Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Yazılar ve Ağbetik

Yazılar ve Ağbetik Başkalarına ait makale veya ağbetik paylaşımı

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 06-12-2010, 20:27   #1
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Filistin'e ilginç bir bakış

Türkiye; tarihi bilmeyen, demokrasi kavramından uzak bir aşiret ve cemaat zihniyetiyle yönetiliyor.

Öncelikle, Recep Bey'in takıntısı gibi görünen Filistin konusuna göz atalım. Tanıyan arkadaşlarım bilirler, 2004 yılında Filistin'deki uluslararası güçte görev yaptım, bu dönemde ölmeden önce 2 defa görüştüğüm Arafat'ın İsrail tarafından öldürülüşüne, sonrasında Gazze'de Hamas liderleri şeyh Yasin ve Rantisi'nin Filistinlilerin para karşılığı yaptıkları yardımla İsrail tarafından öldürülüşüne tanık oldum ve o karmaşa içerisinde düzen sağlamaya çalıştım. Dolayısıyla değerlendirmelerim o havayı yaşayan birine aittir. Televizyonlarda, TBMM'de, grup toplantılarında, basın - yayın organlarında olayları yerinde yaşamadan ahkam kesenlerden farklı düşünüyor olabilirim.

Filistin devletinin kurulmasını dünyada isteyen (Filistinliler dahil) tek ülke var mı ? Bunun için ilk olarak Filistin'in çevresindeki Arap ülkelerine bakalım.

Önce Ürdün'e ele alalım. Ürdün'le Filistin'in sınırını Ürdün nehri oluşturur. Bu nehrin batı tarafı (yani Batı Şeria) Filistin'e aittir. Amman dışındaki tüm Ürdün şehirleri ise bu nehrin doğusu (yani Doğu Şeria)'ndadır. Ürdün nehrinin doğusundaki şehirlerde yaşayanların hepsi Filistinlidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, Ürdün nehrinin doğusundaki tüm şehirler Filistin’e katılır, dolayısıyla Ürdün tarihe gömülür. Ürdün diye bir suni devlet kalmaz. Bu nedenle Ürdün, Filistin devletinin kurulmasını kesinlikle istemez. Nitekim İsrail'le yaptığı anlaşmalar bu yöndedir.

Gelelim Suriye'ye. Suriye halen Golan tepelerinde İsrail'le savaş halindedir. Golan tepelerini gören arkadaşlar bilirler. İsrail'in ve Filistin'in tek su kaynağı burasıdır. Ortadoğu çölünde cennet gibi bir vaha olan Golan tepelerindeki su kaynakları, bu tepenin hemen güneyindeki Galile gölüne toplanır ve bu su uygun kanal ve borular vasıtasıyla 350 km. güneydeki Akabe körfezine kadar olan tüm İsrail ve Filistin yerleşim yerlerine götürülür. Golan İsrail devleti ve Filistin için hayatidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, İsrail'in Batı Şeria (Filistin)'da bulunan 16 Tugayı Golan tepelerine, yani Suriye sınırına getirilir ve bu güç, Suriye'nin savaşı kaybetmesine neden olur. Dolayısıyla Suriye, Filistin devletinin kurulmasını ve İsrail'in Batı Şeria'dan birliklerini çekmesini istemez. Tüm gayreti bu yöndedir.

Gelelim Mısır'a. Gazze'ye giriş - çıkışlar, Mısır'ın Sina yarımadasında bulunan Refah sınır kapısı vasıtasıyla olur. Mısır, bu kapının kapalı tutulması ve Gazze'nin tecridi için her yıl ABD'den 3 milyar dolar rüşvet alır. Ayrıca, Gazze'yi, dolayısıyla Hamas'ı kontrol altında tutarak yaramazlık etmemelerini sağlamanın diğer bir mükafatı olarak, ABD ve İsrail'in tam desteğiyle ve fiili çalışmalarıyla Arap aleminin sözde liderliğini yürütür. Bugün Filistin devleti kurulsun, Mısır bu gelir kaynağını, ABD ve İsrail'in desteğini ve en önemlisi de ilerde Gazze'yi kendi topraklarına katarak Gazze'deki zengin yeraltı kaynaklarını kullanmaktan mahrum olur. Bu nedenle Mısır, Filistin devletinin kurulmasını kesin olarak istemez.

