Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Edebiyat(Şiir bilen Öyküler)

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 01-20-2008, 10:47   #11
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: TİYATRO

KÖY SEYİRLİK OYUNU


Diğer seyirlik oyunlarımız gibi köy seyirlik oyunlarımız da hak ettikleri önemi görememişler yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuşlardır.Köy seyirlik oyunlarımızı çeşitli açılardan ele alarak inceleyelim.


- Oyunculuk açısından

Köy seyirlik oyunlarımızın oyuncuları profesyonel eğitim görmüş oyunculardan değil,istekli,yetenekli kişilerden çıkmaktadır. Oyuncular, seyirciler gibi aynı bolluğu, aynı kıtlığı, aynı ortak mekanları paylaşan kişilerdir.Eğlenceyi amaçlayan köy seyirlik oyunlarımızda oyuncu, türünün özelliklerinden kaynaklanan zorunlu kalıplar içine sıkışmadan seyircinin eğlenmesini sağlar.Kişisel yetenek ön plandadır.Büyüsel kökenli oyunlarda törelerle belirlenmiş kalıpların dışına çıkılmasına hiçbir şekilde izin vermeyen seyirci,eğlendirmeyi amaçlayan oyunlarda uygulanan esnek oyun düzeninden hoşnuttur.
Erkekler aralarında oynana oyunlarda kadın rollerini,kadınlarsa erkek rollerini taklit etmekteydi.


- Sahne etmenleri açısından

Belirli bir dekor anlayışı bulunmazdı.Kimi zaman hiç dekora gerek duyulmadığı gibi ; oyunu oynandığı yerin oyunun doğal dekorunu oluşturduğu da olurdu.
Dekorun önem yitirmesiyle beraber kostüm önem kazanmıştır.Gerçekçi parçalardan oluşan kostümler göstermeci amaçla kullanılmıştır.Örneğin, kadın kılığına girmek için avlar ve entari giyen oyuncunun sakal tıraşı olmadığı , böylece bir tür yabancılaşmaya gittiği anlaşılmıştır.
Aksesuarda ise üç tür aksesuar kullanılırdı: Yalancı, gerçek ve canlı…Gerçek aksesuar olarak, oyun sırasında gerçek tabanca kullanıldığı görülmüştür.Bunun yerin herhangi bir sopanın kullanılması ise yalancı aksesuar oluyor.Oyuncuların, masa,sandalye, kütük gibi aksesuarlar yerine kullanılması da canlı aksesuarı doğuruyordu.Efektler oyun sırasında oyuncu tarafından canlı olarak çıkarılıyordu.


- Oyun yeri açısından

İster iç ister dış mekanlarda oynansın,seyircinin bir daire biçiminde çevrelediği oyun yerinde oyunlar sergilenirdi. Dört yandan seyir olanağı sağlandığından dekora pek başvurulmazdı.
- Yönetmenlik açısından

Bir çok uygulamada “yöneticilik” görevini gelenek ve göreneklerin yaptığını görüyoruz. Oyuncular dedelerinden ve babalarından gördükleri biçimde,mümkün oldukça otantik ölçülere bağlı kalarak oynarlardı.Gelenek ve göreneklerin toplum koşullarına uymamaya başladığı noktada ise “yöneticilik” görevini bir oyuncunun öne çıkarak aldığını görüyoruz. Bu oyuncunun, boşlukları doldurmaya, seyircinin izleyip kabul edebileceği sözcükleri önceden saptamaya,rol dağıtımı yapmaya,hatta bir tür yorumlamaya varabilecek bir uygulamaya gittiği görülmüştür. Bu yönetici kişi ”delikanlı başı, cıdıroğlu, köse, meydancı, oyuncubaşı” gibi adlar alırdı.
- Seyirci açısından

Oyunlarda oldukça esnek bir seyir anlayışı gözetilirdi.Dileyen dilediği zaman oyunu izlemeye gelebildiği gibi,istediği zaman oyundan çıkabilirdi de. Bu oyunlarda seyirci edilgen değil etken bir durumdadır.Konular önceden bilindiği halde bu durum oyuncu ile seyirci asında bir kopukluk meydana getirmez.Seyircilerin zaman zaman oyuncularla diyaloga hatta tartışmaya girdiği görülmüştür.Gerektiğinde seyirciler dekor yada aksesuar olarak kullanılabilmektedir.

