Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-21-2009, 16:19   #11
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Varsayılan Cevap: Türklerde Ziraat

Türk sabanı ve bölümleri:

1-Saban demiri: Saban demiri, hiç şüphe yok ki, sabanın önemli bölümlerinden biridir. Eski Türkler, saban demirine, "tış" adı verirdi. Bu deyişin kökü de pek anlaşılmıyor! Aynı söz, eski türkçede atların alnındaki akıtma için de kullanılırdı. Bazı türkler de bu sözü, atların ayağına vurulan demir bukağı için kullanılırdı. Doğal olarak burada tış sözünün hangisi ile yakından ilgili olduğunu kestirmek, erken ve güçtür. Kıpçak ve Mısır Memlük Türklerinde ise, saban demirine, sırt, sırt demiri denirdi.

Eski Türklerde, saban demiri için söylenilen deyişlerden en önemlisi, hiç şüphe yok ki "bukursı" sözü idi. Kırgız Türklerinde "buursun" şeklinde görülen bu söz, daha çok saban ve sabanın sapı için kullanıla gelen bir deyiş haline gelmişti. Bu örneklerden de açık olarak anlaşılıyor ki, eski Türklerde saban ile ilgili deyişlerin sayısı oldukça çoktu.

Anadolu halk deyimlerinden, "büylü, buyulu, demirselik, ekenek, enek, sırt demiri" ve buna benzer bir çok söz de, eski Türk özelliklerini göstermektedir. Aslında, Anadolu Söz Derleme sözlüklerinde yer alan sabanla ilgili deyişler arasında, yabancı sözler çok azdır. Eski Anadolu metinlerinde ise, saban demürü, saban bıçağı, saban kılıcı, saban burnu deyimlerine de sıkça rastlanır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-21-2009, 16:26   #12
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2- Sabanın ağaç kısmı: Anadolu ile Kazan Türklerinde, "saban ağacı" deyişi ile adlandırırlar. Koşuma yarayan ağaç oka da, "saban oku" adı verilirdi. Sabanın elle tutulan yeri için de yaygın olarak "tutak, dutak" deyimi kullanılır. Aynı tutak, eski Anadolu kitaplarında, saban sapı, saban kulpu, saban eneği, saban kulağı adları ile de görülür. Saban eneği, ekeneği gibi eski bir özellik gösteren deyişlere, Anadolu halk ağzında da rastlanmaktadır.

Saban ökçesi veya saban tahtası ise, daha çok demirin takıldığı ağaç tabanına denirdi. Bu bölüme saban tabanı adı da verilirdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-21-2009, 16:36   #13
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

DİĞER TARLA ALETLERİ:

1. Tarla sürgü ve tapanı:

Eski Türkler, saban öküz ve diğer aletler gibi, tarlada kullanılan takımların bütününe "amaç" adı verirlerdi. Bu deyimin hangi kökten geldiği bilinmiyor. Bugün yaşayan tek örneği de, Özbek Türk lehçesinde görülür.

Bilindiği üzere, tarla sürüldükten sonra, toprağı düzeltmek için üzerinden bir sürgü geçirilir. Bu iş çoğu da ekimden sonra yapılır. Bu alete, eski Anadolu kitaplarında, sürgü, ekinciler sürgüsü, sürek, tarla sürgüsü gibi adlar verilirdi. Bazı sözlükler bu alete, tarla tabanı adını verir. Anadolunun bir çok yerinde ise, bu aletler, tarla tapanı adı ile adlandırılır. Ortaasyaya gelince, orada daha çok farsçadan gelme "mala" sözü kullanılır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-21-2009, 16:46   #14
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Tarla tırmığı:

Türk tırmıklarını, ekin ve toprak tırmığı diye iki bölümde incelemek gerekir. Tırmık sözü, özü ve sözü ile birlikte, en eski, türkçe bir sözdür. Kaşgarlı Mahmuda göre, türkçede yırtıcı kuşların pençe ve tırnaklarına, "tarmak" adı verilirdi. Ayrıca türkçede, "tırnak" anlamı karşılığında, "tırmak" sözü de kullanılır. Ortaasya lehçelerinde "tırmoo" tırmık, yer tırmalama "tarla sürgüsü geçirmek, çekmek", taramak "tarlada sürgü sürmek, tırmıkla çalışmak" anlayışına gelen deyişler de kullanılır.

