Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 11-25-2009, 15:47   #21
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

EKİN BİÇME:

1. Ekini "Biçmek" anlayışı:

Biçmek deyişi, Türklerin ekin biçmekle ilgili olarak, çok eski bir çağdan beri kullana geldikleri bir sözdür. Uygur metinlerinde bıçmak sözü, hem biçmek ve hem de kesmek anlamına geliyordu. Bu söz bazı Uygur yazılarında ise, biçmek şeklinde geçiyordu. Dilciler, bu her iki deyişi de, birleştirmek istemişlerdir.

Eski Anadolu metinlerinde "ekin biçimi", biçin sözü ile tanıtılmıştır. Aynı deyişi, Kıpçak lehçeleri ile Mısırdaki Memlük devletinde de görüyoruz. Bıçkı ile biçmeği bu biçimden ayırmak gerekir. Zaten Kaşgarlı Mahmud bıçkı ile biçme deyişini, "irpemek" sözü ile diğerlerinden ayırmıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-25-2009, 16:02   #22
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Orak ve orak ile ilgili, diğer "ekin biçme" bilgileri:

Türkçemizdeki orak sözü de, or- veya orul- fiil köklerinden yapılmış bir alet adıdır. Bu konu ile ilgili ilk fiil kökü, orul-mak, yani biçilmek şeklinde Kaşgarlı Mahmudda geçer. Bu kök, Macar dil bilgini Z. Gombocz tarafından da araştırılmıştır. Ekin biçme ve orak ile ilgili Türk menşeli deyişler, Türklerden Fin ve Macar kavimlerine kadar azanmaktadır.

Or-mak, orul-mak, oruş-mak gibi sözleri, örneğin Kırgız lehçesinde, bol miktarda bulmak mümkündür. Harezmşahlar devletinde, örneğin organ ekin, biçilmiş ekin; "orarga yetti ekin" ekin yetişti, orağa gelecek kadar oldu, gibi deyişleri bol miktarda görüyoruz. Bundan başka ot, ekin ve ağaçlar için kullanılan utamak, utrulmak deyişleri de vardır ki, bunlar eski türkçede, bitkilerin yapraklarını başağını kesmek, budamak, kısaltmak gibi işleri karşılar. Kaşgarlı Mahmuda göre bu işler daha çok, bahçevanlık ile ilgilidir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 09:54   #23
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

TÜRKLER VE ORAK:

1.Eski Türkler orağa "orgak" derlerdi:

Kaşgarlı Mahmud, orak sözünün meydana gelişinin gayet güzel anlatmıştır. Ona göre, "saç taradı" deyişinden nasıl targak, yani tarak sözü doğmuşsa; "ot ordı", "ot biçti", deyişinden de, "orgak" yani, orak sözü doğmuştur. Anlaşıldığına göre, eski Türkler, orakların bilenme işine de, büyük bir önem veriyorlardı. Çünkü, Kaşgarlı Mahmudun örnekleri, orgak tişendi, tişlendi, tişetti, yani "orak bilendi" gibi deyimlerle doludur. Orgak sözü, Harezmşahlar devletinde de devam eder. Daha sonra, -Altay ve Kuzey Türk ağızları dışında-, bu eski söz kaybolur ve yerini "orak" şekline bırakır. Bizim orak sözü, birçok Türk ağızlarında da, orok şekline girmiştir. Buna rağmen, deyimin anlayışları arasında, herhangi bir ayrılık yoktur. Orakçı orgakçı, oraklı orgaktı, orak ayı orgak ay gibi deyişler, ufak şekil değişiklikleri; fakat aynı anlayış ile devam edip gider. Babürnamede de orak, orak şeklinde geçer. Bununla beraber, Argu ağzı gibi, Fars etkisi olan Türk lehçelerinde ise orak yerine, yabancı bazı sözler girmiştir. Bu sebeple Kaşgarlı Mahmud, Argucada "orak" anlamına gelen "baştar" sözünü kitabına almıştır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 10:11   #24
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Tırpan:

