Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-18-2009, 21:07   #1
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Türklerde Ziraat

Türklerde tarla ile ilgili bilgiler:

Türkler, ziraatçi, daha doğrusu ekip biçme yolu ile yaşamlarını kazananlar için, iki söz kullanırdı:
1- Tarıgçı, tarıkçı: Türkçede "ziraatçi" için kullanılan en eski deyiş, bu olsa gerektir. Tar- veya Tar-ı fiil kökünden gelen bu deyiş, Uygur Türklerinden itibaren yazılı metinlerde, sıkça görülmüştür. Aslında ekin anlamına gelen "tarıg" ve tarla anlayışın için kullanılan "tarlag" sözleri de, Göktürk harfleri ile yazılmış yazıtlardan itibaren görülmektedir. Uygur metinlerinde Tarıkçı Beg, yani "ekinci bey" şeklinde öz adlar da geçmektedir. Selçuk çağının başlangıcında, çifçiler için söylenen "tarıgçı" deyişinin yanında, bir de "tarıdaçı", yani "tarım yapan" sözü ortaya çıkar. İlk Moğol metinlerinde de, çiftçiler için, "tariyacin" sözü kullanılırdı. Bu deyişin, Moğollara Uygurlar yolu ile gitmesi kuvvetle ihtimaldir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 21:21   #2
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2- Ekinci, "ziraatçi" : Bu söz, Türklerde kullanılan ikinci Türkçe deyiştir. Ekmek fiili, Göktürk çağından beri, göre geldiğimiz eski bir deyimdir. Fakat "ekinci" deyişi, daha çok Batı Türklerinde yayılmış gibi görünmektedir. Harezmşahların başlangıcında Ekinci adını taşıyan bir Türk emiri de, tarih kaynaklarında geçmektedir. Artık bundan sonra ekinci sözü, eski Anadolu metinlerinde umumi bir deyiş haline gelir. XV. yüzyılda söylenmiş bir atasözünde şöyle deniyordu: "Ekinci kırk yılda biter, bezirgan kırk günde" Eski Anadolu Türkleri bununla, ziraatçinin bir tüccardan çok daha zor yetişebileceğini söylemek istiyordu.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkler büyük devletler kurduktan sonra, herhalde beyler, tarlalarını "yarıcı" olarak veyahut da başka bir usul ile Türk olmayan yerli halka sürdürüyorlardı. Mısırda Türk olmayan bu "ortakçı" ziraatçilere, Kıpçak Türkleri "Tat" adını veriyorlardı. Aslında Tat deyimi, Türk topraklarında yaşayan, fakat Farsça konuşanlar için söylenen bir sözdü. Azerbaycan lehçesinde de, işçi ve amele sınıfına Tat adı verilmektedir. Bu da bize, Türk devletlerinde Türk olmayanlar için, ne gibi vazifelerin düştüğünü gösteren, açık bir delil olabilir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 21:55   #3
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Türklerde Tarla:

Türklerde tarla deyişi ile, bunun karşıladığı düşünce düzeninin kökleri de, çok eski çağlara kadar uzanır. Bu konuda, Türklerin kullandığı deyimler, çok eski ve köklü özellikler gösterir. Göktürk yazısı ile yazılmış yazıtlarda bile bu anlayış, tarlag ve tarlagım, yani "tarlam" deyişleri ile kendini göstermeğe başlamıştır. Bunun yanında, yine Göktürk yazıtlarında, "ekin ekilen yere", ekinlig deyiminin kullanıldığını da görürüz. Selçuk çağının başlarında ise tarla deyimi, daha eski bir söz ile, tarıglag şeklinde karşımıza çıkıyordu. Kaşgarlı Mahmudun söz açtığı bu deyiş, herhalde üzerinde durulması gereken deyişlerden biri olsa gerek. Tarıg-lag isim ve yer eki ile görülen bu önemli deyim, Kutadku-Bilig'de de devam ediyordu. Oğuz Kağan destanındaki, Uygur harfleri ile yazılmış ve yine tarla anlamına gelen "tarlagu" deyişine de, büyük bir önem verilir. Trıgla-gu şeklinden gelmesi muhtemel olan bu deyiş, bize biraz daha geç bir şekil olarak görünmektedir. Metinde, "darlagusız bir yası yir irdi", "tarlasız yazı bir yer idi" denilmektedir. Aslında en sağlam kaynak olan Kaşgarlı Mahmudda da, "tarıglanmak" "ekin sahibi olmak", - tarıtmak " ekincilik etmek, ektirmek" gibi, buna benzer bir çok fiil kökü ile bunlardan türeyen deyişler vardır. Mançu ve Moğol dillerinde de, tarımla ilgili sözlerin çoğunun, tari- fiil kökü ile başladığını görürüz.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 22:15   #4
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

