Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Türk Harsı(Kültürü) ve Tarihi > Gelenek Görenek Töre

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 12-12-2015, 00:59   #51
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

4-Mağara evleri ve mabedleri

Uygurların mağara evleri ve içleri: Bilindiği gibi, mağaralar içine mabedler yapma düşüncesi, -anafikir olarak- Buda dininin geleneklerinden geliyordu. Bu gelenek, Çine doğru uzanıyor ve ilk basamak olarak da, kendisini Çinin batısındaki Tun-huang şehri ile, çevrelerinde gösteriyordu. Bilindiği üzere Tun-huang, Çinin Ortaasyaya açılan en önemli bir kapısı idi. Ortaasyaya yapılan Çin akınları, bu bölgeden başlıyorlardı. Bu sebeple, büyük Çin askeri garnizonları da, bu bölgede konaklamışlardı. Tun-huang valisine de bir nevi "Ortaasyanın genel valisi" gözü ile bakılıyordu. Çünkü bütün ticaret yolları ile, batı bölgesinin gözetilmesi de , hep bu valinin vazifeleri arasına giriyordu. Çin orduları ile ticaret yollarını beslemek ve korumak için de, bu bölgeye oldukça kalabalık olan Çin kolonileri yerleştirilmişti. "Bin-Buda" mabedleri adı verilen, mağara mabedleri de, yine bu bölgede yer almışlardı. "Ortaasya ve Çin kültürlerinin benzeşmesi"de, yine bu bölgede başlıyor ve Çinin içlerine doğru yayılıyordu. Bilindiği üzere ÇÖine Budizm, Ortaasya yoluyla girmişti. Daha doğrusu Buda dini, Ortaasyada yeterli bir gelişme derecesini bulduktan sonra, Çine yayılmıştı.

Turfandan başlayan Buda dini, ilk konak olarak "Bin Buda mabed" lerinin bulunduğu, Tun-huangda konaklamıştı. Bundan sonra Çinin içlerindeki Yün-kang çevrelerindeki "mağara mabedleri" ile, en üst gelişme seviyesine erişmişti. Bu kısa girişi, Turfan bölgesindeki mağara mabedleri ile, mağaralar içine yapılmış olan evleri, daha iyi anlayabilmek için yapmış bulunuyoruz.

1Mağara evleri" yapmak için, Turfan bölgesinin arazisi ile iklimi çok uygundu. Ovanın içinde alçak tepeler uzanıyor ve bu tepelerin yamaçları da, dik dönemeçler yapıyorlardı. Tanrı dağlarından inen büyük seller, mağara evleri yapmağa uygun, girintili ve çıkıntılı kalker tabakalar bırakmışlardı. Bu sebeple Turfandaki arazi, Buda dininin geleneklerine uygun ve yeni mağara evler yapmak için de çok elverişliydi. Konunun araştırmanları bu konuda şöyle diyorlardı:

"Mağara ev yapma geleneği, fakirlik vce yoksulluğun bir işareti değildi. Aksine mağara evler insanları, yazların sıcaklığından ve kışların da souğundan, en iyi koruyan mesken tipleriydiler. Hele bu mağara evlerinin içleri, türlü freksler, tablolar ve çeşitli konfor ile süslenmiş ise, Buda dininin girmiş olduğu her yerde, mağara evi yapma geleneği vardı. Nitekim bu gelenek, Tanrı dağları eteklerinden başlayarak, Batı Türkistan ve Afganistana kadar uzanıyordu.

