Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Toplumu Bilinçlendirme Çabaları > Serbest Kürsü

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 09-18-2007, 23:48   #1
Akçura
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,026
Akçura - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Adnan Menderes Masum Mu?

Menderesin ölüm yıldönümü.Binlerce evladımızı Koreye savaşa gönderen Menderesi Çin işkencesyiyle ölen Türk askerinin ahımı tuttu..?


Tarihimizin kanayan yaralarından biri uzak diyarlarda kaybettiğimiz evlatlarımızdır.Yemende,Galiçyada vb uzak diyarlarda Anadolu çocukları kimi zaman ne için savaştığını bile bilemeden kanını dökmüştür.En acısı ise bundan hiç ders almamış olmamızdır.Tek yaptığımız arkalarından ağıt yakmak olmuştur.Bunun yakın tarihteki en canlı örneği de Kore Savaşıdır.

İkinci Dünya Savaşının bitişiyle fillerin kavgası soğuk savaşla devam ediyordu.

Karşılıklı tepişmenin ve güç gösterisinin ilk örneklerinden biri de Kore topraklarında yaşanacaktır.Bir tarafta kızılların Koresi diğer tarafta güdümlü kapitalist kore.Aynı milletin çocukları birbirlerine karşı savaşıyordu.Dünyanın öbür ucundaki kore ile bizim ilgimiz neydi peki?

Türkiye İkinci Dünya savaşına girmemiş ve kağıt üstünde tarafsız bir politika izlemiştir.Bu sırada Balkanları ezen Almanya Edirneye dayanmıştı.Diğer ucumuzda ise haşmetli ve eski dost Sovyet Rusya.Türkiyenin her tarafa meyilli tarafsızlık politikası savaş sırasında rusları kızdırmış ve savaş sonrası Çarlığa özenen Stalin ,Kruşçev aracılığıyla sihirli sözleri bize mırıldanmıştır."Boğazlarda üs ve Kars-Ardahan istiyoruz."
Bunu duyan Türkiye soluğu ABD yanında almıştır.ABD asıl tehlike sürerken bize "Ruslar Almanyada bizim çocuklarımızı kurtardı.O yüzden onlara borçlıyuz.Sizi koruyamayız.gidin ruslarla anlaşın." demişti.

Ancak Türkiye pes etmedi.Ne yapıp ne edip Nato ya girmeliydi.

Menderes meclise dahi sormadan 5090 kişiyi Dünyanın öbür ucuna yollamıştır.Chp nin en azından bize bir danışsaydınız yollu basit itirazı para etmeyecektir. Savaş sonunda 741 şehit,234 tutsak 175 kayıp ve 2147 yaralı verecek olan Türk Birliğinin macerası 1950 Eylülünde İskenderun'da başlıyacak ve 1954'e kadar Kore de görev yapacaktır.Dökülen Türk kanlarına pahasına Türkiye tehlike geçtikten sonra Nato'ya alınacak halka ise yine ağıtlar yakmak kalacaktır.


http://www.habervatan.com/detay.asp?hid=10182
Akçura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-19-2007, 03:23   #2
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,177
Varsayılan Adnan Menderes Masum Mu?

Nurcular Menderesi said nursiyi hapisten çıkardı diye çok sever bu sebeple Sebataycı olmasına hiç değinmezler.
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2007, 20:40   #3
khalit26
Junior Member
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
İletiler: 4
Varsayılan Adnan Menderes Masum Mu?

Menderes... Ulu Önder'in ölümünün hemen ardından tüm hainliklerini kusanların içinde en ateşlilerdendir. Kendilerini aynı kefeye koyan ve bu memleketin başına gelen en büyük felaket olan 3 kişiden (Menderes, Özal ve Tayyip Erdoğan) birisidir.
Menderesi saymakla bitmez gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz kim olduğunu ve ne için, kim için, neler yaptığını.
Özal... Bugünkü sivil anayasa (!)'nın temellerini atan ve cumhurbaşkanlığı yapmış şahıs.
Erdoğan... Sivil anayasa derken şunu belirteyim, Apo köpeğinin zamanında Özel'a bir mektup yoluyla teklif ettiği ve ismini de aynen Sivil Anayasa diye koyduğu yasa. Özal yapamadı, Tayyip yapacak (!)
__________________
"Milli şuurun ayakta kalabilmesi için dil ve tarih alanlarında çalışmak mecburiyetindeyiz!"
......................M.Kemal ATATÜRK.......................
khalit26 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2007, 23:08   #4
SİBİRYA_KURDU
Konuk
 
İletiler: n/a
Varsayılan Adnan Menderes Masum Mu?

menderesten de inönüden de nefret ederim gün geçtikçe bu nefretimde de haklı oldugumu görüyorum
  Alıntı ile Cevapla
Eski 10-31-2008, 18:25   #5
Tanrıkut
Yönetici
 
Tanrıkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 2,177
Varsayılan yassıada tutanakları

MENDERES KÜRSÜDE

"Kesmezsen kestirmesini bilirim"

