Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 09-06-2007, 19:11   #1
ogedai
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Bize ait bir TÜRK BİLİMSEL YÖNETİM BİÇİMİ oluşturmak gereklidir. Zira diğer mevcut yönetim biçimleri, ideolojiler, rejimler Türk insanına alternatifsiz gibi gösterilip, zorla benimsetilmeye çalışıldıkça Türkiye içeriden oynanan oyunlarında desteğiyle o ideolojilerin en büyük temsilcisine karşı (ABD-SOVYETLER B.) aşırı sevdalanma politikaları geliştiriyor ve otarafa karşı tam bir zaaf durumu başlıyor. Bu farkında olmadan o ideolojiyi yaratan kültüre hayranlık yaratmaktadır. Çünkü ideolojiler de diğer her şey gibi kültür ürünleridir. Türk İnsanı'da kendi geleneklerinden süzülen ortak ikonları kulanarak kendi ideolojisini yaratmalıdır.

Örneğin Türk İnsanları aralarında binlerce yıldır ticaret yapmaktadır.. Tarihte kayıt altına alınmış bize ait ticari belgeler incelenmeli ve ticareti yapan her iki tarafıda memnun eden, dönemin, dönemlerin, ticari yapılarından bir ticari yapı oluşturulmalıdır. Zorlukları vardır.

Ancak bizi doğru temsil eden bir yaşayış biçimi, şimdi olduğu gibi sürekli yanlış ahlak sistemleri üretmemizide engelleyebilir.

Her türlü sosyal yapı iyice incelenip bilimsel perspektif ışığında yeni ve bütün Türk İnsanlarına uyacak, onları şevklendirecek bir ideoloji oluşturulması acil bir ihtiyaçtır. Çünkü mevcut sağ veya sol yapıların, yapılanmaların bizi en son getireceği nokta içinde bulunduğumuz durumdur. Üzülüyorum.

Ekonomik ve sosyal hayat tarih bilimi ile didik didik incelenmeli, felsefe, sosyoloji, iktisat bütün bilimlerin ışığında yeni ve dünyanın bile özeneceği bir ideoloji yaratılmalıdır..

Yanlış anlaşılmaması için; bu salt bir Osmanlı demek değildir, ya da onun ideolojisini benimsemek değildir. Tersine daha eski modeller ( hatta şamanist modeller bile) incelenip bütün yapılar içinde uzun vadede en iyi olabilecek yapılar gün yüzüne çıkartılmalıdır. Geliştirilip uygulanmaya konmalıdır.

Çağdaş uygarlık seviyesini yakalayıp geçmek bu değil mi?
Öyleyse damarlarımda ki kudret ne işe yarıyor?

Ülkede yapılan, binlerce ufak tefek veya büyük kandırmaca olaylara tepkilenmemiz tabi ki bir refleks olarak doğrudur. Açıklanabilir. Ancak bu sorunlar temelde yatan sistem sorununu bizden gizlemek ve dikkatimizi dağıtmak içindir.

Asıl sorunumuz bizi en iyi şekilde idare edecek siyasi ve iktisadi yapıların bulunmaması bu konuda dışarıya bağımlı olmamızdan kaynaklanıyor, Diğer sorunlar ise bu büyük sorundan dikkatimizi dağıtmak için kullanılıyor.

Saygılarımla..
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-16-2007, 22:55   #2
Oğuz Yabgu
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 518
Oğuz Yabgu - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Evet, bence de doğru bir tespitte bulunmuşsun. Bu benim de yıllardır düşündüğüm ve eksikliğini hissettiğim bir konuydu. Aslında bunu başarmak çok zor değildir. Asıl zor olan, bunu gerçekleştirme isteğini ortaya koymaktır. Bunu sen, ben elbette isteyeceğiz. Ama şimdikiler hallerinden memnun. Bu adımları atabilmek için bizim o mevkilerde söz sahibi olmamız gerekiyor.

