Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türkçü Toplumcu Görüş > Türkçü Toplumcu Görüş

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 02-12-2009, 22:12   #1
kartalhan
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
İletiler: 5
Varsayılan TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

TÜRK!
ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK
Giriş:
Bu satırlar,yaşadığımız onursuzluk çağının sözde kutsallarına kurban verilmek istenen bir kavmin kavga adamlarına yol göstermek,ufuk açmak amaçlı kaleme alınmıştır...
İlkeler:
Irkçıyım!
Her geçen gün daha fazla aşağılandığını,daha çok yıpratıldığını ve yok farzedildiğini ihtiras dolu bir öfke haliyle gördüğüm kendi soyumun muhafızıyım.Temelleri dinamitleyerek insanlığın sulh ve emniyetine hizmet ettiğini iddia eden soysuz taifesinin bunu idrak etmesi zor,bunun da farkındayım.
Onsekiz ve ondokuzuncu yüzyıl devrimlerine emekçi sınıfın sırtına binmek suretiyle yön vermiş burjuva milliyetçiliğinin Yeni Dünya Düzeninin azgın dalgaları karşısında bir set oluşturabilme şansı yoktur.Hatta özellikle bu yüksek-yükseltilmiş burjuvazinin söz konusu olan liberalist-kapitalist-siyonist çizginin yaratıcısı ve amansız takipçisi olduğu aşikardır.Mevcut Cumhuriyetin samimi çabalarına rağmen tamamen millileşemeyen yerli sermaye yapısının devasa birikimler vücuda getirmiş yabancı gruplara taşeron olmak adına sergilediği haysiyetsiz tutum gayet doğaldır.Çünkü büyük sermaye asla Türk'e ait olamamıştır.Bu,imparatorluk döneminde de böyleydi.Ancak bugün,Anadolu Türk varlığı pespaye bir sultanın tebaası değil,bir ulus devletin vatandaşı konumundadır.Ya da öyle olmalıydı...
Türk-Turan kavimleri için ulus kavramı Avrupa ve Uzak Doğu'daki bazı milletlere benzer şekilde ırk mefhumuyla eşit anlam taşır.Türk Ulusu sadece ve daima Türk soyu demektir.Bu bağlamda ırkımıza ait olan her maddi ve manevi varlığın azami ölçülerde ulusal nitelikler barındırması şarttır.Ancak izafi edilen her kutsiyetin ötesinde öncelikle "kan" Türk' e ait olmalıdır.Aslında yalnız kendi dibine ışık veren fakat buna rağmen tüm toplumu modifiye edebilecek kudrette olduğunu düşünen bir kısım sözde milli aydının bu hakikati gözardı ederek sadece "dil" Türkçülüğü yapması manidardır.Çünkü bu adamlar -inanması zor ama- Türk ulusal söyleminin malum düşmanlarından bile daha az Türk soyludurlar.Türklük onların adi kimlikleri için sığınılacak bir liman,sefil nesilleriyle kirletebilecekleri bir alan ve belki bir maddesel kazanç sahasından ibarettir.Bu bağlamda Türk kanının açık düşmanı olan beynelminel yapılanmalar bunlardan daha az tehlikelidir.
Ulusal Ülkücü Hareket,Fransız ihtilalinin mirası olan burjuva milliyetçiliği isimli garabeti reddeder.Onun türevlerini de bahis dışı bırakır.Bozkurtlar,Türk ulusçuluğunun soycu tabiatına iman etmiş kan savaşçılarıdır.Irkçı hırsların şekillendirdiği kadim bir ülkünün izinde yeni bir Yurt ve elbette kendisine ezelden bahşedilmiş olan yeni bir dünyanın müjdecileridirler.Her türlü sefil olguyu da içinde barındıran alelade vatandaşlık algısı tümüyle Türk-Turan kanı üzerine yoğunlaşmış bir Türkyurt ve Turan idealiyle yer değiştirecektir.
Tanrı Dağlarının zirvesinde uhrevi şeklini kazanmış o asil Türk suretini,Ergenekon'un vahşi olduğu ölçüde anaç kucağında yoğuran ve yeryüzü krallığının tek varisi kılan Yaratıcımızın bahşettiği kudret,kudsiyet ve azametle kavganın küllenmiş alevini canlandırıyoruz...Kimse sanmasın ki bu,kısa müddet dahilinde sonuca ulaşabilecek bir mücadeledir.Türk,artık sadece adı Türkiye olan bu bedbaht ülkede tarifsiz bir pranga mahkumu haline getirilmek suretiyle varlık muhteviyatına sıkıştırılmıştır.Bundan sonrası asırlık erozyonun ötesinde süratle erime ve yok olma halidir.Herkez bilmelidir ki bu hal özellikle Anadolu ve Yakın Doğu coğrafyasında ilk değildir.Atalet içerisinde imhasını bekleyen pek çok kavme bu topraklar mezar olmuştur.Bunlardan Turani soylu olan bazıları hayli önemli uygarlıkların altına imza atmalarına rağmen nihai yaşam kavgasını yitirmişlerdir.Bu topluluklar üstün genetik özelliklerine rağmen manevi çöküşün tüm emarelerini sergileyerek ve kendilerini belli varoluş ülküleri etrafında millet vasfıyla bütünleştiren argümanları terkederek helak olmuşlardır.Çoğu zaman ise yerlerini basit ve aşağı topluluklara terk etmek zorunda kalmışlardır ki Turaniler adına en utanç ve acı verici olan da budur.Ama ırkçı adam bilir ki,tabiatın o saygın ve sarsılmaz aristokratik benliği daima dayatma haliyle tezahür eder...
Ulusal Ülkücü savaşım,sürekli olarak farklı konumlarda farklı kıvılcımlarla bir çığ haline dönüştürülecek ve asla netice kaygısı güdülmeden sonsuzluğa kadar uzanan bir dizi neslin mücadelesini baz alacak feragat dolu bir kavga olacaktır.Elbette en büyük çıkış ve göreceli varışlar içinde bulunduğumuz çağ dahilindedir.Bozkurt zor durumdadır,ancak aynı zamanda bu onun en rahat hareket edebileceği puslu havalardan biridir...
Sert,merhametsiz ve gözüpek devrimciler olunması gerekmektedir.Asla sonuç yok,her daim kavga var.Evladı kurtarmak adına ecdada kavuşuncaya kadar soluklanamayacak,girdiğin her ortamda entelektüel nitelikte sayılan hakaretlere muhatap olacak ve boşa kürek çekiyormuş hissine kapılacaksın.Yeni Dünyada zevkçiliğe,maddeyi ilah kılan zihniyete,zorlanmış sözde insanlık değerlerine,Yahudi kudurmuşluğuna,cinsel sapkınlıklara ve dahi bir dizi sorgusuzca kabullenilmiş dokunulmazlara gösterilen akıl almaz hürmetin senden esirgendiğini farkedeceksin.Zaten birilerinden anlayış ve saygı beklentisiyle bu trene binenler ve bundan değersiz yaşamlarına anlam yüklemek amacı güdenler bu ırkçı dairenin çizgileri dışındadırlar.Cemiyet içinde horlanmak,ölümden korkmak yahut egemenlerin cezalandırmasından ürkmek ilkel faşizan ölçülere sahip ucuz milliyetçilerin tekelindedir.Türk ırkçısı ise sadece cesur değildir.Çünkü cesaret mevcut korkuyu bastırma halinden ibarettir.Elbette korkularını dizginleyip kahramanca işler sergileyebilen adam da saygıdeğerdir.Ancak Türk soycusu tam olarak korkmayan adamdır...Bu,rasyonelliğin sınırlarını sonuna kadar zorlayan ve kolaylıkla aşabileceği limitlerde "zafer" adına durabilme başarısını göstermekle alakalıdır.Tarih,bütün büyük hamlelerin muvaffakiyet şansını o şansın oluşabilmesi için gerekli olan ilahi fakat aynı zamanda mecnuni zeminde sağlam durabilme basiretini sergileyenler namına yaratır.Acı gerçeklerden vücut bulan korkular bile imanlı olanlar için beraberinde bazı iradi çıkarımlar silsilesini getirebilir.Her durumda soycunun yapısında ürkeklik yoktur veya çabucak gelip geçer.