Diğer tüm Arap ülkelerinin yöneticilerinin hepsi, ABD ve İngiltere'nin kontrolündedir ve hiç bir Arap ülkesi Filistin devletinin kurulmasına izin vermez.

FİLİSTİN HALKI VE TÜRKİYE’NİN İSRAİL DESTEĞİ
Saydığımız tüm bu Arap devletlerinin halkının, ellerinde Recep Bey'in posteriyle gösteri yapmaları bir şey ifade etmez. O halkların devlet yönetimini belirleme ve politikaya yön verme gibi bir rolleri yoktur. Çünkü o ülkelerde demokrasi yoktur. Onlar sadece reayadır. Yasama, yürütme, yargı gibi yetkiler başlarındaki tek adamda toplanmıştır. Bizim Recep Bey'in özentisi de zaten budur. Dolayısıyla o gösteriler gerek o ülkeler ve gerekse Türkiye için bir anlam ifade etmez ve sonuç getirmez. Sadece Türkiye'deki irticacılar ve AKP'nin reayaları için seçim malzemesi olur.

Gelelim Filistin halkına. Filistin devletinin kurulmasını istemezler. Devlet kurulursa, çoğunluğu Norveç olmak üzere dünyanın dört bir tarafından gelen oluk gibi parasal yardımlar hemen kesilir. Bu paralar halen Filistin hükümeti ve El Fetih tarafından kullanılmakta, % 1-2'si halka yansıtılmaktadır. Bugün Filistin devletini kurun, paraların bölüşülmesini ve aşiretlerin yönetimi ele geçirmesini hedef alan iç savaş başlar ve daha kanlı bir coğrafya görürsünüz. Şu anda Filistin’de günlük olarak yaşanan her 20 asayiş olayının 1-2'si İsrail’le, kalanlar Filistinli aşiretlerin kendi arasındadır.

Gelelim Türkiye'ye. Türkiye, daha kuruluşundan itibaren İsrail'in hamisi olarak görevlendirilmiştir. 1947 yılında İsrail devletinin kurulmasını planlayan ABD, 1946 yılından itibaren önce bu bölgede İsrail'i koruyacak hami bir devlet aradı ve Menderes ve yandaşları ile anlaşarak bu devletin Türkiye olmasına karar verdi. İlk iş olarak, çok partili döneme geçiş için Türkiye'yi zorladı. Bu arada, 1948 yılında Filistin devletini ortadan kaldırdı. Sonra, 2 yıl gibi kısa bir sürede, Menderes ve yandaşlarını çok büyük paralarla ve barış gönüllüleri adı altında Türkiye'ye soktuğu ajanları vasıtasıyla destekleyerek, iktidara taşıdı ve hemen gizli birçok anlaşmaya imza attırdı. Bu anlaşmalardan sadece bir adedi, 50 yıllık olup 2000 yılında süresi dolan, Türkiye'nin güneydoğu bölgesinde petrol çıkarma haklarının ABD şirketlerine verilmesiydi. Daha birçok gizli anlaşmadan sadece birisi bile tam bir ihanet belgesidir. Bundan sonra işbaşına gelen tüm hükümetlere ABD tarafından vize verilmesinin ilk koşulu İsrail'in hamiliğiydi. Recep Bey de bunu yapmış, ABD'deki Yahudilerden madalyalar almıştır.

Recep Bey'in son bir kaç aydır İsrail’le uğraşmasının nedeni Filistin ve Hamas değildir. İsrail'in, İHH'nın Avrupa'daki faaliyetlerini ve AKP ile yakın ilişkisini öğrenerek, MOSSAD vasıtasıyla, AKP hükümetini devirmek için Türkiye'de yaptığı tezgahlar ve bu tezgahın Recep Bey ve ekibi tarafından öğrenilmesidir. Recep Bey eğer Filistin devletinin kurulmasını istiyorsa, Kudüs'teki konsolosluğu büyükelçilik seviyesine yükseltsin de görelim o zaman bu konudaki icraatını. Kudüs konsolosu doğrudan Dışişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Gerçekten Filistin devletinin kurulmasını isteyen Türk Hükümeti bu konsolosluğu büyükelçilik seviyesine çıkararak Filistin'i tam bir devlet olarak tanır.