"Ekin" ve "Ekinlig" :

Selçuk çağının başlangıcından itibaren, Batı Türkleri, ekmek fiilinden gelen sözleri, tarımak ile ilgili sözlerden daha çok kullanmağa başlamıştı. Bizim "Ne ekersen onu biçersin" atasözünün karşılığı olarak, Kutadgu-Bilig'de "Negü yerge ekse, yana ol orug" deniyordu. Oğuzlar, ekin ekilen yer ve çiftlik anlayışına, daha çok ekin deyişini kullanıyorlardı. Kaşgarlı Mahmud da bunun üzerinde durmakta ve bu sözün Oğuzca olduğunu söylemektedir. Eski Anadoluda ise bu deyişlerin yerini, artık "ekinlik" sözü almıştı. Doğal olarak bunun yanında, daha yaygın bir görünüşle, tarla sözü de devam ediyordu. Türk sözlüklerinde, "toprak" ile çeşitlerini gösteren pek çok deyiş de vardır. Bunların en eskilerinden biri olan, "sakız toprak" deyişini örnekleyebiliriz. Toprak, şimdi olduğu gibi, eskiden de ekilen tarla anlamında kullanılmıştı. Bu sözün ayrıca "sosyal" bir anlayışı da vardır. Bir Kırgız atasözünde, "Çocuğun iyi ve yararlı olursa, toprağın da bereketli olur" denmesi, konuyu yeterince açıklamaktadır. Ayrıca Oğuzların ekine, "aşlık" yani, yemek demeleri de, Türklerin yaşam temelini nereye bağladığını gösteren bir delildir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 22:24   #5
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

YAZI VE TARLA:

1. Türklerde "ekilmiş" ve "ekilmemiş" yer arasında yapılan ayırma:

Bugünkü türkçemizde, ekilmemiş yer anlamında kullanılan "kır", "yazı" gibi deyişleri biliyoruz. Bunlar, eskiden de aşağı yukarı aynı anlamları taşıyordu. Bununla beraber sonlarına birer ek getirilerek yapılmış "kıra", ekilmiş yer ve "yazak", atlak yeri gibi anlayışlar karşılığı olarak kullanılan yeni deyimler de yok değildi. Fakat bunlar, çok eski bir yapıya sahip olan deyişlerdir. Bununla beraber eski Türkçede de, çorak, koçur ve sızık gibi sözler, ekilmemiş veya ekilemeyen yerler için kullanılan, genel deyimlerdi. Kaşgarlı Mahmud'un tebiz ve Kıpçak lehçelerinin tüvün gibi henüz daha incelenmesi gereken deyişleri de, bunların yanında yer alır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 22:36   #6
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Çöl:

Çöl sözü, çok eski Türkçe bir deyiştir. Bu sebeple çöl sözü ile ekilmemiş yer arasında fark vardır. Bunları, birbirinden ayırmak lazımdır. Bu sebeple Türkler, ancak Gobi Çölü gibi gerçek çöllere çöl demişlerdir. Örneğin ot bulunmayan yerleri, "taz yer" daz yer veya kel yer demekle, çöllerden ayırmışlardır. Anadoluda kullanılan, yas, yoz yer, gen yer, bor, ören, taylan, şorak, çorak gibi aslı türkçe olan deyişleri de, bunlara ilave edebiliriz.

