Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Yazılar ve Ağbetik

Yazılar ve Ağbetik Başkalarına ait makale veya ağbetik paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 05-20-2008, 03:01   #1
Akçura
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,028
Akçura - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Aleviler Ve MHP‏

Bu başlık Taha Akyol’un 9.8.2006 tarihinde Milliyet gazetesindeki; köşe yazısına koyduğu başlıktır. Akyol; “MHP, her sene Tekir Yaylası’nda yüzbinlerin katılımı ile ‘Zafer Kurultayı’ yapıyor. Bu seneki kurultayın özelliği Aleviliğe açılım yapılmasıydı. Katılımcılara dağıtılan ‘Kurultay’ dergisinde, Mehmet Hasoğlu’nun “Yetiş Ya Muhammet, Yetiş Ya Ali” başlıklı yazısı vardı. Alevi-İslam inanç ve kültürü anlatılıyordu, dört kişilik bir ekip ‘SEMAH DÖNÜYOR’ ve Hacı Bektaş Veli’nin nefesleri okunuyordu…” diye yazıyor.

MHP’nin geçen yıl yaptığı Kayseri/Tekir Yaylası Kurultayı’nı da Tercüman gazetesindeki köşesinde Hakan Akpınar’dan okumuştum. Alevilik ile ilgili aynı argümanlar geçen yılda yapılmıştı. Ondan önceki yılda Alevilik ile ilgili aynı argümanlar vardı. O yıla ait yazılarda Hakan Akpınar’ın MHP’yi inceleyen “Kurtların Kardeşliği” kitabında var.

Yani MHP son bir kaç yıldır kendileri için çok önem verdikleri bu kurultaylarda Alevilik ile ilgili bir açılım yapıyorlar. Bu yıl yaklaşık 500.000 kişinin katıldığı tahmin edilen Kurultay’da da Alevilik ile ilgili bu açılımlarını sürdürdüler.

MHP’nin bu yaptığını değerlendirmek Alevilere ve Türkiye kamuoyuna düşer. MHP’nin bu açılımına kötü birşey yapıyor dersek haksızlık ederiz. İnandırıcı olamayız. İkna edici bulup bulmamak tek tek kişilerin bileceği iştir. MHP’nin bunu oy kaygısı ile yaptığını hiç sanmıyorum. Tam tersine bu nedenle bazı kesimlerden oy bile kaybedebilir. Bu açılım oy kaygısı ile yapılacak bir açılım olamaz. MHP’nin ve özellikle Devlet Bahçeli’nin Genel Başkanı olarak bu yapılanın ciddiye alınması gerekiyor. Yapılan Türk tarihi ve Alevi tarihi açısından önemli bir olgudur.

1980 öncesi toplumumuz bir “Cinnet” dönemi yaşamıştır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bunları soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek gerekir. Ama en önemlisi toplumdaki “mezhep” farklılığını “Siyasi” arenaya çekerek “Komünizm” tehdidine karşı “Yeşil Kuşak” projesinde kardeş kavgası çıkarıp kendi istemlerini gerçekleştirmekti.

Nitekim sonuçta; “Komünizm” çökmüştür, Türkiye’de sağ-sol Alevi-Sünni diye siyasi ve mezhebi doğrultuda iç savaşa giren Türk gençliği 5.000 civarında kayıp vermiştir. Bu işin mimarı olan Yeşil Kuşak Projesi’nin sahibi ABD zafer kazanmıştır. Bu projede Alevi ve laik gençlik önemli ölçüde Sovyetler Birliği’nin yani Komünizm cephesinde, Sünni gençlik ve özellikle MHP gençliği de ABD’nin yanında “Yeşil Kuşak Projesi” cephesinde yer almıştı. Bunu artık bugün görmemek için kör, sağır ve dilsiz olmak lazım. Sağır sultan olmak lazım.

Bu konuda 1980 askeri müdahalesinden sonraki yargılamalardan birinde; 34 idam istemli 74 sanıklı Ankara sıkıyönetim mahkemesindeki davada ölüm cezası ile yargılanan Dev-Yol davası sanıklarından Mahmut Kök; 12.12.1982 tarihli Güneş gazetesindeki haberde mahkeme heyetine şöyle diyor.”