DAVA KONUSU:
"Yeni doğmuş gayri meşru çocuğu öldürmek ve bu suça azmettirmek."
Birinci oturum:
31.10.1960
BAŞKAN (SALİM BAŞOL): Sanıklar getirildiler. Bağlı olmayarak yerlerine alındılar. Müdafiler hazır. Yassıada'da duruşma salonunda açık olarak duruşmaya başlandı.
(Menderes'e): "Siz Ayhan Aydan'la münasebet tesis etmişsiniz. Bundan meşru olmayan bir çocuk dünyaya gelmiş. Sanık (Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi) Fahri Atabey'i azmettirmek suretiyle çocuğu öldürmüşsünüz.
MENDERES: Muhterem Reis Beyefendi, benim böyle bir suçla uzaktan yakından alakam mevcut değildir.
BAŞKAN: Ayhan Aydan sizinle olan münasebetini gizlememiş, hatta sezildiğine göre de biraz da yaymış. Herhalde zamanın Başvekili ile münasebet tesis etmekten iftihar duymuş olacak. Onun için apartman komşularına, arkadaşlarına vesaireye karşı bu münasebeti gizlemek değil, yaymak temayülü göstermiş (...) Fahri Atabey, sizin Ayhan'ın gebeliği, doğumun yaklaştığı hakkında telefon ettiğinizi söylüyor.
MENDERES: Katiyen hatırlamıyorum. Benim Fahri Atabey'e telefon edip "Bir şeyler yap" demem varit değildir.
BAŞKAN: Bunları bırakın, zorlamayın kendinizi...
MENDERES: Efendim?
BAŞKAN: Eğer ben "Kesin" deyince kesmezseniz kestirmesini bilirim. Siz tahrik etmese idiniz böyle gece vakti büyük bir hastanenin Başhekimi taa İstanbul'dan kalkıp yanına bir hemşire alıp devlet arabasına binerek bu zahmeti yapar mı idi? Sonra bir başka sual: Gerçi resmi arabaları bu makama oturanlar diledikleri gibi kullanabilirmiş, ama hiçbir zaman meşru olmayan bir münasebet tesis ettiği kadının kapısı önünde bekleyecek kadar olmamak gerekir. 2 numaralı araba orada imiş, çocuğun cenazesini 2 numaralı araba ile götürmüşler.
MENDERES: Çocuğun doğumu ve ölümü telaşı sırasında şoförden istimdat istemiş olabilirler.
BAŞKAN: Şu halde sizin haberiniz olmadan da 2 numaralı otomobil Ayhan Aydan'ın emrine amade gibi bir şey hasıl oluyor?
MENDERES: Öyle bir hengamede istimdat istemiş olabilirler. O da gitmiş olabilir.
BAŞKAN: Şimdi evli misiniz?
MENDERES: Kat'iyyen...
BAŞKAN: Evlisiniz, üç çocuğunuz var.
MENDERES: Evet evliyim, üç çocuğum var.
BAŞKAN: Bundan evvel Ayhan Aydan'ın çocuk aldırttığını diğer sanık Fahri Atabey kabul ediyor.
MENDERES: Çocuğu öldürmek değil, kanamalar dolayısıyla, rahim rahatsızlığı çekerdi sık sık, doktora giderdi. Düşürmüş olabilir.
BAŞKAN: Sonra Ayhan Aydan'dan sormadınız mı?
MENDERES: Ondan sonra Ayhan Aydan'ın yüzünü hiç görmedim.
BAŞKAN: Münasebetinizi niye kestiniz?
MENDERES: Bir başka münasebet tesis ettiğimi Ayhan onurlu bir insan olarak sezdi. Bendeniz de aynı hislerle kendisinin hislerini tahriş etmek istemedim.
BAŞKAN: O yeni münasebet kiminle?
MENDERES: Onu bırakalım Reis Bey (gülüşmeler)...


MENDERES AÇIKLIYOR

"Kasadaki çıplak kadın resimlerini Koraltan getirdi"