Türklerde mağara evleri yoktu. Hayvancı Türklerin günlük hayatları ile yiyecek ve içecekleri, Buda dininin esaslarına uygun dfeğildi. Çünkü Türklerin güçlü kesimleri, daha çok hayvancı idiler. Onların günlük yiyecekleri de, et ve süt ile ilgiliydi. Et ve süt ise, Buda dini tarafından yasaklanmıştı. Ayrıca bir mağaraya bağlanıp kalmak, hayvancı kavimlerin yaşayışlarına uygun bir alışkanlık değildi. Nitekim M.S. 572 den sonra Göktürk Kağanı Tabo Kağan ile Bilge Kağan, Buda dinini almak için, bazı girişimlerde bulunmuşlardı. Fakat bu istekleri, Türkler arasında büyük bir isteksizlik ile karşılanmıştı. Bilge Kağan ile büyük veziri Tonyokukun, bu konudaki sert tartışmalarını, "Türklerde şehir hayatı" ile ilgili kitapta geniş olarak bahsedilmiştir.Bilindiği üzere Türklerce mağara karşılığı olarak en çok söylenen söz, "in" idi. İn denince akla gelen ilk şey, "hayvanların yaşadığı" bir yer oluyordu. XI. yüzyıl Türkleri, yani Selçuk çağının başlarında, Ortaasyada yaşayan Türkler ise mağaraya, "üngür diyorlardı. Aslında bu söz, bir "boşluk" demektir. Uygur yazılarında ise bu söz, "karın boşluğu" anlayışına geliyordu. Üngürmek de, "değiştirmek, deldirmek" anlamında söyleniyordu. Fakat Ortaasyanın batısındaki Türklerde ise bu söz, daha çok bir "mağara" demekti.
Nitekim Kutadgu Biligde, "mağara duran ve dua eden bir din adamı" için, "üngürde turuglı" deniyordu. Ancak burada adı geçen mağara , buda dininde olduğu gibi, süslü muhteşem bir mağara evi veya tapınağı değildi.

Fakat Batıdaki Türkler de, Uygurların bu güzel mağara ev veya mabedlerini tanıyorlardı. Bu mağara evlerini ise, "kerem" adı ile anıyorlardı. XI. yüzyıl Türklerine göre "Kerem yer altında kazılmış olan bir mağara veya izbe" demekti. Kaşgarlı Mahmuda göre bu söz türkçe değildi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 09:58   #52
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

Evin içinin çadır gibi döşenmesi ve yapılması

Mimarlık tarihi üzerine çalışanlar, daha çok taş ve toprak ile kubbe ve tonoz yapma tekniğine büyük bir değer verirler. Yapı tekniği her memleketin iklim şartlarına ve malzeme imkanlarına göre gelişmiştir. Doğal olarak buna, dış kültür etkileriyle, insan ruhunun gelişme ve yenilenme isteklerini de katmak gereklidir. Evin iç döşemesiyle iç yapısı ise, eski ve köklü geleneklerin bir aynası ve yaşam alışkanlığının bir devamıdır. Uygurlardan önce, yani M.S. 840 yılına kadar Turfan bölgesinde, Batı Türkistan ile eski Hint kültür baskıları daha çoktu.

Buna "İran-Hint" kültür çağı diyenler de vardır ki bu görüş, tamamen yanlıştır.
Bir defa, "Batı Türkistan, İran değildi." Gerçi eski Batı Türkistanda, İran dillerinin bazı kolları konuşuluyordu. Fakat Batı Türkistan, coğrafya, askerlik sıtratejisi ve ekonomik zenginlik bakımından, Ortaasyanın bir parçasıydı. Yine her çağda, Batı Türkistanın yerlileri, Çine kadar uzanan Ortaasya ticaret şehirlerine yayılmış ve iç Asyanın birer yerli halkı gibi olmuşlardı. Bunların dışında, Afganistan yoluyla, Hindistan kültürleri ve ticareti ile olan ilgilerin köprü başı da, yine Batı Türkistan olmuştu.

Turfan bölgesinde görülen kişilere ait mağara evler, diğer yerlere göre, sayıca daha çoktular. Doğu Türkistanın diğer yerlerindeki mağara evler ise, genellikle mabed olarak kullanılıyorlardı. Turfandaki evler, çoğu zaman tek tonozlu bir tavan ile yapılmışlardı. Tek ve geniş bir oda gibiydiler. Giriş yeri ise, ön kısımda yapılan bir balkon ile temin edilmişti. Dışarı ile olan temasları ise, merdivenlerin yardımı ile kurulmuştu. Bunlar daha çok tek cepheli evlerdi. Buna rağmen ayrı oturma yeri olarak yapılan evler ile mağara mabedleri arasında, oldukça geniş ayrılıklar vardı. Buda herhalde, "Buda dininin" eski geleneklerinin, mabedlerde daha uzun yaşamış olmasından, ileri geliyordu. Aslında Hindistandaki Öz Buda dini geleneklerinin, Doğu Türkistan gibi Hindistana çok uzak bir ülkede, ne kadar devam etmiş oldukları da çok şüphelidir. Ancak Budist mabedlerinde düzenlenen Buda dini merasimleriyle türlü gelenekleri, ana çizgileriyle belliydiler. Buda dinindeki sunaklar ile Tanrıların nerelerde yer alacakları da, aşağı yukarı yine rahipler tarafından, iyi biliniyorlardı.

