Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türkçü Toplumcu Görüş > Tepkilerimiz

Tepkilerimiz Ağ üzerinden ya da somut olarak gösterdiğimiz yasal tepkiler eşgüdüm otağı.

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 09-22-2007, 11:20   #11
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

MHP'den Erdoğan'a darbeci benzetmesi






MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP'nin 1982 Anayasasını değiştirmek için izlediği çalışma yöntemini sert bir dille eleştirdi.


Vural, AKP'nin yönteminin 12 Eylül 1980 askeri yönetim dönemindeki anayasa çalışmalarına aynen uyduğunu belirterek, "Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ı, 12 Eylül'de Genelkurmay Başkanı Org Kenan Evren Başkanlığında, kuvvet komutanlarından oluşan ve son karar makamı olan beş kişilik Milli Güvenlik Konseyi'ne" benzetti.

SAPANCA POLİTBÜROSU

Vural, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Tartışma zemini parlamento almalı. Bu da aynı 12 Eylül Anayasası gibi aynen verilen tarife göre profesörler tarafından verilen hazırlanmış. Burada da bir Konsey var. Ama bu Konsey, 12 Eylül'deki gibi beş kişilik değil, tekli Konsey, sadece Başbakan Erdoğan var. Sapanca Politbürosu da kendisini Kurucu Meclis zannediyor herhalde. Benim anayasamla ilgili tartışmayı siz nasıl Meclis dururken, Sapanca'da yaparsınız, siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Milletin kalbinin attığı parlamentoda değerlendirilmeyen bir anayasa çalışması yapma hakkını siz nereden buluyorsunuz" dedi.

"MİLLET İRADESİ YERİNE ÜÇ- BEŞ ADAM"

Vural, Başbakan Erdoğan'ın, rektörlere, "Anayasayı Meclis yapar" dediğini ancak bu sözleriyle gerçeklerin ters düştüğünü söyledi. Vural, "Hani Meclisin önünde olan bir şey mi var. Sanki Meclis çalışıyor da, Rektörler Komitesi de Meclisin görev alanına giriyor" dedi.

Vural, Başbakan'ın, yeni anayasanın "Partili anayasa olmayacağını, AKP Anayasası olmayacağını" söylediğini ancak bu konuyu AKP yetkili kurullarında görüştüğünü belirtti. Vural, "Sen kim oluyorsun, sen işine bak. Sapanca'dakiler kim oluyor? Meclis iradesinin yerine üç beş adam getiriyorlar. Bu kendi milletvekillerine de haksızlık değil mi? Başbakanın açıklamaları baştan aşığı boş ve anlamsız açıklamalar" dedi.

"DUBLÖR KULLANMASINLAR"

Vural, AKP'nin anayasa değişikliği konusunda şu ana kadar "kayıtdışı konuşmalar" yaptığını belirtti. Vural, AKP'nin, akademisyenleri ön plana iterek belli bir taktik izlediği yorumunu yaptı.

Vural, şöyle konuştu:

"Tezgah altından kayıt dışı konuşmasınlar,siyasi iradelerini ortaya koysunlar. Biz de o zaman gerekli cevabı veririz. Kayıtdışı konuşup kayıtdışı müzakere yöntemi izliyorlar. AKP ve Başbakan, mertçe ne düşündüklerini ortaya koysunlar, dublör kullanmasınlar. O zaman cevaplarını veririz. Saklambaçlı anayasa çalışması olmaz. Birkaç tane profesör ve doçentin çalışmasının arkasına saklanıp, karşı siyasi değerlendirmeleri ve yaklaşımları etkili olmaktan çıkaran bir yöntem izliyorlar. Yüreklice ne istediklerini söylesinler. Muhalefeti anlamlı olmayan tartışmaların içine çekip, bu eleştirileri kanıksatmak isteyen bir yöntem izliyorlar."

"BAŞÖRTÜSÜ RANTI"

Vural, Başbakan'ın bir yandan anayasa tartışmasının başörtüsüne indirgenmesinden şikayet ederken, diğer yandan kendisinin bunu yaptığını söyledi.