Tırpan ile orağı da, birbirinden ayırmak gerekir. Tırpan sözünün, türkçeye rumcadan geçme ihtimali olduğunu belirtmiştik. Ortasayalı Türklerden, örneğin Kırgızlar, Tırpana daha güzel bir ad vermişler ve ona, "bel orağı" (bel orok) demişlerdir. Orak Türkler arasına, çok eskiden beri o kadar derin olarak girmiştir ki, "at adları" bile, orak veya tırpana benzerlikler verilmiştir. Örneğin Kırgızlar bazı atlara, orak baş, yani "tırpan başlı" demişlerdir. Ahmet Vefik Paşa da, sözlüğünün orak maddesinde, "orak sinirli at" cinsinden söz açar. Ona göre bu tip atların sargısı yassı olduğundan, yük vurmak için uygun değildir.

"Orak zamanı" da bir çok Türk lehçelerinde, yalnızca orak sözü ile ifade edilmiştir. Orak geldi, orağa gitmek gibi. Anadoludaki orak ayı, orak vakti ve Altay dağları ile kuzeyindeki Türk lehçelerinde görülen orak ay gibi deyişler de bunların açık birer örneğidir. Kırgızlar da orak zamanını, orok ubağı deyimi ile tanıtırlar. " Orak sonrası" deyişleri de ayrıca vardır. Orak zamanı, ayrıca Türklerin bir nevi yazlık "takvimi" haline gelmiştir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 10:30   #25
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Orak çeşitleri:

Orak çeşitleri de, Türkler arasında pek çoktur. Bu aletin, Türkçe esas adı oraktır. Fakat Anadoluda orak şekillerine bakılarak, oraklara benzetme yolu ile, ikinci derecede bazı adlar da verilmiştir. Bu sebeple benzetiş deyişleri ile esas adı, birbirinden ayırmak lazımdır. Bunlar arasında "girifteri" gibi farsça veya rumca adlar da yok değildir. Fakat Anadoluda orak sözünü herkes istisnasız olarak bu alet için kullanılır. Ortaasyada da durum böyledir. Örneğin Kırgızlarda, kaba saplı otları biçmek için kullanılan bazı orak çeşitleri de vardır. Buna "manğel" adı verilir. Bu sözün türkçe olduğuna dil bilimcilerimiz inanmamaktadırlar.

Toplu yaşam bakımından, orak ayrıca bir önem taşır. Orak, herkesin toplandığı ve topluluk halinde, hatta yarış içinde çalıştıkları bir çağdır. Bu sebeple "orak şarkıları" ile eğlenceleri, eski ve yeni Türk etnoğrafyasında önemli bir yer tutar. Eski ve yeni Türk sözlüklerinde, oruşmak, oraklaşmak, yani "hep beraber ekin biçmek ve orakta yarışmak" gibi deyişlere oldukça önem vermişlerdir.

"Bir oraklık ekin", bir orak vuruşunda çıkarılan "bir kesim ot" demektir. Bunu da eski Türkler, orakla ilgili olarak " Bir orum ot" şeklinde söylüyorlardı. Buna Anadoluda "deste", "tutam" şeklinde adlar da verilir. Deste sözü farsçadan dilimize geçmiştir. Buna rağmen Kırgız lehçelerinde teste şeklinde aynı anlayış karşılığı olarak kullanılmıştır. Orakçılıkta, bu tutamların bir yeri vardır. Çünkü bir kaç desteden bir ekin demeti meydana gelir ve ondan sonra da bağlanırdı. Anadoluda buna, bağ, bağlam adları da verilmiştir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 12:02   #26
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

ANIZ VE TÜRKLER:

1. Anız sözünün aslı:

Eski türkçedeki anğız deyiminden gelir. Kaşgarlı Mahmud bu deyişin anlamını şöyle anlatır: "Buğday ve buğdaya benzer şeyler biçildikten sonra, tarlada kalan köke yakın biçilmiş saplar ve köklerdir".