İkinci oturum:
31.10.1960
BAŞSAVCI: İnkılabı müteakip Başvekalet'te bulunan kasalar birer birer açıldı. Bir kasanın üzerinde "Tarihi vesikaları muhtevidir" yaftası yapıştırılmış olduğu için açılması hususunda tereddüt vardı. Kasa açıldı, içinden bir zarf çıktı. Acaba içinde ne vardı: Yumuşacık bir zarfta ne olabilirdi? Belki bu Atatürk'e ait bir hatıra mı idi? Heyecanla zarf elden ele dolaştırıldı. Nihayet açıldı. İçinden çıkan, maalesef bütün heyet azalarının tüylerini diken diken etti. Şimdi zarfı açıyorum. (Hakimler heyetine göstererek) Bu, bir kadın külotudur. Ala küçük olduğuna bakılırsa pek genç yaşta bir kadına ait olacak. Bu fotoğraflar kim bilir hangi kadın tarafından bırakılmıştır. Ya bu küçük kutunun içindeki çıplak kadın resimlerine ne diyelim? Herhalde Menderes'in kadınsız kaldığı günlerde teyemmümüne yardım edecektir. Şimdi Menderes'in Meclis'te bulunmayışının asıl sebebi öğrenilmiş oldu.
BAŞKAN: Şu eşyayı alın da bana verin.
(Bu aşamada Menderes'in avukatı Burhan Apaydın devreye giriyor ve müvekkiline bu konunun sorulmasını engelliyor. Mahkeme konunun davayla alakasız olduğuna hükmedip sanığa sorulmaması kararı veriyor.)
BAŞKAN: Alın götürün bunları... Başka davada lazım olur. (Gülüşmeler)
(Konu, 6. Oturum'da, esas hakkındaki mütalaasını okuyan Başsavcı Yardımcısı tarafından yeniden gündeme getiriliyor.)
SAVCI: Devletin gizli evraklarının saklandığı bir kasaya "Tarihi hatıralar" yaftası yapıştırılıp içinde her biri bir günahın delili sayılabilecek mahiyette kadın çamaşırları, müstehcen resimler saklanmasının hangi ruhi sapıklığın eseri bulunduğunu belirtmekten haya duymaktayız. (...) Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir vatandaşa kimsenin çatmaya hakkı yoktur. Ancak, bir saat önce metresinin yatağından kalkan ve şakakları viski terleyen sarhoş bir adam karşımıza geçip de "Bu mübarek günde oruçlu ağzımla sizi mi kandıracağım" gibi laflar etmeye kalkışırsa artık bu sahtekarlığın yüzüne vurulması farz oldu demektir. (...) Şehvetini tatmin sırasında bir komiseri kapı beklemeye zorlayan ve onu bu derece haysiyetsiz bir işte vazifeli sayan Menderes'in, Türk zabıtasını müstebit amaline sevketmesi işten bile olmamıştı.
MENDERES: Soruşturma esnasında kendileri ile müşerref olduğum, şeref duyduğum, çok nazik ve kabiliyetli bir zat olarak kısa bir zamanda tanıdığım, şimdi yüksek iddia makamını işgal eden muhterem şahsiyetin niye böyle bir azm ile mütehalli olduğunu çözmeye imkan yoktur. (...) Soruşturmada kendisiyle karşı karşıya oturduğum zaman sigara içtik, yanında arkadaşları da vardı. Dedim ki, "Kasada birçok resimler var, baktınız mı?" "Evet" dediler. "Küçücük resimler", onun hikayesini anlatayım. Bir gün Refik Koraltan elinde küçük bir oyuncakla geldi, gösterdi ve baktık. Bıraktı gitti. Atamadım, satamadım, oraya koydum. Bunlar müstehcen resim değildi, küçük aletlerle gösterilen artistik resimlerdi. Bütün evlerde tablo diye kullanılabilir.
İkincisi sanmıyorum ki kendileri "Hayır" desinler, şerefli bir hakimdirler. Bana "Aman onu bulduğumuz ne iyi oldu, bütün bu evrak içinde bunaldığımız zamanlarda onlarla meşgul olarak vakit geçiriyor, eğleniyoruz" dediler.
BAŞKAN: Bu küçük resimleri Refik Koraltan sonradan istemedi mi? O büyütücü aleti sizden tekrar istemedi mi?
MENDERES: Gayet ehemmiyetsiz şeylerdi.
BAŞKAN: Görülmüş şey değil, herkeste bulunmaz.
MENDERES: Bıraktı gitti beyefendi. Bir suç değil. Benim bu resimlerle, bilmem nelerle filan alakam yoktur. Ama bendeniz çok muhterem şahsiyeti haiz beyefendinin bundan latif, zarif, kibar, nazik olarak "Aman ne iyi oldu, hepimiz yoruldukça ona bakarak vakit geçirdik" demesine mukabil şimdi "Müstehcen" demelerine üzülüyorum. (Savcıya hitaben) Beyefendi resimler müstehcen mi idi?


ÖRTÜLÜ ÖDENEK DAVASI

Sevgilisinin boşandığı kocasına para yardımı

Yassıada tutanakları arasında Aydan-Menderes ilişkisi açısından en şaşırtıcı ayrıntı "Örtülü Ödenek Davası" dosyasından çıkıyor.
Çünkü Menderes'in örtülü ödenekten yaptığı ödemeler arasında Ayhan Aydan'ın boşandığı eşi Ferit Alnar'a uzunca bir süre boyunca belirli aralıklarla ciddi yekün tutan ödemeler yapıldığı anlaşılıyor.
Ödemeler 1951'de 3 bin lira ile başlıyor.
1952'de yine 3 bin lira veriliyor.
1953'te 707 dolar karşılığı 2 bin lira...
Aynı yıl "Almanya'ya döviz" için 2 bin lira daha...
1954'te 6 bin 500 lira...
Sonra Ferit Alnar'ın babası Ragıp'a bin lira...
1955'te 500 lira...
1959'da 2 bin 163 lira...
__________________
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
Tanrıkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 10:31.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56