RECEP BEY’İN ASIL AMACI
Recep Bey 'in tek derdi, referandum ve seçim öncesinde, Hamas'ı ve özellikle halkın dini duygularını sömürerek ve kullanarak iç politikada dikkatleri işsizlik, ekonomik çöküntü, hukuk ihlalleri, ülkenin kaynaklarının yabancılara peşkeş çekilmesinden uzaklaştırarak iktidarını devam ettirmektir.

Filistin halkının Türk Milleti'ne nasıl ihanet ettiğini, İngilizlerle anlaşarak, Türk Ordusu'na su ve yiyecek taşıyan Filistinlilerin, İngilizler tarafından verilen zehirleri bu su ve yiyeceklere nasıl kattıklarını unutmadan ve ihanetlerinin değişik boyutlarını görmek için Falih Rıfkı Atay'ın "Zeytin Dağı" kitabını okumak yeterlidir. Recep Bey ve yandaşlarına da bunu tavsiye ediyorum.

Haydar Ateş
E. Kurmay Albay
Odatv.com
--
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-13-2010, 22:54   #2
KEMALİST
Otağ Sorumlusu
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 283
Varsayılan Cevap: Filistin'e ilginç bir bakış

Recep bey bu olayları ne zaman halk oylaması ve seçim olsa her zaman yapıyor. Bizim halkımızın dini duygularıyla oynamasını çok iyi biliyor. Halkımız artık gözünü açmıştır. Bu tür kandırmalara gelmiyor.
__________________
UYAN DOSTUM UYAN KARANLIK UYKUNDAN
KEMALİST isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-18-2010, 00:42   #3
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,182
Varsayılan Cevap: Filistin'e ilginç bir bakış

'İsrail'e taviz' çanları çalıyor

"Ne zaman İsrail karşıtı rüzgara kapıldıysak bilin ki aleyhimize taahhüdün arifesindeyiz."
Akşam Gazetesi Yazarı Gürkan Hacır'ın köşe yazısı;

Psikolojik devlet: İsrail

Bitmek tükenmek bilmeyen İsrail sorunu yine bizi vurdu. Ve bir anda anti-İsrail rüzgarı tüm ülkeyi kapladı. Tüketim ürünlerine boykottan askeri müdahaleye kadar her türlü yöntem konuşuluyor. Ama sıkı durun... Biz, ne zaman İsrail karşıtı bir rüzgara kapıldıysak bilin ki aleyhimize bir anlaşmanın veya taahhüdün arifesindeyizdir

İsrail, siyonizmin babası Herzl'in kurduğu idealler üzerinden gittikçe büyüyor, büyüdükçe saldırganlaşıyor. Yarattığı askeri güç ise tamamen psikolojik savaşın eseridir. Biz, ne zaman İsrail karşıtı bir rüzgara kapıldıysak bilin ki aleyhimize bir anlaşmanın veya taahhüdün arifesindeyizdir.

Türkiye'de en güçlü anti-siyonist olarak bilinen Prof. Necmettin Erbakan'ın İsrail'le en fazla işbirliği anlaşması imzaladığını hatırlayın. Adnan Menderes, Turgut Özal; kim İsrail'e karşı sert bir söylem geliştirdiyse bilin ki kapı arkasında sözleşmeler imzalanıyordur.

DEĞİŞMEYEN HALİMİZ

Bakın Osmanlı'dan bu yana değişmeyen halimizi siyonizmin kurucusu Herzl'in anılarından okuyalım.
'İzzet birden esrarlı bir havaya büründü ve bana arkadaşça tavsiyelerde bulundu: 'Bu memlekete maliyeci olarak giriniz, sonra ne isterseniz yapabilirsiniz' (Bununla şunu demek istiyordu: Biz sizin ne istediğinizi biliyoruz ve buna muhalefet edecek değiliz. Ne Sultan ne de etrafındaki işadamları para bulabiliyor, dikkatli davranmak zorundayız, aksi halde alaşağı ediliriz) devam etti:

'Maliyemizi elinize alınız. O zaman patron olursunuz. Önce en mükemmel iş olan maden işine girişiniz. Bizim cevap bile vermediğimiz yüzlerce binlerce talep var bu konuda. İmparatorlukta bütün mevcut madenlerin işletilmesi size teklif edildi, kabul etmez misiniz? Ondan sonra bankacılığa el atarsınız. Lüzumlu bütün imtiyazlar size verilecektir. Bu böyle bir şekilde yapılacaktır ki, Osmanlı Bankası hiçbir şeyden şüphelenmeyecektir. Sonunda sizin kolonizasyon talebiniz hususunda ne yapılabileceğine karar veririz.'

