Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Basın-Yayın Güncel Konular > Türkiye'den Haberler

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 10-19-2009, 21:16   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,862
Varsayılan Uyuşturulan Halk Uyandırılacak!

“KONUŞMAYA CESARETİ OLANLARIN KANALI, UYUŞTURULAN HALKI UYANDIRMAYI SÜRDÜRECEK”

ART’de ‘devam’ kararı
Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Ceviz Kabuğu programında bu hafta ART’nin içinde bulunduğu son durum ve Türkiye’nin siyasi gündemi masaya yatırıldı. ART programcılarının stüdyodan ve telefonla canlı yayına bağlanarak gösterdikleri dayanışma kanalın ayakta kalması için verilecek mücadelenin gücünü de ortaya koydu

Haber: Neslihan Gürsoy
Ceviz Kabuğu’nda bu hafta ART’nin içinde bulunduğu son durum ve Türkiye’nin siyasi gündemi masaya yatırıldı. ART programcılarının stüdyodan ve telefonla canlı yayına bağlanarak gösterdikleri dayanışma kanalın ayakta kalması için verilecek mücadelenin gücünü de ortaya koydu. ART programcıları olan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Nuriye Atabey ve Murat Çuhadar’ın stüdyo konukları olduğu Ceviz Kabuğu’na, Nihat Genç ve Prof. Dr. Özcan Yeniçeri de telefonla bağlandı. Bütün programcılar ART’nin bu sıkıntılı durumdan kısa zamanda kurtulmasını dilediler ve imkanlar dahilinde programlarına devam edeceklerini açıkladılar. ART’nin demokrasi ve hukuk devleti adına önemli bir misyonu olduğunu belirten ’Aklın Yolu’programı yapımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “ART’de dansöz göremezsiniz. Sadece haber kanalı da değil... ART malumat denizi içinde analiz arayanların, analitik yayın yapan kanalıdır” dedi.




1920’lerin Anadolu Ajansı gibi
Prof. Dr. Özdağ, ART’nin içinde bulunduğu sıkıntılı durumu en kısa zamanda atlatmasını dileyerek şunları söyledi: “...ART’nin demokrasi ve hukuk devleti adına önemli bir rolü var. Liberaller demokrasiyi etnik kavramlarla ifade etse de demokrasi bu değil. İzlenme oranlarına baktığınızda hükümeti destekleyen bir medya grubu oluştuğunu görüyorsunuz. Bunun dışında farklı yayın yapanlar üzerinde baskı oluşturuluyor. ART bugün 1920’lerin Anadolu Ajansı gibi çalışıyor...”

İşsiz çalışanlar gerçekleştirdi
’Gündeme Dair’programı yapımcısı Nuriye Atabey de, işini yapmak isteyen gazeteciler üzerinde baskı kurulduğunu söyledi. Atabey, ART’nin kapanma noktasına bir günde gelmediğine dikkat çekerek uzun zamandır verilen mücadeleyi ve neler yaşandığını aktardı: “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Son bir yıldır çalışanlar ve bizimle iş yapan firmaların özverisiyle ayakta kalabildik. Doğrudan hükümet baskısı olmasa bile endirekt olarak bu etki oldu. Biz bugün karşılıklı olurla sözleşmelerimizi feshettik.” Hulki Cevizoğlu, bu açıklama üzerine yayını gerçekleştiren kameramanlardan yönetmene kadar herkesin mevcut yayını “işsiz” eleman olarak gerçekleştirdiklerini belirtti. ’Kesişme Noktası’programı yapımcısı Murat Çuhadar da, “Sıkıntı var ama ses kesilmedi. Programlar devam edecek” dedi.


‘Konuşmaya cesareti olanların kanalı’
‘Aklın Yolu’ programının yayın ortağı Niğde Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Yeniçeri de Ceviz Kabuğu’nun telefon konuğuydu. Yeniçeri, “ART söz söyleme cesareti olanların kanalıdır. ART’nin susması kelimenin tam anlamıyla Türkiye’de aklıselimin susması demektir” dedi.


ART’nin içinde bulunduğu sıkıntının tartışıldığı Ceviz Kabuğu’na Prof. Dr. Ümit Özdağ, Nuriye Atabey ile Murat Çuhadar konuk oldu. Programa Nihat Genç ve Prof. Dr. Özcan Yeniçeri de telefonla katıldılar.


