Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Basın-Yayın Güncel Konular > Türkiye'den Haberler

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 05-22-2008, 13:07   #1
İ. ADIGÜZEL
Junior Member
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 9
Varsayılan SON UYARI!

AKP’nin kapatma davasını etkilemek için AB başta olmak üzere dış destekli müdahaleleri, sonunda yargının sabrını taşırdı. Yargıtay Başkanlar Kurulu, ’yürütme yandaşı yargı oluşturma’ çabalarına isyan ederek, “Hedeflenen budur, ancak insanlık tarihi güdümlü yargı ile başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir” ikazında bulundu,


Sert bildiride, “yargıya yönelik ve hukuk devleti olma ilkesiyle bağdaşmayan sistemli saldırıların Cumhuriyetin temel ilkelerini zedeler hal aldığı” uyarısı yapıldı. Bildiride, “Yüce Türk ulusu, bağımsızlığı ve etkinliği eksiksiz bir yargı erkine her zaman layık olmuştur. Yargı bağımsızlığının takipçisi olacağımızı saygıyla duyururuz” ifadesi de dikkat çekti. ‰10’da


İŞte tarihi bildirinin satır başları

* Yargının bağımsızlığı hazmedilemiyor, yargı mensupları hedef gösteriliyor.

* Kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı ile toplum arasında husumet yaratılmaya çalışılıyor.

* Yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulması amaçlanıyor.


* Hazırlanan Anayasa taslağı bir siyasi görüşün direktifi, AB kriterlerini bile karşılamıyor.


* Hazırlanan Anayasa taslağı bir siyasi görüşün direktifi, AB kriterlerini bile karşılamıyor.


Muhtıra gibi bildiri
Yargıtay Başkanlar Kurulu sert bir bildiri ile AKP hükümetine tepki gösterdi; Anayasa Mahkemesi’ni etkilemeye çalışma hevesinin sonucu etkilemeyeceğini belirtti

Yargıtay Başkanlar Kurulu, dün yayımladıkları bildiriyle, yargı üzerine oynanan oyunları dile getirdi.

Yargıtay Başkanlar Kurulu bir bildiri yayınlayarak, yeni anayasa ve yargı reformu hazırlıkları ile kapatma davasına karşı girişimleri nedeniyle Hükümet’e sert çıktı. AKP’den “siyasi kuruluş”, hükümetten “yürütme erki” olarak bahsedilen, “yandaşları” ifadesi kullanılan bildiride, “ısrarlı bir biçimde ve sistemli olarak yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediği, tarafsızlığı sağlama adı ve aldatmasıyla yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulmasını amaçlandığını belgelemeye yettiği” ifade edilerek, “Hedeflenen budur, ancak asla unutulmamalıdır ki, insanlık tarihi böylesi güdümlü yargı ile varlığını sürdürebilen, bireyini güvenli ve mutlu edebilen ve uygarlık yarışında başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir” denildi. Bildiride, “bir yıla yakın süreçte ve özellikle son zamanlarda, giderek artan bir biçimde yargı erkine yönelik ve hukuk devleti olma ilkesiyle bağdaşmayan sistemli saldırıların Cumhuriyetin temel ilkelerini zedeler hal aldığı” değerlendirmesinde bulunuldu. Bildiride, “Süreklilik gösteren bu davranışlar, toplumun, çözüm bekleyen sorunlarının ve gerçek gündeminin ötelenmesine, gelişimine harcanması gereken zamanın gereksiz biçimde yitirilmesine neden olur hale dönüşmüştür” ifadesine yer verildi.

