Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Atatürk ve Atatürkçülük > Atatürk'ün Hayatı, Kişiliği ve Sözleri

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-10-2008, 07:49   #1
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan İçimizden Biri Atatürk

İlknur Güntürkün Kalıpçı'nın bir yazısı.

Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21'nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hâlâ halkının ve dünyanın nabzında en büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hâlâ yaşayabilen dünyadaki tek lider.

Önemli olan da sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?

Atatürk'ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker Atatürk ya da devlet adamı Atatürk olarak.

Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhâlde bir başkasına da rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis, Atatürk’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor. Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal...

Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:

“Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim.” dedirten o büyük özlemi ve onu oluşturabilen Mustafa Kemal’i...

Ya da, yıl 1938. Bir İranlı şair bir Tahran gazetesine ölümü üzerine bir şiir yazar. İşte o şiirin iki mısrasını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Diyor ki “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir.” dizelerindeki bu kıskançlığı oluşturabilen Mustafa Kemal...


Devam edecek.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-11-2008, 19:36   #2
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Yıl 1976, UNESCO, üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum. Diyor ki ”Bugün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.” Öneri nedir? Öneri ise "Onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO’nun, 152 ülkenin devletleri aynı anda kutlasın." önerisidir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:

“Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var, hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?” şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler:

”Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki Atatürk öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı, her ülke her probleminde onu çare olarak aramalı.” sözlerini döktürtebilen bir Mustafa Kemal... Sonra ne mi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tektir, hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok, 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya “Ne yani.” diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler:

"Ben Atatürk’ü inceledim, bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum.” diyecektir.

İşte o muhteşem belge diyor ki: "Atatürk kimdir: Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu.”

Var mı böyle bir metin! Bir filozof der ki “Bir ülke için kıstas aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin.”-. Şu anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin gösteremeyiz. İşte bu metin 152 ülke tarafından imzalanmıştır. Eşi olmayan devlet adamı metni. Peki daha sonra ne olmuştur; 151 ülkede hemen hemen bir yıl boyunca her yerde bu metni görebiliriz, soruyorsunuz bana o bir ülke kim? İşte o ülkenin adını vermeye benim dilim maalesef varmıyor.

Hadi gelin Haiti’ye gidelim. Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı ölür. Bir vasiyet bırakmıştır. Haiti’ye baktım, haritada bir kutup kadar uzak ülke. Haiti Cumhurbaşkanı 1996'da öldüğünde vasiyeti açılır. Vasiyetinde mezar taşına yazılması için bir metin bırakmıştır. Haiti Cumhurbaşkanının bugün mezar taşında yazan hitabeyi sizlere okumak istiyorum. Diyor ki “Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm.”
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-11-2008, 20:39   #3
ASLIM
Türkçü Toplumcu
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
İletiler: 429
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Yeri gelmişken... Şu "içimizden biri Atatürk", "halk adamı Atatürk", "insan Atatürk" gibi ifadelerden gına geldi artık!... Ata'nın bizler gibi bir insan olduğu, içimizden biri olduğu vs. kesin; kuşku duymayın artık!... Onun gibi; her dediğini uygulayabilen ya da her uyguladığının arkasında durabilen; cesur, vatansever, öngörülü bir eylem adamı nasıl olunabilir, onu tartışın artık!... Ata'yı sıradanlaştırmayın, buna çalışmayın; geri teptiğini gördünüz işte!...
__________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir!..."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ASLIM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-11-2008, 21:47   #4
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Yanlış başlığa yazdınız galiba. Bunları gidip sözde belgeselin eleştirildiği başlığa yazsanız daha faydalı olur.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-11-2008, 23:08   #5
ASLIM
Türkçü Toplumcu
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
İletiler: 429
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Alıntı:
ilker Rumuzlu Üyeden Alıntı
Yanlış başlığa yazdınız galiba. Bunları gidip sözde belgeselin eleştirildiği başlığa yazsanız daha faydalı olur.
Yok doğru yazdım; yukarıda da dediğim gibi, yazının ismi bana bunları çağrıştırdı...
__________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir!..."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ASLIM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-12-2008, 22:05   #6
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

O zaman bir zahmet sadece başlığı değil de, metnin tamamını okuyun.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-12-2008, 23:05   #7
ASLIM
Türkçü Toplumcu
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
İletiler: 429
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Alıntı:
ilker Rumuzlu Üyeden Alıntı
O zaman bir zahmet sadece başlığı değil de, metnin tamamını okuyun.
Of offf... Yine aldık bayırdan yukarı...

