Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Toprak Satışı Öbeği

Toprak Satışı Öbeği Toprak Satışına Dur deme Öbeği

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 10-18-2009, 20:13   #1
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Yabancılara Toprak Satışları

Yabancılara Toprak Satışları, Siyasi Ve Kültürel Bağımsızlığımızın Elden Çıkarılması Demektir.

Mondros Ateşkes Anlaşması'ndan sonra, düşman devletleri tarafından Türkiye'ye 10 Ağustos 1920 de Sevr antlaşması, Birinci İnönü muhaberesinden sonra 12 Mart 1921 de Londra konferansı, Sakarya zaferinden ve Fransızlarla imzalanan Ankara anlaşmasından sonra Paris’ de itilaf devletleri dış işleri bakanları tarafından 22 Mart 1922 tarihinde sunulan barış anlaşması teklifi ve son olarak da Lozan anlaşması ile sonuçlanan görüşmelerdir ki, bu dört teklif üzerinde karşılaştırma yapacak olursak;

Sevr anlaşmasına göre;
Trakya Sınırı; Çatalca hattından biraz ileride bulunan Podima - Kalikratya hattı.
İzmir Bölgesi; Bu bölgenin sınırları Kuşadası, Ödemiş, Salihli, Akhisar ve Kemer iskelesine az çok yakın yerlerden geçmektedir. Bu bölge, Türk hâkimiyetinde kalacak, fakat Türkiye, bu hâkimiyetini kullanma hakkını Yunanistan'a devredecek. Türk hâkimiyetinin belirtisi olarak, İzmir şehrinin dış istihkâmlarından birinde Türk bayrağı bulunacak. Bir bölge meclisi toplanacak ve beş yıl sonra bu meclis, bu bölgenin sürekli olarak Yunanistan'a katılmasına karar verebilecekti.
Suriye Sınırı; Akdeniz kıyısında aşağı yukarı Karataş burnundan başlayarak Osmaniye, Bahçe, Gaziantep, Birecik, Urfa, Mardin ve Nusaybin'i epey güneyde ve Suriye topraklarında bırakan bir sınır.
Irak Sınırı; İmadiye bizde kalmak şartıyla, Musul ilinin kuzey sınırı.
Kafkas Sınırı; Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı W i l s o n 'a bırakılmıştır. W i l s o n, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun'un doğusundan başlayan, Erzincan'ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölünün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı'ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir.
Boğazlar Bölgesi; Rumeli’nin Türkiye'de kalan bütün parçaları. Anadolu'nun Adalar Denizi üzerinde aşağı yukarı İzmir bölgesinin sınırından başlayarak Manyas Gölünün güneyine, Bursa'nın ve İznik'in biraz kuzeyinden ve Sapanca Gölünün batı ucundan Ahabadr (205) deresinin göle döküldüğü yere kadar uzanan bir hatla sınırlandırılmış bölge. Bu bölgelerde asker bulundurmak ve askerî harekâtta bulunmak hakkı yalnız İtilaf Devletleri'ne aittir. Bu bölgedeki Türk jandarması da İtilaf Devletleri'nin komutası altında olacaktır. İtilaf Devletleri, bu bölge içinde, askerî maksatlarla kullanılabilecek yol ve demiryolu yapımını yasaklayabileceği gibi, yapılmış olan yollardan bu gayeyle kullanılacak olanları da tahrip ettirebilecektir.
Kürdistan; Fırat’ın doğusunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan bölge için İtilaf Devletleri temsilcilerinden kurulacak bir komisyon özerk bir yönetim şekli hazırlayacaktır. Antlaşmanın imzalanmasından bir yıl sonra bu bölgenin Kürt halkı Milletler Cemiyeti Meclisi'ne başvurarak Kürtlerin çoğunluğunun Türkiye'den ayrı bağımsız bir devlet kurmak istediklerini ispat ederse ve Meclis de bunu kabul ederse, Türkiye bu bölgedeki her türlü haklarından vazgeçecektir.