“Piyangotepe, Balgat, Maraş ve Çorum katliamlarının tertiplenmesinde ABD büyükelçiliğinden bazı görevlilerin payı vardır.” dedi.

Sanık konuşmasının devamında ise; “Bir şeyin çok iyi belirlenmesi gerekir efendim. Davalarda yargılanan sanıklara bakıyorum, 12 Eylül öncesi ortamını hazırlamaya bizim gücümüz yetmezdi.“ dedikten sonra konuşmasının devamında; …Piyangotepe, Balgat, Maraş ve Çorum katliamlarının tertiplenmesinde ABD büyükelçiliğinden bazı görevlilerin yer aldığını, hatta aktif olarak bazı eylemlere katıldığını iddia ediyor. Bu olaylarda CIA’nın parmağı vardır diyor.

Duruşma yargıcı, Sanık Mahmut Kök’ün sözünü keserek, “Vardır tabii, CIA’nın da, KGB’nin de, SAVAK’ın da parmağı vardır. Herkes kullanmak ister, önemli olan kullandırılmamaktır.” Yargıç, sanıktan bu açıklamaların ve istemini yazılı çolarak Mahkeme Heyeti’ne gelecek duruşmada sunmasını istedi.”

26.12.1982 tarihli Güneş gazetesinde ise sanık Mahmut Kök, bu olaylara adı karışan ABD elçiliğinden şu görevlilerin isimlerini yazılı olarak mahkemeye veriyor: “1978-1980 yıllarında görev yapan Müsteşar Mr. Roberts, 1. Sekreter Alexander Robert Beck, 2. Sekreter Gene Christy, 3. Sekreter Engenie Price.

Mahmut Kök, 1979’da ABD elçiliğinde görevli sekreterlerden Fugenie Price ve Alexander Robert Beck’in Alevi köylerinde araştırma yaptığı için sınırdışı edildiğini de söylüyor.

Bilmem duruşmada idam istemi ile yargılanan Dev-Yol Davası sanığının verdiği bilgiler sizler için bir anlam ifade etti mi? Maraş olayları sırasında vali yerine vekaleten bugünkü ABD yanlısı AKP Hükümetinin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun olması da galiba bir tesadüfün sonucu olsa gerekir. Tabi gerek o dönemde yani Maraş, Sivas ve Çorum Olayları sırasında gerekse 2. Sivas olayları sırasında CHP’nin hükümette ama eli kolu bağlı olmasının da bir anlamı olmalıdır.

Mahkeme dosyalarında buna benzer yüzlerce belge var. Bu konularla ilgili bir dizi kitap yayınlandı. Bugün baktığımızda 1980’den günümüze aradan 26 yıl geçmiş. Yani bu olaylardan sonra doğanlar bugün 26 yaşındalar. Peki ne yapacağız MHP ile kan davası mı güdeceğiz. Kimin biti kanlanırsa saldırıya mı geçecek. Yada tarafları yeni büyük emperyal güçlerin kullanacağı günü mü bekleyeceğiz. O zaman hemen baltaları çıkarıp birbirimize saldıracak mıyız?

Bugün Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, ABD ye karşı ulusalcı bir tavır alıyor. 1980 öncesi bazı iddialarda; ABD elemanları “MHP’de cirit atardı” denirdi. Ama şimdi ABD elçisi bile Genel Merkez’den habersiz Sincan ilçe teşkilatını ziyaret edemedi. Devlet Bahçeli ile görüşmek isteyen ABD büyükelçisine Sayın Bahçeli’nin yanıtı şu oldu: Evet görüşelim. Devletime, Dışişleri Bakanlığına haber verelim. Görüşme tutanaklarınıda görüşmeden sonra Dışişleri Bakanlığı’na teslim edelim dedi. Galiba yetkili görüşmeden vazgeçti.