Vural, "Başbakan başörtüsü konusunda mutabakat oluşmasını engellemek istiyor. Başbakan bu işin siyasi rantını devam ettirmek istiyor. Bunun dışında siyasi simge değildir diyor. Ama meseleyi hem kendileri siyasi simge haline dönüştürüp çıkmaza sokuyorlar, hem de sanki çözmek istiyor gibi hava oluşturuyorlar. Bundan da siyasi rant elde etmeye çalışıyor. Üstelik amaçları çözmek değil" dedi.

UZLAŞMA KOMİSYONU

Vural, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, kendilerini ziyareti sırasında TBMM Başkanı Köksal Toptan'dan anayasa değişikliği için Uzlaşma Komisyonu kurulmasını istediğini belirtti.

Vural, "Anayasa değişikliğinin tartışma zemini parlamento olmalı. Bütün bilgiler burada alınmalı ve değerlendirilmeli. Milletin içinden çıkmayan bir anayasa nasıl millete maledilebilir" dedi.

http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=28127
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2007, 11:28   #12
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

DEVLETİN STRATEJİSİ
Anayasa, devletin stratejisini çizer. Devlet, stratejik hedefine ve kuracağı toplum modeline göre örgütlenir. O stratejik hedefe ulaşmak için, devlet organlarının görev ve yetkileri ve aralarındaki ilişkiler, anayasa tarafından düzenlenir. Devlet ile toplum ve yurttaşlar arasındaki kamusal ilişki alanının kuralları da anayasalarda saptanır. Bu açıdan anayasa, herhangi bir devletin önündeki stratejik dönem boyunca geçerli olacak programının hukuki ifadesidir.

DEVRİMLERİN VE KARŞIDEVRİMLERİN ANAYASALARI
Dikkat edilirse, dayanıklı anayasalar hep devrimlerle gelmiştir. Devrim, yeni bir toplum kurmak içindir. Devlet, kuracağı yeni toplum için mevzilenir, kendisini yeni toplum hedefine göre düzenler. Bu düzenlemenin temel siyasî ve hukukî metni anayasadır.
Karşıdevrimler de, kendi anayasalarını getirir. Bu anayasalar, tam yol tornistan emrini uygular; rotayı geriye çevirir.
Fransa en iyi örnektir. Devrimler ve karşıdevrimlerle cumhuriyetler kurulmuştur; cumhuriyetler devrilmiştir. Anayasalar da devletin yeniden kuruluşunu, yeni stratejik hedefe göre düzenler.

ANAYASA TARİHİMİZ
Türkiye'nin anayasa tarihi de öyledir. Millî demokratik devrimimiz, devrimler ve karşıdevrimlerle 150 yıldır devam ediyor. 1876, 1908, 1920, 1960 devrimci ataklarında dört anayasa yaptık. 1876 Kanunu Esasisi, 32 yıllık Abdülhamit istibdadından sonra 1908 Hürriyet İhtilali'yle yeniden ilan edildi. Kemalist Devrim, iki anayasa getirdi, İstiklâl Savaşı'nın 1921 Anayasası ve sonra 1924 Anayasası. 27 Mayıs 1960 İhtilali de, kendi özgürlükçü anayasasını yaptı.

Karşıdevrim ise, anayasa yapmaktan çok anayasa bozmuştur. Abdülhamit, Kanuni Esasi'ye bir yıl dayandı. ABD merkezli SüperNATO operasyonlarıyla tezgâhlanan 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri ise, önce 1961 Anayasası'nı kesti biçti; sonra 1982'de kendi anayasasını getirdi. Atatürk Devrimi'ni yıkan emperyalizm ve işbirlikçileri, 22 Temmuz 2007'de sandıktan çıkardıkları Turuncu Karşıdevrimle son hamlelerini gerçekleştirdiler. Bu hamle şimdi kendi anayasasını getirme girişimi içindedir.

1961'DE DEVRİMCİ CUMHURİYETİN TEMEL PROGRAMI ANAYASADAN ÇIKARILDI
1971'deki anayasa değişikliğinin başlangıcı, devrimin inişe geçtiği 1945 yılına kadar uzanır. İkinci Dünya Savaşı'nın sonu, bizde Atatürk Devrimi'nin sonunun başlangıcıdır. Arada bir 27 Mayıs 1960 var. 27 Mayıs, sürece bir itiraz gibi görünüyor; ancak bizi Atatürk'ten kalan mirasla buluşturamamıştır. 1961 Anayasası, Türkiye'yi Atatürk Devrimi temelinde yeniden örgütlemedi. 27 Mayıs 1960 Hareketi'nin Türkiye'yi bir krizden çıkardığı ve önümüzü açtığı doğrudur. Ancak Türkiye 1960 sonrasında Atatürk Devrimi rotasına girmedi.