Mart 1921 teklifine göre;
Trakya Sınırı: Söz konusu edilmemiştir,
İzmir Bölgesi: İzmir şehri Türk hâkimiyetinde kalacak, İzmir şehrinde bir Yunan kuvveti bulunacak ve İzmir bölgesinin geri kalan yerlerinde, çeşitli unsurların nüfus oranlarına göre oluşturulacak bir jandarma birliği görev alacak ve buna İtilaf Devletleri'nin subayları komuta edecek. Yönetim işlerinde de yine aynı nüfus oranı göz önünde bulundurulacak, bölgenin Milletler Cemiyeti'nce tayin edilecek bir Hıristiyan valisi olacak, bunun yanında seçim yoluyla kurulmuş bir meclis ile bir danışma kurulu bulunacak. Valilikçe, Türkiye'ye gelir artışına göre ayarlanacak bir vergi konacak; bu anlaşma beş yıl süre ile geçerli olup iki taraftan birinin isteği üzerine Milletler Cemiyeti'nce değişikliğe uğratılabilecek.
Suriye Sınırı: Aşağı yukarı şimdiki sınır olmak üzere Fransızlarla ayrıca bir anlaşma imzalanmıştır.
Irak Sınırı: Söz konusu edilmemiştir.
Kafkas Sınırı: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan'a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.
Boğazlar Bölgesi: Çanakkale güneyinde Bozcaada (206) karşısından Karabiga' ya çekilen hattın kuzeyi ile Boğaziçi'nin her iki yakasında - 25 kilometrelik bir bölge. Çanakkale boğazına hâkim olan her iki tarafındaki adalar. İtilaf Devletleri yalnız Yunanistan'a kalacak olan Gelibolu ve bize kalacak olan Çanakkale'de asker bulunduracak böylece, İstanbul'u ve İzmit yarımadasını boşaltacak, Türkiye'nin İstanbul'da asker bulundurmasına ve Anadolu'dan Rumeli'ye ve Rumeli'den Anadolu'ya asker geçirmesine izin verecektir.
Kürdistan; İtilaf Devletleri, şimdiki durumu göz önünde bu konuda Sevr taslağında değişiklik yapılmasını dikkate alma eğilimindedir. Şu şartla ki, özerk yönetilen bölgelerle Kürt ve Asurî - Geldani çıkarlarının yeterince korunması için tarafımızdan kolaylıklar gösterilsin.

Mart 1922 teklifine göre;
Trakya Sınırı: Tekirdağ bize, Babaeski Kırkkilise (204) ve Edirne Yunanlılara kalacak şekilde bir hat.
İzmir Bölgesi: Bütün Anadolu ve dolayısıyla İzmir de bize geri verilecek yolunda aldatıcı bir vaat. İzmir Rumlarının yönetime adaletli bir şekilde katılmasını sağlamak için ve aynı hakkın Yunanistan'da kalacak Edirne Türklerine de verilmesi şartıyla bir usul tespiti konusunda İtilâf Devletleri, Türkiye ve Yunanistan ile anlaşacaklardır.
Irak Sınırı: Söz konusu edilmemiştir.
Boğazlar Bölgesi: Çanakkale’nin güneyinde Erdek yarımadası dışarıda kalmak üzere Çanakkale sancağı. Boğaziçi’nin güneyinde o zaman tarafsız sayılan bölge, yani aşağı yukarı İzmit yarımadası askersiz bölge olacaktır. Bizde İtilaf Devletleri'nin işgal kuvvetleri kalmayacaktır.
Kürdistan Söz konusu edilmemiştir.

Lozan’a göre;
Trakya Sınırı: Karaağaç’da bizde olmak üzere Meriç hattı.
İzmir Bölgesi: Elbette bu gibi meseleler söz konusu bile edilmemiştir.
Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması'ndaki sınır olduğu gibi bırakılmıştır.
Irak Sınırı: çözümü daha sonraya bırakılmıştır.
Kafkas Sınırı: Bu konu ortadan kaldırılmıştır.
Boğazlar Bölgesi: Gelibolu yarımadası ile Kumbağı, Baklaburnu hattının güney - doğusu, Çanakkale bölgesinde kıyıdan yirmi kilometrelik bir yer ve Boğaziçi'nin iki yakasında kıyıdan on beş kilometrelik birer bölge ve Marmara da da İmralı dışındaki adalarla İmroz ve Bozcaada askerden arınmış bir duruma getirilecektir.
Hiç bir yerde İtilaf Devletleri'nin işgal kuvvetleri kalmayacaktır.
Kürdistan Elbette söz konusu ettirilmemiştir.