Gobi çölünün adı da aslında, Avrupalılar tarafından yanlış söylenmiş ve bu yanlış yazılışı ile de, bize kadar gelmiştir. Göbinin gerçek söylenişi "Govu" dur. Moğollar bugün bile bu çöle "Govu" demektedir. Anlamı ise "Boş ve inançsız" demektir. Pelliot'nun Gobi adının kökünü Türkçe "kovu-k" sözünde araması, herhalde boş bir arayış olmasa gerektir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 22:43   #7
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

3. Kurak yer:

Kurak yer anlamına kullanılan eski Türklerdeki "kurgak yer, kuruk yer" deyişleri de bugünkü Türkçemizdeki kuruk ve kuru gibi sözlerin nereden geldiğini açıklar. Aslında kurgak sözü, "kurak ve yağmursuz" anlamına gelirdi. Harezmşahlar çağında söylenen "kuruk yıl boltı", yani "kurak bir yıl oldu" veya "kuruk otun", kuru odun gibi deyimleri de örnek olarak vermek, sözlerin anlaşılması bakımından yararlıdır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 22:46   #8
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

4. Sulanmayan yer:

Toprak için yine eski Türkçede bir "kavrak" deyişi vardır ki, bu da bir tür susuz tarla demektir. Kırgız türkçesinde, "kayrak" şekline girmiş olan bu deyimi, bu lehçede kullanan diğer örneklerden, daha iyi anlayabiliriz. Kak, yani "kuru" kökünden gelmesi ihtimal olan bu deyişin, Anadoluda da, türlü söylenişleri vardır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-18-2009, 23:16   #9
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

TARLAYI SÜRME VE SABAN:

"Sabanlamak", tarlayı sürmek: "Sürmek" deyişi, Anadoluda biraz yanlış anlaşılmaktadır. Sürmek, toprağı aktarmak değil, sabanı çeken öküzleri sürmektir. Yoksa diğer anlamda, eski Türk sözlüklerinde herhangi bir deyişe rastlanmıyor. Zaten bunun için de bu deyim, Anadoluda "çift sürmek" gibi, iki sözle ifade edilmiştir. Türkçede "saban" sözüne, Selçuk çağının başlangıçlarında, Kaşgarlı Mahmud'da rastlıyoruz. Bu çağdaki Türkler, tarlayı sürme işini de, bu sözden yaptıkları "sabanlamak" fiili ile ifade ediyordu. "Sabanda" demek ile de "çift sürme zamanı" anlatılıyordu. Çok eski Türk atasözü, bize bu bakımdan, bir çok şey öğretmektedir.

"Sabanda sandırış bolsa, örtkünde irteş bolmas"
"Sapan zamanı kavga olursa, harmanda gürültü olmaz"

Öyle anlaşılıyor ki, bu söz, daha çok Türk ziraatçilerinden çıkmış ve yayılarak diğer Türklere de mal olmuştur. Atasözünün ana anlayışı, eğer sapan zamanında çiftçiler, aralarındaki anlaşmazlıkları çözerlerse, harman zamanında da, ortaya herhangi bir mesele çıkmaz demektir. Fakat Kaşgarlı Mahmudun açık olarak anlattığına göre, Türk çiftçilerinden gelen bu atasözü, esas anlayışından sapmıştır. Ona göre bu atasözünün anlamı, "Başlangıçta işini sıkı tutarsan, sonunda kavga çıkmaz", demektir.

Selçuk çağının başlangıcında yine öyle anlaşılıyor ki, tarla sürmeğe yarayan bir alet olmasına rağmen, saban sözü yalnız başına kullanıldığında, doğrudan doğruya "ziraatçilik" anlamına da geliyordu. Bunun yanında, "Ol yerig sabanlandı" derken de, "O kişi, yeri sapanla sürdü" anlayışı çıkıyordu.