Irkçı söylem hakikatleri gözünün ucuyla takip etmeli ama onun Yeni Dünya'daki aldatıcı rolünü aklından çıkarmamalıdır.Gerçek,zorla dayatılan bir uyuşturucu haline dönüştürüldüğünde ızdıraplı kaçış hülyalarına sebebiyet verir ki sonuçta doğruyla yanlış başta olmak üzere tüm idealize edilmiş değer sistematiği ayaklar altına düşer.Yeni düzenin efendilerinin istediği budur.Akıllar karışsın,zihinler bulanık hale gelsin isterler.Bilinç,bu iblis tohumlarının belki de en nefret ettikleri kavramların başındadır.Bu açıdan ırkçı ihtiraslar daha düşünsel boyutta bile onların uykularını kaçırır.Fiili durumların tasfiyesi içinse güç kullanmaktan çekinmeyecekleri mutlaktır.Sıradan insanları bu noktada koçbaşı olarak kullanmak bunların geleneksel tavrıdır.Özelde yüz küsür yıllık Anglo-Amerikan-Yahudi,genelde bin yıllık Yahudi saltanatına karşılık gelen bugünkü halin ceremesini küçük insanlar çekmekteler ve anlaşılan çekmeye devam edecekler.
Soycular davanın doğası gereği milliyetçidirler.Fakat kendini soyculuktan arınmış Türk milliyetçisi olarak betimleyen ve bu bağlamda Turanist ırkçılığın mirasını reddedenlerin lafta inandıkları milli davaları dahil her ulusal ülküye karşı riyakar yahut kayıtsız oldukları bir vakıadır.Bu tatlısu millileri kavgaya hiçbir samimi bağlılık duymazlar.Geçmişte ülküleri uğruna türlü işkencelere maruz kalmış öncülere de saygıları yoktur.O neo-burjuva kafaları kendileri dışındaki milli yapılanmaların onları neden sevmediğini bir türlü anlayamaz.Kavrayamadıkları bunun boş bir "sevgi" meselesi olmadığıdır.Bu,biribirlerine "yoldaş" boyutunda sadakat ölçüleriyle bağlı,ihanetin küçüğünün olmayacağını,en ufak olanının bile en ağır cezalandırılacağını bilen,boz bir kurdun ruhani liderliğini takiben asil değerler etrafında buluşan bir kan kardeşliğidir.Evet,hakiki ancak tavizsiz bir kan kardeşliği...Küçük kız çocuklarının evcilik oyununa benzer bir havada ve çıkarcı kahpeliklere zemin kazandırarak bazı siyasi mihvallerde boy göstermekle Türk-Turan ülküsüne hizmet değil ihanet edilir.Bilinçli hainler bir makama veya bir ideolojiye yahut bir maddi kazanç kapısına angaje olduklarından bunların durumunun izah edilebilecek tarafı vardır.Ama safdillik,ödleklik ve konformist tavırlar sonucu davaya zaafiyet kazandırmanın kalıba uyan hiçbir tarafı olamaz.
Cumhuriyet gayri Türk çetelerin elinde bir oyuncağa dönmüştür.Artık bu devlet 1923-38 arası Türkçüler tarafından mükemmele yakın yönetilen o Cumhuriyetin devleti değildir.İmparatorluğumuzun özellikle son 150 yılının devşirme alçaklıklarla dolu gölgesi 11 kasım 38 itibariyle Cumhuriyetin aydınlık yüzünü de örtmeye başlamış ve bugün itibariyle geldiğimiz noktanın hazin verici halinin açık izahı olarak karşımıza dikilmiştir.Türkiye Cumhuriyeti bir Türk Cumhuriyeti olma niteliğini büyük ölçüde yitirmiştir...Kimilerine çok acı gelecek bu ifade Türk ırkçıları adına yeni soycu inkilabın ateşini yakmak için bir fırsat özelliğindedir.Ulusal Ülkücü Erk Anadolu coğrafyası üzerinde yeni bir Türk devletinin kurucu fikriyatının çekirdeğini oluşturma iddiasında bulunmalıdır.Türkyurt,tümüyle Turanist bir yapının bayraktarlığını yapacak,kendisini ortalama bir geçiş merkezi değil,dünyanın en güçlü siyasi-beşeri-iktisadi-askeri organizasyonu olarak hedefleyecek bir düsturu belirleyecektir.
Yeryüzü en iyi ve en güçlünün boyunduruğuna teslim edilmiş bir mücevherdir.Bu kaya parçasını bir cennet kıvamına sokmak seçilmiş ırkın sadece vazifesi değil aynı zamanda ödülüdür.Bu seçilmişlik Yahudinin kendi kutsal paçavrasında kendine yonttuğu türden ucuz bir kibir vesilesi değildir.Tanrıyı tümüyle cismanileştiren ve hatta döküntü kitabında Ona boyun bile eğdirten bu cüretkar,bu sapkın İsrailsoysuzları seçilmiş değil ancak itilmiş olabilirler.Bu,önce ilahi sonra beşeri bir horlanmadır...Yahudi,başına gelen her türlü melaneti fazlasıyla hak etmiştir.Her devirde layığını bulan bu güruh buna rağmen asla ama asla fitne ve fesat odağı olmaktan vazgeçmeyecektir.Çünkü karanlık,Yahudide kendine beden bulmuş,onunla birlikte elle tutulur gözle görülür hale gelmiştir.Ancak Türk ırkçılığının Yahudi düşmanlığı basit bir anti-semitik duruştan ibaret değildir.Yahudinin aşağı ırk olduğunu iddia eden Aryan ırkçılığının yaptığı temel hatalar yahut mükemmel kılıflanmış "işbirlikleri" Yahudi belasının bugün bütünüyle ve tüm ağırlığıyla tepemize çökmesine sebebiyet vermiştir.Hayır,Yahudi aşağı bir soy değildir.Aksine Türk ülküsünün karşısına dikilmiş en haysiyetsiz,en namert,en tufeyli ama en ciddiye alınması gereken rakiptir.Yahudinin hastalıklı bir Yeni Dünya ideali vardır ve bunun için asırlardır her türlü fedakarlık dahilinde çalışmaktadır.İcraatlarına siyasi ve içtimai hayatın kuytu köşelerinde saklanmış takipçilerinin kimi zaman dini fanatizmini de ekleyerek akıl almaz bir dikkat,hırs ve yoğunlukta devam etmektedir...Bu bağlamda Filistindeki Yahudi çöplüğü bir sonuçtan ziyade bir başlangıçtır.Mazlum rolündeki Yahudi belirlediği bu yeni start noktasında yeryüzünde hiçkimsenin umurunda olmayan bir başka semitik halka zulüm uyguluyor.Bu onursuz Hamiler isyan niyetine Türk'e karşı açtıkları bez parçalarını şimdi kefen diye bedenlerine sarıyorlar.Şeytanla yatağa girmelerinin bir bedeli olacağını o ilkel kabile benliklerinin anlaması ihtimal dışı.Dün,bugün ve hatta yarın aynı kaypaklık devam ediyor,edecek.Burada soycu bireyin asla unutmaması gereken Arap ve Yahudinin aynı tohumdan filizlenmiş iki ayrık ot olduğudur.Şimdi biribirlerine dikenlerini batırıyorlar.Bunun bizi ilgilendiren siyasi,tarihi ve stratejik açılımları çok önemlidir.Ancak bugün bu pek zavallı,pek müslüman ve bir o kadar "kardeşimiz" olan Arap için söylenebilecek sadece şudur;
Türk hariç tüm İslam toplulukları layıklarını buldular.Kimi safahat kimi sefalet içinde köpekleşmiş güruhlar oldular.Türk,bu pislik yığınına asla dahil değildir,olmayacaktır...
Üstün adamın cenneti onu yolundan çıkarmaya azmetmiş iblis ve arz yüzeyindeki destekçileri adına bir cehennem olmak durumundadır.Kaçınılmaz olan budur ve Tanrının tüm varlık yönlendirmesinin de geçmişin acı deneyimleri göz önüne alındığında böyle olduğu fark edilir.