**
Ama her dönemde yapılacaklar vardır. Her başarı bir hazırlık ister. Altyapısının oluşturulması lazımdır. Bizim gibi düşünen Sosyologlar, Türkologlar, Tarihçiler ve ilgili alan uzmanları bu konuda çalışabilir. Aslında tarihten günümüze süregelen Türk toplum yapısı bünyesinde çelişkiler barındırmıyor. Bugün sosyal yaşantımızda yozlaşma ve bozulmalara maruz kalsak da henüz tükenmedik. Bu tür çalışmalarda her zaman elimden gelen çabayı göstermek isterim.
__________________
Ben Oğuz Yabgu ertim. Amtı körteçi siz, Tonyukuk boltım! Kök Türk'ke tarkat kılıntım : )
Oğuz Yabgu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 03:53   #3
BEYATLI
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Kemalizmin de bir ideoloji, hatta ideoloji üstü bir yöntem olduğunu unutmayın. Gelenek ile kemalizm bir arada kullanılıp hayata geçirilse ortaya mükemmel bir şey çıkar...


Alternatif gibi sunulup zorla benimsetilmeye çalışılıyor derken Kemalizmi hiçe saymışsınız.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 04:37   #4
Oğuz Yabgu
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 518
Oğuz Yabgu - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Ben bunları yazarken Kemalizmi hiçe saymak maksadını güdemem. Dediğin gibi Atatürk'ün 6 ilkeli Türk ülkülemi yeterli ve geçerlidir. Ama benim ve sanırım Ögedai'ın anlatmak istediği, işlevde daha somut bir yapı. Bugün Atatürk ilkeleri ne kadar net olsa da, herkes bir tarafından çekip Kemalist oluverdi ülkemizde. Yoksa benim için Atatürkçülük en geçerli yapıdır.

Hatta Ögedai'ın "yönetim biçimi" konusunda da arayışları var. Açıkçası kafasında nasıl bir yapı var ben de merak ediyorum. Bu benim de geçmişte düşündüğüm ve asla tek başına altından kalkamayacağım bir konuydu. Belki ana gövde aynı kalmak suretiyle kendimize özgü farklı yapılanmalar oluşturulabilir. Sonuçta biz hiçbir milleti olduğu gibi taklit etmek zorunda değiliz. Her toplum kendi formülüyle başarıya ulaşır. Yoksa kendi adıma kökten bir değişimi kastetmiyorum. Belki de böylesi gerekiyordur
__________________
Ben Oğuz Yabgu ertim. Amtı körteçi siz, Tonyukuk boltım! Kök Türk'ke tarkat kılıntım : )
Oğuz Yabgu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 04:42   #5
BEYATLI
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Mustafa Kemal gelenek görenek konusunda çok titizdi zaten. Bağnazlık yapılmadığı sürece geleneklere bağlı kalmamız onun da istediği bir durumdu. Bence en güzeli Mustafa Kemal'i iyi anlamaktır. O'nu iyi anlarsak yeni ideolojiler aramaya gerek kalmayacak...


Saygılarımla.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 12:23   #6
Göktepe
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Arkadaşlar,

Bu, aslında işin ehli olan insanlar tarafından ciddi olarak yapılması gereken bir çalışma. Ama ortada henüz bir adım olmadığına göre, biz ilk adım olarak, en azından tartışmaya başlayabiliriz..

Hep şikayet ettiğim konulardan biridir. Ogedai'nin de dediği gibi; bize sürekli çeşitli fikir akımları, çeşitli yönetim biçimleri dayatılmaya çalışıldı.

(Bu konuda Cemil Meriç'in beğendiğim bir sözü vardır.Yeri gelmişken yazmak istedim.
"İzm’ler, idrâkimize giydirilmiş deli gömlekleri. İtibarları menşeylerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.")

Halbuki; Türk, her zaman sosyal adalet anlayışının an güzel örneklerini sergilemiş, döneminin şartlarına en uygun yönetim biçimi uygulamış..

Uzun zamandır, bir rehavet içinde olduğumuzu varsayalım;yeniden başlayalım..

Ben bir çalışma yapmayı teklif ediyorum. Tabi ki akademik itibarı olmayacaktır.
Ama hiç olmazsa başlayalım, fikirlerimizi yazalım..


Ya da en azından, yazamıyorsak bile düşünelim (:
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 15:05   #7
ogedai
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Şimdi..