MHP’nin; Kıbrıs Politikasında, Kuzey Irak-Kerkük ve PKK , AB meselesinde CHP, DYP, DSP’den ANAP İşçi Partisi, Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusalcı adı verilen kesimlerden siyasi olarak bir farkı yok. O zaman bazı Alevi kişilerin veya kurum yöneticilerinin Kayseri-Tekir Yaylasındaki MHP’nin Alevilere zeytin dalı uzatmasından rahatsız olmanın mantığını anlamak zor. Geçmişte iki tarafında istemediği acı olaylar yaşandı. Peki bunu kan davası olarak mı göreceğiz. “Yeşil Kuşak Projesi” döneminde izlenen siyasete yada “Soğuk Savaş” dönemi siyasetine figüran olmaya devam mı edeceğiz. Birilerinin tekrar bizi kullanacakları günümü bekleyeceğiz.

Anadolu’da güzel bir söz vardır. Böyle durumları çok güzel ifade eder. Anadolu’da birbiri ile kavgalı, kinli, bıçaklı aileler, itibarlı komşular tarafından barıştırılır. Kan davası olan, yıllarca süren kinlere son verilir. Kurbanlar kesilir, şölenler verilir. İşte o zaman iki tarafa da şu söz söylenir; “Kanı kanla yıkamazlar. Kanı suyla yıkarlar.” İki taraf barıştırılır. Bu barışın kalıcılığının sağlanması içinde taraflar birbiri ile akraba olsun diye ya kirve yapılır. Ya da kız alıp verilir hısım akraba olunur. Olaya biraz böyle bakmak gerekir. Alevilerin toplumsal olarak düşmana ihtiyacı yok. Bizleri geçmişte olduğu gibi gelecekte de birbirimize karşı kullanılmasını istemiyorsak “kan davası”na son vermeliyiz. Türk'ün Türk'e düşman olmasını Türkü sevenler değil ancak onların düşmanları isteyebilir. Gün, ulusumuzun birbirine barış ile kardeşlikle sıkı sıkı sarılması günüdür.

Bakın 2. Dünya Savaşında Hitler’in çıkardığı savaş sonucu 65 milyon insan öldü. Bir o kadarı da sakat kaldı. Yerinden yurdundan oldu. Dünyanın haritası yeniden yapıldı. Bu savaş karşısında Sosyalist Sovyetler Birliği ile Kapitalist ABD, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa devletleri aynı cephede ortak düşmana karşı savaştılar. Hitler’e karşı Komünizm ile Kapitalist dünya birleşti. Yani Amerika, Fransa, İngiltere v.s. Rusya Hitler’e karşı birleşti. Ve barış sağlandı. Yanlış mı yapıldı?

Dün birbiri ile savaşan uluslar devletler bugün ortak bir devlet kurmak AB çatısı altında biraraya gelmek için olagandışı çaba gösteriyorlar. Birbirine karşı kan davası gütmüyorlar. Çoktan barıştılar.

Dünyadaki ve bölgemizdeki siyasallaşma süreci böyle giderse belki de yakın gelecekte CHP, DSP, ANAP, DYP, İP gibi parti ve düşünce grupları MHP ile ortak cephede yer alacaktır. Ulusal çıkarlar bunu gerektirebilir. Bu yaklaşımın uçları şimdiden gözüktü. Bundan on gün önce Divriği’ne giden CHP genel başkanı nı MHP İl örgütü karşıladı çiçek verdi ve uğurlama törenine katıldılar. Bu durumdan Deniz Baykal’da parti örgütü de oldukça memnun görünüyordu. Gazeteciler bu kez CHP ilçe örgütüne ilçeniz Divriği’ne MHP genel başkanı Devlet Bahçeli gelirse siz de karşılamaya katılır mısınız diye soru sormuş. CHP ilçe yetkilileri de “elbette” benimseyerek yapabilecekleri cevabını verirler. Demek ki hayat devam ediyor. Dış politikada bir kural vardır. Hiç bir devletin değişmez dostları ve değişmez düşmanları olmaz. Değişmez menfaatler söz konusudur. Türk ulusunun ortak çıkarları her bireyin menfaatinden, gururundan v.s. daha önemlidir. Ulusumuzun ve ülkemizin çıkarları her şeyin üstündedir.