...ve O mükemmel değildir.Mükemmeli yaratmamıştır,yaratamaz.Bunu yapmaya kalksa kendinden bir nüsha daha ortaya koyması gerekir ki bu Onun için bile imkansızdır.Böyle bir kaotik durumu kainatın hiçbir köşesinde hiçbir ölümlü aklın kavraması mümkün değildir.Tanrının kusursuz olamayacağı aslında semavi dinler dahil tüm inanç kalıplarının felsefi özütünde saklıdır.Yaratılan herşeyde Tasarımcının hatalarını ve egosantrik zaaflarının yarattığı açmazları görebilirsiniz.Yalnız dualitenin anlamsızlığından çıkan ihtilaflar bile sorgulamayı mutlak kılar.
O Tanrı ki gözlerini kapar.O Tanrı ki insana sırtını döner.O Tanrı ki yapayalnız dünyamıza birtakım yazgısal çıkmazlarını sabitleyip müdehaleden de imtina eder.Bu haller üstün insanın diyalektik kuramlarının,binlerce yıllık çatışma kültürüyle birlikte yaşamın her daim değişken olan galip ve mağluplarını belirlemesi adına da bir fırsat yaratır.Bundan daha adilane olan tek bir olgu bile yoktur.Temelde etten,kemikten,sinirden yaratılmış duygusal zaafları yoğun,akli dengesi kolayca bozulabilecek bu varlık herşeyiyle meydan okuyor.Riyakar insanlık değerlerinin yaratımı sahte cennetlere kanmıyor.Afaki lafların ardından sürüklenip kendisini tabiat dahilindeki en üstün,en güçlü mahluktan bile yukarıya taşıyan bilinç değerlerini ayaklar altına almıyor.Tanrı hakim sıfatını en çok kan ve ter dökene yani hayatı en fazla hakedene bahşetmiş,onu diğerlerinden sakınmıştır.En çok isteyen ve bu uğurda en çok çalışan hepsini alır,hiçbirini de paylaşmak zorunda değildir.Ezilenler ezilmeyi hakettikleri ve bir paçavra gibi yaşamaya layık oldukları için,insan olmayı beceremedikleri,hakkını veremedikleri için ezilirler.Ekseriyeti oluşturan bu asalakların bir hayvan sürüsünden farkı yoktur.Ayaklara bağ olmak ve tekamülü geciktirmek başlıca vazifeleridir.Bu satırlara küçük algı kanallarından ve değersiz düşünce girdaplarından bakanlar dehşete düşebilirler.Ama bir parça sosyoloji,küçük bir miktar insan psikolojisi,azıcık tarih bilen ve bol miktarda gözlem yapan biri asla varolmayan "mutlak kötü" efsanesinin ardında sırıtarak duran riyakar,kalleş,sülük bir "mutlak iyi" portresi görecektir.
Durumu yeniçağa uyarlarsak,gün gelince,Tanrının bu "iyi" demokrat çocuklarının yaşam stillerini devam ettirmek adına kurulan mevcut düzenin aldığı ve kararttığı hayatların hesabını tutmak hayli meşakkatli bir iş olacak...
Yeryüzü için yazılmış hiçbir kanun kitabı sonsuza zimmetlenemez.Göksel olanlar ise sadece ve sadece iman ve kabul noktasında mana taşır.Bir devrimci "değişmemiş" ve değişemeyecek olanın aslında bir dayatma olduğunu bilir ve pozisyonunu ona göre belirler.Buradaki handikap soycu ihtilal bahis konusu olduğunda ortaya çıkar.Soy davası güden onurlu bir Türk aldığı her nefesin bedelini haysiyetsiz düşmanına ödetmekle mükelleftir.Bu bağlamda kendini demokrat olarak tanımlayan kişi üzerindeki Türklük zırhını çıkarmalıdır.Türk,yalnız kendi çocuklarının hürriyeti ve esenliğini esas alır.Kan devrimcisinin karakteristiği budur.İhtilalin ruhu da bunu emreder.Cihan hakimiyeti mefkuresi yumuşak başlı bir insanın zihinsel algılarını karşılamaz.Bunun için Türk gibi olmak esastır,Türk olmak şarttır.
Dünya yeniden bir bilinç bulanıklığı haline sürüklenmiştir.Üstün ırkların sayısal üstünlüklerinin yanısıra hegamonik özelliklerini de yitirdiğini görüyoruz.Antik dehlizlerin karanlıklarından çıkıp gelmiş ilahi bir buyruk havasına büründürülen demokratik nizam yahut nizamsızlık kendi despotik kutsallarını oluşturuyor.Aslında küçük bir harf hareketiyle bile bir "demograsi" haline dönüşen bu sefilane sistem mutlak hakikat,aşılmaz fikriyat ve olağanüstü maneviyat derecatına yükseltiliyor.Eskileri yıkmak adına yeni putlar inşaa ediliyor.Bu putların çevresini saran demokrasi havarileri biribirlerine "büyük kardeş" muamelesi yaparken çevrelerindeki her katı muhalefete "üvey evlat" gözüyle bakıyorlar.
Bu noktada istisna olan ırkçı dünya görüşüdür...Çünkü rasizm,bu havarileri,onların seçilmiş krallarını ve rey sandığının başında tüm dünyayı değiştirebileceğini sanan o küçük kullarını hakir görür.Ve dahi ilk ikisini düşman ilan eder...
Irkçı adam kendi yoldaşı dışında kimsenin evladı veya kardeşi değildir.O birgün sadece kendi Tanrısına hesap vereceğini bilen,kendi kan davasının peşindeki adamdır.Hiçbir yasak meyve onun atasına layık,çocuğuna ve kadınına sahip haysiyetli bir varlık olmasına engel olamayacaktır.
kartalhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-12-2009, 22:16   #2
kartalhan
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
İletiler: 5
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Kan:
Tümüyle ırkçı bir perspektif ve herkezin anlayabileceği bir detaysızlıkla izah edeceğim.Gerekli görseydim bu soycu tabloya ilmi nitelikte bir argüman zenginliği ekleyebilirdim.Ancak kitabın bu kısmını bütün yaşamını Türklük ülküsüne karşı ihanet ve küçümsemeyle geçirmiş namussuz aydınlarımız için değil,sıradan yurttaş için kaleme aldım...Irklar;
1-Kafkas Irkı (üstün beyaz ırk):Beyaz ırk tabiri yanlıştır.Tamamen eski sömürge döneminin çıkarımından ibarettir.Ancak yerleşmiştir,kullanılabilir.Kafkas diye adlandırılmasının sebebiyse beyaz ırkın tüm fizyonomik ve filolojik özelliklerinin bu bölgede kendine yer bulmuş olmasıdır.Kafkasya aynı zamanda büyük Turan diyarının merkezidir...
Sadece bu noktada bile anlı-şanlı Türkçülerimizle nasıl ters düştüğüm görülebilir.Ancak yıllar yılı Türk kavminin kafasını bulandırmaktan başka işe yaramayan bu adamların göreceli namı beni zerre kadar bağlamıyor.Dileyen dilediği putu seçip ona biat edebilir.Ancak bekleyin,bu karakterlerin en basit bilgi-birikim düzeyini bile karşılayamadıklarını ilerki safhalarda kanıtlayacağım...