1961 Anayasası'na baktığımız zaman Atatürk'ün program ve stratejisini göremiyoruz. En önemlisi, 1961 Anayasası, 1924 Anayasası'na 1937 yılında eklenen Cumhuriyetin temel niteliklerine yer vermedi. 1937 yılında Atatürk'ün önderliğinde Anayasaya konan 2. madde, Devrimin programını özetliyordu:
"Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve devrimcidir."
Bir de 27 Mayıs Anayasası'nın temel stratejisine bakalım:
"Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."

1961'DE 1945 ANAYASASI YAPILDI
1961 değişikliğinin özeti, batılılaşmadır. Türk Devrimi'nin 1937 yılında ulaştığı tecrübe birikimini özetleyen, Altı Ok çıkarılmış ve emperyalist-kapitalist Batı ülkelerinin hemen hepsinde yer alan formül benimsenmiştir. Gerçi 1961 Anayasası, Demokrat Parti yönetimini deviren bir ihtilalle geldi, ancak Cumhuriyetin temel niteliklerini Kemalist Devrim'e göre değil, 1945'ten sonra girilen Atlantik sürecine göre belirledi.

1961 Anayasasının sosyal devleti, emperyalist-kapitalist Batı devletlerinin çözümüdür; halkçılık ve devletçilik ise, Ezilen Dünya devrimleri için model oluşturan Türk Devrimi'nin çözümüydü. Bizim Halkçılığımızın ve Devletçiliğimizin uluslararası beslenme kaynaklarına baktığımız zaman, orada Doğu Avrupa'nın Narodnizmini (Halkçılık) ve Sovyet Devrimi'nin kamuculuğunu görürüz. Demek ki, devletin temel nitelikleri konusundaki tavır değişikliği, 1945 sonrasındaki kamp değişikliğinin anayasal ifadesiydi.

1961 Anayasası, Kemalist Devrim'in değil, 1945'in anayasasıdır. 1945 sonrasında Atlantik sistemine girilirken kabul edilen oydaşmanın (mutabakatın) anayasası yapılmamıştı. İnönü ve bazı seçkin şahsiyetler, aslında o zaman yeni bir anayasa yapılması gerektiğini daha sonra savundular. 1957 sonrasında Bayar-Menderes yönetimi, 1945 oydaşmasını bozmuştu. 1961 İhtilali, Atatürk Devrimi'ni getiremedi; ancak 1945 oydaşmasını yeniden kurdu. Bu nedenle 1961 Anayasası, 1959'a göre bir ilerlemeydi; ancak 1938'e göre ilerleme değildi.

DEVRİMLE ANAYASADAN ÇIKARTILAN DEVRİMCİLİK
1937 yılında Anayasanın 2. maddesine konan devrimcilik, 1961 yılında bir devrimle Anayasadan çıkarıldı. Demek ki 27 Mayıs Devrimi, kendi kökleriyle olan bağını doğru dürüst tanımlayamamıştır. Bir yandan Atatürk Devrimi'ne bağlıyız demiş, öte yandan Atatürk Devrimi'nin temel programını ve devrimciliğini anayasadan çıkarmıştır.

1961 Anayasasını yapanlar, Atatürk'ün 1937 yılında anayasaya kaydettiği devrimci mirasa tutarlı olarak sahip çıkamamış, 1945 mirasını geri getirmişlerdir. Geçen hafta bu sayfada, Prof. Dr. Tahsin Bekir Balta'nın bu konudaki uyarılarını anlatmıştık. Bu uyarılara rağmen, 1960-1961 yıllarında hakim olan hava, liberalleşmekti. Söylenen şuydu: Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik ve Devrimcilik gibi ilkeler, belli partiler tarafından savunulabilir; ancak anayasada yer almaz.

Peki Atatürk, o nitelikleri anayasaya niçin koymuştu? Bu sorunun üç sözcükten oluşan bir cevabı vardır: Çünkü Atatürk devrimciydi.