Der. Canan Ayan
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-27-2008, 14:10   #12
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: TİYATRO

Hayali Küçük Ali yahut Mehmet Muhittin Sevilen: (1886-1974)


1886 (1302)’da İstanbul’da doğdu, 1974 yılı Aralık ayının 7 sinde Ankara’da öldü. Asıl adı Mehmet Muhittin Sevilen’dir. İstanbul’da Davutpaşa Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra çalışmak üzere P.T.T idaresine girmiştir. 1. Dünya savaşında askere alınmış, terhis olduktan sonra tekrar eski işinin başına dönmüştür. Ankara’da Paket Postahanesi memuru iken 1944 de emekliye ayrılmıştır.
Karagözcülük sanatına daha 8 yaşlarında iken heves eden Küçük Ali, bu sanatı devrinin ünlü Karagözcülerini seyrederek öğrenmiştir. Karagözcülüğü meslek olarak seçmesinde en büyük desteği Safvet Efendi olmuştur. Hayâlî Ömer Efendi, Hayâlî Memduh Bey, Hayâlî Arap Cemal Efendi, Hayâlî Sobacı Ömer Efendi, Hayâlî Nazif Bey, Hayâlî serçe Mehmet Efendi, Hayâlî Kâtip Salih Efendi, Hayâlî Arap Ömer Ağa ve Hayâlî Behiç Efendi onun seyrettiği Karagözcüler arasındadır.
Ünlü Karagözcülerden Hayâlî Saraç Hüseyin’in yanında Karagözcülüğe başlayan Küçük Ali, ilk defa 1900 yılında henüz 14 yaşında iken Fatih’in Draman mahallesinde Karagöz oynatmış ve oynadığı “Hımhımlı Mandıra” çok beğenilmiştir. Hayâlî Küçük Ali takma adını işte o zaman almış ve bu isimle tanınmıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-27-2008, 14:13   #13
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: TİYATRO

Perde kurdum Şem'a yaktım
Gösterem Zıll-i Hayal...
Hayal
Gölge Oyunu sanatı Orta Asya'dan Türkiye'ye göç eden Türkler tarafından getirilmiştir. Bir başka rivayete göre Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethinden sonra bu sanat Osmanlı Devleti’nde gelişmiştir .
Gerçekte, Karagöz ve Hacivat’ın Bursa’da yaşamış karakterler olduğu ve Sultan Orhan Camii inşaatında çalıştıklarıdır. Bursa ‘da, Atatürk Caddesi’ndeki Şeyh Küşteri’nin (Küşterli Mahmud) mezarı bunun ispatıdır. Oyunlarda “Şeyh Küşteri Meydanı” diye başlanan birçok diyalog, Şeyh Küşteri’nin bu işin Piri ve yaratıcısı olduğunu vurgulamaktadır. Karagöz’ün mezarı ise bugün çekirge caddesinde Karagöz ve Hacivat’ın Anıt mezarının bulunduğu bölgededir. Karagöz’ün mezar taşı bugün Yeşil’de bulunan Türk İslam Eserleri Müzesinde bulunmaktadır.
Oyunun baş rolünde Karagöz ve Hacivat adlı iki zıt karakter vardır. Karagöz halkın ahlak ve sağduyusunun temsilcisidir. Özü sözü birdir. Hacivat ise medrese eğitimi görmüş, kaypak, düzene uyan entelletüel bir karakterdir. Diğer tipleri Tuzsuz Çelebi, Matiz, Beberuhi,Arnavut, Yahudi, Çerkez, Kürt, Laz, Tiryaki, Zenneler vb. oluşturur.
Türk el sanatlarının sahne sanatına dönüşümünün dünyadaki ilk ve tek örneği olan Karagöz Kukla Tiyatro oyunu ve oyunun figürleri, metin veya senaryoya göre sert ve kalın deriden kesilerek boyanır ve ışıklı perdeye yansıtılır. El ile hareketlendirilen, ses ve müziğe göre ustasının tarzına göre aktiflik kazanan kuklalar (tasvirler) perde yansımasında seyirci görecek biçimlerde karşı karşıya veya arka arkaya dururlar.
Karagöz'ün oynatıldığı beyaz perdeye "ayna" adı verilir. “Hayal Perdesi” adı da verilen ışıklı 85X125 cm. boyutlarında ki tahta tezgahta yansıma olarak gösterilir. Figürler deliklidir ve bu deliklere uygun uzunluktaki tahta çubuklar geçirilir. Perdeler önceleri 2 x 2,5m iken sonraları 110 x 80m ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç tarafta perdenin altında kurulmuş "peş tahtası" vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke (düdük), perdeyi aydınlatacak kandil veya ampul vardır. Bunlar peş tahtası üzerinde bulunur. Oyunda kullanılan tasvirler 32-40 cm büyüklüğünde olup genellikle manda, sığır ve deve derisinden yapılır. Deriler özel bir yöntem ile şeffaf hale getirilir. Daha sonra "nevregan" adı verilen ucu keskin bıçaklarla işlenir. Parçalar birbirine kiriş veya katküt adı verilen iplerle bağlanır. Daha sonra tasvirler çini mürekkebi veya kök boya ile boyanır.
Karagöz'de işlenen konular komik öğelerle verilir. Çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğeleridir :
Devamı var
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-27-2008, 14:15   #14
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: TİYATRO