Toplumların tarihinde de kötü olaylar olur. Ama bunu kine, intikama, kan davasına dönüştürürsek yeryüzünde barış olmaz. Barış fikri belki de barışın olduğu yerde çok anlamlı olmayabilir. Barış kavganın olduğu yerde çok daha anlamlıdır. Bugün toplumumuza baktığımızda 1980 öncesine göre tüm toplum ve onlarda yansıyan siyasi-ideolojik özellikler değişmiştir. Dünya konjonktürüne bağlı olarak ülkelerdeki toplumsal kümelenmelerde değişmiştir.

Aleviler’in tarihine baktığımızda Alevilere şiddet içeren saldırılar daha çok Şafii Kürtlerden gelmiştir. Yavuz-Safevi çatışmasında “40 bin Alevinin “katli vaciptir.” fetvasını veren şeyhülislamlar Şafi kökenli Şeyhülislamlardır. Bizim Alevi büyüklerimizin; “Şafiiler bizim kanımızı içseler doymazlar” tümcesini bir atasözü gibi her bölgede yüzyıllardır dededen, babaya-babadan toruna söylenmesi boşuna söylenmiş bir söz değildir. Bugün MHP’ye düşman olunmasının sebebi Alevilere 1980 öncesi yapılanlardan kaynaklanıyorsa, o zaman tarihte Alevilerin toplumsal kırımına sebep olan Kürtleri Alevilerin düşmanı mı ilan etmeyi düşünüyorlar? Ben bunu da doğru bulmam. Atalarımız ne demiş: Keskin sirke küpüne zarar verir.

Son yıllarda Tunceli’de 30 Temmuz tarihinde Munzur Festivali düzenlenir. Böylece binlerce kişi Tunceli’yi ziyaret eder esnaftan, alış-veriş yapar etkinlikler yapılır. Bundan 3 yıl önceki festivali Vali ile CHP li Belediye Başkanlığı düzenliyordu. Festival masrafları için varsıl Tunceliler gereken bağışı vermeyince bu kez o sırada Başbakan yardımcısı, Devlet Bakanı ve fonlardan sorumlu bakan olarak Devlet Bahçeli’ye Valilik ve Belediye Başkanlığı yardım için başvuruyor. Devlet Bahçeli’de bir miktar festival masrafı için yardım veriyor.

Festival sırasında Devlet Bahçeli’ye teşekkür için küçük bir bez afiş Tunceli’de bir meydana asılınca, bazı guruplar bunu bahane ederek olay çıkardılar. Yüzlerce HADEP’li Diyarbakır’dan araba konvoyu ile gelip bu nedenle MHP’yi protesto ettiler. Hatta az kalsın İl Asayiş Komutanı Korgeneral Dursun Bak’ın arabası Munzur Deresi’ne atılacaktı.

Aynı Devlet Bahçeli bu olaydan altı ay önce Diyarbakır’ı Başbakan Yardımcısı olarak ziyaret etti. HADEP’li Belediye Başkanı Diyarbakır’da Devlet Bahçeli’yi karşılamak için üst üste serilmiş 3 katlı kırmızı halıyı yollara döşedi. Üç gün boyunca Devlet Bahçeli’ye ziyafetler çekildi. HADEP’li Belediye Başkanı; Türkiye’yi ve Türkleri ne kadar çok sevdiğini bu fırsattan bizzat Devlet Bahçeli’ye arz ettiler.

Peki HADEP’lilerin Diyarbakır’da MHP’ye tavrına ne demeli aynı HADEP’lilerin Tuncelileri provake ederek Tunceli’de MHP’ye karşı yaptıklarına ne demeli? Bugün Erciyeste-Tekir Yaylası’nda Aleviler’e açılım yaptığı için MHP’ye öfkelenen Aleviler acaba sözünü ettiğim Diyarbakır veTunceli Munzur Festivali’nde MHP’ye Kürt kardeşlerin tavrına ne diyorlar? Acaba geçmişte olduğu gibi günümüzde de bazı Alevi kardeşlerimiz farkına varmadan başkasının trenine biniyor olmasınlar!