KORKU ANAYASASI
Atatürkçülük, devrimciliktir ve eğer herhangi bir güç, kendisini Atatürk'e göre tanımlayacaksa, devrimciliğini göstermelidir. İşte İnönü dönemi, o devrimciliğin adım adım yitirildiği dönemdir. Doğal olarak inisiyatif Atlantik işbirlikçiliğine terkedilmiştir. CHP yönetiminin kendisi, zamanla Atlantik sistemine bağlanmıştır.

Bu süreçte, 27 Mayıs İhtilali, Türkiye'yi yeniden Atatürk Devrimi rotasına sokamadı. Böyle bir programa, buna uygun bir örgütlenmeye ve kararlılığa sahip değildi. Devrimciliği zayıf ve tutarsızdı. Nitekim 27 Mayıs Anayasası, milletin devrimci iktidarını öngören bir anayasa değil, bir korku anayasasıydı. Anayasayı yapanlar, kuvvetli yürütmeden, yani kuvvetli hükümetten korkuyorlardı; hatta kuvvetli meclisten bile korkuyorlardı. Kendilerini azınlık olarak görüyorlardı ve "çoğunluk korkusu" içlerine sinmişti. 27 Mayısçılar ve CHP, bu korkularını anayasanın her yerine yerleştirerek, artık iktidar olma umutları olmadığını itiraf etmişlerdir. Kendileri için belirledikleri görev, iktidara sahip olanların eline ayağına dolanmak, senato, anayasa mahkemesi, diğer yargı kurumları, mümkünse cumhurbaşkanı üzerinden onları denetlemeye çalışmaktı.

27 Mayıs Anayasası'nın altta kalma psikolojisi, arkada kalan 47 yılda, CHP'nin ruh halini belirlemiştir. Devrimden vazgeçen CHP için, iktidarsızlaşmak, demirbaş muhalefet rolünü kabullenmek ve buna göre biçimlenmek dışında bir yol kalmamıştı. Rejimin asıl sahipleri varken, onlara da rejimin muhalefeti olma rolü kalmıştı. O zamandan beri CHP'de üretilen iktidar formülleri ise, özetle Atatürk Devrimi'nin yüklerinden kurtulmak ve liberalleşmektir. Örneğin 1960'ların sonlarında keşfedilen Ortanın Solu ve Sosyaldemokrasi buydu. O hareket Ecevit önderliğinde "Reddi miras" tartışmasını getirdi. Atatürk mirası reddedilirse, halkla birleşilecek ve iktidar olunacaktı. İşte Turan Güneş'in teorisyenliğinde Ecevit ve Baykal'ların pratik katkılarıyla geliştirilen o tutumdan bugünkü CHP'ye gelindi. Altı Ok, en sonunda Deniz Baykal'ın "Babaannesinin resmi" olarak duvara asıldı.

TOPLUMSAL DİNAMİKLERİN TUTANAĞI
Kuşkusuz, 1938 ve 1945 sonrasını anayasalarla açıklıyor değiliz. Türkiye, anayasalar yüzünden buraya gelmedi. Ancak anayasalar, bir yönleriyle yaşanan maddî sürecin tutanağıdırlar. Anayasa yapıcıları, kendi stratejilerini, hedeflerini anayasaya geçirirler. Toplumdaki ağır basan dinamikler ve aynı zamanda uluslararası dengeler ve güçler de, anayasalara yansır. Ama anayasaları yalnız tarihsel sürecin kayıt defteri gibi görmek de hatalıdır. Anayasaları yapan dinamikler, aynı zamanda o anayasalarla sürece ağırlıklarını koyarlar ve süreci etkilerler. Anayasa yapmak, belli bir iradeyi dayatmak ve kabul ettirmektir. Türkiye'de de öyle olmuştur. Emperyalizmin güçleri, Atatürk Devrimi'nin defterini dürdüklerini ilan ediyor ve bayram yapıyorlar.
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2007, 11:29   #13
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

BATI GÜDÜMLÜ LİBERALİZM YIKIM GETİRDİ
Artık bilanço yapmanın zamanıdır. Meğer Türkiye, Atatürk Devrimi rotasından çıkarsa, millî devlet yıkıma uğrarmış, egemenlik yabancılara devredilirmiş, vatan parçalanır ve millet bölünürmüş.