Anayasa için mutabakat
Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinde, “Anayasa’nın kimi hükümlerinin yenilenmesi konusunda oluşan genel kabulden yararlanılmak suretiyle bir siyasi görüşün istek ve direktifi doğrultusunda bütünü değiştiren bir taslak hazırlattırılarak ’en doğru ve en çağdaş Anayasa’tanımlamasıyla kamuoyuna sunulduğu” ifade edildi. Anayasaların en geniş toplumsal mutabakatla, tartışma ve uzlaşma ve sahiplenmelerle hazırlanması gerekeceğinin “göz ardı edildiği” görüşüne yer verilen bildiride, “Böylece ilk ciddi gerilim, beklenmedik bir zamanda ve hiç de gerekli olmayan yöntemle gündeme yerleştirilmiştir” denildi. Bildiride, Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun 28 Eylül 2007 tarihli konuya ilişkin bildirisine yer verilerek, şunlar kaydedildi: “Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaşması girişiminde duraksama yaşatmış, ancak Anayasa’nın 10. ve 42. maddeleriyle ilgili değişiklik engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır. Tüm gelişmeleri izleyip, değerlendiren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı anayasanın ve yasaların kendisine yüklediği sorumluluğun gereği ve tezahürü olarak yasal yöntemle topladığı kanıtlara dayanmak suretiyle bir siyasi parti hakkında iddianame düzenleyerek Anayasa Mahkemesi nezdinde yargılama ve müeyyide talebinde bulunmuş; ne var ki talebin muhatapları ve onların yandaşları iddianamenin kurumsal olduğu gerçeğini gözardı ederek, akla, mantığa ve hukuka aykırı tavır, söylem ve yazılarla ve hatta çoğu suç teşkil eden davranışlarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı toplumun tepki ve husumetini muhatap kılmaya yönelmişlerdir. Bu türden davranışların kişisel tatmin duyguları ötesinde, yargılanan siyasi kuruluşa hukuken hiçbir siyasi yarar sağlamayacağı, yargılamanın sonucunu da etkilemeyeceği gözetilmemiş, zaman zaman şiddetini kaybetse de bütünüyle sona erdirilmediği, belki de bilinçli tarzda sona erdirilmek istenmediği gözlenir olmuştur.”

Sonucu değiştiremezler
Bildiride, “Süreçte, çelişki ve yanlışlıklar sürdürülmüş, açılan davayı Anayasal ve yasal sorumluluk ve yetkinliğiyle hukuka uygun olarak değerlendirilip, sonuçlandıracağında hiçbir kuşku bulunmayan Anayasa Mahkemesi’nin, her tür etkiden uzak biçimde, yargı yetkisiyle baş başa bırakılması ve sonucun saygıyla karşılanacağı kanısının yaratılması yerine Anayasa’nın 138. maddesi hükmünü göz ardı eder bir sorumsuzlukla, yargıyı etkilemeye yönelik tavır, davranış ve görüş açıklamaları artan bir hızla sergilenmiştir” ifadelerine yer verildi.


Yargı bağımsızlığı hazmedilemiyor
Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri’ne, “Yargı Reformu Strateji Taslağı” nın verilmesinin de eleştirildiği bildiride, şu ifadelere yer verildi: “Tüm bu gelişmeler, ısrarlı bir biçimde ve sistemli olarak yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediğinin, tarafsızlığı sağlama adı ve aldatmasıyla yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulmasının amaçlandığını belgelemeye yetmektedir. Hedeflenen budur, ancak asla unutulmamalıdır ki, insanlık tarihi böylesi güdümlü yargı ile varlığını sürdürebilen, bireyini güvenli ve mutlu edebilen ve uygarlık yarışında başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir. Yüce Türk ulusu ise bağımsızlığı ve etkinliği eksiksiz bir yargı erkine her zaman layık olmuştur. Yüce ulus adına yargı yetkisini bu görüş ve sorumlulukla kullanmayı sürdüreceğimizi, yargı bağımsızlığının takipçisi olacağımızı saygıyla duyururuz.”

Şikayet edip, hedef gösteriyorlar
Bildiride, “Yargı huzurunda kendini ve siyasi teşekkülünü hukuka uygunluk içinde savunmak, ithamların asılsızlığı inancına sahip olunuyorsa kendi karşı kanıtları ve gerekçeleriyle iddiaları çürütmek yerine ’dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı’ gibi şaşırtıcı bir inançla yargıyı ve mensuplarını halka şikayet ederek, hedef göstererek, hatta yabancı kişi ve kuruluşların yardım ve katkılarını sağlayarak Türk yargısını etkileme niyet ve gayretine girmek suretiyle açılan kapatma davasında lehe sonuç alma heves ve yöntemleri sıklıkla denenir olmuştur” denildi.



+++++++


Ankara toz duman

Hükümet vuruşacak
Yargıtay’ın çıkışına Hükümet de aynı sertlikte karşılık verdi. İktidar, Yargıtay’ın bildirisini kabul edilemez ve hukuk dışı olarak değerlendirdi.

Şahin şaşırttı: Dam üstünde saksağan!
Adalet Bakanı Şahin, bildiriye garip bir yorum getirdi: Bunun mantığını anlayamıyorum. Bu bildiri tam ’dam üstünde saksağan’ olmuştur.