Türk'ün olağanüstü meşakkatli evreler sonucu Anadolu Yarımadasına varması aslında bir soluklanma halidir.Tüm Kafkasya,içinde barındırdığı kullanıma açık insan kaynaklarıyla birlikte bir Anadolu hinterlandı olarak Türk'e aittir.Buradaki Aryan kavimler özellikle hedefte olmalıdır.Çünkü bunlar bugün Anadolu coğrafyasını da besleyen ya da daha açık şekliyle Anadoludaki Turani yapılanmayı tehdit eden kümelenmelerdir.Yani Kafkas Arileri Türk varlığı için yakın tehlikedir,içimize bir hançer gibi uzanmaktadır.İsmi Abhaz,Çerkes,Gürcü,Laz veya her ne melanet olursa olsun Kafkas ve Anadolu Türklüğünün bekaası bu sefil kabilelerin kaderine terkedilemeyecek kadar mühimdir.Bunların Cumhuriyet yapılanması içerisinde kimi zaman etnik özürlerini gizleyerek aldıkları roller Türk devletinin bugün içinde bulunduğu müşkülatın birinci derece sebebidir.Türk ırkçılığının kalemlerinden birinin -ırkçı bir devletin düşük zekalı olduklarını kolaylıkla kanıtlayabileceği- şeklinde tarif ettiği Çerkeslerin durumu özellikle önemlidir.Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türk hariciyesini,kan kanunları kalktıktan sonra da askeriyeyi kısmen avuçlarına almış oldukları acı bir hakikattir.Pekçok kişi kendisine,bu kadar kaabiliyetsiz ve haysiyetsiz adamın bu kadar üst düzey pozisyonlara nasıl çıkabildiğini sormuştur.Ben onlara asker-sivil bürokrasinin aynı Osmanlı'nın meşrutiyet döneminde olduğu gibi -aslında pekçok döneminde olduğu gibi- genelde Kafkas-Balkan özelde Çerkes-Arnavut lobisinin eline geçtiği yahut verildiği yanıtını sunarım.Niteliksiz,aklı kolayca çelinebilecek,kendi alt kimliğine -aynı Yahudi gibi- hırsla bağlı Çerkesler ciddi problemdir.Ethem hadisesiyle halkın gözünde lanetlenmeleri,buna rağmen konuştuğum her platformda bu kişiyi savunmaları bile mühim bir alt kimlik göstergesidir.Kibirli tavırları ve Anadolu'da milyonu bulan kışkırtıcı varlıkları da unutulmamalıdır...
Bu "kardeşçe" birlikte yaşadığımız gayri Türk gruplar vücudumuzdaki kanser yapıcı hücreler gibidir.İmparatorluğun sonlarında olduğu gibi,sinsice,zaafiyet içerisine düşmemizi bekliyorlar.Zaafı gördükleri için olsa gerek bugün seslerinin ne kadar gür çıkmaya başladığını farkedebilirsiniz.Atadan Balkan,ana tarafından ise Kafkas Türk'ü olan biriyim ve bu konular hakkında çok fazlasını bilecek kadar idrak içindeyim...
Beyaz ırk çok geniş bir görünüm skalasını barındırır.Göz,saç,ten renginden kemiksel oranlara ve boy-en özelliklerinden kafatası biçimine kadar standart belirlenemeyecek bir yapıdır bu.Diğer basit ve aşağı kavimlerin ilk görüşte farkedilebilecek tekdüzeliği Kafkas tipinde namevcuttur.Yani Kafkasiler esmer,kızıl,sarışın olabilir.Kısa-uzun bacaklı,kalkık-düşük burunlu vb. olabilir.Bu, beyazlar arası geçişkenliğin doğal sonucudur.Buradan ırkçı bir söylem çıkarmak ancak Aryan soycularının yapabileceği türden bir bayağılıktır.Hiçbir noktada tutunamamış,Tanrının itip toplumun kaktığı sefil adamları kaşının ya da gözünün rengine yahut ait olduğu topluluğa bakarak üstün adam tahtına oturtmak,cehaletini arsızlıkla bütünleştiren batı tipi ırkçılığın "tali" yanılgılarından biridir.Tali yazdım çünkü Aryan ırkçılığının o kadar büyük ve temel teşkil eden kusurları-günahları vardır ki,bu yanında ayrıntı kalır.
Aryan ırkçılığının temel hataları düşünce adamı olmaktan uzak bir eylem insanının halk için yazdığı zekice ama basit bir risalede kendini gösterir.Kavgam adını verdiği eserinde "yeryüzünde saf ırk olmayan herşey rüzgarın sürükleyip götürdüğü bir saman çöpünden ibarettir" gibisinden şairene ama yanlış laflara rastlayabilirsiniz.Burada yakın tarihin bu büyük hareket adamının eleştirisini yapmayacağım elbette.Yahudi ve Yahudinin yeryüzünü yöneten dalkavukları bunu ağızlarından salya,kalemlerinden kan akıtarak ve ortaya koydukları yapıtlarında tarihi çarpıtarak her fırsatta yapıyorlar zaten.Bu,klasik bir "kazanan tüm tarihi yazar" ucuzluğudur,üzerinde durmaya bile değmez.Ben,Alman Führerinin arkasındaki felsefi beslenmenin hatalı,hatta sığ olduğunu,Aryan ırkçılığı yapan filozofların ne kadar filozof sayılabileceklerini irdeleyeceğim.Yanlışın kısmi dayanakları arasında yukarıda ifşaa ettiğim Führer'in cümlesi yatar.Konu hakkında yaptığım bu girizgah kitabımın ilerleyen bölümleri için önsözdür.Şimdi devam edelim;
Birkaç paragraf önce yazdıklarım Kafkasileri diğer aşağı topluluklardan ayırt etmemizi sağlayan ilahi işaretleri yok farzetmemiz anlamına gelmez.Misal,Kafkas tipi dışında hiçbir ırk grubunda renkli göz-saç rengi yoktur.Bu doğrultuda bunun ayrımsallığı vurgulayan bir "parola" olduğu düşünülebilir.Aslında bir genetik hata olan renkli göz,sefil ırklarla Kafkasilerin arasına anatomik bir set çeker.Bu baraj,Yeni Dünya Düzeninin bilinçli ve sistematik şekilde özendirdiği karışık çiftleşmeler -başta Birleşik Amerika ve Güneybatı Avrupa olmak üzere- ile yıkılmaya çalışılıyor.Ten,saç ve göz rengi gittikçe kararıyor.Dikkat çekici husus,Kafkas kökenli kavimlerden Turani ve Ari olanların karışması için her alçaklığı yapan Sami Yahudinin,kendi soyunun dejenere olacak biçimde karışımına hiçbir şekilde izin vermemesidir.Yahudi ırkçıları bu noktada hakikaten takdiri hakediyorlar.Mistik benzetmeler yaparsak;
Beyaz adamın üç oğlundan ikisi,Ari ve Sami,büyük ağabeyleri Turani'ye karşı ayrı ayrı ve birlik halinde bir kumpas içindedirler.Geçmişte biribirlerini yiyen bu kardeşler "ins" karşısında ittifak kurmuş iblis dostları haline dönüşmüşlerdir.Uhreviyet içerisinde okuyageldiğiniz bazı metinlerde anlatılanların bir zaman tünelinden geçip makro düzeye yansımasıdır bu...
Tabiatın ve onun yaratıcısının "güzel insana" verdiği belirleyici farkları aynı adamın büyük ahmaklığının eseri olarak kolaylıkla kaybedebileceği aşikardır.Üstün ırk nadide bir çiçek,kırılgan bir mücevherdir.Elbette onun uğruna dövüşecek müdafiileri yoksa...
Karanlık kavimlerin hem kendi içlerindeki nüfus artışı,hem de karma evlilikler vasıtasıyla yarattıkları ırksal çöküşün faturası sadece beyaz ırklara çıkar.Seçkinlerin her daim sayısal zaafa sahip oldukları ve asil yaratımlarının kolayca kirletilebileceğini hatırımızdan çıkarmayalım.Bu,doğanın her köşesinde değişmez kaidedir.İyi,güzel,doğru olan herşey aynı zamanda nadir,kırılgan ve korunmaya muhtaçtır.Bundan yola çıkarak üstün ırkların varlıklarını muhafaza etmelerinin ancak yoğun güç kullanımıyla mümkün olduğunu görürüz.Büyük bir çapulcu ordusunu mağlup etmenin yolu,onlardan olabildiğince çok unsuru merhametsizce elimine etmekten geçer.Tarihte bunun örnekleri pek fazladır.Ancak günümüz örgütlenmeleri daha namert söylemler üzerinde durduğuna göre,sadece savaş alanlarında,stratejik-taktik yapılanmalarda değil,fikir sahasında da acımasız olmak bilfiil şarttır.Haşin,saldırgan ve cüretkar düşünceler politikalara yön vermeli ve halk siyasi karakterlere mutlak bir sadakatle bağlılık sergilemelidir.Propaganda basit savsözlerin ötesine geçip bu varlık-yokluk mücadelesinin harcı haline getirilmelidir.Elbette zeki bir başbuğ karşı sloganları üretip hareketin bu köşeli taraflarını Yeni Dünya'nın konformist ve hedonist kitlelerine minimum düzeyde göstermelidir.Dünyanın ekseriyetini oluşturan "cici çocukların" ürkmemesi ve ayakbağı olmamasının başka yolu yoktur.Aksi takdirde geçmişte ve bugün,ırkçı hareketlerin başına gelenlerin Ulusal Ülkücü Erk'in gırtlağına yapışmayacağını kimse garanti edemez.Dediğim gibi Anglo-Amerikan ve Yahudi işbirliği hala güçlü ve hala etkin konumunu sürüdürüyor.İktisadi çalkantılar bu ittifakı değil tersine onun karşısındaki bloğu dağıtacaktır.Türk cephesi hariç elbette.Küresel hegamonya,sermaye fukarası Türk yurdunda,hareketin belkemiğini oluşturacak olan sıradan gözüken insanların üzerinde etki sahibi değil.Henüz...