Halkı uyandırsan ne olur?
Nihat Genç: İdeolojilerini unutmuyorlar. İşin doğrusu bunlar Kıbrıs, Ermeni meselesi, Kürt sorunu, ne şekilde olursa olsun bu ameliyatı yapacaklar


ART’nin beğenilen programlarından ’Veryansın’ın yapımcısı Nihat Genç de, Ceviz Kabuğu’nun telefon konuklarındandı. Genç, farklı üslubuyla ortaya koyduğu ART’deki son durum analizinde şunları söyledi: “Siz topu koşturup koşturup kalenin önüne getiriyorsunuz ve biri gelip onu taca atıyor... Bir olay anlatayım size... Üniversiteye yeni başladığını söyleyen genç gelip bir eve yerleşiyor ve birkaç arkadaşıyla yaşamaya başlıyor. Bu genç arkadaşlarıyla maç yaparken oyunun en heyecanlı anında karşı takımdan biri gelip ’sen tek başınasın burada. Gelip bizim yurtta kalsana’diyor. İdeolojilerini oyun oynarken bile unutmuyorlar yani. Televizyon ikna yöntemleriyle toplumu uyuşturuyorlar. Biz de yazar olarak uyandırmaya çalışıyoruz ama bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Uyanacak ta ne olacak? Bizim gücümüz buna yetmez. Buna daha büyük bir şey lazım. Bu halka anestezi yapmadan ameliyat masasına yatırırsanız millet daha çok acı çekecek. Kıbrıs’ı, Ermeni meselesini, Kürt sorununu ne şekilde olursa olsun önümüze getirecekler ve bu ameliyatı yapacaklar.”

İktidara gelen her şeye sahip
İktidara gelenin ülkedeki her şeyin sahibi olduğunu kaydeden Nihat Genç şöyle devam etti: “Bu ülkede bizi koruyan hiçbir şey yok. Afrika’da iktidara gelen nasıl madenlerin sahibi oluyorsa burada da iktidara gelen her şeye sahip oluyor. Hukukun bizi koruması lazım. Bizi koruyan bir şey olmadığı gibi ülkeyi, devletin yapısını da koruyan hiçbir şey yok. ’Halk şunu yapsın bunu yapsın’deniyor. Halk yoksullukla uğraşıyor. Halkın bir şey yapması için önder olması lazım.” Genç, Türkiye’de siyaseten verilen tavizlerin giderek daha da arttığına dikkat çekerek “Ermenistan Türkiye’nin bir şehri kadar yok. O kim ki biz neredeyse onun karşısında boyun eğecek hale geldik” dedi. Genç, imkan olursa ART de programına devam etmek istediğini söyledi. de sözlerine ekledi.


Demokrasi çok pahalı bir elbise
İzleyicilerden canlı yayına telefonla bağlanan Yaşam Koçu Filiz Korkmaz, toplum olarak uyuşmuş vaziyette olduğumuzu dile getirdi. Korkmaz, “Şartlı refleks diyebilirim. İnsanlar başlarına bir şey gelecek diye korkuyor. Önce beyinde sonra bedende başladı bu uyuşukluk. Demokrasi çok pahalı bir elbise. İnsanlar silkelenip ’ben ne yapabilirim, biz ne yapabiliriz’diye düşünmeli” dedi. Bir diğer izleyici Abdullah Demirci ise, Türkiye’de medya aracılığı ile gerçek gündemin saklandığını belirtti. 26 yıllık sanayici olduğunu söyleyen Demirci, “İki aydır üretime ara verdik ama yazılı ve görsel basında her şey toz pembe gibi. Mevcut siyasi iktidarın baskısı var gibi düşünüyorum medya üzerinde. Telefonlarımız dinleniyor diye rahat konuşamıyoruz. Toplum bastırılmak ve sindirilmek isteniyor” dedi.


“Türkiye’nin çıkarları önce gelir”
Ceviz Kabuğu’nda ART’nin içinde bulunduğu durum dışında kısa bir bölümde de Türkiye’nin gündemi konuşuldu. Hulki Cevizoğlu Ermenistan’la imzalanan protokolün ardında halkın ve muhalefetin kendi çıkarlarımızdan çok Azerbaycan’ın çıkarlarını konuşmasını eleştirdi. “Burası bir sömürge, müstemleke ülkesi değil. Burada ne yapılacağına biz karar vermeliyiz” diye konuşan Cevizoğlu, şunları söyledi:


Ne kazandık protokolden?
“AKP’nin yaptığı yanlıştır. Ermenistan, Karabağ üzerindeki emellerinden vazgeçecek mi, soykırım anıtlarını kaldıracaklar mı? ’Türkiye soykırımcıdır’diye kararlar aldılar bu kararlardan vazgeçecekler mi? Bunların hiçbiri konuşulmuyor. Ben onunla bir protokol imzalıyorsam kendi ülkemin çıkarlarını konuşurum. Halk da muhalefet de Karabağ’ı konuşuyor. Tamam, o da konuşulsun. Ama kardeşim sen önce kendi ülkenin çıkarlarını koru. Ne kazandık biz bu protokolden? Komisyon kurulsa ne çıkacağı ortada. Soykırım yoktur diyeni hapse atacak bir yasa çıkarmışlardı. Şimdi uluslar arası bir komisyon kurulsa sonucu belli değil mi? Adamlar her şeyi açıkça söylüyor. Ama biz anlamamakta ısrar ediyoruz.”