Turfan ve Kuça'da, "çadıra benzeyen tek kubbeli mağara mabedleri" vardı. Bu mağara mabedlerinin kubbe kenarları yaygın olarak çiçek motifli süslü çerçeveler tarafından çevrilmişlerdi. Kubbenin ortasında ise bir baca vardı. Kubbe ile duvarlar ise Budist Mitolojisinden alınmış freksler ile süslenmişlerdi. Bu mabedler, yapı ve şekil bakımından gerçekten eski "Türk çadırlarını" andırıyorlardı. Fakat bu tip eserler, Ortaasyadan ta Afganistan'a kadar uzayan, bir gelenek halinde yayılmışlardı. Türkler ile içiçe yaşamış olan bu şehirler ile yapılarda, çadır geleneklerinin etkilerini görebilmek, elbetteki normaldir. Yanyana ve içiçe yaşamış olan kavimlerin, kültürleri arasına, kalın bir duvar çekmek ise, insanoğlunun yaradılışına aykırıdır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 10:16   #53
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

TÜRK EVLERİNİN YAPI MALZEMELERİ

1. Alçı ve alçı işi

Turfan ovasındaki Uygur çağına ait evlerin birçoklarında alçı ve alçı işlerini çok görürüz. Özellikle zenginler ile devlet ileri gelenlerinin evlerinde. Bu evlerin duvar döşeme ve tavanları alçı ile yapılmıştı. Alçı sürüldükten sonra üzeri iyice cilalanmıştır. Duvarlara sürülen alçının kalınlığı, üç santim kadardı. Tavanlar da, alçıyla kaplanırdı. Çiçekli bir göbekten gelişen süslemeler. etraflarına doğru yayılıyorlardı. Alçı üzerinde Anadoluda ki söylem; acı kireç şeklindedir. Kuzey Türklerinde yani Kazan bölgesinde alçılamak eylemine"akşarlamak" deniyordu.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 10:50   #54
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

2.Çivi ve çivileme

Bilindiği gibi çivi, hem demirden hem de ağaçtan yapılır. Kazık da, aynı zamanda bir çiviydi. Bu nedenle eski Türklerdeki bu anlayışlar, çoğu zaman birbirine karışmıştır. Örnek olarak Uygurlarda "talguk" sözü, hem çivi hem de kazık anlayışını karşılıyordu. Bir Uygur yazısında, "beş yüz demir kazık veya çivi" den yani, " beş yüz temir talguk" , denmek yoluyla söz açılıyordu. Herhalde bu "talguk" sözü, dalmak ya da daldırmaktan gelen bir deyiş olsa gerekti. XI. yüzyılda Ortaasyanın batı kesimlerinde oturan Türklerde ise, aynı deyişin anlamının, biraz daha değişmiş olduğunu görürüz. Bu çağda "talguk", baltanın sapını sıkıştırmak için çakılan çivi demekti.

Kazık ile çivi aslında zaman zaman eski Türklerce de biri birilerinden ayırd edilmişlerdi. Uygur Türkleri kazık için "kazguk" diyorlardı. Eski Uygur yazılarında "demir kazığı yere çakmak" karşılığı olarak, "temir kazukug yere tokısar" sözüyle karşılanıyordu. XI. yüzyılda Ortaasyanın Batı kesimlerinde oturan Türkler ise, herhalde "kazınmak" kökü ile ilgili olarak, kazık için "kazunguk" demişlerdi. Bu sözden alınarak "kutup yıldızı" için, "temir kazunguk" denmiştir. Bu; demirden yapılmış kazık demektir. Oğuz destanında ise bu, "kazuk" olarak görülmektedir.