Tedbir alınmadığı vakit hiyerarşik skalada aşağı duran kavimlerin tepemize çıkacağı aşikardır.Asil insan azgın bir topluluğun karşısında bulunduğu gerçeğini gözardı etmemelidir.Çoğu kez bire yüz,bire bin dövüşmek zorunda kalacaktır.Üstelik kendi yaratımı olan teknolojilerin,kitle imha silahlarının ve dahi tüm teoremlerinin bu adi kitlelerin elinde kendisine yönelik bir tehdit haline geldiğini bilmelidir.İlk saldırı zaten nüfus ve nüfuz oyunlarıyla yapılmıştır buna mukabele edecek hücum ırkçı felsefenin önderliğine ihtiyaç duymaktadır.
Tabiatın aristokratik prensiplerinin yön verdiği tarih çarkları dönmeye devam ediyor.Bazıları bekleyip,bazıları yaşayıp görecek.Ama bekleyenler hiçbir kurtuluş yolunu algılayamadan helak olacaklar.Ya da geçmişte soysuz babalarının yaptığı gibi,dönüşecekler.Burada anormal olan herhangi bir nokta söz konusu değil,gayet doğal...
Aslında insan yok!Türk,Alman,Japon,İngiliz vs. var.İnsan yok!
Etiketler herşeyi özetler,gerisine gerek yok...
1a-)Turaniler:Türklerin başat rol oynadığı bu kavimlerin çıkış noktası aslında iki koldan ibarettir.Batının Hun diye isimlendirdiği -ve böyle bilindiği için böyle tanımlayacağım- Kunlar bugünkü Doğu Avrupa,Kafkasyanın kuzey doğusu,spesifik olarak Tuna havzası ve Alpler bölgesindeki yapıyı oluşturmuşlardır.Buradaki Arilerle yani Slav ve Cermen gruplarıyla kısmi bir karışım eşyanın tabiatı gereğidir.O dönem İslam ayracı da olmadığından karışım bu pagan-hristiyan-şaman kültürler arası behemehal yaşanmıştır.Fakat zaman içinde yitirilen başatlık burada yeni bir Turanid yapıyı da birlikte getirmiştir.Bugünkü Macaristan ve Finlandiya tümüyle Hun diyarıdır.Ukrayna ve Moldova'daysa azınlık olarak kabul edilemeyecek,hem Hun hem Ok-uz (Oğuz) toplulukları vardır.Buradaki bir vakıa ilginçtir.Dünyada en fazla renkli göz ve saç oranı Finladiyadadır.Ancak burada yoğun bir slavik-cermanik karışım olması bahis mevzuu değildir.Çünkü;
a-)Bu coğrafya Hun topluluklarının Avrupa'ya giriş noktalarından biridir.Uzun süre buralarda kalınmış,yaşanmış ve hatta burası bir son kale olarak,bir tutunma merkezi olarak her daim muhafaza edilmiştir.Öyle bir asır falan değil,çok uzun süre...Hunların bu noktadan daha geriye çekildiklerine dair doğu-batı Roma kaynaklarında bir bulgu yoktur.Topyekün yokedildikleri kanıtlanamadığı müddetçe Hun kuzenlerimizin bu bölgenin asli unsuru olarak varlıklarını sürdürdükleri kabul görmek durumundadır.Tıpkı batı Hunlarının çekilirken,aynı zamanda adeta bir ileri karakol unsuru gibi Avar kolonisini varedip Macar ovasını bir "Hungary" haline terfi ettirmesine benzer bir tarihi dönüşüm hadisesidir bu.Ama dur!Tarih adı verilen pisliğe batmadan bir dinle;
Tarih manipulasyona açık bir bilimdir.Hatta bana göre bir ilim bile sayılamaz.Tarihin bile bir tarihi yazılabilir ve bunu durduğunuz yerden,baktığınız açıdan yaparsınız.Objektiflik kocaman aldatmacaların başında gelir.Düşmanlarımızın bizim geçmişimize bizim hassasiyetimizle bakmasını beklemek safdilliği ezelden beri Türk-Turan soyuna yedirilen bir mugalatadır.Çin-Moğol belası,Roma-Bizans oyunları,Arap-Acem kurnazlığı ve nihayet sanayi-teknoloji devrimiyle tüm ipleri eline alan Avrupanın küstah çocuklarının modern tarih adını verdiği yalan torbası...Kanı ve ruhu kirli,aklı durgun,kendine ait fikri olmayan ilim taifenizin hiçbir dönemde işini doğru dürüst yapmadığı da göz önüne alındığında sonuç,sizin hem uydurma tarih hem de afaki beşeriyet tanımı karşısındaki ezikliğiniz olarak tezahür eder.Muhtelif mekanlarda ahkam kesen tarihçi bozuntularımızın sürekli "belge" diye yırtınması acıklı bir haldir.Aklınca vesikasını eline alınca yüzlerce,binlerce yıllık varlık mücadelesinin şifrelerini çözecek.Oysa ki tarihin en büyük yalancısı olan "babasından" başlamak üzere bizim çanak yalayıcı gayri Türk vakanüvislerimize kadar tarihçi adıyla anılan her alçağı akıl süzgecinden geçirerek irdelemeniz gerekir.Gerçek bir tarihçi önce toplumbilimci sonra ciddi bir ruhbilimci ve kusursuz bir düşünce adamı olmalı.Bütün bunların üzerine ulusal bir çizgiyi,evrensel ilim kaidelerine gözünü-kulağını kapamadan yerleştirebilmeli ve pozisyonunu almalıdır.İşte böyle bir adam ancak alim sıfatıyla değer kazanır.Tarih adı verilen yalan girdabının aktarıcıları bu silahı her durumda kendi kavimleri adına tepe tepe kullanmışlardır.Bilimin her dalında bu yapılmıştır ama tarih gerçek bir fahişedir.Büyük milletler arasında bu kahpe aygıtı kullanamayan yalnız biz varız...Türk ırkçısı,geçmişte ve bugün,taşıdığı ulema sıfatının hakkını vermeyen ilimcilerden mezarda dahi hesap soracaktır.Bunları zorla bile olsa milletin hayrı için kullanamayan yönetici sınıfının leşlerini çukurlarından çıkarıp sergileyerek halkın hakaretlerine sunacaktır.Türk soycusunun geçmişin bir kısım günahkar atalarıyla hesabı vardır ve hainlerin mezarlarında bile rahat uyuma hakkı yoktur.Hiçbir kurum ve kişi hatta ulusun kendisi bile büyük Türk ülküsünden daha mühim değildir...
Ezcümle,Fin-Ugor toplulukları Ural-Altay dil grubunun Ural koluna bağlı İskandinavya ve orta-doğu Avrupayı kendilerine mesken edinmiş Hun soylu halklardır.Hunlar ise,Altayların gerisinden gelip neredeyse yeryüzünde ayak basılmadık yer bırakmamış ve bugün Anadolu coğrafyasında yaşayan bizlerin ecdadı olan Oğuzlarla birinci derece akrabadır.Yalnız buradaki noktayı atlamayın...Hunlar Türk değildir.Dolayısıyla Macarlar,Finliler ve bunların öbeğindeki küçük topluluklarda Türk değildir.Her iki kolun ortak şemsiyesi Turan'dır.Bu,Arilerin Cermen soylu olanlarının bugün İngiliz,Alman,Danimarkalı veya Latin kökenlilerin İspanyol,İtalyan,Portekizli şeklinde ayrışmasından daha fazla bir farklılaşmadır.Aryanların aynı kökten oldukları halde Latin,Slav,Kelt,Cermen şeklinde dil esasına göre bölünmesi bahis konusu ifadeyi daha bir betimleyebilir.