Bu fikir bana son derece parlak göründü. Zira gözlerinin önüne paraları sürmek için bana fırsat veriliyordu. Otele döndüm. Dün sabah çok erken kalkarak Saray'a gitmeye hazırlandım, zira gemi saat 10'da kalkacaktı. Bagajlarımız akşamdan hazırlanmıştı. Sultan'ın misafiri olduğumu belirtmeme rağmen Saray'dan kimse gelmediği için otelin hesabını ödedim. Adamıma ben gelmeden bagajları gemiye çıkarmamasını tembih ettim. Çünkü Sultan'ın ne yapacağı belli olmazdı, belki de ayrılıp gitmeme müsaade etmezdi. Burada beklenenle olanlar hiç birbirine benzemiyor. Mamafih olaylar bambaşka cereyan etti. Muhtemelen ileride ben bu imtiyazı elde edeceğim, bunun ne zaman olacağı belli değil. Belki de Türkiye, 'Kuvvetler' tarafından taksim edilmeden ele geçiremeyeceğiz.' (Siyonizmin Kurucusu Theodor Herzl'in Hatıraları ve Sultan Abdülhamid / Ergun
Göze- Boğaziçi Yayınları 1995 1.Baskı )

PARANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ

Durun... Sadece biz değil, Filistinliler de paranın dayanılmaz cazibesine kapıldı...

Tarih, 1943 Temmuz. İkinci Dünya Savaşı'nın en kanlı günleri. Nazi partisinin aklında nihai çözüm vardı. Yani kıta Avrupası'ndaki Yahudilerin zorunlu göçü. Peki nereye? Önce Madagaskar Adası'na. Ama orası elverişsiz bulundu. Başka neresi olabilirdi? Siyonistlerin de bayılacakları bir yer akıllara geldi! Filistin. Yani vaat edilmiş topraklar. Nazi parti yetkilileri, Kudüs Müftüsü Emin El-Hüseyni'yi buldular. Onu Almanya'ya davet ettiler. Ve Avrupa’daki Yahudilerin, Filistin'e yerleşmesini istediklerini ilettiler. Emin El-Hüseyni yüklü miktarda para istedi. Nazi partisi kabul etti. Adolf Hitler'le de bir araya gelen Emin El-Hüseyni bitmek tükenmek bilmeyen Arap-İsrail savaşının da son devredeki başlama vuruşunu yapmış oldu. (Emin El-Hüseyni'nin eski bir Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğunu ve Yaser Arafat'ın amcası olduğunu da ekleyeyim.)

Ve akın akın Filistin’e yahudi göçü başladı. Bu arada Nazilerin bu kararına en büyük desteği de siyonistlerin verdiğini ve Hüseyni'ye ödenen paranın büyük kısmının siyonistler tarafından karşılandığını da ekleyeyim.

FİNANS VE MEDYANIN GÜCÜ

Siyonizmin babası Herzl 1895'de yazdığı romanın nasıl fiiliyata geçtiğini göremedi. Anılarını
16 Mayıs 1904'te tamamladı. 2 ay sonra kalp krizinden öldü. Cenazesi yıllar sonra 1949'da devlet töreniyle İsrail'e defnedildi. İsrail, Herzl'in kurduğu idealler üzerinden büyüyor, büyüdükçe saldırganlaşıyor. Yarattığı askeri güç ise tamamen psikolojik savaşın eseri. İsrail aslında psikolojik bir devlet. Yani gücünün çok üstünde bir psikolojik etki yaratmayı başaran devlet. Bunu da iki şeyi sürekli elde tutarak yapıyor; 1-Finans kapital, 2- Medya.

Bakın Herzl'in anılarını derleyen Ergun Göze ne diyor? 'Bu savaşların belki en gayriresmisi, daha şiddetlisi, haberleşme organlarında, propaganda sahasında cereyan etti. Bu propagandanın her vesileyle işletneni elbette Nazi zulmü ve kamplarda masum insanlara yapılan işkenceler bölümüydü. Yıllarca tefrika edildi; roman, hikaye, piyes, film haline getirildi. Batı'nın propaganda organlarının iç yüzünü Herzl yazmıştı... İngiliz-Boer Harbi'nde Yahudilerin kontrol ettiği basın, Boerleri tutmak için büyük miktarda rüşvet almıştı. Bu sefer de aynı şekilde Arapların uğradığı zulmü bir yana bırakıp, İsrail'i tuttular!..

