Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Yazılar ve Ağbetik

Yazılar ve Ağbetik Başkalarına ait makale veya ağbetik paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 09-15-2008, 23:42   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan Abdullah Gazi Ve Tayyip Bey!

Abdullah Gazi ve Tayyip Bey!

Tayyip Erdoğan, sonunda tartışmayı Deniz Feneri ekseninden Aydın Doğan’a doğru kaydırmayı başardı. Başında söylediğimiz gibi olay minder dışına taştı. Deniz Feneri devrilmiş, Tayyip Erdoğan altında kalmıştı. Aydın Doğan tartışmasına tutunarak şimdilik kendisini kurtarmış görünüyor. Bundan sonra Deniz Feneri yolsuzluğunun Tayyip Erdoğan ve çevresine sıçraması halinde bu konuda kim yayın yapacak? Çünkü bu çerçevede de ciddi iddialar var. Aydın Doğan’ın geri adım atması bütün medyanın susması demektir. Çünkü medyanın yarısını Doğan grubu oluşturuyor. Diğer yarısı da Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan ve cemaat arasında paylaşılmış durumda. Bunlardan bağımsız olarak yayın yapan Cumhuriyet ve Yeniçağ var ama onlar da sınırlı bir kitleye ulaşabiliyor. Basın gücünün ticari çıkarlara alet edilmemesi konusunda ise hiçbir yasal düzenleme niyeti yok! Dolayısıyla bu alanda haksız rekabet oluşuyor.



* * *



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise 727. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri’nde yaptığı konuşmada, “Deniz Feneri” meselesine doğrudan girmedi, ama birlik çağrısı yaptı. Gül, “Osmanlı beyliğinin en büyük özelliği hep dışa karşı mücadele etmesi. Bu önemli bir sinerji doğurmuş. Kalpleri ve gönülleri fethederek işe başlamış. Kendi içinde hiç silâh kaldırmamıştır. Bu gerçek bugün de geçerlidir. Ne kadar enerjimizi kendi içimizde harcarsak o kadar yıpranırız. Bu asır da birlik ve beraberlik asrıdır. Kendi içimizde birbirimize düşmek asla bize yakışmaz. Farklılıklar her zaman bizim zenginliğimiz olacaktır. Birbirimize saygı göstermeliyiz” dedi.
Abdullah Gazi de Dışişleri Bakanı olarak iç meselelerle pek uğraşmadı, genel çizgileri belli olan dış politikayı takip etti, dolayısıyla Tayyip Bey gibi kavgaya girmedi. Tayyip Bey, Malkoçoğlu gibi sahada vuruştu, topladığı puanlar Abdullah Bey’i Çankaya’ya çıkardı.
Abdullah Bey, Cumhurbaşkanlığı’na bilinçli olarak hazırlanıyordu. Öyle ki çatlak ses çıkarmasınlar diye Avrasya-Bir Derneği’nin düzenlediği bir toplantıda milliyetçi aydınlar ile buluşturulmuştu. Milliyetçiler, bırakın eleştirmeyi, Abdullah Gül’e köprü oldular, Çankaya yollarını açtılar!
Dolayısıyla MHP’den Abdullah Gül’e yönelen şimdiki eleştirilerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.



* * *




Gül, “Ertuğrul Gazi çok sevilen bir kişiydi. Öyle ki Bizans tarafından bile seviliyordu. Diğer beyliklerin en küçüğü fakat bir farkı var. Hep Bizans’a karşı savaşmış. Diğer beyliklerle hiç çekişmeye girmemiş. İç kavgalardan uzak kalmış. Osmanlı beyliğinin en büyük özelliği hep dışa karşı mücadele etmesi. Bu önemli bir sinerji doğurmuş. Kalpleri ve gönülleri fethederek işe başlamış. Kendi içinde hiç silah kaldırmamıştır” dedi.
İlkokulda da böyle diyorlardı, Ülkü Ocakları’nda da böyle anlatıyorlardı ama sadece Osmanlı-Karamanoğlu savaşları bile bu teorinin sadece birkaç yıl için geçerli olduğunu gösterir. Ayrıca, Timur-Yıldırım Bayezit savaşı, Yavuz-Şah İsmail savaşı, Yavuz-Tomanbay savaşı, Türkler arası savaşlar değil miydi?



* * *




Burada güçlü olan veya gücü ele geçiren “Bana tabi olun, bana güç verin ki siz de güçlü olun” diyor, mesele bu!
Gül “Aramızda tartışmaların ve anlaşmazlıkların olması tabiidir. Önemli olan bunları karşılıklı saygı içerisinde çözmektir. Bunları da meşru sınırlar içerisinde çözmek gerekir” diyor ama kendisi de meşru sınırlar içinde Deniz Feneri’ndeki yolsuzluklar için Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçirirse buna katkıda bulunmuş olur!
“Dindar Cumhurbaşkanı” diye ayırımı yapanlar kendileri idiler. Şimdi Çankaya’ya çıkınca birlik çağrısı yapmak görevidir zaten. Ancak yolsuzluklara fren olmak da görevidir.



Arslan BULUT / Yeniçağ
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 17:58.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56