Söylemek istediğimin konu ile tek ilgisi, konunun başında geçen "içimizden biri" sözcük öbeği... İnşallah anlatabildim...
__________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir!..."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ASLIM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-12-2008, 23:09   #8
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

O tanımlama bana ait değil, bu metni hazırlayan İlknur Güntürkün Kalıpçı'ya ait- ki Atatürk'ün içimizden biri olduğunu bazıları gibi sözde belgesel çekmeden çok güzel anlatıyor.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-16-2008, 20:27   #9
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Peki yıllar bir şey değiştirir mi? Hayır. 2000 yılında bizim medyanın kaçırdığı bir bilgi var, ABD Başkanı milenyum mesajını veriyor. Mesajın bir yerinde aynen şunları söyler: “Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’tür, çünkü o yılın değil, asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.” 2000'de ABD Başkanına işte bu gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal var. Asker Mustafa Kemal’in, devlet adamı Mustafa Kemal’in çok dışında bir Mustafa Kemal...

2003'te bir şey değişti mi? 2004? Hayır. 2004'te bir konferans veriyorum, birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dedi ki “Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım.” dedi. "Hanımefendi, nedir o deyim?” dedim. “Norveççede 'Atatürk gibi düşünmek' deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi.” "Nerelerde kullanırsınız?" dediğimde “Hani birine bir problem veririz çöz diye, o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona, bu problemin mutlaka çözümü var. Bir de Atatürk gibi düşün”. O gün otelime geldim, televizyonu açtım, o kadar çok kişiye "Bir de Atatürk gibi düşün." dediğimi hatırlıyorum ki galiba Norveççe’den çok bizim dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.

Bir İngiliz gazeteci Atatürk’le bir röportaj yapar. Röportajını Amerikan Büyük Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal’e şöyle sorar gazeteci: ”Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle:

"Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz." Evet, Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi, Türkiye'si Birleşmiş Milletlere. Sanıyorum ondan feyz alacağımız çok şey var aslında. Ama bu arada 2005’te daha yeni iki üç gün önce bir yabancı gazeteyi okuyorum. Sürmanşet, büyük puntolarla şu başlığı atmış: “Bugün Ortadoğu’ya düzinelerle Atatürk lazım." Dedim yazara, Atatürk'ü hiç tanımıyor herhâlde. Düzineye hiç gerek yok, tek bir tanesi de yeterdi aslında.

Örnek vermeye devam edersem inanın konferans böyle biter. Filipinlerden Çin’e kadar o kadar çok örnek var ki... Ama gördük 1925’te, 1938’de, 1996’da, 2000’de, 2005’te her ülkeden, her cinsten, her statüden insanın özlemle, sevgiyle, saygıyla aradığı, ama bizim olan bir Mustafa Kemal’den bahsediyoruz. "Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?" dersem cevap olarak kulağıma gelenler şunlar: Ekonomi diyorsunuz, işsizlik diyorsunuz. Ama bence Türkiye’nin çok önemli bir problemi var, o problemi çözersek Türkiye ekonomiyi de çözer, Türkiye işsizliği de çözer. Evet, Türkiye’de lider yetiştirme sorunu var.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-23-2008, 07:27   #10
İlker
Bölüm Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
İletiler: 929
Varsayılan Ynt: İçimizden Biri Atatürk

Lider deyince de nedense hep siyasi lider anlıyoruz, ben ondan bahsetmiyorum, benim lider dediğim çok kapsamlı bir kavram. Yoksa içerisindeki tek bir terimdir, siyasi lider veya sosyal lider. Ama lider dediğim zaman ben asrın lideri, dünya liderinden bahsediyorum. İşte böyle liderlere ihtiyacımız var. Ben şimdi soracağım size. Şu anda karşımda pek çok genç arkadaşım oturuyor. Bunlardan bir tanesinin birkaç dönem sonrasının Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ya da Başbakanı, Maliye Bakanı ya da evinin anne, babası olmayacağını bana iddia edebilir misiniz? Belki sizsiniz, ama biliniz ki işte bugün sizlerle paylaşacağım konu asrın lideri, dünya lideri ya da lider olmanın küçük sırlarını Atatürk’le sizinle paylaşacağım.

İlk sırrımız; Atatürk "Tamam arkadaşım, ben topraklarınızı kurtardım, askeri bir dehayım." deyip yerine çekilmemiş, hemen asker elbisesini çıkartıp sivil elbisesini giymiş ve inanır mısınız sınırlarını hangi sınırın lideri ise o sınırların içerisinde ne var ise, ama ne var ise taşından toprağına hepsinin, ama hepsinin sorumluluğunu omuzlarında hissetmiştir de onun için Mustafa Kemal bugün dünya lideridir. Nasıl mı?