Çivi için, Türkler tarafından söylenen diğer önemli bir deyiş de, "kadak" idi. Çivilemek de, "kadamak" fiiliyle söyleniyordu. Derleme sözlüğüne göre bu anlayış ile deyişler, Anadolu köylerinde yaşamaktadır. Anadoluda kadamak daha çok "çivi çakmak" için söyleniyordu. Altaylardaki Şor Türkleri çiviye "kadık; Çağatay Türk kültür çevresinde ise çivi için, "kadak" deniyordu. Bu deyiş sonradan Moğollar ile Moğolların Batı kesimlerinden olan Kalmuklara da geçmişti.

Anadolu köylerinde çivi için söylenen "eğseri" sözü de vardır. Arap-Fars kültüründen gelen "mıh, mıhlamak" sözü ise, XI. yüzyıllarda Batı Türkleri; Mısır-Kıpçak Türk kültür çevreleri arasında yayılmaya başlamıştı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 11:14   #55
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

3.Boru

Boru, en eski türkçede de boru diye söylenirdi. XI. yüzyıl kaynaklarına göre, "borı, okun ucuna geçirilen temrenin oyuğu ve halkası" demektir. "Hokka ve tas gibi şeylerin yarılmaması için ağzına geçirilen halka" için de "borı" denirdi. Görülüyor ki eski Türkler, halka ve oyuk için, borı diyorlardı. Üflenecek ve öttürülecek, içi boş boru için ise "borguy" diyorlardı. Bu daha çok bizim bugünkü "burgu" sözümüz ile ilgiliydi ve bu deyiş Mısır ile Kıpçak Türk kültür çevresinde de "burgu" olarak söylenirdi. Boruya bazı Türk çevrelerinde "burga" olarak yazılıp söylendiği görülmüşse de bunun yanlış söylendiği araştırma bilgilerindedir. Bir de "borı kırtık" deyişi vardır. Bu boynuzdan yapılan ve üflenerek çalınan bir boruydu.
Aslında buna "kurtak ve kartak" da deniyordu. Demirci ve marangozların kullandıkları burgu aletinin de, bu söz ile bir bağı vardır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 13:13   #56
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

4.Oluk

Oluk sözü, en eski çağlardan beri değişmeyerek günümüze kadar gelen kültür sözlerimizden biridir. XI. yüzyıl Ortaasya Türklerince oluk, ağaç kütüğünden yemlik gibi oyularak, içerisinde şıra soğutulan ve hayvan suvarılan yalak demekti. Yine bu çağda küçük kayıklar için de oluk deniyordu. Çünkü küçük kayıklar da ağaçlardan oyularak yapılıyordu. Oluk deme geleneği, Batı Türkleri ile eski Mısır ve Kıpçak Türk kültür çevrelerinde de. devam edip gitmiştir. Zamanla anlamlar biraz değişmiştir.Örneğin Kıpçak Türk kültür çevresinde oluk; "suyun hızla aktığı yer" demektir. Bazı Ortaasya Türklerinde ise, oluk yerine "oğluk" denir ki bu söyleniş, aslına daha uygun olsa gerektir. Elbetteki her kavim, yeni yerleştiği yerden birçok yeni deyişler almış ve geliştirmiştir. Bu sebeple Anadoluda dam olduğu için söylenen bazı yad sözler vardır. Ama Türklerin eski oluk sözü, Anadolu Türklüğünde her sözün esası ve anası idi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 13:30   #57
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