Görüyoruz ki bugün ki sınırlarımız zorlu mücadelelerin sonucunda çizilmiş ve bağımsızlığımıza kavuşmuşuz.
***
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 10-18-2009, 20:13   #2
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Yabancılara Toprak Satışları

Günümüze baktığımız zaman o dönemlerde zorlu mücadelelerle kazanılarak çizilen sınırlarımız ve kazandığımız bağımsızlığımız üzerinde Mondros ve Sevr döneminden beri süregelen planlı ve sürekli bir oyunun artık aşikâr şekilde gün yüzüne çıktığı ve ne yazık ki günümüzde uygulama ortamını bulduğu gözlenmektedir.

Yabancılara toprak satışları, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Endüstri Bölgeleri Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu, Özelleştirme Kanunu, Petrol Kanunu, Maden Kanunu, Orman, Hazine ve 2B arazilerindeki düzenlemelerle birlikte değerlendirilmesi gerekirken, Dünya Bankası Borç Antlaşmaları, IMF Niyet Mektupları ve Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgelerinde borç karşılığı gösterilen ön koşullar olarak önümüze çıkmaktadır.

Ülkemizin stratejik öneme sahip devasa kurumlarından, ülkemiz ekonomisinin temel lokomotif yapı taşları olan Petkim, Tüpraş, Seydişehir Aluminyum, Tekel ve Telekom’un, özelleştirme, yabancı sermaye girişi, bütçe açıklarını kapatma adı altında yabancılara satılması, madenlerin, limanların, elektrik ve suyun özelleştirilmesi ile birlikte enerjiden haberleşmeye, tarımdan sanayiye kadar tüm alanlarda yapısal değişiklik sürecinde, bu alanlardan devlet elinin çekilmesiyle mülkiyet kavramını ve özelinde toprağın satışını da öne çıkarmış, günümüzde bir adım daha ileri gidilerek ortamı fazlasıyla geren açılımlar, bu açılım furyasına yabancılarında iç işlerimize müdahale derecesine kadar varan söz, öneri, davranış ve düşüncelerini beyan ederek arenada açıkça yerlerini almalarıyla ülkemiz üzerinde bölünme senaryoları hayata geçirilme aşamasına getirilmiştir.

AB dayatmaları sonucunda, AB ye uyum yasalarıyla öz benliğimizden uzaklaştırılarak, her alanda istenilen tavizler alınmış, ne yazık ki bu tavizlerin bir türlü ardı arkası gelmemiştir bu gidişle gelmeyecektir de.

Lozan Antlaşmasından sonra, 1924 yılında çıkartılan 442 sayılı Köy Kanununda '.Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmayan gerek kişiler, gerek kişilik hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin nüfusu 2 bin den aşağı yurt olarak tanımlanan köylerde arazi ve emlak almaları yasaklanmıştır.' Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra bu yasal düzenlemeyle nüfusu 13 milyon civarında olan (1923 yılı nüfusu 12.475.000) Türkiye‘de yabancıların taşınmaz ediniminde ilk kez getirilen karşılıklılık ilkesi dâhil büyük ölçüde sınırlamaya gidildiği görülmektedir.

1924 ten 1984 yılına kadar yabancıların mülk ediniminde yasalarda belirtilen çerçevede kayıtlara geçen konut satışı yılda ortalama 250 düzeyindedir.

1984 ve 1986 yıllarında Tapu Kanunu ve Köy Kanununda yapılan değişiklikler ile karşılıklılık ilkesi aranmadan İstanbul Boğaz‘ında 57 bin m2 lik Sevda Tepesi Araplara satılmıştır. Anayasa Mahkemesi bu kanunlarda yapılan değişiklikleri iptal etmiştir.