1945'lerde, 1960'larda sanılıyordu ki, Türkiye liberalizm yolundan da gidebilir; Halkçılık ve Kamuculuk yolunda da gidebilir. Oysa bugün apaçık meydana çıkmıştır ki, liberalizm denen yol Türkiye için bir tercih değil, fakat yıkımmış.

1940'lardan beri Türkiye'nin önündeki soru aslında şuydu: Ya Atatürk Devrimi'ne devam, ya Ölüm! Devrimden vazgeçmenin karşılığı, yalnız devrimin ölümü değil, millî devletin, vatanın ve milletin ölümüdür.

ATLANTİKÇİ "MERKEZ SAĞ"IN VE ATLANTİKÇİ "MERKEZ SOL"UN İFLASI
İşte bugün görüyoruz, Batı güdümlü liberalizmi ve tutuculuğu yeğleyen merkez sağ partiler, en sonunda anahtarı AKP'nin Haçlı irticasına teslim ettiler. Tutuculuk, tutuculuk olarak kalamadı, yerini ihanete bıraktı. Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un 12 Eylül 2007 günü Vatan gazetesinde yayınlanan saptaması bu açıdan çok önemlidir. AKP'den sağı canlandırarak kurtulma şansı kalmamıştır. Sağ, AKP'nin kendisi oldu.

Peki "merkez sol" dedikleri ne olmuştur? 1945'ten başlayarak, özellikle 1960'larda Ortanın Solu, derken Sosyaldemokrasi yoluyla merkez sağa benzemiştir ve en sonunda "merkez sağ" gibi AKP'leşmektedir. ABD ile işbirliği ve AB'ye üyelik, hepsinin ortak programıdır. Yani Turgut Özal-Tayyip Erdoğan'ların programını benimsemişlerdir. Atatürk Devrimi'nin Altı Ok'la ifade edilen temel programını terkedince, karşıdevrime teslim olmuşlardır. Bu nedenle AB bağımlı "merkez sol" da, AKP'nin seçeneği olamıyor.

AKP'nin seçeneği, artık devrimdir; Kemalist Devrim'i tamamlamaktır; işe 1938'de kaldığımız yerden başlamaktır.

YA DEVRİM YA ÖLÜM
Bizim 19.yüzyılların ortalarında başlayan 150 yıllık tarihimizin özeti şudur: Ya devrim ya ölüm! Türkiye, bu millî demokratik devrim sürecinde ne zaman ölüm tehlikesiyle karşılaşsa, devrim yapmıştır. Devrimini tamamlayamadığı için, devlet, vatan, millet ve halkın yaşam davası, bugün yine büyük tehditle karşı karşıya gelmiştir.
Türkiye, ölmemek için yine devrim yapacaktır.

2010 YILININ ANAYASASI
Devrimler ve karşıdevrimler kendi anayasalarını yapar demiştik.
AKP, bugün 2007 yılında karşıdevrimin anayasasını yapıyor.
Biz ise, 2010 yılının anayasası için kolları sıvadık. İsterseniz 2011 yılının olsun veya 2012'nin. Atatürk Devrimi'nin anayasası artık günceldir.

dperincek@ip.org.tr
www.doguperincek.gen.tr
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2007, 11:33   #14
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Yine aynı senaryo
21.09.2007

--------------------------------------------------------------------------------

AKP hükümeti Cumhurbaşkanlığı seçiminde uyguladığı ´´mazlum´´ rolünü yeni Anayasa taslağında da sürdürüyor. Türkiye yeni gerginliklere itiliyor


--------------------------------------------------------------------------------


AKP hükümeti Cumhurbaşkanlığı seçiminde uyguladığı ''mazlum'' rolünü yeni Anayasa taslağında da sürdürüyor. Türkiye yeni gerginliklere itiliyor

5 yıllık iktidarlarında türban sorununu çözemeyen AKP hükümeti, bunu Anayasa taslağı ile halletmenin yollarını arar gibi gözüküyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir yandan ''Daha Anayasa taslağı gündemde yok'' derken diğer taraftan da partilere ve sivil toplum kuruluşlarına gönderileğini söylüyor. Erdoğan, türbanı savunur gözükürken ''Herkes Anayasa'ya bu konunun girmesine karşı çıktı. Biz de vazgeçtik'' demenin şartlarını hazırlıyor

ERDOĞAN'ın senaryoları sürerken hükümete ''Anayasa'' konusunda her kesimden uyarılar geliyor. YÖK, Yargıtay'ın ardından son uyarı da işverenler sendikalarından geldi. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Anayasa tartışmalarının gerginliğe yol açtığını belirterek gündemden çıkarılmasını istedi.TİSK bunun yerine ekonomik ve sosyal reformlara öncelik verilmesini isteyip Atatürk ilke ve devrimlerinden vazgeçilemeyeceği uyarısında da bulundu.