Harezmşahlar çağında ise, "toprağı altüst etmek" anlayışına, aktarmak deyimi, daha çok kullanılmağa başlanmıştı. Bu çağdaki Türkler, "Aktardı toprakını" derken, "toprağı sabanla sürüp, altını üstüne getirdi" demek istiyordu. Anadoluda, XIV. yüzyılda yazılmış Aşık Paşanın "Garibnamesindeki" şu mısralar da, yine bu fikri ifade etmiş olsa gerek:

"Kim anınla toprağu taş ahtara,
Gizli genci işbu halka göstere."

XVI. yüzyılda da eski Anadolu metinlerinde "Ekin ekmek için yer aktarmak" deyişlerine rastlamaktayız. Ortaasyada, örneğin Kırgız lehçelerinde, "toprağın alt üst edilmesi" işi için de, "kanğtarma" deyişi kullanılırdı. Bu deyiş herhalde "toprakta bir muvazene meydana getirmek" anlayışı ile, "kantarma" sözünden gelmiş olmalıdır. Aslında bu daha çok, "güz ekini" sırasında yapılan bir işti.

Bahçevanlıkta, bir de kürek veya kazma ile kazmak işi vardır ki, bunu sabanlamak işinden ayırmak gereklidir. Eski Türkler, bu işi de yaygın olarak "kazmak" yada "bellemek" deyimi ile ifade ediyordu.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-21-2009, 10:45   #10
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

TÜRKLERDE SABAN:

Kaşgarlı Mahmudun eseri gibi Türk dilinin en önemli bir kaynağında yer alan "saban" sözü, nasılsa, yalnızca Batı Türklerinde görülmekte ve yaşamaktadır. Bundan da anlaşılıyor ki, eski Türk Kültürünün ana temellerini devam ettiren ve yaşatanlar, daha çok Batı Türkleri idi. Anadolu, doğal olarak, Batı Türklerinin başında geliyordu.

"Koş" sözü, eski türkçede "çift", yani ikili anlamına gelirdi. Koşmak, yani arabaya, "sabana koşmak" fiili de, herhalde yine bu kökten geliyordu. Bu sebeple, şimdiki Ortaasya Türklerinden Kırgızlar, "çift olarak, koşum takımları ve hayvanları ile birlikte, saban veya pulluğa", koş adını verirlerdi. Bundan da anlaşılıyor ki, saban denince, yalnızca yeri kazan saban değil, koşumları ve hayvanları ile birlikte, bir "saban takımı" akla geliyordu. Aslında koş deyişi, sabanın kendisi ile değil, koşulan çift hayvanla ilgili bir deyim olmalıydı. "Koş çıktı" deyişi ise, "tarla sürmeğe çıktı, başladı", anlayışına geliyordu.

Çift, çiftçi, çiftlik gibi, bugünkü türkçemizde önemli bir yer alan deyimlerin, esas anlayış ve gelişmelerini de anlayabilmek için, koş sözüne önem vermeye çalıştık. Doğu ve Altay Türkçesinde "angdız" sözü de, çift sürmek anlayışına gelir. Bizim kullandığımız "anız" sözünün, anlamının ayrı olmasına rağmen, kökü bununla aynıdır. Bu sebeple Altay Türkleri, sabana ""andazın" derler. Sabana, soko, soku diyen Türkler de vardır. Aslında sokmak, sokımak, "döğmek ve vurmak" demektir. Eski Türklerde ve Anadoluda, "bulgur dibeği" anlamına gelen sokku, soku sözü de buradan gelir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Türklerde Kımız kobali Türk Mutfağı 12 04-10-2009 18:22
Türklerde Peynir. kobali Türk Mutfağı 1 04-09-2009 12:26
Türklerde Yelpaze kobali Giyim Kuşam 1 04-06-2009 16:06
Türklerde ayna kobali Giyim Kuşam 6 01-05-2009 18:03


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 11:46.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56