Atatürkçülük vazgeçilemez bir kavramdır. İdeolojiler üstündedir ve uygun olandır. Bu bizim sıfır yani başlangıç noktamız olsun. Bu bizim kesin kabulumuz olmalı.
Ancak Atatürkçülüğü batının oyunları ile Kemalizm diye böldüler ki; bu da militarist Atatürkçülük kavramına tekabul ediyor zannımca. Atatürkçülüğün altı oku var iken, altı okun sayısını bir'e indirip onuda müslüman düşmanlığına getirdikleri anda Atatürkçülüğün günümüzde kullanılan tanımının karşılığı olan kavram meydana çıkmış oldu ne yazık ki. Atatürkçülük çok ileri bir düşüncenin ürünüdür. Nasıl İslam ve İslami değerler başa getirilen (siyasi değil) dini lider bozuntuları yüzünden ayaklar altında inim inim inlemekteyse, aynı şey Atatürkçü düşüncenin de başını yemektedir. İslam din olmaktan öte bir kültürdür.Atatürkçülüğünde bir kültür hem de yaşayan canlı bir kültür halini alması ve bir hazine gibi dış etkilerden korunması gerekiyordu. Olmadı.. Dışarıdan özllikle Sabetayist etkilerle parçalanmış bölünmüş bir Atatürkçülükle karşı karşıya kaldık. Biz sahip çıkmadık başkası çıktı. Sadece bir isim ve dayatma olarak kaldığı için %47 rakamını tartışıyoruz. Bence. Atatürkçü kurumlar dışında, ayrıca her kurumun başına Atatürkçü inanlar geçmeliyken, bir sürü konuşmaktan aciz insan, ülkenin her yerinde saf masum insanları, kendi cehaletleri yüzünden inim inim inletirken, hesap verme ile karşılaşınca Ataürkçü olup kurtuldular. Olmasa bile kuruma müraacat eden insanlar Atatürkçülüğü böylesine zulmeden, ağır, bürokratik işlemlerden oluşuyor sandılar. Köylüm Atatürkçülüğü bilmeyebilir, O'nun derdi toprakla,O yapılana bakar ancak. Kendisine söylenen, öğretilen Atatürkçülüğü bu yaşadıkları ile kıyasladığında şaşırmış olmalı.
Demem o ki; Bu topraklarda Atatürkçülük bilerek yıpratıldı, çürütüldü.. Kasıtlı olarak ya da oy için yapıldı bunlar..

Küresel oyunun parçası bunlar...

Saygılarımla..
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-17-2007, 15:41   #8
ogedai
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Sayın Göktepe.

Sayın Göktepe,
Bahsettiğiniz çalışmayı yapmayı hemen her yazımda belirtiyorum. Bu işe gönüllüyüm. Bu yapılacak işin akademik değerinin olmaması inanın ki onu daha değerli kılar. Bir akademisyen (ak-adam-isyan) olarak sizi temin ederim. Ayrıca M.Kemal'in çalışmaları da akademiden çıkmadı ama mükemmelliği ile dünyanın her yerinde akademilerde(askeri akademiler dahil) okutulan birer kavram oldular bizim akademilerimiz dışında. Bir çalışma gurubu kuralım. Birşeyler üretelim. Nasreddin Hoca misali "o konuşursa bu da düşünür.." durumuna gelmeyelim.

Sayın Göktepe, "bu işin aslında ehlince hazırlanması gerekir" diyorsunuz. Çok haklısınız işte bu ehilleri biz doğurcağız, yetiştireceğiz. Kendini bilen bir nesil yetiştirmek zorundayız. Bu bizim elimizde.Bu nesil bizim evlerimizden çıkacak. Yeni nesli ona buna düşman etmeden, sağ sol, ayırmasına izin vermeden, hep birlikte çalışmanın zevkini aşılayarak yetiştirmeliyiz. Ülkenin başına gelenlerin hep ayrılıktan gayrılıktan geldiğini iyice belletmeliyiz. Bu ülke için çalışanın hayranlık duyulacak kişi olduğunu anlatıp, buna özendirmeliyiz. Asıl olan budur!

Çünkü;

"YENİ NESİL BİZLERİN ESERİ OLACAKTIR" Sizler diyordu ya.. İşte onlar biziz sayın arkadaşlarım.

Saygılarımla
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-23-2007, 02:07   #9
ogedai
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Atatürk Modeli

Sayın KünAy ben teşekkür ederim..

Bütün bu öngörülen modeller Atatürkçülük adı altında yapıldı.. Atatürkçülük adı altında bir tek Atatürkçülüğe yer kalmadı ne yazık ki.. AKP bile Atatürkçü bildiğiniz gibi?! O yüzden bir sistem araştırmasına gidilmeli. Atatürkçülük bilimsel bir yönetim biçimi ister, kendini bilim temeline sağlamca oturtmuştur. Yani, yenilik arayışını diğer medeniyetlere teslim etmez, edemez. Onlardan kopya çekmez. Kendisi, çağa uygun sistemi arayıp bulmak zorundadır. Model yaratmak ve onu ihraç etmek zorundadır. Atatürk bunun için gitmek zorunda olduğumuz yolları çizer.