AKP'nin hazırlattığı yeni Anayasa taslağı ile ilgili tartışmalar Türkiye'nin birinci gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Hükümete ''Anayasa'' konusunda her kesimden uyarılar geliyor. YÖK, Yargıtay'ın ardından son uyarı da işverenlerden geldi.Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), yeni anayasaya ilişkin tartışmaların, toplumsal gerginliği artırdığı, ekonomik ve sosyal açıdan yıpratıcı bir dönem başlattığı ve asıl sorunların geri plana atılmasına yol açtığını savunarak, konunun bugün için gündemden çıkarılmasını istedi. Bunun yerine ekonomik ve sosyal reformlara öncelik verilmesini isteyen TİSK, Atatürk ilke ve devrimlerinden vazgeçilemeyeceği uyarısında da bulundu.

UZLAŞMA ŞART

TİSK Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, seçimlerde yüzde 46.6 oy alan AKP'nin kurduğu 60. hükümetin programının, içerdiği politika ve tedbirler dolayısıyla TİSK tarafından olumlu karşılandığı hatırlatılırken, Anayasa tartışmalarının ise bunu gölgelediği ifade edildi. TİSK açıklamasında, "Anayasa değişiklikleri konusunda diyalog ve uzlaşma sağlanması gereği, Hükümet Programında belirtilmesine rağmen, Anayasa değişiklik çalışmalarının gündeme gelmesiyle birlikte, Türkiye toplumsal gerginliklerin giderek tırmandığı, ekonomik ve sosyal açıdan son derece yıpratıcı bir sürece girmiştir" denildi.

-"HEM YÖNTEM HEM DE ZAMANLAMA DOĞRU DEĞİL"
Yeni bir Anayasa yapılmasının hem yöntem, hem de zamanlamasının doğru olmadığı görüşünü dile getiren TİSK Yönetim Kurulu, "Toplumsal Sözleşme" niteliği taşıyan belgeler olan anayasaların, toplumun tümünü çok uzun vadeli biçimde ilgilendirmesi ve bağlaması nedeniyle, herhangi bir yasa gibi, parlamento çoğunluğuyla oluşturulamayacağını bildirdi. Anayasanın, iktidarı, muhalefeti, sivil toplum kuruluşları, üniversiteleri başta olmak üzere toplumun tümü tarafından özümsenmesi ve paylaşılması gerektiğine işaret eden TİSK, Anayasa değişiklik çalışmalarının da "toplumsal uzlaşma belgesi" niteliğine uygun tarzda yapılması gereğine işaret etti.

"TANSİYONU YÜKSELTMEK RİSKLİ"

Uluslararası camiada ekonomik durgunluk senaryolarının ön plana çıktığı, Türk halkının da siyasi, sosyal ve ekonomik istikrar istediği vurgulanan TİSK açıklamasında, "Hal böyle iken, yeni Anayasa tartışmalarını gündemin ilk sırasına alarak toplumsal tansiyonu yükseltmek, söz konusu talep ile uyuşmadığı gibi, sosyal ve ekonomik bakımdan önemli riskler de taşımaktadır" denildi.

Açıklamada, hükümetin güç ve enerjisini, işsizlik? istihdam, büyüme, yatırım, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi konulara vermesi istendi.

-ATATÜRK İLKELERİ UYARISI

TİSK Yönetim Kurulu'nun, "sivil anayasa-askeri anayasa" tartışmalarını da anlamsız bulduğu ifade edilen açıklamada, 1982 Anayasası, kabul edildiğinden bugüne, tam 13 kez tadil görmüş ve 11 maddesinde birden fazla olmak üzere 65 maddesi değiştirilmiştir" denildi.