Hacivat'ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz'ü çağırdığı ve Karagözle Hacivat'ın kavga ettikleri giriş bölümüne mukaddime denir. Bu bölümde Hacivat'ın söylediği perde gazelinde oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi tasavvufi anlamı vurgulanır.
Muhavere bölümünde, bu oyunun baş kişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Muhavere tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat'ın kişilik özellikleri ve yaratılış açısından birbirlerine karşıt özellikleri vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bunun yanısıra çifte Karagözlü muhavere, gelgeç muhaveresi ve ara muhavere çeşitleri de vardır.
Asıl hikayenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bölüme fasıl adı verilir. Oyun buradaki konuya göre isim alır. Fasılın sonunda oyuncular bir biçimde perdeden ayrılır. Hacivat ve Karagöz kalır.
Oyunun sonunun haber verildiği Karagözle Hacivat arasında geçen bitiş bölümünde seyirciden yapılan hatalar için özür dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapılır ve oyun sona erer.
Karagöz'de hiciv ve taşlama vardır. Bu taşlamalar mizahi bir üslupla devlet yöneticilerine kadar uzanmıştır.
Karagöz, saray tarafından ilgi görmüş ve desteklenmiştir. Yapılan şenliklerde, şehzadelerin sünnet düğünlerinde Karagöz gösterilerine yer verilmiştir.
Karagöz özellikle İstanbul Merkezli Osmanlı kültürüyle bütünleşmiştir. İstanbul'un yaşamını Karagöz oyunlarında görmek mümkündür. Ağalık, Büyük Evlenme, Kayık ve Tahmis bunlardan bazılarıdır. Ferhat ile Şirin, Balıkçı, Cazular, Kanlı Nigar, Leyla ile Mecnun, Ters Evlenme, Tahir ile Zühre, Yalova Sefası, Karagöz'ün Yazıcılığı, Karagöz'ün Aşıklığı, Karagöz'ün Hekimliği vb. Karagöz'ün bilinen diğer oyunlarıdır.
Oynatanlar ise Hayali (Usta), Çırak (Yardımcı), Sandıkkar (2. Yardımcı), Yardak (Hanende), Dayrezen=Dairezen (Def Çalan) ve Hammal’dır. (Karagöz Zembilini Taşıyan)
Osmanlı Dönemi'nin en önemli eğlence türlerinden olan Karagöz, Ramazan'lar da, sünnet düğünlerinde, şenliklerde, kahvehanelerde ve bahçelerde oynatılmaktaydı. Dönemin toplumsal olaylarını eleştirel bir gözle konu edinen Karagöz'ün yaygın olarak İstanbul'da oynatıldığı bilinmektedir. Anadolu'nun diğer kentlerine ise turneye giden sanatçılar aracılığı ile yayılmıştır.
Günümüzde ülkemizi tanıtıcı sanatların başında gelen Karagöz turistik otel ve lokantalarda oynatılmaktadır. Radyo ve daha çok televizyon aracılığı ile seyirciye ulaşmaktadır.
Karagöz çalışmaları Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) Türkiye Milli Merkezi Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı'nca yürütülmektedir.

Derleyerek Hazırlayan : Cengiz ASLAN
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 07-08-2008, 14:11   #15
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Ynt: TİYATRO

TÜRK EDEBİYATINA TİYATRONUN GİRİŞİ, GELİŞİMİ VE İLK ESERLER

TÜRKİYE’ DE TİYATRO

Batılı anlamda tiyatro Türk edebiyatına Tanzimat döneminde girmiştir.Bu dönemden önceyse,Türklerin Anadolu’da geliştirdikleri,dramatik olan veya olmayan seyirlik oyunları vardı.Buna göre Türkiye’de genel anlamda tiyatronun gelişimi siyasal tarihin dönüm noktalarına ve bu dönemlerin toplum ve kültür alanlarındaki etkilerine göre dört dönemde incelenir;

a)Geleneksel Türk Tiyatrosu (1839 öncesi)
b)Tanzimat ve İstibdat Dönemi Türk Tiyatrosu (1839-1908)
c)Meşrutiyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1908-1923)
d)Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1923 ten günümüze)