BOYKOTÇULARA TAVSİYE

Yahudi mallarını boykot etmeye hazırlananlara tavsiyem; bu, Fransız veya İtalyan mallarını boykot etmeye benzemez. Bir kez daha düşünün. Çünkü, sadece su içmek durumunda kalabilirsiniz. O da eğer oturduğunuz şehirdeki su şebekesini bir Yahudi sermayesi satın almadıysa!.. Aklınıza gelen ne kadar tüketim maddesi varsa hemen birçoğunda Yahudi sermayesi vardır. Basın dünyasına hiç girmiyorum. Bütün büyük TV kanalları ve Hollywood, Yahudi sermayesi üzerinde şekillenir. Yahudi soykırımını işleyen hemen bütün filmler ödüle boğulmuştur. Yahudiler parayla kurdukları hegemonyayı psikolojik taarruzla devam ettirdi. Peki bu sürede biz ne yaptık? Hep öldük. Evet sadece ve mükemmel bir şekilde öldük... Dün Çanakkale'de, Galiçya'da, Yemen'de... Bugün de Mavi Marmara gemisinin içinde, Akdeniz'de...

SİYONİZMİN KURUCUSU HERZL

Theodor Herzl, siyonizmin kurucusudur. Yarattığı idea, Yahudilerin kutsal topraklarda bağımsız bir devlet kurması fikrine dayanıyordu. 1895'te Paris'te bir 'roman' yazmaya başladı. Kurulacak Yahudi devleti kurgusunu bir roman olarak görüyordu. 'Roman fiile geçirilmese bile fiil romana geçirilir' cümlesi ona aittir. Daha önce yazmıştım, Herzl yurt edinebilmek için kurduğu hayali ilk kez Basel'deki 1. Siyonist Kongresi'nde dillendirmişti. Osmanlı'nın mali krizini değerlendirip para karşılığı toprak alma isteği vardı. 1900'lerin başında defalarca İstanbul'a geldi. Sultan 2. Abdülhamid'le görüştü. Sarayda rüşvet ilişkisine girmediği kimse kalmadı. Dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış Yahudilerin Filistin bölgesine topluca göçüne ve ikametine izin verilmesini istiyordu. Herzl'e göre borç batağına saplanmış Osmanlı'yı para karşılığı ikna etmek kolaydı.

TARİHİMİZE BİR BAKALIM

Tarİhİmİzden örnek mi? Anlatacağım. Ama önce kısa bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Son 15 yılda yaşadıklarımızı alt alta yazar mısınız?

1999 Şubat'ında Apo'nun (Mossad'ın organizasyonuyla) paketlenip bize teslim edilmesi.
İktidarda MHP olmasına ve hakkında idam kararı verilmesine rağmen idam edilememesi.

İdam cezasının hemen ardından kaldırılması.

Dev finans kuruluşlarının aniden hareketlenmesiyle patlak veren büyük ekonomik kriz...

Ecevit hükümetinin alaşağı edilmesi. Şimdi Baykal'ın harika bir tezgahla indirilmesi!..

Ve nihayet Fethullah Gülen'in İsrail'i haklı çıkaran konuşması...

Başbakan'ın Mavi Marmara katliamından sonra İsrail hakkındaki sert sözlerini işitince, 'eyvah' dedim. Yine ne tavizler vereceğiz bakalım...

İsrail adım adım ilerliyor

06.06.2010 12:11:00


http://www.internetajans.com/default.asp?nid=97009
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Ergenekon'da ilginç ilişki Tanrıkut Türkiye'den Haberler 0 01-17-2009 23:06
ilginç bir olay Tanrıkut Türkiye'den Haberler 0 05-20-2008 09:46
ilginç bir tesadüf:kargocu kızın hikayesi KünAy Yazılar ve Ağbetik 1 12-13-2007 18:53
Ilginç Bir Saptama BEYATLI Serbest Kürsü 5 09-18-2007 22:18


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 22:13.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56