Unutma Türk,her önüne geleni Türk yapmaya uğraşmak onursuz ve zavallı bir davranıştır.Bu,Türk'ün kıymetini azaltmaktan başka işe yaramaz.
Macaristan,Finlandiya,Ukrayna ve Moldova Turan birliği çatısı altına ister rızalarıyla ister topyekün insansızlaştırılarak girecektir.Ecdadın kanının kokusu bile bu semalara sinmiş bir kere...
b-)Fin-Ugorlar,Slav unsurlarla sonuncusu yirminci asırda olmak üzere hemen her safhada savaşmışlardır.Hun kanı,Slavlarla minimum düzeyde ve ancak yerleşik düzen vukuu bulduğunda karışmış olabilir.Bizans kaynakları o dönem Slavlarının ana nüfusunun Uralların gerisinde toplandığını düşündürür.Her şekilde yerli Turanidlerle olan karışım slaviklerle en alt düzeyde gerçekleşmiştir.
c-)Avrupaya ilk gelen öncü Hunların arasında önemli miktarda Moğol artığı vardır.Hem Bizanslaşmış Yunaniler hem de kendine batı Roma diyen benim paçavra Roma diye adlandırdığım Romalılar,Hunların fiziksel özelliklerini tariflerken kimi yerde uzun boylu,sarışın kimi yerde ise mongoloid ırkın basit tipolojisine uygun tarifler yapmışlardır.Ancak buradaki ilginçlik Helen kaynaklarındaki uzun boylu,sarışın tipin o dönemde gayet iyi tanınan Slav-Cermen unsurlardan itinayla ayrılmasıdır.Bunun sebebi konuştukları dilin anlaşılmaz olduğudur.Biz bugün bu dilin,Oğuz Türkçesinden oldukça farklı olan ve Ural lehçesini yaratan Hunca olduğunu biliyoruz.Kibirli greko-romenlerin ilkel bulduğu bu dil şimdi tüm Macar ovasında ve Fin diyarında varyasyonlarıyla birlikte kullanılıyor.Tabii asırlık gelişmelerin yarattığı tahribatlar canlı bir varlık olan dilin morfolojisini büyük ölçüde etkilemiştir.
Benim açımdan fevkalade önem arzeden ikinci nokta Alpler bölgesidir.Türkçeden başka hiçbir dilde doğru dürüst bir anlam karşılığı bulamayacağınız "Alp" kelamı bilindiği gibi Türk dilinde ulu,yüce,erişilmez demektir.Bir dağ sırasına verilebilecek en kifayetli isim olması yanında Türklerin brakisefal Alpin ırk tanımına eklemlenmesiyle birlikte kişi daha farklı mecralara sürüklenir.
Brakisefallik bir zırvadır.Hiçbir ırk ne tek başına ne de bütünleşik olarak kafatası ölçümleriyle belirlenebilir.Bu,bilimin Darwinizm ile düştüğü şebeklik halinin geçmiş çağa yansımış uyduruk efsanelerinden biridir.İlkel tekniklerle icraa edilen,makro ve mikro alemden bihaber,ideolojik saplantılı ilmin bir yansımasıdır.Hiçbir Türk'ü örneğin doliksefal ölçülere yakın olması durumunda Türklük dairesinin dışına itemezsiniz.Aynı durum ten,göz,saç rengi için de geçerlidir.Orta Anadolu'nun o haşin bozkır rüzgarlarının kimi zaman tunç derili,kimi zaman buğday tenli kıldığı güzel badem gözlü çocuklarımız,gün gelecek,diğer ecdad topraklarında yaşam mücadelesi veren altın saçlı,gök gözlü,süt tenli evlatlarımızla Turan çatısı altında buluşacaklar.Ülküleri bir,ufukları bir,sayıları nice olacak...
kartalhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-12-2009, 23:38   #3
Akçura
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,028
Akçura - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Yazının telif hakkı size mi ait?

Akçura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-13-2009, 00:12   #4
kartalhan
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
İletiler: 5
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Temelde kimse dış görünüm özelliklerine dayanılarak iteklenemez.Bu sadece,bu bizden biri "olabilir" aşamasında bir anlam taşır ki,o kişi tümüyle aradığınız nitelikleri karşılamasına rağmen sizin en azgın,en amansız düşmanınız da olabilir.Kan doktrini,taşınabilir genetik fonksiyonların üzerine düşünsel ve eylemsel ülküler-hedefler inşaa etmek zorundadır.En has evlatlarımızın bugün olduğu gibi kendi geleceklerine karşı kayıtsız ve isyankar olmasının önüne geçmek ırkçı devletin disiplin anlayışının orijin noktalarındandır.Ancak bunun için dijital çağın zeki insanlarına karşılayabilecekleri mantık ölçülerini sunmak gerekir.Kafatasçı palyaçoları bu kitlelerin önüne attığınızda haklı olarak ırkçı-ulusçu söylem alay konusu olacaktır.Doğum öncesi,sırası ve sonrası bin çeşit forma kavuşan insan kafa kemikleri nasıl bir ölçüt olabilir ki?Açılan mezarlardaki kemiklerin hangi ırka,cinse,yaş grubuna vs.ait olduğunu öğrenmek bile uzun vakitler alır ve kimi zaman yanlışlar yapılır.Ya da mesela büyük ölçüde doliksefal olduğu iddia edilen Aryanlara sormak gerekir;
Afrika doliksefalliğin merkezidir...Yoksa son yıllarda Yahudi tarafından servis edilen "hepimiz Afrikadan geldik" komedisine mi inanıyorlar?Belkide Aryanlara,Hindistan'dan çıkıp gelmiş bir çingeneyle yahut Farisi artığı bir Kürtle soydaş olmak yetmiyordur...
Kafatasçılık,Aryan ırkçılığının kendisine bilimsel temel yaratma çabasının en pespaye örneğidir.Üstelik gerçekten ilmi niteliği olan çalışmaların sonuç raporları üzerinde her türlü tahrifatı da yaparak ırkçı idealleri rasyonel aklın önünde gülünç duruma düşürmüşlerdir.Yaşam olgusunu,kimliğiyle ve hatta o kimliği dayatarak ayakta kalmak olarak algılayan ırkçı söylem günümüz koşullarında fizikselliğe olabildiğince az vurgu yapmalıdır.Aslına bakıldığında "siyah" herşeyi kapsayan,ezen,yokeden bir renktir.Bir negroid yahut bir mongoloidin Kafkas tipinden biriyle buluşması onun genetik formunun mutlak üstünlüğüyle sona erer.Çocuk ekseri olarak o özelliklerle doğar.Ne oldu şimdi?Kim kazandı?Kim üstün?Hatta böyle keskin melezleşmiş bireylerin yoğun kas gücü gerektiren işlerdeki gözardı edilemeyecek hayvani başarısı yaşam mücadelesi söylemi kapsamında bize neyi kanıtlamalı?
Bunu,Yahudinin kurnazca idare ettiği anti-ırkçı cephe tarafından her geçen saat daha çok tüketilen kaz kafalı Ari tohumları için yazdım.Yaratmış oldukları göreceli zenginliğin cazibesine kapılıp ondan pay almak için akın akın aralarına katılan Afrika ve Asyalı sülükler yakında bunların sonunu getirecek.Tıpkı yüzde 2'nin üzerinde nüfus artış hızıyla batı Anadoludaki yaratımlarımıza yapışan asalak Kürt gibi.Kürt meselesi çok daha fazlasını barındıran mühim bir konudur,geniş incelenecektir.