Açılımla harakiri yaptı
Murat Çuhadar ise Kürt açılımına değinerek AKP’nin bu açılımı gündeme getirerek harakiri yaptığını ifade etti: “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin güney doğusundan geldim. Orda doğdum büyüdüm. Meclisteki birkaç kendini bilmez ve dağdakilerle İmralıdaki adam dışında Türkiye’nin Kürt sorunu falan yok. Kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışıyorlar. Roj TV yayın yaparken ART’nin kapanıp kapanmayacağının konuşulması üzücü. DTP konuşabiliyorsa ama ben konuşamıyorsam halk bunun hesabını da sormalı.”



‘Siz siyaset yapın, biz de gazetecilik’
Hulki Cevizoğlu iktidarla muhalif basın arasındaki durumu değerlendirerek çok önemli tespitlerde bulundu:
“İktidarın karşısında sadece muhalif basın varmış gibi. Bu durum kartallarla kaplanların savaşı gibi. Biri göklerde hâkim, bir yerde. Elmalarla armutlar karıştırılıyor sanki. Biz siyasi parti liderleri gibi konuşmak zorunda mıyız? Muhalefet neden yok? Çıkın, konuşun ve iş yapın! İş yapmak sadece iktidarın işi gibi görülüyor ama muhalefet de iş yapar. Muhalefet de iş yapma yeridir. Onlar laf söylemekten ve ara sıra bağırmaktan öte sonuç alıcı iş yapamayınca, bizler bir anlamda Don Kişot durumuna düşüyoruz... Biz gazeteciliğimizi yapalım! Diplomasi muhabiri olup kendini diplomat sanan var. Mesleki deformasyon bu... Muhalif partiyi takip edenler de muhalefet lideri gibi davranıyor... Yanlış!.. Sadece konuşacaksanız gidin kıraathanede konuşun. Muhalefet partilerine iş yapsın diye devlet bütçesinden trilyonlar veriliyor. Gidip genel merkez binaları yapılıyor o paralarla.”


Sivil enformasyon savaşına maruz durumdayız
Prof. Dr. Ümit Özdağ Türkiye’nin şu anda çok tehlikeli bir savaşla karşı karşıya olduğunu söyledi. Bu savaşın adı “sivil enformasyon savaşıdır” diyen Özdağ, düşüncelerin sıfırlanmaya, beyinlerin formatlanmaya, yeni bir düşünce yapısının oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Özdağ şöyle devam etti: “Hedef insanların kendilerine ait olmayan düşünceleri kendilerinin gibi sanması. TV kanalları, radyolar, medya grupları, sivil toplum örgütleri, okullar, kamuoyu firmaları iç içe bir yapı gösteriyor burada. Mesela kamuoyu firmaları öyle bir açıklama yapıyor ki insanlar kendi fikirlerinin yanlış olduğunu düşünüyor. Diyor ki, ’toplumun çoğu böyle düşünüyor o zaman ben yanlış düşünüyorum. Fikrimi değiştirmeliyim.’Kimse marjinal olmayı istemez. ART’de dans programı sunulmuyor. Burada dansöz göremezsiniz. Haber kanalı da değil tam olarak. Peki, ART ne yapıyor? ART, bu malumat denizi içinde malumat değil analiz veriyor. İnsanlar istedikleri şeyi izliyor ama sonra acaba bu konuda ART ne diyor diye bu kanala bakıyor. Farklı fikirler her zaman olmalı. Yeter ki bu fikirler kini, kanı, düşmanlığı kışkırtmasın.”


Yeniçağ
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
cevizoğlu, devam, hulki

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Halk kültüründe derlenmiş maniler kobali Gelenek Görenek Töre 7 11-30-2009 22:33
HALK TACİZ MAĞDURU Türk'ÇE Yazılar ve Ağbetik 0 01-05-2008 03:11
DTP terörist başını ''halk önderi'' yaptı ! Akçura Türkiye'den Haberler 1 10-31-2007 01:35
HALK OYLAMASI (REFERANDUM) Türk'ÇE Soru-Cevap 6 10-23-2007 21:49
Ben bir halk düşmanıyım Tanrıkut Yazılar ve Ağbetik 1 07-23-2007 17:04


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 05:39.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56