Yabancıların mülk edinimi 2003 yıllarında yeniden gündeme gelmiş, Köy Kanunu ve Tapu Kanununda tekrar değişikliğe gidilmiş, bu değişikliklerin gerekçeside 23 Haziran 2003 tarih ve 2003/5930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı‘nda açık bir şekilde görülmektedir. 'AB Müktesebatının Üstlenilmesine Dair Ulusal Program'da Sermayenin Serbest Dolaşımı başlıklı 4 üncü maddesinde '.Türkiye‘deki bütün sektörlerde AB menşeli yatırımların önündeki bütün kısıtlamaların kaldırılması, AB vatandaşları ve tüzel kişilerin gayrimenkul ediniminin önündeki bütün kısıtlamaların kaldırılması...' hükümlerine bu kararda yer verilmiştir.

2003 yılından itibaren Köy Kanunu, Tapu Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu ve Endüstri Bölgeleri Kanunu gibi birçok yasada yabancıların taşınmaz edinimi önündeki kısıtlamalar teker teker kaldırılarak ülkemizde toprak satışına dünyada örneği görülmemiş şekilde hız kazandırılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun 6.2.2006 tarihli raporunda yer alan bir buçuk yıl önceki verilerine göre (2006 yılı öncesi verileri) yabancılara toprak satışının serbest bırakıldığı tarihten itibaren 51.012 yabancı, toplam 47.240 adet taşınmaz satın almış bulunuyor ki, bu söz konusu satış, alan olarak 272.871.200 metrekareye (yaklaşık 273 kilometrekareye) tekabül etmektedir. Belki bizler bu rakamı Türkiye’nin toplam yüzölçümü ile karşılaştırarak küçümseyebiliriz, fakat bu rakamı basite alarak sakın küçümsemeyelim. Neden dersek; birincisi, bu topraklar Türkiye’nin yerleşim alanı olan ya da olmaya elverişli, en verimli, en değerli topraklarıdır, ikincisi Türk ortaklı alımlarla, özelleştirmelerle, şirket devirleriyle ve özellikle GAP bölgesinde kayıt dışı olarak yabancıların eline geçen taşınmaz miktarı bu hesaba dâhil değildir.
***
Taşınmaz edinimindeki ilk on sırada; Almanya-15.319, İngiltere *-12.962, Yunanistan *-10.094, İrlanda-3.182, Danimarka-3.101, Hollanda-2.950, Avusturya *-1.978, Norveç-1.866, Belçika-895, A.B.D.- 833

Yine en çok taşınmaz edinilen beş il de sırasıyla; Antalya-24.282,Muğla-11.638, İstanbul-8.526, Aydın-6.995, Bursa-5.291

Ülkemiz AB ve IMF baskılarıyla yabancılara topraklarının mülkiyetini satarken, bir de diğer ülkelerin bu konuda ki durumlarına bakalım. Yunanistan ve Rusya Federasyonu; sınır bölgelerinde yabancılara arazi satışı yasaktır. İsrail; yabancıların toprak satın alması söz konusu olmadığı gibi, İsrail vatandaşları dahi devlete ait toprakları satın alamazlar. 1 Mayıs 2004’de Avrupa Birliği’ne katılan ülkelerden Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Litvanya ve Estonya gibi ülkelerde AB’ye girmeden önce yabancılara toprak satışı yasaktı. Bu ülkeler geçiş süreci içerisinde yabancılara toprak satışı yasağının devamını sağlamışlardır. Polonya 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren yabancılara mülk satılabiliyor, ancak 12 yıl boyunca tarım ve orman arazilerinin satışı yasaktır. Aynı şekilde Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da 7 yıl süreyle tarım ve orman arazilerinin satılması yasaktır. Bulgaristan; yabancılara tarım arazisi hatta bahçeli bir ev satılamaz. Hırvatistan; yabancı kişi ve şirketler tarım arazisi orman, orman arazisi satın alamazlar. Avusturya; mülk ve toprak satışı sadece AB üyesi ülke vatandaşlarına yapılabilmektedir. İngiltere; taşınmaz mülkiyeti kraliyete ait olup, taşınmazın sadece kullanım hakkı verilmektedir.