Atatürk ilke ve devrimlerinden vaz geçilemeyeceği vurgusu yapılan açıklamada şöyle denildi:

"Yeni bir Anayasa yapılmasına ilişkin çalışmalar bugün için Türkiye'nin gündeminden çıkarılmalı; Hükümetimiz, Ülkemizi 21. Yüzyıla taşıyacak ekonomik ve sosyal reformlara öncelik vermelidir.

Anayasa değişikliklerinin zamanlaması ne olursa olsun, vazgeçilmez gördüğümüz temel felsefe, Anayasamızın Atatürk ilke ve devrimleri ile hedeflerine dayanması gerektiğidir."

http://www.ortadogugazetesi.net/habergoster.asp?id=9672
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-23-2007, 13:28   #15
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Şimdi de Anayasa Mitingleri
23 Eylul 2007 11:33
Seslerini yükselterek cumhurbaşkanlığı ve genel seçim sürecinde milyonların katıldığı Cumhuriyet mitinglerini organize eden kadınlar, yeni anayasa taslağı için de harekete geçiyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Seslerini yükselterek cumhurbaşkanlığı ve genel seçim sürecinde milyonların katıldığı Cumhuriyet mitinglerini organize eden kadınlar, AKP tarafından hazırlanan ve türban konusu başta olmak üzere birçok tartışmayı beraberinde getiren yeni anayasa taslağı için de harekete geçiyor.

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, "Binlerce bağımsız kadın ve onlarca kadın örgütü çalışmalara başladı bile" derken, Cumhuriyet mitinglerinin organizatörlerinden birisi olarak dikkat çeken ve CHP'den İstanbul Milletvekili olan Prof. Dr. Necla Arat da, "Kimsenin kuşkusu olmasın, kadınlarımız kazanılmış haklarından vazgeçmeyecektir" diye konuştu. Arıtman, anayasa çalışmasıyla ilgili olarak şu mesajları verdi:

DEMOKRASİ DEĞİL: Bu çalışmalarda kadının vesayet altına alınması söz konusudur. Bu çalışmaları yapanların demokrasi ile hiçbir alakaları yoktur. Erkek egemen bir bakış açısına sahiplerdir. Elbette bir pozitif ayrımcılık olabilir. Ancak kadınların öncelikli olarak böyle bir talebi yoktur. Bizim talebimiz, erkeklerle eşit olmaktır. Eşitlik sağlanıncaya kadar da tedbir alınmasını istiyoruz.

KADINA ÖZÜRLÜ MUAMELESİ: Kadının ‘vesayet altındaki bir cins' konumuna düşürülmesi, demokrasi ve eşitliğe aykırıdır ve bunu şiddetle reddediyorum, reddediyoruz. Türban da bu bakış açısının bir uzantısıdır aslında. Kadının ikinci sınıf insan olarak görülmesi anlayışının bir ürünüdür. ‘Kadına, özürlü, yaşlı ve çocuk muamelesi yapılır' gibi bir genel anlayışları var. Bu anlayış anayasalaştıktan sonra önemli ölçüde geriye dönüşler, geriye gidişler de başlayacaktır. Türban da bunların bir parçasıdır.

DİRENİŞ ÇALIŞMASI BAŞLADI: Onlarca kadın örgütü ve binlerce bağımsız kadın bu konuda çalışmaya başladı bile. Her gün yüzlerce kadın yolumu kesiyor, ‘ne yapacağız' diyor. Onlara önderlik etmemizi istiyorlar. Kadınların susacağını sananlar, kadına çarpık bakanlardır. Bu şekilde kadını ikincileştiren, çocuk doğurma fabrikası ve çocuk bakıcısı gibi gören anlayışın başarılı olamayacağını göstereceğiz. Kadınlar hiçbir şeyi görmüyor sanmasınlar, biz herşeyi görüyoruz ve bunu bütün topluma da anlatacağız.