Aryan soycuları,geçmişin hayaletlerinden kurtulup geniş halk kitlelerine ulaşmamaları durumunda çok basit yöntemlerle alaşağı edilecekler ve otantik şaklabanlar olarak alay konusu olacaklar.Geleneksel Türk düşmanlığına elbette devam etsinler,zaten bu bizim çatışma perspektifini korumamız adına şarttır.Hiçbir soy,hiçbir millet,hiçbir kültür ve hiçbir ideoloji -özellikle ırkçı ve milliyetçi olanlar- diğerinin dostu,kardeşi vb. değildir.Aryanlarla aramıza asla aşılamayacak kan duvarları dikilmiştir.Kimilerinin "Mu" adını verdiği ve bize göre belirgin olan coğrafyanın bilge Turanilerinin,sahte isimli Atlantisin ahlaksız Arileriyle biçimsel ittifaklar dışında herhangi bir noktada uzlaşması mümkün değildir.Ari,özellikle yirminci asrın ikinci yarısından sonra Sami "kardeşinin" yörüngesine girip,tarafını belirlemiş,onunla konjonktrel kucaklaşmıştır.İş bitmiştir...
...alpin ırk Turan'ı iyi tanımlar.Bu tipin Avrupa'daki en belirgin örnekleri Germania'nın Bavyera yöresinde ve çevresinde kendini gösterir.Artık tamamen Cermenleşmiş Kun kanının izlerine buralarda ve bir Cermen kavmi olan Frankların orta-kuzey Fransa'sında rastlamak mümkündür.
Daha güneyde bugün birkaç arkeolojik bulgu dışında emarelerine pek rastlanmayan diğer bir Asyatik Turan topluluğu Etrüskler vardır.Roma'nın Turanid geçmişine ait bu kadim halkını zorlamayla İspanyol mağaralarına kadar ulaştırabiliriz.Ancak bu fantastik bir kurgudan öteye geçemez.Dahası Etrüskler,Hun veya Oğuz kökenli değildir.Onlardan çok önce,bilinmeyen ve ancak mitolojilerle betimlenen dönemlerde buralara gelip yerleşmişlerdir.Uzak akrabalarımız oldukları söylenebilir ama daha fazlası değil.
...kaybedilmiş köklerin hazin sızısı duyuluyor.Üstelik bugün buralarda yaşayan halkların Turan ülküsüne yabancı kalmış ve hatta Türklüğün en fanatik düşmanları biçiminde donatılmış olmaları kaderin garip bir cilvesine tekabül ediyor.Burada ana suçlu dindir ve özellikle de hristiyan dogmatizmi afedilemeyecek günahların merkezine oturur.Kendi kanını kucaklamak için çırpınan soycuları lanetleyen bu "dünyevi" din,vaat ettiği o evrensel "imani" buluşmanın tam aksi istikamette icraatlarıyla neye hizmet ettiğini kanıtlamıştır.Bu konu ayrıca ve detaylı irdelenecek...
Tarihte gerçek anlamda sadece iki imparatorluk vardır.Roma ve Osmanlı.Yeryüzünü iskan,imar ve izan etmeyi amaç edinmiş kuruluş ülkülerine sahip bu iki yapının köklerinin Turanid olması bir tesadüfün çok ötesinde anlamlar taşır.Soycular için tüm vakıa çok berraktır.Soysuzların ise bu tabloya bakarken gözleri kamaşır,yürekleri heyecanla atar ama işin özünü kavrayacak akılları ve fikirleri olmadığından o noktada takılırlar,dilleri hakikatı ikrar etmez.Çünkü alçaktırlar,kanını taşımadıkları halde vatandaşlık bağıyla dahil oldukları millete saygı duymazlar.Özellikle Türk kavmi,büyük Ata'nın buyurduğu gibi,seçip başına getireceği insanların kanındaki cevheri tetkik etmekten bir an bile vazgeçmemelidir.Sadece seçeceğiniz insanlarda değil,mahallenizde,sokağınızda,işyerinizde,her yerde ve her zamanda bu kuralı uygulayın.Hatırla Türk,işgal orduları gelmeden bir gün önce sana köpeklik eden Ermeni,Rum ve benzeri melanetin bir gün sonra sana karşı nasıl diş gösterdiğini hatırla.Bugün içimizde ismini,cismini,dinini,ideolojisini saklayabilecek kadar profesyonel işbirlikçiler var.Tehcir ve mübadele artıkları,eski imparatorluk topraklarından Türklerle birlikte göçen ama asla Türk'e yakın durmayan unsurlar ve her daim içimizde fitne-fesat yuvası olan geleneksel Kürt,Yahudi,Kafkas lobisi...Bunların ataları Türklere olan nefretlerini çocuklarına aktardılar ve onlarda kendi çocuklarına...Anadoludan Türk-Turan soyu sürülünceye kadar bu kesimlerin ittifak halinde,dışarıdan beslenen mücadelesi devam edecek.
İhtimaldir ki Avrupa Hun varlığının Slav-Cermen ırklar içerisinde eriyip yokolduğu yahut hristiyanlığın etkisiyle tümüyle dönüştüğü düşünülüyordur.Oysa Türk-Turan mekanizması örflerin ezici etkisiyle işler.Bu da genel kanaatin aksine başta Türkler olmak üzere Turanilerin topyekün asimile olmamaları durumunu getirir.Turani ya tamamen yokedilmiştir -ki tarihin en kapsamlı genosidleri bize karşı uygulanmıştır- ya da düşmanlarının biraraya gelmesiyle oluşan büyük orduların karşısında adım adım geri çekilmeye zorlanmıştır.Bunlardan ilkine önce Bulgar Türklerinin sonra doğu Avrupa-Balkan Türk populasyonunun ve orta-kuzey doğu Asya Turan varlığının eritilmesini örnekleyebiliriz.İkincisine ise batı Hunlarının Baltık'a,Oğuz Türklenin Anadolu ve yakın doğuya sıkıştırılması misal verilebilir.
Asimilasyon özellikle Türk'ün de tercihi olmamıştır.Her vakit yalnız bir kavim olan Türk,atıyla ezip geçtiği topraklarda bir daha ot bile bitmemesini sağlayacak o meşhur "çorak toprak" politikasını uygulamıştır.Osmanlı zamanındaki devlet anlayışının bir imparatorluk profili sergilemesi eski Türk karakteristiğini törpülese de "barbar" ecdadımızın böyle "pax ottoman" tarzında bir derdi olmadığı ortadadır.O gerçek bir boz kurt idi ve varoluş ilkelerine sonuna kadar bağlıydı...
Türk soycusunun örnek atası "uygarlık" kurmuş olanları değildir.Türk zaten tarihinin hiçbir döneminde medeniyetsiz olmamıştır.Kıl çadırlar sözüyle küçümsenen bozkır kültürü o dönem yerleşik hayata geçtiği öne sürülen tüm kavimlerden daha üstün bir konumu ecdada sağlamıştır.O büyük "medeni" toplumların,barbar Cermen,Slav,Moğol gürzleri altında nasıl küçüldükleri,nasıl perişan oldukları ortadadır.Kaldı ki İslam öncesi ve sonrası,Asya steplerinde,Kafkasyada ve Baltıkta irili ufaklı birçok şehirleşme yaşanmış,bunların bazıları İslam döneminde her türlü alim,sanatçı ve devlet adamı yetiştiren güzide yerler olmuştur.Uygar olmak "uygur" olmak iken,dünya henüz bu kavramlar için çok gençti.Mısırdan,Çinden,Yunandan,Romadan dem vuranlar Türk'ün çok daha önceki oluşumlarını ya görmüyor ya da gördüğünü başkasına mal ediyor.Günümüz dünyasının kaidelerini oturtan çakal sürüleri şerefsiz,zevksiz,renksiz,ahlaksız medeniyetlerinin propagandasını genç nesillerimizin beynine çakıyorlar.Türkyurt hakikat olduğundabunların tersine akıttıkları nehirler yatağını bulacak ve yeryüzünü saran bu haramilik sona erecek.Türk'ün zamane perişanlığı kimseyi aldatmasın.Bizdeki kansız akademisyenlerin domuz gibi bildikleri ama dış mihraklara angaje olan çıkarları gereği sakladıkları şey, geçmişimizin tümüyle bir mucizeler yumağı olduğudur.Kan,bu organizmayı geçmişten bugüne taşımıştır,geleceğe de taşıyacaktır.