Osmanlı Devletinde borçlara karşılık gösterilen ülke topraklarının yabancılara satışının, Osmanlı Devleti‘nin parçalanmasının ve Anadolu‘nun sömürgeleşmesinin nedenlerinden biri olduğunu unutmamalıyız.
***
Konuya başka bir açıdan bakacak olursak, yabancılar topraklarını satın aldıkları ülkelere koloniler halinde yerleşmektedirler. Örneğin: ülkemizde İngilizlerin en yoğun yerleştiği bölgeler; Bodrum, Marmaris ve İzmir’i kapsayan, Kuşadası ile Alanya arasındaki sahil şerididir ve Kalkan’da da bir İngiliz mahallesi kurularak; kent ticaretinde söz sahibi olmuşlardır. Fethiye Ölüdeniz civarında yaklaşık 4000 konut yabancıların mülkiyetindedir. Didim’in önemli bir kısmı yabancıların eline geçmiştir, Ortaca ve Dalaman ilçelerinde de İngiliz ve Alman mahalleleri kurulmuştur. Kısacası Akdeniz sahilleri hızla kolonileşme yolundadır.

Yine yabancıların koloniler halinde yerleşmesi misyonerlik faaliyetlerini kolaylaştırarak artırmaktadır ve bunların dışında yabancılara toprak satışı ile ikiz ihanet yasaları da denilen 2003 yılında çıkarılan ikiz yasalarla dinsel ve dilsel azınlık kavramları getirilerek azınlık kavramı genişletilmiş ve birçok bölgede yaşayan azınlıklara kendi kaderlerini belirleme, kendi sahip olduğu bölgelerin yer üstü ve yeraltı kaynaklarını sahiplenme hakkı getirilmiş ve Türkiye bu yükümlülükleri yerine getirmediği takdirde yabancı ülkelerin askeri yaptırımları da dâhil olmak üzere her türlü zorlamayla karşılaşabilecektir.

Rumlar ve Yunanlılar zamanında Ege yöresinde bol miktarda toprak satın alarak Mart 1922 de merkezi İzmir olmak üzere Ege Bölgesinde bir İyonya Prensliği kurulması teklifini resmen Türkiye’nin önüne getirmiş, bu oyun büyük taarruz ile bozulmuştur. Köy kanunu bu acı tecrübelerin ardından çıkarılmıştır.

Bugün haritadan silinen Filistin geçmişinde aynı hatayı yaparak Yahudilere topraklarını satmışlar ve bugün haritada Filistin devleti yerine İsrail devleti yer almıştır.

Bu noktadan sonra fazla düşünmeye gerek var mı acaba, binlerce şehit verilerek bağımsızlığımızı elde ettiğimiz vatan topraklarımız üzerinde günümüzde çeşitli oyunlar oynanarak parayla yabancılara peşkeş çekilircesine satılmasına ne yazık ki birçoğumuz göz yumarak sessiz kalmışızdır.

Bunun için mi on binlerce kahraman ecdadımız şehit olmuş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır?

Yabancılara toprak satışları, siyasi ve kültürel bağımsızlığımızın elden çıkarılması demektir.
***
Yararlanılan Kaynaklar; Nutuk-M.K. Atatürk, Yabancılara Toprak satışı-C.Dura, TMMOB-Harita Ve Kadastro Mühendisleri Odası -Mayıs 2008 ANKARA, Fakaoğlu, B. (2004, 27 Temmuz) . Uyan Türkiye,

Alıntıdır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
ÖNCE TOPRAK, SONRA YÖNETİM İlker Türkiye'den Haberler 1 12-20-2008 23:47
Yabancılara mülk satışı önergesi geri çekildi Akçura Toprak Satışı Öbeği 1 06-13-2008 00:42
Toprak Satışı Sunumu Tanrıkut Türkçü Toplumcu Görüş 2 02-21-2008 00:42
Toprak Satışı Yasası Tanrıkut Duyuru ve Etkinlik Bildirimi 1 02-19-2008 20:30


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 18:01.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56