Anadoluda da bu deyim, anız veya anğız şeklinde söylenir. Anız sözünün "Anadoludaki anlayışlarını şçyle sıralayabiliriz.
a) Ekinin biçilmesinden sonra, tarlada kalan, köklü sap kısmı.
b) Ekin biçildikten sonra, sürülmeden boş kalan tarla.
c) Mahsul kaldırıldıktan sonra, ekilmeyerek nadasa bırakılan tarla.

Yukarıdaki ana karşılıklardan doğmuş diğer yan anlayışlar ise şöyledir:

a) Mısır sapı
b) tarla kenarındaki otlar
c)İğde ve karaçalının dikeni
d)Tarla kenarlarında sınır yerine geçen, hendek ve set şeklindeki tümsekler.
e) Ekin biçme zamanındaki sebze mevsimi
f) Sonbaharda tarla bozumu ve hasat zamanı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 12:08   #27
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

2. Anız ile ilgili işler:

1- Anız biçmek: Ekin biçildikten sonra, tarlada kalan saplarla, arasında kalan otları biçmek.
2- Anız bozmak, anız kaldırmak: Ekini kaldırılmış, anızlı tarlayı sürmek.
3- Anız sürmesi: Biçildikten sonra, yerde kalan döküntülerle, kendiliğinden yetişen ekin.
4- Anızlama: Ağacın kesilmesinden sonra, dibinde kalan kısmı.

Bu örneklerden de anlaşılıyor ki, Anadoluda anız hakkında, çok köklü ve derin bir bilgi vardı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 12:12   #28
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Ortaasya Türklerinde anız:

Ortaasya Türklerinde ise, anız anlamına gelen anğız sözü, temel ve ana anlayışından ayrılıyordu. Örneğin Kırgızlara göre anğız, tarla sürülmekte olan topraktır. Kısır anğız ise, sürülmemiş tarla, kıraç yerdir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 13:03   #29
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

Eski Anadolu metinlerinde anız:

Eski Anadolu metinlerde, anız için verilmiş çok güzel karşılıklar vardır. Anadolu halk ağızları ile Kaşgarlı Mahmudun verdiği açıklamalara uyar: "Ekin biçildikten sonra yerde baki kalan anız", "Tahıl biçildikten sonra yerinde kalan sap" gibi açıklamalar, bize bu gerçeği gösterir. Ekin biçildikten sonra, tarladaki anız, bazı yerlerde ise yakılır. Bu "anızı ateşleme" işine, İranlılar "ateş-i dihkan" derlerdi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2009, 13:20   #30
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türklerde Ziraat

BAŞAKLAMA VE BAŞAKÇILAR:

1. Başaklama:

Başaklama, çok eski bir Türk ziraat geleneğini gösteren bir sözdür. Ekin biçildikten sonra demetlere giremeyen ve tarlada kalan başaklar, bunları toplamak zahmetine katlanan fakir köylülerin hakkı olarak görülmüştür. Artık başakları toplayanlara da, Türkler arasında, başakçı adı verilmiştir. Doğal olarak, bu arada ihtiyacı olanlar, tarladaki saman döküntülerini de toplayabilirdi. Başaklama işi, Türkler tarafından bir nevi pay mahiyetinde görülmüştür. Ortaasyada bu başakçılığa, "paya" diyenler de vardır. Bu sözün "sap" anlamına gelen farsça "paye" sözünden gelmiş olması ihtimaldir. Nitekim Kırgızlar, ekin biçildikten sonra tarlada kalan anız ve samanı toplama işine, farsçadan bozulmuş maya deyişini kullanırlardı. Başaklama işinin asıl farsça karşılığı, feca ve pesaçin sözleridir.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Türklerde Kımız kobali Türk Mutfağı 12 04-10-2009 18:22
Türklerde Peynir. kobali Türk Mutfağı 1 04-09-2009 12:26
Türklerde Yelpaze kobali Giyim Kuşam 1 04-06-2009 16:06
Türklerde ayna kobali Giyim Kuşam 6 01-05-2009 18:03


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 00:55.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56