CHP: Yargı beline kazma vurmayın!
Grup Başkanvekili Okay: Dam üstünde saksağanın devamında vur beline kazmayı var. AB’ye verilen taslak, yargının beline inmişti.

MHP: Hassasiyet hafife alınmamalı
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici, “Yargıtay önemli bir cumhuriyet kurumudur. Hassasiyetleri asla hafife alınmamalıdır” dedi.




AKP: Siyasidir kabul edilemez
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AKP’li Dengir Mir Mehmet Fırat ve Sadullah Ergin ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisine cevap verdi. “Yayınlanan bildiri, demokrasimiz ve hukuk sistemimiz adına çok büyük bir talihsizlik olmuştur” diyen Çiçek, her şeyden önce Yargıtay Başkanlar Kurulunun, bildiri yayınlamak gibi bir görev ve yetkiye kesinlikle sahip olmadığını iddia etti. Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokratik hukuk sistemimizde, kaynağını anayasadan ya da yasalardan almayan hiçbir yetki millet adına kullanılamaz. Ne Anayasamız ne de yasalarımız Yargıtay Başkanlar Kuruluna böyle bir yetki vermemiştir. Bu itibarla, yayınlanan bildirinin yalnızca demokratik meşruiyeti değil, hukuki meşruiyeti de yoktur. Bu, siyasi bir bildiridir ve hiçbir şekilde kabul edilemez. ”

Hukuk dışı tavır!
Çiçek, Yargıtay Başkanlar Kurulunun, Anayasa Mahkemesinde görülmekte olan parti kapatma davası bağlamında “iddianameyi kutsayan ve eleştirilmez kabul eden bir yaklaşımla iddianameden yana davaya taraf olduğunu” iddia ederek, Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerindeki değişiklikle ilgili davanın Anayasa Mahkemesinde karara bağlanma arifesinde yayınlanan bu bildirinin, açıkça mahkemeyi etkilemeye yönelik, hukuk dışı bir tavır olduğunu ifade etti. Çiçek, “Yargıtay Başkanlar Kurulu, bir siyasi organ değildir, siyasi tartışmaların tarafı olamaz, kendini siyasi muhalefetin yerine koyamaz, bir muhalefet partisi gibi davranamaz. Yasama ve yürütme organlarının faaliyetlerini, Anayasa veya yasa yapma süreçlerini tartışmak, yargının işi değildir” dedi.


Şahin: Dam üstünde saksağan gibi oldu
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisine tepki gösterdi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi Kadir Özbek’in annesinin cenaze törenine katılan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin gazetecilerin soruları üzerine bildirisinin gereksiz ve siyasi olduğunu söyledi. Şahin “Bu bildiri tam ’dam üstünde saksağan’olmuştur” dedi. Şahin, bildiride eleştirilen yeni anayasa taslağı üzerindeki çalışmaların devam edeceğini belirterek, “O taslak geri çekilmeyecektir” diye konuştu.



CHP’den Adalet Bakanı’na tepki
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, Yargıtay bildirisi ile Adalet Bakanı Şahin’in bildiriyle ilgili yaptığı açıklamayı değerlendirdi. Şahin’in, “dam üstünde saksağan” ifadelerini kullandığını hatırlatan Okay, “dam üstünde saksağanın devamında vur beline kazmayı var. Adalet Bakanı tarafından AB’ye sunulan yargı reformu taslağı da yargının beline vurulmuş kazmadır” dedi. Okay, “Yargının yaptığı açıklamalar siyasi değil tam tersine siyasetçilerin yargıya müdahalesini önleme amaçlıdır” ifadesini kullandı.


MHP: Hassasiyetler hafife alınmamalı
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici, Yargıtay bildirisini değerlendirdi. Yargıtay’ın bildirisinin “sert bir bildiri” olarak siyaset gündemine oturduğunu belirten Ekici, “bildirinin muhteviyatı, yargı kurumları arasındaki uyumsuzluğu ve farklı stratejileri göstermesi kadar yasama ile yargı arasındaki bilinen aykırılıkları ve uyumsuzlukları da su yüzüne çıkarmıştır” dedi. Mehmet Ekici. “Yargıtay önemli bir cumhuriyet kurumudur. Hassasiyetleri kimse tarafından asla hafife alınmamalıdır” sözleriyle bildiriyi yorumladı.
İ. ADIGÜZEL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 18:04.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56