(Akşam)
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-23-2007, 16:23   #16
Göktepe
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Ben bunun doğru bir adım olduğunu düşünmüyorum.
Yapılan eylemi, verilen mücadeleyi sıradanlaştırmaktan başka bir şey değil.
Bundan sonra nümayişlerin de bir anlamı kalmayacak böyle giderse.
Dalga geçecekler, "gök gürüldese nümayiş yapıyorlar.Merak etmeyelim bir şey çıkmaz, daha önce de çok yapmışlardı; bir şey çıkmadı!" diye.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 05-25-2008, 18:32   #17
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Sayın...
Türkiye cumhuriyetinin 84 yıllık geçmişinde, Türk halkının yaşam istencini yansıtan anayasalar, toplumumuzu aydınlık yarınlara taşımıştır. 12 Eylül Askeri Anayasasının değiştirilme sebepleri makul görülebilir ancak; "askeridir, sivilleşmesi gerek" diyerek, o anayasanın bile bugünlerde ışık veren maddeleri, Türk halkını daha da karanlığa itecek ise, bunun adı sivil anayasa değil, sivil darbe olur. Geçmiş anayasalarımızın dokunulmaz maddelerine dokunmak, ihanet sayılır. Devletin temel niteliklerine dokunmak ve de Atatürk ilkelerini aşındırma çabaları kabul edilemez. Hele ki; laikliğin sulandırılarak sunulması, bu halka yapılacak bir zulümdür. Halkımızın geniş bir bölümünün cehaletine bırakma kurnazlığı asla kabul edilemeyecek bir eylemdir. Yapılmaya çalışılan yeni anayasanın, toplumumuzun en küçük birimini ve ya ferdini dışarıda bırakıyor ise, bu anayasa olmaz dayatma olur. Türk devletinde Türklük olgusunun içi boşaltılarak, onun kutsal değerlerinin yok sayılacağı bir anayasaya, benimdir diyemeyeceğim için; bu duyarlılıkların incelikleri korunarak yapılacak bir anayasanın tarafı olacağım. Dayatmayla dikte edilecek bir yoz anayasayı kabul etmeyeceğimi bildirir, bu konudaki duyarlılıkları göz önüne almanızı arzederim...
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 04-19-2009, 15:27   #18
TürkYurdu
Gönüllü
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
İletiler: 2
Varsayılan Cevap: Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Konuyu başlatan arkadaşımız çok gerekli bir noktaya değinmiş. Küçük gibi gözüken kelime oyunlarıyla boylarından büyük işlere kalkışıyor bu hükümet. Sadece AKP'nin değil, bunları yapmaya kimsenin gücü yetmez. Yetmedi. Yetmeyecektir!
TürkYurdu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 04-23-2009, 21:27   #19
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Cevap: Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Esenlikler hoşgeldiniz.
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-21-2009, 13:14   #20
Turan Oğuz 59
Gönüllü
 
Üyelik tarihi: May 2009
İletiler: 3
Varsayılan Cevap: Yeni Anayasa Taslağı Kabul Edilemez!

Bütün Atatürkçülerin ''yeni hazırlanan Anayasa taslağı'' üzerinde pür dikkat kesilmeleri tartışılmaz bir zorunluluktur...

Kesinlikle bilmeliyiz ki;Mustafa Kemalin kurduğu ve ilkelerini koyduğu Cumhuriyetimiz eğer bugün yıkılmamış ve ayaktaysa bunu kurumsal olarak iki yapıya borçluyuz...
1-Anayasa(ve Mahkemesi)
2-TSK

Türk Silahlı Kuvvetlerini...İç hizmet Kanununda ki açık görevlendirme emrine karşın...Cumhuriyeti korumak ve kollamak görevinden alıkoymağa çalışan ve bunu bir ölçüde başaran iç ve dış çevreler...şimdi de en büyük dayanak olan Anayasamızı değiştirmek ve ülkenmizin parçalanma sürecini kısaltmak istiyorlar...

Devletimizin kuruluş ilkelerini ve değiştirilemez maddelerini Anayasamızdan çıkartmaya dönük her türlü davranışın ve demokrasi ambalajına sarılmış sahte söylemlerin karşısındayız ve nereden-kimlere söyletilirse söyletilsin millet olarak kabul etmeyeceğiz...

MHP liderliğinin tüm atıp tutmasına karşın...son anda iktidar yanlısı tutum ve davranışlarını geçmişte ibretle izledik..Bu kez gözümüz üzerindedir ve Anayasa taslağı konusunda yapacağı en ufak bir yanlış...onu AKP den de fazla sorumlu hale getirecektir...
Turan Oğuz 59 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 13:26.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56