Adı geçen alet için Anadoluda da söylenen tek deyim, tırmıktır. Ancak tırmığın çeşitleri ve değişik şekilleri vardır. Bu sebeple, türlü yeni deyişler ortaya çıkmıştır. Burada tırmık ile tırpanı birbirine karıştırmamak da gerekir. Çünkü tırpan sözü, türkçeye rumcadan gelmiş bir söz gibi görünmektedir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-22-2009, 19:53   #15
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

EKİN EKME VE TOHUM SERPME:

1. Ekin ekme: "Ekme" deyişi, hemen hemen bütün Türk lehçelerinde aynı anlama gelir. Selçuk çağının başlangıçlarında, öyle anlaşılıyor ki, Türkler, ekmek fiilini, yalnızca "tohum ekmek" anlamına kullanıyordu. Bu çağlarda, "tohum" anlayışına gelen, iki türkçe söz vardır. Bunlar da, "urug" ile "tarıg" sözleridir. Tarıg sözünün, bugünkü tarım deyişi ile ilgili olduğunu daha önce bahsetmiştik. Ziraatle ilgili asıl tohum karşılığı deyiş, tarıg sözüdür. Urug ise, tohum için genel anlayışta kullanılmıştır. Çünkü soy, nesil, zürriyet ve boy da, urug sözü ile ifade edilirdi. Bununla beraber Kaşgarlı Mahmud, "urug ekti" ile "tarıg ekti" deyişlerini, aynı anlamda tercüme etmiştir. Fakat bu tarım ile ilgili deyimlerin çoğu da, tarıg sözü ile söylenmiştir.: Ol, özinge tarıg ekindi,, "o, kendisi için tohum ekti". Tarıg ekildi "tohum ekildi". Ekindi tarıg, "Ekilen tohum", gibi. Ekitmek, ektürmek deyişlerinin her ikisi de, "ektirmek" anlayışına geliyordu. Ekişmek de, "ekmekte yardımlaşmak ve yarış etmek" anlamlarına geliyordu.

Batı Türklüğünde, ek-mek fiili daha yaygın bir hale gelirken, Doğu Türklerinde, tarımak deyişi eski önemini korumağa devam ediyordu. Doğu Türkleri tarımak deyişinin yanında, doğal olarak ekmek sözünü de kullanıyorlardı. Örneğin Kutadgu- Bilig'de "Ne ekersen, o olur", yani "onu biçersin" denirken; onun yanında, "kıra tarıdı" yani "tarlaya tohum ekti" deyişi de kullanılıyordu. Karahanlı çağında "tarla" anlamına kullanılan tarıg sözü, önemini hala saklamakta idi. Halbuki diğer Türklerde tarlag, ekinlig deyişleri çoktan asılmış ve yayılmıştı. "Bu acun içi, bir tarıglıg turur", yani "Bu dünyanın içi, bir tarla gibidir". Ağaç dikmek de, tarıgan agaş deyişinde, yine tarı- fiili ile söylenmiştir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-22-2009, 20:11   #16
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Tarlaya "tohum saçma" ve "serpme" işi:

Batı Türklerinde ekmek sözü, "tarlaya tohum saçma" işini ifade eder. Harezmşahlar çağında ise, saçtı uruknı deyişi, yine "tarlaya tohumu saçtı" anlamına kullanılıyordu. Anadoluda da, böyle deyişler vardır. Ortaasyanın bir çok lehçelerinde ise, tohum ekmek için serpmek sözü kullanılır. Hatta buradan, "tohum ekme makinesi "için bile, "sepkiç" denmiştir. Yine Ortaasya Türk ağızlarında, kendi kendine olan bitkilerle, ayrı bir teknikle ekilen bitkilerin ekimini birbirinden ayırmak için, aydama, aydalama deyimi de kullanılır. Bu deyiş, daha çok, "çalışmak" ve "işlemek" işi ile ilgili bir söz olsa gerektir. Çünkü Anadoluda, Eskişehir çevrelerinde de, tenbel kişilere aydama derler. Kırgızlar da bu sözü, aynı anlayış karşılığı kullanırlar.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-22-2009, 22:24   #17
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

YAZLIK VE GÜZLÜK EKİN:

1. Türklerde, "yazlık ve güzlük" ekin anlayışı:

Yazlık ekin için, Anadoluda olduğu gibi, diğer Türklerde de hemen hemen aynı deyiş kullanılır. Bizim yalnızca yazlık dediğimiz gibi, Kırgız Türkleri de yazlık ekine "cazdık", yani yazlık derler. Bu köke dayanan, daha bir çok yeni deyişler de meydana gelmiştir.

Selçuk çağının başlangıcında, "ilkbahar başında ekilen ekine" ise, baldır tarıg derlerdi. Buradaki baldır sözü, şimdilerde bizim kullandığımız "bıldır" yani, bir önceki, geçen seneki deyişinin aslıdır. Eski türkçede ise baldır sözü, değişik olarak, "bir şeyin ilk çağında işlenen iş " anlamına geliyordu. Yazlık ekimin, yılın başlangıcında yapılması, herhalde böyle adlandırılmasına yol açmıştı. Çünkü, "Eski Türklerde yılbaşı, otların yeşermesi ve ilkbaharın gelmesi (21 Mart) ile başlardı". Türk kültür tarihinde, bu çok önemli bir kural ve inanıştır. Hatta Çin kaynaklarına göre Türkler, yaşlarını bile, bu tarihe göre hesap ederlerdi. Yaş, aslında "taze ot, yeşil" demektir. "Yirmi yaş gördüm", demek de, yine Çin tarihlerine göre "yirmi yaşındayım", anlamına geliyordu. Eski Türkler, ilkbaharda doğan kuzuya da, "Baldır kozu" derlerdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-22-2009, 22:32   #18
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Güzlük ekin:

Güzlük ekin ise, büsbütün önemli ve ayrı bir konudur. Anadoluda bir çok yerlerde kışa yakın ekilen ekinlere, "dondurma, doğdurma" denilir. Bu deyişin aynını, Ortaasyada da "tonğdurma" şeklinde buluyoruz. Deyişlerin aynı olmasına rağmen, sözlerin anlayışlarında önemli bir değişiklik vardır. Aslında dondurma, güzün ekilen ekin demek değildir. Bu deyimin içinde "toprağı dondurma" anlamı da vardır. Esas anlayışı ise, "ilkbaharda ekilmek üzere güzün sürülen ve kışın dondurulan toprak", demektir. Bu iş için de, "güzün sürülen toprak çok mahsul verir" gibi, atasözü niteliğinde sözler söylenmiştir.

Aslında Ortaasyada bugün bile "güzlük ekin"e küzdük, yani "güzlük" denir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-22-2009, 23:33   #19
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

TOHUM VE EKİNİN YEŞERMESİ:

1. Anadoluda tohum ile ilgili eski Türk gelenekleri:

Tohum anlamına gelen en eski Türk deyişi, ekin (evin) sözüdür. Bu deyiş, Uygur çağından itibaren, belki daha önce başlar ve bugüne kadar gelir. Uygurlar, hamile kadınlara da, "evinglig" derlerdi. Anadolunun bir çok yerinde evin, buğday tanesinin içi ve özü için söylenir.

Anadoluda, yine çok yaygın olarak kullanılan diğer eski bir Türk deyişi de, urlug sözüdür. Tohumluk anlamına gelir. Aslında tohum karşılığı olan esas türkçe deyim, ur sözüdür. Bu da değerini, Göktürk çağından itibaren almağa başlar.

Dirsik, dırsık gibi Anadoluda görülen deyişlerin kökleri de pek anlaşılmıyor. Bazı eski Türk sözlüklerinde, tohum, tohumluk, ur anlamına gelen, bir "tüvürşük" sözü de görüyoruz. Bunların aralarında bir benzerlik varsa da, ilgileri hakkında, şimdilik bir şey söylemek, mümkün değildir.

Tana, tene sözleri ise, aslen farsça olmasına rağmen, türkçeye tohum anlamına çok erken çağlarda girmiştir. Bununla beraber Kaşgarlı Mahmud bu deyişin daha çok Uç ve Argu dilleri gibi İran etkileri bulunan Türk lehçelerinde kullanıldığına da, işaret ediyor. Fakat yine aynı söz, aynı anlayış için de, Kıpçak Türk Lehçelerinde de tana şeklinde görülmeğe başlar. Bugünkü Kırgızlar da tohuma, yine danı derler.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-25-2009, 15:32   #20
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Ekinin bitmesi, yetişmesi ve bakımı:

Bitkilerin bir kendi kendilerine ve bir de insan eli ve bakımı ile yetişmesi vardır. İnsan eli ve bakımı ile yetişen bitkiler, ziraat bitkileridir. Otların çıkmasına, eski Türklerde bizim gibi, bitmek deyişini kullanıyorlardı. Kaşgarlı Mahmud çağında ise, bütmek deyişine daha çok rastlıyoruz. Bazı Kıpçak lehçelerinde, "yetiştirme, bitirme" anlamına kullanılan, bürütmek (Bütürmek) gibi deyimleri de görüyoruz. Fakat bizce, asıl bitki yetiştirme işini karşılayan deyiş, öndürmek, öntürmek, örtürmek gibi, Uygurca kültüründen gelen sözlerdir. Örtürmek deyimi, "yükselmek" anlamına gelen, örü- fiil kökünden çıkmış olması çok muhtemeldir. Anadoluda görülen ve büyümek anlayışında, ünmek, ünelmek, ünelemek deyimlerinin de, eski türkçedeki ön-mek sözü ile ilgisi bulunup bulunmadığı düşünülebilir.

Uygur harfleri ile yazılmış olan Oğuz destanında ise, tarıg bişti, yani "ekin yetişti, kemale gelip olgunlaştı" gibi bir deyiş görülmektedir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Türklerde Kımız kobali Türk Mutfağı 12 04-10-2009 18:22
Türklerde Peynir. kobali Türk Mutfağı 1 04-09-2009 12:26
Türklerde Yelpaze kobali Giyim Kuşam 1 04-06-2009 16:06
Türklerde ayna kobali Giyim Kuşam 6 01-05-2009 18:03


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 21:33.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56