Ancak hedefe varıldığı zaman kendini yok etmez. Yani görevini hiç bir zaman bitirmez." Bilimsel yollara başvurma" kendini bilimsel yollardan uzaklaşma önerilerinin yerine bırakamaz.. Bilimsel metot misyonunu bitirmez.. yoksa kendini reddeder.

Atatürkçülüğü yenilenmeye açık tutmak fikri, onu değiştirmeye karşı çıkma refleksini beraber getiriyor,haklı olarak. Çünkü onu değiştirmeye çalışanların hepsi onu lağvetmekle tehtid ediyor sonunda.. Ya da başka bir deyişle, onunla yola çıkanların hepsi, onu amaçlarına araç olarak kullanıyor.

Ama ben şunu kabul ediyorum ki; bu ülkede Atatürkçülük hiç yok.. Kalplerde var buna inanıyorum.. Ancak uygulamada izin verilmiyor. Hiç bir konuda uygulamamıza izin verilmiyor. Dışişleri politikamızdan tutun, eğitim kurumlarımıza kadar Atatürkçü olduğunu söylemek zorunlu ama öngördüğü yasaları uygulamak, anlaşılmaz biçimde hatta sessizce anlaşılmışcasına yasak.. İster inanın, ister inanmayın..

Atatürkçülük bu topraklarda uygulanırsa insanlar yabancılık hissedebilirler. Çünkü daha önce hiç uygulanmadı.

Ne milliyetçilik ilkemiz kaldı ne de halkçılık, ne devrimcilik. Nasıl olur anlamıyorum sadece laiklik ilkemiz var ve aynı zaman da sorunumuz. Laiklik ilkesin karşı değilim, hiçbir ilkeye değilim. Ama laiklik kadar diğerlerininde aynı hassasiyetle gündemde olması gerekir diye düşünüyorum.. Laiklik bizi sapladıkları yer! Bu kadar hassasiyetle anılan bir ilkenin sürekli olarak amacına ulaşamama sendromu.. Neyse ..? Diğerleri ulaşabiliyor mu, diğer ilkelerin uygulanmasın da hiçbir problem olmadığına emin misiniz? Ayrıca bizi inandırdıkları oyunun , yine bize sunulan (oy vb.) yapay yollardan çözüleceğine emin misiniz? Biz artık sadece laikliği oyluyoruz.. Yönetmeyi ve yönetilmeyi çoktan unuttuk.. Oy verip izliyoruz.. Laiklik gitmiş mi diye gazete okuyoruz. Gitmeyince de çok seviniyoruz, her şeye razı oluyoruz.Gitmesine bile.. İlginç mi?

Atatürkçülüğü bir bütün halinde uygulamayacaksak ne anlamı var.. Cumhuriyet federasyona dönüşüyor.. Cumhuriyetçilik ilkesini duyan var mı? Yani bu sorun karşısında çözümlerini bu ilkeye dayandıran kimse yok ki.. Bazıları bölünmesin diyor da, içlerinden bir kişi bile; "durun yahu, bu bizim bir ilkemiz Türkiye Cumhuriyeti asla bölünemez" demiyor. Herkes bişey diyor..

Devrimcilikte böyle birşey ve köklü bir devrim yapamazsak bu maceranın sonu olur. Çünkü uygarlıklarını yenilemeyenler, çağa uyduramayanlar silinir. Kendini yenilemek, nereden geldiğini unutmadan yeni devrimler yapabilmektir.

Atatürk gibi.

Saygılarımla..
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-23-2007, 04:58   #10
ogedai
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Türk ideolojisi gelenekten türetilmelidir.

Yıllardır Beyaz Türklerin bize Atatürkçülük diye anlattığı şey.. Eciş bücüş bir hilkat garibesi.. Bursa nutku nerede? Atatürk gençliği bu kadar iyi özümsemişse devrimleri, bu söz niçin havada asılı duruyor?

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Siz kıpırtıların, dürtme düzeyini bile aştığını göremiyor musunuz?

İyi saklayalım bu nutkun yazılı olduğu kağıtları.. Bir gün işe yarar!

