere her türlü kolaylık ve desteği gösterirken, Kemalist düşünceyi savunan öğrencilere karşı aynı duyarlılığı göstermemekteler.
Yüce önderimiz Gazi Paşa’nın “Ne mutlu Türküm diyene” sözüne bile kuşkuyla yaklaşan bir zihniyet bu. Bakın abartmıyorum; geçenlerde kızımın arkadaşlarından birinin sınıfında, cemaate mensup kimya öğretmeni U.A. ile bir öğrenci arasında geçen konuşmayı yaklaşık olarak aktarıyorum;
UA: Ne yazılınız var?
Öğrenci: Milli Güvenlik
UA: Neden çalışıyorsun bu kadar? Çok mu zor?
Öğrenci: Değil hocamda geçen sınavdan üç aldım.
UA: Aman canım! Sende Atatürk’ü azıcık fazla övüverseydin. (ve arkasından neşeli bir kahkaha)
Evet, yıl 2008 ve geldiğimiz nokta bu. Tüm bu durum karşısında diyeceksiniz ki; kurum amirleri yok mu? Onarlın tutumu ne? Onu da söyleyelim. Okul müdürü M.K. bulunduğu makama AK Parti döneminde getirildiği için suya sabuna dokunmuyor, kabuğuna çekilmiş koltuğunun sefasını sürmekle meşgul. Okulda disiplinsizlik almış başını gidiyor, öğrenciler yasak olduğu halde her türlü ses ve görüntü kaydeden cihazı okula getiriyor. Bazen götürmemesini istediğim halde kızım bile beni dinlemeyip “Görse de kimse bir şey yapmıyor” deyip ipodunu ve zaman zaman telefonunu okula götürüyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gitseniz, oradaki idarecilerde AK Parti döneminde göreve getirildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü derseniz 28 Şubat sürecinde görevinden uzaklaştırılmış olan bir şahsiyet.
Eminim ki bunca yazdığım olaydan sonra, bana, sen kimsin? Kendi adını niye yazmıyorsun? diye soruyorsunuz. Ne yazık ki yazamam, çünkü kızım halen orada öğrenci. Onun geleceğini riske atmaya hakkım yok. Toplum nazarında ve yetkili makamlarda isimsiz yazılan mektupların dikkate alınmadığını biliyorum. Belki siz bile bu yazdıklarıma kuşkuyla bakacaksınız ama eğer inanmıyorsanız okulda okuyan ve dünya görüşünden kuşku duymayacağınız öğrencilere ya da benim gibi duyarlı olan ve aynı kaygıları taşıyan velilere sorabilirsiniz. Ben bu yazdıklarımla sadece pek çok insanımızın gördüğü ama bir türlü dile getirmeye cesaret edemediklerini dilim döndüğünce söylemeye çalıştım, yani kısacası “Kral çıplak!” dedim. Siz görebildiyseniz ne mutlu bana.
Saygılarımla
E.A.S.
Öğrenci Velisi
alıntı www.kemalistler.net
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 22:18.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56