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU (1839 öncesi):

Batılılaşma öncesi Türk Kültürünün tiyatrosudur.İslami yaşam ilkelerinin,esnaf loncalarının ve sarayın yönlendirmesiyle biçimlenen geleneksel kültürün köylü ve halk tiyatrosu türlerini kapsar.Köylerde oynanan seyirlik oyunlar dışında kalan halk tiyatrosu genellikle kentlerde,en çokta İstanbul’da gelişmiştir.
Geleneksel Türk Tiyatrosu kapsamı içinde Meddah,kukla,Karagöz,orta oyunu gibi dramatik içerik taşıyan türlerin yanısıra ustalık ve hüner gösterileride yer alır.Örneğin: cambaz,sihirbaz,denge sanatçıları gibi.
Dramatik içerikli türlerden ahlak dersi vermesi de istenir.Toplumsal sorunlara dolaylı yollardan,genellemelerle,soyutlamalarla yaklaşılır.Kişiler klişeleşmiş tavır özellikleriyle gösterilir.Oyunlar yazılı metinlere dayanmaksızın,belli bir kanavayı izleyen ustalaşmış oyuncuların doğaçlama becerileriyle gelişmiştir.
Geleneksel Türk tiyatrosunun dramatik içerikli türlerinde taklit başlıca çatışma ve kişileştirme yöntemi olarak kullanılır.Oyuncunun başarısı,taklit yapmadaki ustalığıyla ölçülür.
Geleneksel Türk tiyatrosu gösterilerinde çeşitli yabancılaştırma teknikleriyle açık biçim veya gösterimci tiyatro adı verilen ve seyredenlerin izlediklerine tümüyle kapılmalarını önleyen bir oyun düzeni uygulanmıştır.

Köy seyirlik oyunları: Yazılı metin yoktur.Oyunun çatısı,oyuncuların yeteneği ve seyircilerin gösteri sırasındaki tepkileriyle biçimlenir.Anadolu’da düğünlerde,bayramlarda veya yılın belirli günlerinde köylülerin kendi aralarında,oyun yapma,oyun çıkarma adı altında gerçekleştirdikleri tiyatro gösterisidir.
Gezici olmayan,oynandığı yörenin geleneksel kültürüne,imkanlarına,dil ve mizah anlayışına sıkı sıkıya bağlıdır.
Meddah: Anlattığı hikayenin içindeki söyleşmeleri taklit ve ses değişikliği yoluyla kişileştirerek meddahlığı dramatik bir gösteri haline sokar.Arapça medh (övme) kökünden türetilen meddah,başlangıçta peygamberin sözlerini yayan ve İslamiyeti öven kişi olarak tanınırdı.Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türk boylarının şamandan ozanlara ve aşıklara kadar uzanan kendilerine özgü hikayeciliği ve hikaye anlatma geleneği,zamanla Arap meddahlığının özellikleriyle birleşerek,geleneksel Türk tiyatrosunda Meddah geleneğini ortaya çıkarmıştır.
Meddahlar oldukça zengin bir hikaye dağarcığına sahiptirler.Güldürü amaçlı hikayelerin yanı sıra,İslami kaynaklardan,İran efsanelerinden,Türk hikaye ve masal geleneğinden alınan konularla çok sayıda meddah hikayesi oluşturlmuştur.Meddah bu hikayeleri anlattığı sırada,kişilerin değişik konuşma biçimlerini aktarmaya çalışır,hayvanların veya cansız nesnelerin taklitlerini yapar;sırası geldiğinde şarkılar,türküler de söyler.
Meddahlar gösterilerini çoğu zaman kahvehanelerde bir yükselti üzerinde gerçekleştirmişlerdir.
Kukla: Kukla oyunları yanlış anlamalar,açık saçık sözler,çift anlamlı deyimler ve bol bol kullanılan dayak,pataklama sahneleriyle güldürüye yönelmiştir.
Karagöz: Bir gölge oyunudur.Gösterimci tiyatronun oyun biçimini kullanır.Bir doğaçlama türü olan karagözde komedi öğesi ağır basar.

Özdemir NUTKU
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2011, 02:01   #16
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: TİYATRO

Değerli Uyantürk ailesi. Elinizdeki meddah hikayelerini bu bölüme iliştirirseniz, gelecek kuşaklara anlatılacak öykülerin canlı kalmasına yardımcı olursunuz. Minik yavrularımıza görsel olarak sunmaya çalıştığım öykü oyunculuğuna, öykülerinizle lütfen yardımcı olurmusunuz?
Sevgi ve saygılarımla
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 05:39.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56