Atatürk’ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık araştırmacıyım, 7 tespitim oldu. İlki Çanakkale’de topçu atışımız başladığı sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikâye, ama ben yine de anlatacağım. O günün Ankara'sı kurak, çorak bir köy. Çankaya’dan Meclise gelirken yol üzerinde sadece, ama sadece bir tek iğde ağacı varmış. Atatürk o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş ve o iğde ağacına selam verirmiş. “Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz böyle?”, “Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var”. Yani “Niye şaşırıyorsunuz?” der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan arkadaşına “İşte bu benim...” derken bir de bakıyor ağaç yok ortada, hemen iniyor “Ne yaptınız bu ağaca?” diyor. “Paşam” diyorlar “Yolu genişletmek için mecburduk kestik o ağacı”. “Yahu diyor bir tek bana soraydınız bu ağacı kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum.” diyor. Daha fazla dayanamıyor, arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Çok zor şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal’in omuzlarındadır da onun için.

Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başladı. Hani “Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale edebilirim?” diye. Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.

Yıl 1930, Atatürk Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. “Yahu” der, “Sen hayatında hiç böyle bir ağaç yetişdirdin mi ki kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve niye?” der. Bahçıvan der ki “Paşam çınar ağacının kökleri köşkün temelini kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın, ama biz ağacı kesiyoruz”. Bir an düşünür, “Hayır, gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız.” der. Derler ki "Bugün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutup da ağaçtan uzaklaştırmak?" Ama inanır mısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil ama ne yapar biliyor musunuz? İstanbul’daki köprü altındaki tramvay raylarını Yalova’ya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hâlâ Cumhuriyetimiz gibi ayakta durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.

Yıl 1930. Dünya çevre lafını ne zaman etmeye başladı? 1980'den sonra. 1980'den önce, 1930 yılında dünyaya somut bir çevre dersi vermektedir Mustafa Kemal aslında. Ama, biraz acı parantezlerim olacak bu konferansımda. İlk acı parantezimi Atatürk kimdir belgesiyle açmıştım, ikinci acı parantezim burada olacak. Haydi gelin 5 Mart 1996'ya gidelim, yani günümüze yakın bir gün. “Atatürk ve Türk Kadını” konulu tiyatrolu konferansımı 25 gençle sunuyorum. 25 gençle birlikte prova yaptık, yorulduk, oturduk, televizyonu açtık. İkinci haber olarak 6 dakika müddetle ve 5 kere görüntü zumlanmak üzere önemli bir haber verildi televizyonda. Haberi aynen aktarıyorum, diyordi ki “Amerika'da eski bir ünlü bir müzikhol hiç yıkılmadan dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle raylar üzerinde iki metre kenara çekilerek yerine yeni bir binanın yapıldığı” haberiydi. Dünyada ilk kez lafı da beş kere edildi. Gençlerden biri kalktı, bana ne dedi biliyor musunuz? “Ya öğretmenim biz tarihe pek bir daldık. Bakın el âlem neler yapıyor? Teknik, medeniyet, biraz da onlara baksak.” deyince arşivimde 1930’da Atatürk’ün bu işi yaparken çekilmiş resimleri, raylar üzerindeki çekilen resimleri gösterdim kendilerine ve dedim ki ”Şu anda ne söyleyeceksiniz bana?”. Bir genç kalktı ne dedi biliyor musunuz? “Ya öğretmenim suç bizde mi? Biz bu konuyu ilk defa sizden duyuyoruz, sizden görüyoruz bu resimleri." Ama o haberi bugün milyonlarca Türk genci izledi ve oturdular 25 genç, bu haberi veren televizyona bir faks çektiler. Faksta aynen şu yazıyordu “İkinci haber olarak altı dakika müddetle, ama beş kez şu resimleri göstermek suretiyle bu arada da mutlak suretle mesajı iletin." dediler. “Bugün 1996, Amerika çekiyor raylar üzerinde iki metre, yerine yeni bir bina yapıyor; 1930 Atatürk çekiyor 4 metre 80 santim, bir ağaç kurtarmak için.” Bu mesajı da çok iyi verin, dediler. Yıl 1996 idi. Yıl 2005 hiçbir televizyonda izlediniz mi? İzlemediniz.
__________________
Atatürkçü
İlker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 19:41.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56