ÇATILAR

Çatı, bilindiği üzere çok eski bir Çin geleneğidir. Bu sebeple çatı, batıda daha azdır. Uygur mimarlığı ile ev yapma geleneklerinde çatı önemli bir yer tutmuştur. Çünkü Uygurların, Çin ile yakın ilgileri olmuştu. Bunun içindir ki batıdaki çatı yapma tekniklerini incelerken, Uygurların bu eski alışkanlıklarını da unutmamak gereklidir. Çünkü Ortaasya yoluyla bu konuda Batıya da bir çok şeyler geçmişti. Çinliler çatılarının alt bölümlerini "kao-liang" dedikleri bir darı çeşidinin sapları ile kaplarlardı. Bu saplar, çatının alt kısmının ana yapısını meydana getirirlerdi. Bu darı saplarının altı ve üstü, killi çamur dökülerek iyice kaplanırdı. Alt kısım, böyle iyice pekiştirildikten sonra, üzerine de tuğlalar serilirdi. Bilindiği üzere, Çin mimarisinde çatı tuğlaları yeşil çiniler ile yapılırdı. Bu bilgilerin çoğunu Uygurların duvar frekslerinden, yani boyalı resimlerinden öğreniyoruz. Ancak bunların, Uygurlardaki gerçek yaşam ile ne kadar bağları olduğunu ise, açık olarak bilemiyoruz. Uygurların çatı altları bugün Anadoluda "mertek" denilen teknik ile yapılıyordu. Fakat bu "tuğla çatı" sistemi, Anadoluya kadar gelememişti. İleri bir ziraat kültürüne sahip olan Uygurlarda, çatı yapımında, saman da önemli bir rol oynamıştır. Fakat Çinde saman geleneği yoktu.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 13:44   #58
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

DUVARLAR

Ortaasya şehirlerinde, yalnız şehirler değil, evler ile mabedler bile birer duvar ile çevrilmişti. Bu yüzden duvar yapma bilgisi Türkler için yabancı değildi. Çinde de yalnız şehirler değil, Köyler bile duvarlar veya çitler ile çevrilmesi gerekliydi. Bu duvarları yalnızca haydutlar için değil; gece dağdan inen kaplanlar için de hayati bir önemi vardı. Akşam olunca hiç kimse bu çitlerden dışarıya çıkmazdı. Çinde ev duvarları geniş olarak bambu ile dokunurdu. Ev yapmada daha çok ağaç tekniği hakimdi. Ortaasyada ise duvar yapımında değerli olan malzeme, daha çok pişmiş veya pişmemiş tuğlalar idiler.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 13:51   #59
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

TUĞLA VE KERPİÇ

Kerpiç sözü Türklerde oldukça erken çağlarda görülüyordu. Bu sözü Uygur yazılarında pek göremiyoruz. Çünkü onların yapı teknikleri daha başkaydı. XI. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olan Kaşgarlı Mahmud'un kitabında ise iki türlü kerpiçten söz edildiğini görmekteyiz.
1. Güneşte kurutulmuş kerpiç
2. Ateşte pişirilmiş kerpiç (tuğla)
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-20-2015, 14:00   #60
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,312
Post Cevap: Türk evi

1.Güneşte kurutulmuş kerpiç

Buna doğrudan doğruya kerpiç deniliyordu. Turfan ile diğer Batı Türkistan şehirlerinde de, bu çeşit kerpiçlerden bol bol yararlanılmıştı. Batı Türklerinde Çin tesirleri açık olarak görülmüyordu. Batı Türklerinin sahaları ayrıydı. XI. yüzyılda Ortaasyanın batısında "kuruduğu zaman, kuru bir balçık haline gelen ince kumlu çamur" çeşitleri de vardı. Kaşgarlı Mahmud bunlardan söz açıyor ve bu çamura Türklerin "liyü" adını verdiklerini söylüyordu. Bu söz tam anlamıyla çince bir söz idi. Tahminlere göre Türkler bu çamurla Çinin porselen tekniği ile ilgili eşyalar yapıyorlardı.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Gülenci astsubayın 'Işık Evi' itirafları Tanrıkut Türkiye'den Haberler 0 03-20-2009 19:07
Tarihi Türk Ile Başlatan Türk! Türk'ÇE Türk Dünyasından Haberler 4 10-29-2007 20:22
Türk Ismi Taşiyip Türk Deyince Ifrit Olanlara Bilgi! Türk'ÇE Türk Dünyasından Haberler 0 09-20-2007 23:22
Kazakistan'da Dede Korkut'un evi bulundu siyun_bike Türk Dünyasından Haberler 0 09-14-2007 15:18


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 16:02.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56