Türk,herşeyin bittiği anlarda olağanüstü işlerin altına imza atma becerisini sergileyerek birinci lig oyuncusu olma halini sürdürüyor.Üstelik bunca kahpe dölüne,bunca yeteneksiz adama ve gavuristan diyarının kapalı kapıları ardında oluşturulan bunca tertibe rağmen biz buradayız.Rehavet halindekileri bir kenara koyarsak,hep burada ve daha ötesinde olacağız.
kartalhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-13-2009, 00:31   #5
Akçura
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,028
Akçura - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Telif hakkını özellikle kullandım çünkü bu yazı bir makale niteliğinde değildi. Yani sizinde belirttiğiniz gibi bir kitap önsözü olabilirdi. Yer yer katılmasam da son derece edebi ve etkileyici bir sunuş yapılmış, tebrik ederim. Devamını bekliyoruz. Kitabınızın ağ ortamına aktarmanız faydalı olacaktır. Bunun için tarayıcı kullanmak zaman kaybını önler. Bu arada sayfamızda saygı çerçevesinde iletişim kurulur, kötü niyetli olanlara hak ettikleri şekilde davranılır.



Akçura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-13-2009, 20:39   #6
kartalhan
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
İletiler: 5
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Attila'nın suikaste uğraması akabinde bir uzlaşma zeminine oturtulan Hun devleti,tarihteki tüm uzlaşılarımızın aslında bir uysallaştırma opsiyonu olduğunu göremedi.Ve kısa müddet dahilinde herhangi bir kurumsallaşma da yaratamadığından,yapı içindeki Hun unsurlar süratle etkilerini kaybettiler ve zamanla eridiler.Tabii Türk-Turan devletlerinin Çin-Moğol belasında en ağır şekillerini görüp taşlara kazıdığımız o geleneksel liderlik zaafı burada da kendini belli etti.Büyük hakanın vefatı ardından,hiçbir önder olması gereken dirayeti gösteremedi.Biribirlerine düşen,basiretsiz,zavallı ve korkak adamlar iktidara geldiler yahut getirildiler.Fakat o devire kadar olan amansız Hunlaştırma siyaseti,yani en ufak bir direnç sergileyenin en sert yöntemlerle bastırılması ve topyekün imha politikasının meyveleri,daha sonra Ata'nın -...gafil!Tuna ezelden beridir Türk'tür- çığlığına nefes vermiştir.Evet,Tuna havzası,Baltık coğrafyası,Kafkasya ve Hunların atayurdu kuzey-kuzeydoğu Asya bugün Slavların oyun sahasıdır.Ama bir yeryüzü Tanrısı olan Oğuz Kağan'ın çocukları buraların Turan ülkesinin uç hatta merkez karakolları olduğunu unutmamalı ve Hun akrabalarının mirasına sahip çıkmalı...
En az Hunlar kadar büyük bir kol olan Oğuzlar, orta-kuzey-kuzeydoğu Asya Türkistan coğrafyasından çıkıp Hindistan ve kıt'a Amerikasına,Kafkaslar üzerinden Anadolu ve Mezopotamya havzasına,ormanlık-dağlık yer anlamına gelen Balkan ismini de kazandırarak güneydoğu ve orta Avrupa'ya ve elbette Arabistan diyarıyla birlikte Kuzey Afrikaya ulaşmışlardır.Hiçbir seçilmiş-üstün kavim bu kadar geniş bir haritayı yaşam sahası şeklinde tanzim etmeyi başaramamıştır.Hiçbir ırk varlık mücadelesini bu boyuta taşıyamamıştır.Bu bölgelerde hala Türk etnisitesi ve Türk etkinliği hükmünü korumaktadır.Mevcut Cumhuriyetin bütün alakasızlığına rağmen...
Türk Oğuz demektir...Oğuz dışındaki hiçbir boy,kol vs. Türk değildir.İsimleri muhteliftir,ortak çatımız Turandır ama Türk sadece biziz.Gelecekte büyük ağabey olarak bu çatının altında tüm Turan kavimlerini biraraya getirecek olan da biziz.Yazık ki görebiliyorum,en fazla kan işte bu noktada dökülecek.Kardeşlerimizi atalarımızın yoluna davet edeceğiz,ancak gelmeyecekler.Onları,daveti geri çevirmenin kitapta yazılı bir seçenek olmadığını anlayamayacak kadar idraksız bulacağız.Çağrıya verilecek doğru karşılığı bulmaları umuduyla...
Kendi soyunun büyük müdafii olan Alman Führer'inin şu cümlesi takılır aklıma;
-Aryanları tarihten silin,geriye maymun dansından başka birşey kalmaz-
Kan itibariyle Bavyeralı olduğunu ibraz eden Cermenlerin büyük lideri damarlarındaki kısmi Hun kanının çoşkunluğunun elbette fakındaydı.Ancak yakın dava arkadaşlarına fısıldadığı bu hakikatleri,yönetimindeki halka söyleyemezdi...Bu tarihi şahsiyetin beni öfkeye sürükleyen taraflarından biri,Ata'nın ve Türklerin büyüklüğünü öven cümleler sarfederken,bir yandan da fiziksel görünüm itibariyle Kemal Paşa'nın aslen bir Aryan olduğunu ve Mongoloid ırktan geldiğine inandığı Türklerle hiçbir ırki bağının bulunmadığını savunmasıdır.Kansızlar için önemsiz detaylarmış gibi görünen bu hezeyanlar,Aryanların Türk'e bakış profilini sergileyen zihniyetini ortaya koyması ve cehalet iriniyle dolu bilinçaltı dehlizlerinin geniş boyutunu göstermesi açısından ihtimam arzeder.Bütün sorunların kaynak noktaları vardır ve problemler buralardan zihinlere sıçrar.Batının Türk düşmanlığının ancak gövdesi büyük burjuva tipi milliyetçilik ve sırtını yasladığı oportunist hristiyanlıktır.Her daim biribirlerini kullanmış bu iki şer odağının henüz yeryüzündeki yayılımları gerçekleşmemişken,batı,Türk-Turan karşıtlığını bünyesine katmıştı.Bunun izahını yalnızca sosyo-ekonomik ve politik söylemlerle bütünleştirme eğilimindeki ahlaksız liberalistler,köklerdeki ırkçı asaletin yakıp kavuran ateşini gözardı ederler.Aşağı ve basit yapılarda bile soyculuk bireysel-toplumsal ülküler kazandırırken,üstün ırklara artı olarak estetik,asalet,cesaret ve yaratıcı medeniyet mefkuresi katar.
En özgün şekliyle İslam öncesi Türkmen topluluklarında gördüğümüz kan birliği ülküsü,hem İslam-Arap dairesine giriş hem de Cengiz'in bir hayvandan farksız Moğol kabilelerinin ızdırap dolu istilalarıyla sekteye uğramıştır.Alçak Çin hanedanlarının sinsice yürüttüğü politikalara ve basit Moğol sürülerinin yaptığı açık katliamlara,Arap "müslüman" kardeşlerimizin zulmü eklenince Asya steplerinin bu cengaver kavminin soycu hülyaları da rafa kalkmıştır.Şimdi o tozlu ortamdan alınıp doğru felsefi-ideolojik beslemeyle yüzyılların ölü toprağının kaldırılması zamanıdır.Dinamik gençlerimizin savaşkan azmi,iffetli kadınlarımızın doğurgan verimliliği,bilge yaşlılarımızın engin tecrübesi ve mükemmel yetişmiş çocuklarımızın umut saçan bakışlarıyla "kavga" demeliyiz... ...ancak şimdi,Oğuzların ilahi yürüyüşünün ışığında,bu "maymun" tanımlamasına cevap vermek ihtiyacı içerisindeyim.Umarım ırkçı harekete katkıda bulunduğu kadar yıkıcı olmuş bu dev şahsiyet,o çılgıncasına inandığı "Valhalla" sından beni duyabiliyordur...
-Tarihten Turanileri çıkarın,aşağı-basit ırkların maymun dansı,Semitiklerin leş kokan taklit medeniyetleri ve Aryan domuzların ilkel benlik hırıltıları haricinde ademoğullarının geleceğini "aydınlatabilecek" hiçbir kök dayanak geliştiremezsiniz-
kartalhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-13-2009, 20:40   #7
kartalhan
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
İletiler: 5
Varsayılan Ynt: TÜRK!ULUSAL ÜLKÜCÜ ERK...

Devamı...
kartalhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 03:32.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56