Sistemi kurtaran şey ülkedeki laiklik probleminin çözümünde mi gizli..? Buna kim inanır? Yanlış olan sistem zaten. Çözüm, laiklik ve diğer ilkeleri hızla hayata geçirmemize olanak sağlayan bir düzen,bir sistem arayışında bulunabilir.

Bu forumda yazan arkadaşlar bile, yeni sistem arayalım dediğim zaman, "bağnazlık?!? tehlikesi olabileceğinden şüpheleniyorlar. Çünkü oraya ayarlılar.. Medyanın yarattığı kabuslardan uyanamazsanız "fikri hür vicdanı hür" olamazsınız.


Laiklik gibi yapay olan bir de terör problemimiz de var unutmadan. Bu da sistemsizliğin getirdiği diplomatik başarısızlık, ekonomik yoksunluk, kendine güven eksikliği vb. şeyler yüzünden 30. senesini aştı..

Bilim her zaman sistem üretmez, bazan varolan sistemleri açığa çıkartır, ve modelleme yöntemi ile değişik alanlara uygulamanın yolunu bulur.. Yani karşısında ki sistemi kullanarak panzehir yapar.Terör meselesinin çözümü için hangi sisteme başvuruluyor.. Arz edeyim; her hükümet teröre bakış açısına göre birşeyler [I]deniyor[I]. Sonuçta sadece deneme başarısız oluyor. Sistem takip edilmediği için insafa kalıyor..Bilimsel modelden kastım bu.. En sonunda yıllardır terörle, hükümetlere rağmen mücadele eden Türk Ordusu ile hükümet terörle mücadele konusunda anlaşamıyorlar ve ordu ilk defa avam ağzıyla konuşarak "dükkan kapalı" diyor. Bir de hangi konuda anlaşamıyorlar tahmin edin. Laiklik. Yapay olduğu o kadar belli ki. Laiklik konusu yüzünden küsler çünkü..

Problemin sistemi çözülür.. Ona uygun sistemler yürürlüğe konur, gelen hükümette bu sistemin devamında ki başarısı kadar başarılı olur ya da kabul edilir.
Bu bilimsel yoldur!

Ama bizim bir sistemimiz, dolayısıyla uzun vadeli hesaplarımız, problemlerin çözümünde izleyeceğimiz bir yolumuz yok. Doldur boşalt. "Aslan gelmeden önce şu otları da yiyeyim" misali boğaz kaydındayız. Yani Amerika gelmeden önce başörtülüleri yok edeyim gibi oluyor.. Buradan öyle anlaşılıyor.. Peki biz Türk Dünyası birleşirse ordakilere de bu dayatmayı mı getireceğiz? "Boşverin bilimi, ilimi başörtülerini açsınlar bilim kaçmadı ya nasılsa yapılır". böyle mi diyeceğiz.. Biz öyle yapıyoruz ya..

Üniversite rektörleri görüşütüğü zaman hep aynı konu tartışılıyor.. Koskoca anayasa değişiyor rektörler, başörtüsü, türban yasalarını bulup tartışıyorlar.. Anayasa Türk'ü tarihten siliyor ama bu ülkenin biliminin başındakiler anayasayı bu yüzden değil başörtüsü serbest olur diye istemiyorlar.. Bak bak..

Bu ülkede mucitler hademelerden çıkıyor, garip. Yıllardır bu böyle. Hademeler bile bilimsel değil yani.. Boşluğun doldurulması kuralı işlemeye devam ediyor, bu çarpık düzende bu kadar oluyor. Bilim insanları, siyaset insanları laiklik söylemleri hazırlıyor. Gençlerini pırıl pırıl görmek istediklerini duyuyoruz. İçi boş kendini ifade edemeyen insanlar, başörtüsü takmayınca pırıl pırıl oluyorlar. Olsunlar. Ama bunun yanında bilimsel çalışmaların da özendirilmesi gerekmiyor mu bu nutukların metninde? Bilim adamları yapmadıkları birşeyi talep edemiyorlar nasıl olsa. Onlar laikler ve onu talep ediyorlar.

Hademeler, bilimi yeniden keşfediyor. Oysa okul, kitap, hoca, rektör niçin var? Her yeni nesil yeniden keşfetmesin, bilim yeni nesillere hakkıyla aktarılsın ve kaldığı yerden devam etsin diye. Devam etsin! ama etmiyor..

http://www.youtube.com/watch?v=rmQtPfZN8mI

Saygılarımla.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 11:45.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56