Biz bugüne kadar MHP’liler Türkçü ise esasen Aleviliğe sahip çıkmalılar. Tarihte ve günümüzde Türk kültürünü yaşatan Aleviler olmuştur diyorduk. MHP’liler hem Türkçü olup hem de hatalı olarak Alevi karşıtı olmalarını eleştiriyorduk. Şimdi ise MHP’liler şöyle yada böyle 1980’den günümüze 26 yıl geçmiş. Düşünmüşler, taşınmışlar Alevilere zeytin dalı uzatmışlar. Alevilere; 500.000 kişilik dev bir kitle önünde ciddi bir açılım yapıyorlar. Bu tarihsel olarak ta, sosyolojik olarak ta, siyasal olarak ta ciddi bir olaydır. Tarihsel önemi olan bir olaydır. Olay bazılarının ifade ettiği gibi; MHP Alevilere gülücük dağıtarak seçimler yaklaştığı için oy isteyecekler mantığı ile izah edilemeyecek kadar ciddi bir olaydır.

MHP’liler Alevilere kötü davranmış eleştiriliyor. Onlarda şimdi iyi davranmaya karar vermişler. Bu kez niye iyi davranıyorlar diye eleştiriliyor. Peki MHP’liler ne yapsın. Bu hırsız fıkrasına döndü. Çocuk, Nasreddin Hoca’ya diyor ki; baba hırsızı yakaladım. Ne yapayım. O da getir diyor. Ama baba gelmiyor diyor. O zaman bırak diyor. Baba bırakıyorum. Gitmiyor diyor.

MHP’yi doğru değerlendirmek için eski disketleri bir yana koymalıyız. Soğuk Savaş bitti. İki Süper Devlet yok. Yeşil Kuşak Projesi Büyük Ortadoğu Projesi ile örtüştü. Bu coğrafyada sağ-sol çatışması ile tarihten gelen mezhep çatışmasını egemen güçler her zaman sıcak savaşa dönüştürebilirler. Alevilerin düşmana ihtiyacı yok. Alevilerin %95’i Türkmen. MHP’de Türkçü bir siyasi parti olduğunu savunuyor. O zaman neden düşman olalım. Türklerin ulusal menfaatleri her türlü çıkarın üstünde ise hiçbir şahsi çıkar ulusal çıkarlarımızdan daha önemli değilse o zaman Kuvayi-Milliye çatısı altında Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi şimdi de ulusal kurtuluş savaşımızın ölümsüz önderinin komutasında Alevi-Sünni neden birlikte olunmasın. Tekir Yaylası Kurultayında Aleviler ile ilgili olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal: “Geçmişi bir yana bırakmak lazım.” diyorsa, hayır bırakmayalım. Kavga mı edelim diyelim. Erciyes-Tekir Yaylası’ndaki Zafer Kurultayındaki MHP’nin açılımı tarihsel öneme sahip bir olaydır. Alevi-Sünni tüm Türkmenler bu çağrıyı değerlendirmelidirler. Farklı düşünsel tercihlerimiz olsa da farklı inançsal tercihlerimiz olsa da Türk ulusunun fertlerinin birbirine düşman olacak, kavga edecek lüksü yoktur. Bunun tarih önünde büyük vebali vardır.



Cemal Şener

Ağustos 2006
Akçura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-04-2011, 22:33   #2
Türkmen Yabgu
Gönüllü
 
Üyelik tarihi: Mar 2011
Bulunduğu yer: Bursa
İletiler: 1
Varsayılan Cevap: Aleviler Ve MHP‏

Cemal Şener önemli noktalara değinmiş.

Otuz yıl önce olanlar için halen birbirimizi kırmakta ısrar etmeye gerek yok. Alevisiyle, Sünnisiyle biz bir milletiz. Birbirimizin değerlerine saygı duyduğumuz takdirde herhangi bir sorun yaşayacağımızı da düşünmüyorum.
Türkmen Yabgu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 05:45.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56